|
|
N0.: 1351 Tarih: 08.02.2008
Saat: 16:07
Kaleme alan: Kazım
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
HUN İMPARATORU ATTİLA'NIN
LİDERLİK SIRLARI
Yazar : Prof.
Dr. WESS ROBERTS
Yayınevi :
İlgi
Yayıncılık
Baskı :
İstanbul / 1993 / 138 shf.
1- ATTİLA'YI ARARKEN"Büyük Hun
Hükümdarı"
- Attila'nın
neş'et ettiği toplumun yapısı,
daha çocukluk devresinde iken mümeyyiz
sıfatlara sahip olması
anlatılıyor.
- Romalılara
esir düşüyor, amcası onun
karşılığında Romalı
soylu bir çocuğu esir alıyor.
-
Attila, saraydayken Romalılara olan nefreti
artıyor, daha sonra mücadeleyi
bırakıp onların iç ve dış
politikasını öğreniyor.
-
Hunların arasına dönüyor, komutanlarla
iyi ilişkiler kurarak yükseliyor,
onların kolay ganimet elde etme
arzularını kamçılayarak
onların
bağlılığını
sağlıyor.
- Attila'ya halk
"Tanrının
kılıcı" diyor. Hunların
başına geçiyor.
- Hunlarla
ortak hedefler tayin ediyor ve savaşlar
dönemi başlıyor.
-
Hayatında sadece bir yenilgisi
var.
- Bu yenilgiden ders alarak Roma
üzerine yeniden yürür ve harp başlamadan
evvel Papa ile görüşür. Bu görüşmeden
sonra savaş yapmaya gerek duymadan ordusunu
çeker.
2. ROMA SARAYINDA "Liderlik
Nitelikleri"
- Liderleri
yetiştirmenin hızlı yolu yoktur.
Hunlar öğrenciliği asla bir kenara
bırakmadan asla yeni görüşlerin, bildik
yöntemlerin üstünde olmadıklarını
öğrenmelidirler.
- Komutanların
kendileri için birer yetenek haline getirmeleri
gerekli olan nitelikler.
*
Bağlılık-Bir Hun herşeyden
önce sadık olmalıdır.
Başkalarıyla aynı fikirde olmamak
sadık olmamak değildir. Umumi fikre
katılmayan bir Huna, herkesin yararı
için kulak verilmelidir.
*
Cesaret
* Arzu-Zayıf komutan,
komutan olmak istemeyen kişidir.
Savaşçılarımız, görevlerini
yerine getirmeye gönüllü olmadıkları
mevkilere getirmemeliyiz.
* Duygusal
Güç
* Fiziksel Güç
*
Sezgi
* Kararlılık
*
Tahmin
* Zamanlama
*
Rekabetçilik ruhu olmayan lider zayıftır
ve en ufak bir sorun karşısında
kolaylıkla pes eder.
* Özgüven-
sahip oldukları özgüveni aşan bir
liderlik görevi üstlenenler astlarına ve
üstlerine bunu hissettirirler. O yüzden zayıf
liderler ve yararsız komutanlar olurlar.
* Sorumluluk- kendisine ve
astlarının
davranışlarının
sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenmek,
liderliğin temelidir.
*
İnanılırlık
*
Israrcılık- Zayıf insanlar ancak
işler kendi istedikleri gibi gittiği
zaman direnirler. Güçlüler, herkes kendilerini
bıraksa da, yenilgi ve cesaretini yitirme
karşısında da direnir ve ısrar
ederler.
* Güvenirlilik- Bir
komutanın tüm koşullarda
sorumluluklarını yerine
getireceğine güvenmiyorsanız, bu
sorumlulukları ondan alın. BEN TÜM
KOMUTANLARIMIN HAREKETENİ DENETLEYEMEM. Genç
komutanlar üst ve astlarının
kendilerinin liderliğine güvendiğini
bilmelidirler. Bu komutanlar kendilerine
sorumluluk verildiğini bilmeli ve kendilerine
güvenildiğini akıllarından
çıkarmamalıdırlar.
*
Koruyuculuk- Astlara yol göstermeli, onları
yetiştirmeli ve
çalışmalarından ötürü
ödüllendirilmelidirler. Ceza ancak son çare olarak
düşünülmelidir.
3-
LİDERLİK ARZUSU: " Baş
Olmayı İstemelisiniz"
*
Liderlik etme arzunuz sabırsız
zorlamalarla gerçekleşemez.
Hazırlıklı ve deneyimli olmak,
liderlik arzularınıza gem
vurmanızı gerektirir.
*
Alın teri daima ilhamdan önce
gelir.
* Sorunlar ve muhalefet
karşısında bile ısrarlı
olmalısınız.
* Yetenekli
rakiplerinizin ya da astlarınızın
mevkiinizi tehdit ettiğini
düşünmemelisiniz. Tam tersine zeki
davranıp, bir komutan ancak güçlü astlar
yoluyla başarıya
ulaşacağını
düşünerek,yetenekli yardımcılar
seçmelisiniz.
* Başarılı
olma ihtirasınız olmalıdır.
* Doğal davranmalı,
mevkiinizin size getirdiği sahte bir gurura
kapılmamalısınız.
4-
LİDERLİK MEVKİİ:
"Liderliğin
Sorumlulukları"
Attila,
görünüşte çok basit olan ilkeleri uygulayarak
dağınık kavimleri güçlü bir ulus
haline getirdi.
* Liderler, emirlerindeki
astlar arasında morali, dürüstlüğü ve
adaleti sözlerle değil de hareketleriyle
yerleştirirler.
* Liderler,
astları ve üstleri arasında yüksek bir
güven duygusu
oluşturmalıdır.
*
Liderler, görevine bağlı olmayan
kişilere asla hoşgörü
göstermemelidir.
* Komutanlar ve
astları, üstlerine düşeni bilmelidirler.
Bu bilgi olmaksızın onlardan görevlerini
yerine getirmelerini nasıl
bekleyebilirim?
* Komutanlar,
başarılan şeylerin beklenen
işler olduğunu anlayabilmek için
sık sık Hunları
denetlemelidirler.
* Başarı,
her çeşit düş ve cesaret
kırıklığını yenen
muazzam zorlu bir çalışmanın
sonucundur. Başarıya karmaşık
strateji ve taktiklerle değil, ancak
görevinizi sürekli yerine getirerek ve
liderliğin sorumluluklarını
uygulayarak ulaşabilirsiniz.
5-
OBADA HUZUR: "Moral ve
Disiplin"
* Disiplin baskı
değildir. Hunlardan beklenen doğru
davranışların kendilerine
öğretilmesidir.
* Hunlar her zaman
disiplini hoş
karşılamayabilirler.
* Disiplin
kişiliğin kaybı anlamına
gelmez.
* Akıllı komutanlar
gereksiz derecede sert ya da fazla esnek
disiplinin Hunların moralini
bozacağını bilirler.
6-
AQUİLEİA'DAKİ
KEHANET"Kararlılığın
Temeli"
Harekete geçmenin en uygun
anını sabırla beklemek kaderin
tecelli etmemesini sağlar.
*
Akıllı bir komutan, astlarına kendi
düzeylerine uygun kararları verme
ayrıcalığını
tanımalıdır.
*
Kararsızlık, mevkiin sorumluluğunu
kabul etmemek ve yenilgi anlamına gelir.
* Mükemmel karar çok azdır. En iyi
kararlar, mantıklı seçenekler
arasından sağduyuya en yakın
olanıdır.
* Kararınız
için destek ararken karşınızdakini
gereğinden fazla ikna etmeye
çalışıyorsanız,
kararınız genellikle kötüdür.
*
Karar vermenin belki de en önemli öğesi
zamanlamadır.
*
Kuşku,olgunlaşmamış kararlar
vermede önemlidir. Komutan, kararını
veremiyorsa meseleyi yeniden
tartmalıdır.
* Komutanlar,
astların vermesini istedikleri kararı
onlara bırakmalıdırlar.
Astları adına karar veren komutanlar,
genç komutanların öğrenme ve deneyim
yoluyla gelişmelerine engel
olurlar.
* Zayıf komutan,
yöneleceği korkusuyla karar verirken
duraksayandır.
* Kapasitelerini
aşan mevkiiye yükselmiş komutanlar
genellikle karar verirken kuşkuya düşer
ve kararı ertelerler.
* Komutanlar
verilmiş bir kararın
doğruluğunun zamanla
değişebileceğini
bilirler.
* Başkalarının
kararlarını eleştirmek değil
kendi kararınızı savunmak cesaret
ister.
* Bazen en iyi kararlar sorunun
getirdiği duygusallığa
kapılmadan verilendir.
* Bir komutan
görev olmaksızın zor durumlarda ne
yapacağını
bilemez
SAVAŞ GİYSİSİ
VE ZIRHI:
" Komutanlar Kendi
Hunlarına Hasıl Görünüyorlarsa
Öyledirler."
* Bir komutanın
giysileri, geleneksel ve hafifçe
ayrıcalıklı olabilir.
*
Yabancılarla görüşürken ya da
obanızı yönetirken
barışçı giysiler içinde
olmanız uygundur.
* Gösterişli
görüntüler nefrete sebep olur.
* Soylu
görünen bir komutan, hem hunlar, hem de
düşmanlar tarafından soylu bir
davranış görür.
8- SAYGI:
"Saygı Göstermek ve
Görmek"
Bir komutan Hunlarından
ve düşmanlarından saygı görmüyorsa,
zayıf sayılır ve sahip olduğu
rütbeyi haketmiyordur.
Saygı
korkudan doğuyorsa, hizmet etmekte
isteksizliğe neden olur; otoriteye ve amaca
karşı pasif direnişle
sonuçlanır.
* Saygıyı hak
eden komutan, onu sadece
ayrıcalığı için
istemeyendir.
* Kendinize de,
başkalarına da sabır
gösterin.
* Astlarınıza gereken
ilgiyi gösterin. Onlara karşı bunu
yapmazsanız onlardan saygı
göremezsiniz.
9-BİR HUN OLMAK:
"Gelenekler"
Gelenekler
kişilere değil, uluslara
aittir.
* Tek ataya ve ırka dayanan
bir ulus zayıftır.
* Asla
kendimiz için anıtlar
dikmemeliyiz.
10- SEYİSLER:
"Yetki Verme Sanatı"
*
Komutanlar doğrudan kendi hareket ve
ilgilerini gerektiren sorumlulukları asla
başkalarına
yüklememelidirler.
* Bir komutanın
devredebileceği uygun sorumluluklar, göreve
en iyi çözüm getirecek en yetenekli asta
verilmelidir.
* Akıllı
komutanlar, görev verdikle kişiye aynı
zamanda yetki ve sorumluluk da
verirler.
* Değerli komutanlar,
görevlerinin hepsinde, bu görevler astlara bile
vermiş olsa, hükümdarına karşı
tüm sorumluluğu üstlenirler.
* Bir
astınıza bir görev verdiyseniz,
onların yetki ve sorumluluklarına
karışmayın. Buna yetki vermek
dendiği gibi, böylesine göstermelik bir
yetki, astlarda öfkeye de sebep olur.
*
Görevlerinizin tüm sorumluluğunu tek
başınıza
taşıyamayacağınızı
kabul edin.
* Başarılı bir
komutan, astlarını yetiştirmek,
görevini yerine getirmek astlarına
güvendiğini gösterip onların
bağlılığını
sağlamak için en deneyimsiz astına bile
yetki verir.
* Komutanın çevresinde,
yetki verirken kendini rahat hissedeceği
astlar olmalıdır. Yoksa, hem kendisinin
hem de onların görevlerini yapmaya
başlar.
* Bir komutan kendisine
verilen sorumluluğu elinden geldiğince
iyi yapmaya çalışan bir astını
asla
cezalandırmamalıdır.
*
Astlarınızı, verdiğiniz
görevleri nasıl yerine göstererek
yetiştiremezsiniz.
*
Akıllı bir komutan etki gücünü ve
yeteneklerini ancak yetki verme sanatı
yoluyla geliştirebilir.
11.
GANİMET: "Hunlarınızı
Ödüllendirirken"
* Bir Hunu
kendisinden beklenenin daha azını
gerçekleştirdiği zaman asla
ödüllendirmeyin.
*
Hunlarınızı doğru
yaptıkları her iş için de
ödüllendirmeyin.
* Kolay görevler için
küçük ödüller verin.
* İyi Hunlara
vakit ayırıp onları
övün.
* Hunların aileleri ile
ilgilenin, dükkanlarının durumunu sorun,
size sadık ve ihtiyacı olanlarla
zenginliklerinizi paylaşın. Bir gün
gerekirse, sizin peşinizden cehenneme bile
gideceklerdir.
* Asla bir Huna sizin için
kişisel değeri olmayan bir ödül
vermeyin.
12- İÇ SAVAŞLAR:
"Kavimlerdeki Hile ve
Şeytanlık"
* Hunlara çok
fazla boş vakit tanımayın, bu
boş zamanlar huzursuzluklara neden
olur.
* Suçsuzları asla
suçlamayın, yenilgiyi onların
omuzlarına yüklemeyin.
*
Başkalarının
başarılarından ilgisi olmayan
kişilerin pay koparmalarına asla izin
vermeyin.
13-
"Düşmanınızı
Akıllıca Seçin"
* Hükümdar
bile olsanız, herkesin sizinle aynı
fikirde olmasını beklemeyin.
*
Sizinle hemfikir duruma getiremeyeceğiniz
kişilerle duygusal enerjinizi boşuna
harcamayın; onları daha etkili yollardan
fethedin.
* Astınıza yetki
verip sonra o görevi kendiniz yapmaya
kalkışmayın. Aksi halde
astınızı kendinize düşman
edersiniz
* Mantıklı bir neden
olmadan öfkelenip sinirlenmeyin.
14-
YENİLGİDEN SAĞ ÇIKMAK:
"Yarın Yeni Bir
Gündür."
" En değerli
amaçlara çok zor
ulaşıldığını
unutmayın. Zafer kolay
kazanılıyorsa kendi isteklerinizin
değerli olup olmadığını
sorgulamalısınız.
15-
ATTİLA VE PAPA: "Pazarlık
Sanatı"
* Asla hakem tayin
etmeyin; bu üçüncü bir kişinin sizin
kaderinizi belirlemesidir. Böyle bir seçim
zayıfın yararına olur.
16- GEÇİP GİDEN KERVANLARIN
KALINTILARI: "Alınan
Dersler"
Hiçbir radikal
değişiklik kolay değildir. Böyle
bir değişiklik geleceği tahmin
ederken geçmişi
değerlendirmediğimiz zaman
gereklidir.
* Geçmişimizin
beceriksizliğini bir kenara
bırakırken karşımıza
çıkacak tehlikelerin en büyüğü, tüm
hunların iyiliği için yeni bir yol çizen
hükümdarınıza tüm kalbinizle destek
olmamanızdır.
17- GERİYE
KALAN: "Soylu Bir
Elveda"
Göreve geldikten bir süre
sonra yeni komutan astlarının,
üstlerinin ve kendi düzeyindeki
arkadaşlarının gözlerinde ya büyür
ve da küçülür. Komutan yetkisini iyi
kullanırsa, bir bağlılık ruhu
gösterirse tüm sorumlulukların yerine
getirilmesini temin ederse yücelir.
*
Akıllı bir komutan, zamanın dolup
yerine yeni birinin geleceği gün için
hazırlık yapar.
* Ayrılan
komutan, kendi yerine gelen Komutanın Hunlara
iyi hizmet edeceğine
inandığını dile getirmeli,
belki de geçmişe geçmişe kıyasla
daha iyi olacağını
belirtmelidir.
* Ayrılan komutan
asla geri dönüp bir zamanlar hizmetinde olan
Hunları etkilemeye
çalışmamalıdır. Hunlardan
böyle bir istek gelse bile böyle bir hareketin
sıkıcı sonuçları olabilir. Bu
çeşit istekler geri çevrilmeli, eski komutan
Hunlara yeni komutanlarından yardım
istemelerini söylemelidir.
* Eski komutan
ne tür koşullar altında görevinden
ayrılırsa ayrılsın, yeni lider
onun hakkındaki konuşmalara izin
vermemelidir. Durum ne kadar şerefsiz olursa
olsun bitmiştir. Kötü sözler söylemek
geçmişteki olayları
değiştirmez.
NOT:Alıntıdır.
|
|
|
N0.: 1352 Tarih: 08.02.2008
Saat: 12:04
Kaleme alan: özgür
, erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
sevgili hacı anbi bir tek dışarda
olupta viski içen siz degilsiniz ve size
şahsi bir atıf değil lütfen bunu
yanlış anlamayın ama amaç üzüm
yemek degil bağcıyı dövmek olunca
böyle alel acele ve hızlıca
yazılmış bir destek olmaya
çalıştım ama neden sadece siz
alınıyoursunuz onada ben
kızdım
dedigim gibi üzüm yemek
isteyen buyursun....
Rakı derken bu bir
teklifmi ......
|
|
|
N0.: 1353 Tarih: 08.02.2008
Saat: 10:27
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Can Özgür, adı
güzel,
Aşağıda duruma
eleştirisel yaklaşanların hepsi
Ülkede yaşıyor sadece ben kilometrelerce
uzaktayım.Benim yaptığım da
eleştiri değil sadece bir uyarı
idi. Kırıcı olduğumu
düşünmüyorum.
Bana gelince,öyle içki
masalarında viski içerek memleket
sorunlarını tartışan biri
değilim.Halen aktifim.Bütün yaşamım
boyunca içtiğim viski sayısı üç
bardağı geçmemiştir. Eğer bana
diyorsanız yanılıyorsunuz.Viskiden
hoşlanmıyorum. Rakı deseydiniz emin
olun ses çıkarmazdım. Ayıp
değil.
Ayrıca ülke içinde
yeterli olmasada gereken mücadeleyi
verdiğimizi düşünüyorum. Eğer
iyiden, güzelden yana,hak ve adalet için
birşeyler yapmak gerekiyorsa, siz gençlere
iş düşüyor demektir.
Bazı
kurallar var, uyulmasında yarar vardır
diye düşünüyorum gerisi sizlere
kalmış...
Şimdiye kadar ne
olduysa oldu. Bundan sonra dikkat edersek iyi
olur.
İnsanlarımızın
doğruyu göstermesinde gücenecek bir şey
yok.
Eminim hepiniz
pırıl,pırıl gençlersiniz
hepinizi seviyorum.
Şu ata sözümüzü
unutmayalım.
"Bana bir harf
öğretenin kulu kölesi olurum".(Hazreti
Ali)
Saygı ve
sevgiler
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 1354 Tarih: 08.02.2008
Saat: 09:50
Kaleme alan: özgür
, erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Fatma Sapmaza Tanrıdan rahmet ailesi ve tüm
sevdiklerine başsağlığı
dilerim....
Sevgili kazım
yazılarını ilgi ile takip ediyorum
birde insanlar başka başka isim
altında eleştiri yapmaya
çalışmışlar ama biri matamatik
hesapında yanlış yapmış
digeri kendi yazılarını kaynak
larını belirtsin önce sonra kaynak
arasın yada bu işi yapan iyi bir site
biliyorum bunun adını isteyen varsa
www.google.com
ayrıca oturdugu yerde
viski içerek ve türkiyeden yüzlerce km
uzaklıkta ülke sorunlarını
tartışan insan lar seni nasıl
eleştirebilir
selam eder
yazılarının devamıın
dilerim .....
ÖZGÜR ERBAŞ
|
|
|
N0.: 1355 Tarih: 07.02.2008
Saat: 23:01
Kaleme alan: SİNAN
, ÖZDEMİR
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Fatma Sapmaza Tanrıdan rahmet ailesi ve tüm
sevdiklerine başsağlığı
dilerim.Sinan Özdemir
|
|
|
N0.: 1356 Tarih: 07.02.2008
Saat: 19:14
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Den Haag
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Fatma Sapmaz'ın ölümüne üzüntülerimi bildirir
kalanlara sabır temenni
ederim.
Saygılarımla
Hac
05; Ercan
|
|
|
N0.: 1357 Tarih: 07.02.2008
Saat: 19:09
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Kazım Erbaş,
Geç de
olsa yazıların alıntı
olduğunu belirtiyorsunuz ama kaynak
belirtmiyorsunuz!Bu da bir
eksiklik.
Elbette, belirttiğiniz
gibi bu site kimsenin malı değildir ama
şunuda bilmeniz gerektiği
kanısındayım kural koyucu siz
değilsiniz...
Lütfen
yanlış
anlamayınız!
Kimseyi
kırmak gibi bir düşüncemiz
yoktur.Dilediğiniz yere dilediğiniz
yazıyı yollayabilirsiniz, bu sorun
teşkil etmez. Yalnız, yazılara
müdahele edildiği zaman bu da sizin için
sorun teşkil etmemeli.
Emin olunuz
ki burada hiç bir kimse kimseyi özel olarak
kırmak gibi bir niyet
taşımıyor. Özellikle benim öyle bir
durumum söz konusu olamaz . Çünkü; gençlerimizin
neredeyse büyük çoğunluğunu
tanımıyor,kim olduğunu
bilmiyorum.
Sevgili Şükrü Baran, her
zaman aynı hızlılıkta
olamıyoruz malum başka işlerimiz
oluyor. Yoksa uyarabilirdik.
Sevgili
Kazım,
Aşağıda
yazdıklarınızla
çelişiyorsunuz.
Neden diye sormanız
meseleyi
uzatır.
Yazdıklarınızı
; tekrar okumanız kafidir.
Sevgili
Ümit,
Levent Bozdağ o yazının
Yılmaz Özdil'e ait olduğunu
belirtmiş.
O yazıya yorum yazarken
FORUM sayfamızda yazdım.
Politik
düşünceler, "RTE Taşı"
başlığı altına
ekledim.
Sevgili Akdoğan
,uyarınız için teşekkür ederim.
Müdahalede geç kalmamaya
çalışıyorum.
Yazılanl
ar aynen duruyor.
Lütfen daha dikkatli
olalım...
Hepinize saygı ve
sevgiler
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 1358 Tarih: 07.02.2008
Saat: 18:10
Kaleme alan: Kazım
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bu arada Fatma SAPMAZ'a Allah'dan rahmet kederli
ailesine baş sağlığı
diliyoru.Allah mekanını cennet
eylesin,taksiratını afettsin.
|
|
|
N0.: 1359 Tarih: 07.02.2008
Saat: 18:03
Kaleme alan: Kazım
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Herkese iyi günler benim gönderdiklerim
alıntı hikayedir.bunu belirtmediğim
için herkesden özür dilerim.Bu site hiç kimsenin
kendi şahsi sitesi değildir.bu forum
dalakcılıların birbirlerine selam
söylemesi ve halini hatırını
sorması gerekli forumdur.Bu formda kimse
siyasi görüşünü belirtmesin.B formda siyasi
görüş belirtildiği sürece ben buraya
kısa hikaye ve bilgi vermek amaçlı
alıntılar yollamaya devam
edeceğim.Şunu tekrar belirteyim ki bu
forum siyasi amaçlı değildir.Sadece
gurbetteki dalakcılıların
birbirleriyle özlem gidermesi gerekli bir
forumdur.bunu anlayın lütfen.Yapılan
bütün eleştirilere açığım
lütfen birazda siz anlayışlı
olun.......
|
|
|
N0.: 1360 Tarih: 07.02.2008
Saat: 17:23
Kaleme alan: Kazım
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
ACI AMA GERÇEK
Bugünlerde... Mallarimiz
artti, keyfimiz azaldi. Daha büyük evlerde
kaliyoruz ama daha küçük ailelerde yasiyoruz.
Konforumuz artti ama zamanimiz daraldi. Diplomamiz
bol ama sagduyumuz az. Uzmanliklar artti ama
sorunlar çogaldi. Ilaçlar çogaldi, hastaliklar
artti. Sorumsuzca para harciyoruz ama az
gülüyoruz. Trafikte çok hizliyiz ama çabuk
parliyoruz. Aksam geç yatiyor, sabah yorgun
kalkiyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon
seyrediyoruz. Varligimizi arttirdik ama
degerlerimizi yitirdik. Çok konusuyor ama az gönül
veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayi
ögrendik ama yuva kurmayi beceremedik. Hayata
yillar ekledik, yillara hayat katamadik. Aya kadar
gidip dönmeyi biliyoruz ama komsumuza geçmek için
karsiya geçmiyoruz. Uzaya ulastik ama ruhun
derinliklerine inemiyoruz. Havayi temizledik ama
ruhlari kirlettik.Atomu parçaladik,
önyargilarimizi yikamadik. Çok yaziyor ama az
gelisiyoruz. Daha çok plan yapiyoruz ama daha az
sonuç aliyoruz. Acele etmeyi ögrendik ama sabirli
olmayi asla... Gelirimiz artti, karakterimiz
zayifladi. Tanidiklar çogaldi, dostlar eksildi.
Çabalar artti ama mutluluklar azaldi. Bilgisayar
aglari kuruyoruz, bilgi otoyollari insa ediyoruz
ama kendi aramizdaki iletisimde zorlaniyoruz.
"Dünya Barisi" der, silahlaniriz! Daha
mutlu olmak için "somurtarak" çalisiriz.
Yani bugünlerde... Eve çift maasin girdigi ama
çiftlerin bosandigi... Güzel evlerin yuva
olamadigi... Kisa seyahatlarin, kagit mendil gibi
iliskilerin... Yika çik gönüllerin, tek
geceliklerin... Kilo dertlerinin ve her derde deva
vitaminlerin... Vitrinlerin dolu ama gönüllerin
bos oldugu... Günlerde yasiyoruz!
|
|
|
N0.: 1361 Tarih: 07.02.2008
Saat: 17:17
Kaleme alan: ŞAHİN
, GENÇ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
SEVGİLİ KARDEŞİM YÜKSEL
ANNENİZİN VEFATINI DUYDUM ALLAH RAHMET
EYLESİN BAŞINIZ SAĞOLSUN MEKANI
CENNET OLSUN ŞAHİN GENÇ ve
AİLESİ
|
|
|
N0.: 1362 Tarih: 07.02.2008
Saat: 15:48
Kaleme alan: ÜMİT
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili
Akdoğan...
Düşüncelerine
katılıyorum,uyarırken belki bazen
kırıcı olabiliyoruz,bundan mümkün
mertebe kaçınmak
lazım...
Sanıyorum
başlangıçta "Zehir Hafiye"
misali bu işi Hacı Abi ile birlikte
biraz ben başlatmış oldum ama
şimdi düşününce acaba iyi
yapmamışmıyız
diyorum.!?
Şükrü
arkadaşımızın da kırmama
niyet ve amacında olduğuna
inanıyorum...
Gerçi Kazım ve
Levent'in yazılarının
alıntı olduğu apaçık ortada ve
altında alıntı olduğuna dair
bir ibare de yok,yok ama olmamasına
rağmen ben bunu kasıtlı olarak
yapmadıklarına eminim, kesinlikle bir
dalgınlık sonucu olmuştur diye
düşünüyorum,
Hacı Abi nin de böyle
düşündüğüne eminim,aksi olsa gerekli
müdahaleyi yapardı,emin
olun..
Aslında bu işi zaman,zaman
profesyonelce yapanlar var onlara göz
açtırma-sanız-sak daha iyi ederiz diye
düşünüyorum..
Sevgiler...
N
OT : Bu arada Fatma SAPMAZ'a Allahtan Rahmet
Geride kalanlara
başsağlığı
diliyorum,Allah rahmet eylesin...
|
|
|
N0.: 1363 Tarih: 07.02.2008
Saat: 14:12
Kaleme alan: Akdoğan
, DEMİREL
Katıldığı
şehir veya ülke: İZMİR / TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Fatma Sapmaza allah'tan rahmet,kalanlara
baş sağlığı
diliyorum
Şükrü bey
görüşlerinize katılıyorum,
yalnız buraya katılanlarında medeni
cesaretlerini kırmamak,ve daha doğruya
yönlendirmek gerektiği
inancındayım. Zaten neyin
alıntı, neyin çalıntı
olduğu kabak gibi ortadayken, yazanın
kendi farkındamı sorusunu sorması
gerekiyor. Sonra bazı
arkadaşlarımızda takvim
yaprağından alıntıları
açıklamadan yazdı. Eleştrler oldu,
kişleri küstü, ufakta olsa
kırgınlıklar oldu. Sevilen bir
yazının paylaşımından
daha doğal ne olabilir. Kaynak
belirtmeyişlerinide hata kabul etsek, Zaten
hiç biride benim görüşlerim diyede
bahsetmiyorlar.
Zaten yönetimde 32
altın kural derken, aklıma bizi
yönetenler geldi. acaba 32 altın
kurallamı 32 farzlamı yönetilmek
isteriz. 9 ışık doktrinide
kattımıydı tatında yenmez
valla.
Herkese selam ve
sevgiler.
Akdoğan
DEMİREL
|
|
|
N0.: 1364 Tarih: 07.02.2008
Saat: 12:46
Kaleme alan: Şükrü
, Baran
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Şu feleğin işine bak
Kazım E. Yine döktürmüş
ne
yazmış be abi Word'da yazılsa
neredese 4-5 sayfa (A4) buraya neredeyse imla
hatası yapmadan kaleme almış. Bu
yazıyı yazabilmek için kaçtane tuşa
basmıştır.
İsim yazmak
için 13 tuş
Mail yazmak için 21
Tuş
sonra başka bir sayfaya geçer
yazıyı bulur.
CTRL ve A tuşu
yok bence fare ile daha kolay fare sol tuş
yukarı veya aşağı çek sağ
tuş kopyala
sayfaya dön CTRL ve V veya
fare sağ tuş
yapıştır
gönder i
tıkla.
seni sevenler döktürmüş diye
sevsin/sevinsin bakın levent bey de
birşeyler aktarmış ve altına
ufak bir not yazı felancanın bu kadar.
kazım ise döktürüyor alim allah.
neyse
amacım kimseyi kırmak değil sadece
yönlendirmek, ne yapayım ben Ali Bozdağ
gibi diplomatik bir yazıyla Radyo konusunda
bilgi verenlere link verip yazıyı buradn
almışsın biliyorum, bildiğin
birşey varsa beri gel dercesine teşekkür
ederim diyemiyorum.
Buraya yazılan
yazıları kontroldan sorumlu
arkadaşdan rica ediyorum lütfen silmeyın
ki kasıtsız olanlar kaynak göstemesini
öğrensin. Kasıtlı olanlar bizlerin
aptal olmadığını
görsün.
Sevgiyle Kalın
|
|
|
N0.: 1365 Tarih: 07.02.2008
Saat: 10:43
Kaleme alan: Tacettin
, SAPMAZ
Katıldığı
şehir veya ülke: Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Fatma SAPMAZ'a Allahtan Rahmet Geride kalanlara
başsağlığı
diliyoruz....
C.Tayyar SAPMAZ adına
oğlu
Tacettin SAPMAZ
|
|
|
N0.: 1366 Tarih: 07.02.2008
Saat: 06:43
Kaleme alan: özgür
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili kazım yazılarını
dikkatle takip ediyorum ve çok hoşuma gidiyor
ama eksik bir seyler var kendinden ve aile
efradından bir haber yazsan altına küçük
bir not sevinirim hiç olmazsa günde bir defa
burayı açıp akrabalardah haber
alıyorum iyi oluyor nw yalan söyleyin neyse
kendine iyibak dediğim gibi arasıra
küçük not yazarsan sevinirim
|
|
|
N0.: 1367 Tarih: 06.02.2008
Saat: 19:20
Kaleme alan: Kazım
, Erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL
KURAL-
1
Başarınızı en fazla
etkileyecek kişiler seçin; onları
doğrudan etkileyecek ,kişisel Kitap
olarak ve sürekli irtibat halinde
bulunun
Bu kitabın iki hedefi var;
Önce herkesin , meslek hayatında
sık sık yaptığı
hataları göstererek uyarılarda
bulunmak
İkincisi ,yönetimde 32
altın kuralı , özellikle iş
hayatında fazla tecrübesi olmayan genç
kadın ve erkekler için
yazdım.
Her işte , kilit
noktası olan kişiler vardır. sizi
engelleyebilecek , ya da başarıya
itebilecek tanıdık kişiler...Bunlar
sizi bazen zirveye çıkarır , bazen
mahveder.
İş hayatında iki
tür tanıdık ayırt
edilir:
Kendi düzeyindeki
tanıdıklar:Gücünüzü kaybetmeden
bulduğunuz mevkide kalmanıza yardım
ederler.
Yüksek düzeydeki
tanıdıklar: İlerlemenize
yardımcı olurlar
İş
ilişkileri, evlilikten çok aşk
maceralarına benzer. Çiçek açar ve solar.
Bazen tekrar çiçek açtığı, yada
tamamen öldüğü olur
KURAL-
2
Şu andaki durumunuzun, yarın
hatta bugün değişmeyeceğini
sanmayın.
İş hayatı,
elinizde tuttuğunuz bir prizmaya benzer;
Görüntü sürekli olarak
değişir.
İş
hayatındaki çalkantılar sizi pasif
olmaktan kurtarır, fırsatlar
yaratır. Bunlar bir bakıma,
işinizin tuzu biberidir.
Seçiminizi
yapın. Kırk yılda bir
değişiklik görülen mesleklerden birini
seçebilirsiniz yada her telefon
konuşmasının, her gelen mektubun
küçük bir serüven anlamına geldiği bir
iş bulabilirsiniz. Ama işlerin hiç
değişmediği bir meslek
bulamazsınız.
“İşler
hep aynı!..” deyişi, gerçekle
çelişkiye düşmektedir. İşler
asla hep aynı değildir.
KURAL-
3
Mesleğiniz ne olursa olsun,
kendinizi bir satıcı olarak
görün
İş hayatına
girdiyseniz, artık siz bir
satıcısınız.
Mühendis
, müdür yardımcısı, fabrika
yöneticisi, sekreter, marangoz, kimyager, stilist,
başkan yardımcısı
olabilirsiniz. Bütün bunların hiç önemi yok.
Siz, yinede bir
satıcısınız.
Her
Allah’ın günü, bütün bir gün boyunca
diğer insanlara, kendi fikirlerinizi
şirketinizin veya başkalarının
fikirlerini ve hepsinden önemlisi, onlara
kendinizi satıyorsunuz.
Bir
satıcı olarak hiç yeteneğiniz
olmadığını söyleyebilirsiniz.
Bu hiç önemli değil. Zaten
satıcılık yapanların
çoğunda, ya pek az satıcılık
yeteneği vardır yada hiç yoktur, yinede
çoğu
başarılıdır.
Burada
sözüne ettiğimiz satış şekli,
yetenekten çok davranışlarla
ilgili.
İlk izlenimlerin
kalıcı olmasının bir nedeni
vardır. Birisi sizinle karşı
karşıya geldiğinde
hakkınızda hemen bilgi edinir. Onda
bıraktığınız izlenimleri
bilinçli bir şekilde
sınıflandıramaz, ama, yinede o
izlenimi alır ve bir yere
saklar.
Elinizi sıkarken, gücünüzü
hisseder, sesinizin cesaret yansıtıp
yansıtmadığını duyar,
yürümenize bakar.
Kendinizi
paketleyiş biçiminizle ona pek çok bilgi
verirsiniz. Giyiminize ve bakımlı olup
olmayışınıza göre, sizin
düzenli veya düzensiz, rahat yada sinirli, resmi
veya samimi, tutucu veya yeniliklere açık bir
insan olduğunuza karar
verir.
Kişinin masası,
çalışma odası, yada bürosu, onun
hakkında neler ortaya koyar, bir bilseniz
şaşırırsınız.
Kendisi içeride yokken bile birinin bürosuna
girerek, onun hakkında bir hayli bilgi
edinebilirsiniz. Bürosu bir çalışma yeri
olarak mı, yoksa bir vitrin gibi mi
düzenlenmiş? Yoksa her iki durumda bu büro
için geçerlimi? Oda, sahibinin özelliğini
yansıtacak şekilde zevkle ve
kişisel olarak mı döşenmiş?
Yoksa yalnızca dekoratörün zevkini
yansıtan lüks ve ultra modern bürolardan
birimi. Yine aynı şekilde bir büronun
genel görüntüsüne bakarak, buranın
işinden nefret eden biri tarafından
mı, yoksa işini çok seven biri
tarafından mı
kullanıldığını
anlarsınız.
KURAL-
4
Yapıp söylediklerinizin gelecekte
ki sonuçlarını daima
düşünün.
İş hayatı ,
satın alanlar ve satanlardan oluşur. Hiç
unutmamanız gereken başka bir
kural:”Satanlar, alanlardan daima daha çok
kazanır.!”
Önemli bir nokta: “
İnsanlar kendilerine bir şeylerin
satılmasından hoşlanır.”
İyi pazarlamacıyı kendilerine bir
şey satmak için dil dökerken görmek
onları mutlu eder. İnandıkları
bir satıcıdan bir şey almaya da
bayılırlar.
Alıcılar
, kendilerinin kaptan olduklarını
sanırlar. Bırakın öyle
sansınlar. Her iyi satıcı,
aslında kendisinin kaptan olduğunu
bilir.
Bu nedenle satıcı olun ,
yada en azından kendinizi öyle görün.
İş hayatındaki önemli kişiler
, kendilerine ilgi gösterilmesine
alışıktır. Bunun beklerler.
Önemsiz olanlar, sıradan işleri yapan
küçük memurlar bu ilgiye alışık
değildir ve bir insan olarak onları fark
etmenizi takdirle karşılarlar.
Sekreterler,..laboratuar asistanları..
santral memureleri.. getir götür işini
yapanlar..dosya memurları..İş
hayatında küçük adam denen kişilerin
hepsi.. onlarla dost olun , ilgilenin!onları
dinleyin ve isimlerini hatırlayın.
Sırf birgün size yardım ederler diye
yapmayın bunu; ama bir gün size yardım
edebilirler diye yapın.
Sözgelimi,
iş hayatının en kötü yönlerinden
biri, işten adam çıkartmaktır. Ama
bu işi doğru düzgün
yapabiliyorsanız, bu olumsuz tecrübenin üzücü
yanları ortadan kaldırılabilir.
Birisini işten atmak için geçerli
nedenleriniz varsa , ve bu nedenleri ona açık
ve tartışılması güç bir dille
anlatırsanız ,işten atılan
kişi genellikle cesur bir tavırla
kaderine razı olur. Aslında pek çok
kişinin , kin duymadan ve gönül
rahatlığıyla işten
atılmayı kabullenmesi
şaşırtıcıdır.
Yanlış işte
çalışanların çoğu bunu bilir.
Gururunu incitmeden ve yeteneklerini hangi yöne
sevk etmesi gerektiğini tavsiye ederek onu
işten çıkarırsanız ,
düşman değil dost
kazanırsınız. Daha sonra iş
hayatında tekrar karşınıza
çıktıklarında , mesleklerinde
yaptığınız buy küçük ameliyat
için size teşekkür bile
ederler.
Elbette mesleğinizdeki her
şey gibi, hedefleriniz de
değişecektir. Büyük bir ihtimalle
hedeflerinizi sürekli gözden geçirip
geliştiriyorsunuz. Bu değişim
sürekli ve hızlı olabilir, ama
tıpkı büyüyen çocuktaki gibi her gün
görülen değişiklikler fark edilmez. O
yüzden uzun vadeli hedeflerinizi belirli sürelerde
gözden geçirin. Her yıl mutlaka ,ama tercihen
her altı ayda , ya da üç ayda
bir...
Hedefleriniz az da olsa
değişmiş ise , şimdiki
faaliyetlerinizi gözden geçirin!Şu an
yapmakta olduğunuz şeyleri, gelecekte
olmasını istediklerinize uygun hale
getirin.
İş hayatında
iyimser olmak ne kadar kolaydır. Ama bu
iyimserlik insana uzun vadede ne kadar
pahalıya mal olur.
KURAL-
5
İş hayatında mevki her
şey değildir. (fakat
kısmen)
Açık
konuşalım. Mevki demek, güç demektir.
Çoğu zaman yeteneğin yerini de
alır.
Bir mevki , diğerlerine
oranla daha iyi , ya da daha kötü olabilir. Siz
yanlış mevkide iseniz, başka biri
doğru mevkidedir. Şansınıza
küsün!Sizden yararlanır ya da
harcar
Bir kaç şey bir araya gelerek
mevkiinizi belirler.
Önce
organizasyondaki seviyeniz.
Sonra, boyut.
Hemen ardından
,yaptığınız işler
gelir.
Mevkiinizi saptayan etkenlerden
biri de şöhretinizidir. İş
hayatında başarılı biri olarak
tanınmak, sizi üst mevkilere
getirir.
Mucize eseri ,tamamen yetenekli
yöneticilerin çalış tığı
bir şirketi gözünüzün önüne getirin. Bu
şirket içlerinde yeteneksiz
bulunmadığı için, akıl almaz
boyutlara ulaşır ve büyür. O zaman
işe yeniden çok sayıda yönetici almak
gerekir. Doğal olarak bunların çoğu
da yatersiz kişiler olur. Böylece oran
yeniden dengelenecek ve vaizler yine
endişelenmeye
başlayacaktır.
Yetersiz
kişilerin en korktukları şey ,
yetenekli astlardır.
Üstünüzden daha
yetenekli iseniz, doğal olarak ona
karşı kin duyar ve bunu
başkalarına da belli edersiniz. Böylece
kendi kendinizi yenilgiye uğratmış
olursunuz.
Burada işin
sırrı , öyle olmadığı
halde patronunuzu çevreye iyi göstermektir. Bu
sizi kahretse bile.
Seçenek bir:Öfkenizi
dışarıya vurursunuz. Ama bu hem
sizi, hem de üstünüzü kötü durumda
bırakır. İkiniz de , kendinizi
savunma gereği duyarsınız. Daha
yüksek mevkidekiler, sizinle çalışma
konusunda kuşkuya
düşerler.
Seçenek
iki:Yutkunur,duyduklarınızı ve
düşündüklerinizi içinize
atarsınız.Kendinizi
başkalarına ittirerek ve
başkalarının sizi çekmesini
sağlayarak,terfi edebilirsiniz. Bunu da ,
ancak sizin ilerlemenizi isteyenler varsa
başarabilirsiniz. Üstlerinizin,ilerlemenizi
istemesi için , onları çevreye iyi olarak
tanıtın.
KURAL-
6
Başkalarından daha iyi
yaprığınız işleri
keşfedin
Pek çok kişi iş
hayatında , yeteneklerini doğru düzgün
kullanmaz. En iyi yapabildikleri işlerde
çalışmak yerine, başka yönlere
giderler. O yüzden de , başarı
kırıntılarıyla yetinmek
zorunda kalırlar. Aynı şey
şirketler için de geçerlidir.
Çok
başarılı kişiler , genellikle
başkalarından ne daha zeki ne de daha
yeteneklidir. Hepsinin
sırrı,sınırlı
zekalarını ve yeteneklerini en iyi
şekilde kullanmayı bilmelidir.
Bunlar,başarılı olduklarından
zamanla tecrübelerini de
artırırlar.
En iyi
olduğunuz konulardan
uzaklaştığınız anda ,
sizin için çok önemli olan rekabet
avantajınızı kaybedersiniz.
Zayıf yanlarınızı yenseniz
bile ,bir amatör olmaktan öteye gidemezsiniz. Daha
başarılı, daha zengin, daha mutlu
ve güven içinde olabileceğiniz konularda
uzmanlaşın!
İşin
üzücü yanı, pek çok kişi (ve
şirket), gerçek yeteneklerinin ne
olduğunun farkında bile
değildir.
Diyelim ki çiftçilere
rüzgar gülü satıp başarılı
oldunuz. O yüzden çok iyi bir pazarlamacı
olduğunuza karar veriyorsunuz. Sanayi
fabrikalarına makine aksamı satmaya
başlıyor ve işin altından
kalkamıyorsunuz.
Neden? Bir
düşünün!Belki , siz özellikle çiftçilere
satış yapma konusunda beceriklisiniz.
Öyle ise , başarıyı ,traktör ya da
diğer tarım makinelerinin
pazarlamasında armalısınız.
Dünyadaki en iyi sanayi makineleri
pazarlamacısı olduğunuzu da
aklınızdan çıkarmanız gerek.
Önce, gerçek yeteneklerinizi ve
sınırlarınızı bilin. Bu
da , deneyip , hata yaparak , kendinizi dürüstçe
değerlendirerek olur.
İkincisi,
tamamen neyi iyi yapıyorsanız , ona
dayanarak kişisel bir plan yapın .
Herkesten daha iyi yapabileceğiniz bir
işe girin. Mesleğinizi
değiştirmeyin. Bu yalnızca mevki ve
zaman kaybına neden
olur.
Üçüncüsü,öğrenmeyi , tecrübe
edinmeyi sürdürün.
Dördüncüsü, iş
hayatında başarılı olmak için
vazgeçilmez becerilerden birini kazanın
.
Üstün insanları bulabilme
yeteneği gibi. Sorumluluklarınız
arttıkça , zayıf olduğunuz
alanlarda başarılı olan
kişilere yaslanmayı öğrenin
Beşincisi, asla
sınırlarınızı
unutmayın. Mükemmel olduğunuz alanlarda
, gereğinden fazla başarılı
olduğunuzu göreceksiniz. Zayıf
olduğunuz alanlarda ise , başarı
aramanıza hiç gerek yok. İnsanda , yeni
alanlardan kendini deneyerek tecrübe kazanma
eğilimi vardır. Yıllar önce Perry
Como için bir dizi televizyon programı
düşünülüyordu. Prodüktör , bir dizi dans ,
şaka ve konuk yıldızlar
tasarlamıştı. Perry Como ‘ya böyle
bir tasarının beğenilip
beğenilmeyeceği soruldu.
Como
her zamanki rahat tavrıyla cevap
verdi:
“Beğenilmezse , ben de
şarkı söylerim. Nasıl olsa
şarkılarımı
beğeniyorlar.”Anlaşılan Perry Como
, iş hayatındaki başarı
yollarını iyi biliyordu
|
|
|
N0.: 1368 Tarih: 06.02.2008
Saat: 10:03
Kaleme alan: LEVENT
, BOZDAG
Katıldığı
şehir veya ülke: İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Selamlar....
Teşekkürler Hacı
Abi...,
Aslında buraya yazmak,
özellikle köşe yazılarını
almamak gerektiğini de biliyorum. Ama kaç
gündür türban-mürban derken birilerinin neyi
nasıl götürdüğünü,halen uyumakta olan ve
de uyumaya devam edecek olan göbeğini
kaşıyan adamların belki
hayatın sadece aldıkları bir ton
kömürden ibaret olmadıklarını, bu
ülkede tek yetkili organın yasama değil,
bunun yanında kuvvetler
ayrılığı gereğince
yürütme ve yargının da
olguğunu,geçerli oyların çoğunu
aldım diye her bir istediğini
yapamayacağını, demokrasi
kültürünün ne Alikıran baş kesen, ne de
Deli Dumrul ile
özdeşleşemeyeceğini,üstelik
çoğunluğun oyunu bile almış
olsan kafana göre yasa
çıkarılamayacağını (O
zaman cinayet serbest diye de yasa
çıkarsana,çoğunluğun var ya!) ve de
daha aklıma şu an gelmeyen bir sürü
şeyi daha anlamaları düşüncesiyle
bu yazıyı buraya
almıştım. (Ne cümle oldu
ama?)
Duyarlılığın
için teşekkürler Hacı
Abi..
Herkese
saygılar
|
|
|
N0.: 1369 Tarih: 05.02.2008
Saat: 21:59
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Levent,
Siteye bir yazı
yazdım ilgilenen olmadı
demiyesin.
Forum bölümü,politik
düşünceler "denge" rumuzu "RTE
taşı" başlığına
ekledim ufak bir yazı. Buraya yazınca
kızıyorlar.
Sevgiler
Hac
05; Ercan
|
|
|
N0.: 1370 Tarih: 05.02.2008
Saat: 17:49
Kaleme alan: LEVENT
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Allah memlekete hırsızın
hayırlısını versin
kardeşim
"Çalsın ama
iş yapsın" temennisi, nihayet kanun
oluyor.
*
"Nası
yani?" derseniz...
Hükümetimiz,
Vakıflar Kanunu çıkarmaya
çalışıyor. Bu kanun,
hırsızlık,
dolandırıcılık, hileli iflas,
üçkáğıtçılık, haysiyetsizlik,
şerefsizlik, adilik, namussuzluk gibi
suçlardan mahkûm olan kişilere de, vakıf
kurma imkánı
veriyor.
Çünkü...
Hükümetimiz
adına açıklama yapan Başbakan
Yardımcımız, aynen şöyle
diyor:
"Hırsız ya da
dolandırıcı, hayır işi
yapmak istiyorsa, yapamazsın deme
hakkımız olmadığı
inancındayız."
*
Bir daha
yazayım...
"Hırsız ya
da dolandırıcı, hayır işi
yapmak istiyorsa, yapamazsın deme
hakkımız olmadığı
inancındayız."
*
Bir daha yazayım
mı?
*
Reformdur bu,
reform.
Kerhaneciyi vergi rekortmeni
yapan sistemin varsa... Hayali ihracatçıya
takdir plaketi veren bakanların varsa...
Dindarım diye milleti dolandıranın
mağaza kurdelesini milletvekillerin
kesiyorsa... Askeri ihalede katakulli
yaptığı için yargılanan
müteahhidi, şeref tribününde yanına
oturtan generalin varsa... Para gelsin de nerden
gelirse gelsin ayaklarıyla,
şeriatçıya madalya takan zihniyetin
varsa... Hortumcuya damardan girip, hortumlama
sanığını Çankaya Köşkü’ne
davet eden rejimin
varsa...
"Çalsın ama iş
yapsın" diyen kanunun da
olmalıydı
mutlaka.
*
Atatürk’e
küfredeceksin.
Devrimini tasfiye
edeceksin.
Bilimi
reddedeceksin.
Hukuku ulemaya
devredeceksin.
Rektörleri
kovacaksın.
Türban namustur,
diyeceksin.
İtiraz edene, dinsiz
damgası
vuracaksın.
Sonra...
"
Hayır işi yapsın" diye
dolandırıcıya, hırsıza
vakıf kurduranı,
alkışlayacaksın!
*
Az bile, az.
"Devletin malı
deniz, yemeyen keriz" kanunu da lazım bu
ülkeye...
"Bana dokunmayan
yılan bin yaşasın"
yönetmeliği lazım... "Adaaam sen
de, salla başını, al
maaşını" önergesi
lazım... "Gelen ağam, giden
paşam" tasarısı şart...
"Deveyi havuduyla götürrrr" tüzüğü
lazım...
*
Çalsın ama
iş yapsın...
Nihayet kanun
oluyor.
Hayırlara vesile olur
inşallah.
Yılmaz
Özdil-Hürriyet
DEMEK Kİ
NEYMİŞ, TÜRBAN MÜRBAN FASA
FISO!!!
SAYGILAR
|
|
|
N0.: 1371 Tarih: 05.02.2008
Saat: 10:11
Kaleme alan: özgür
, erbaş
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
herkese merhaba uzun bir aradan sonra yine
geldim buradan gökhan, kazım, tacettin,
salih, ümit, murat, ve su an adını
hatırlayamadıgım tüm bostan yiyen
arkadaşlara selamlar sizleri çok özledim o
tatlı günleri cahillik günlerini .....
|
|
|
N0.: 1372 Tarih: 04.02.2008
Saat: 20:46
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Hüseyin o yazı sehven gitti kusura
bakma. Eğer yazdığın
yazının altına kime ait
olduğunu yazarsan iyi olur. Ben buradan
yazayım,düzelteyim derken yazı gitti. O
yazi siyasi olduğundan
silinmedi...
Selamlar
|
|
|
N0.: 1373 Tarih: 04.02.2008
Saat: 19:00
Kaleme alan: hüseyin
, dogan
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
neden okadar siyasi icerikli seyler oluyorda cogu
zaman silinmiyorda benim gönderdigim bir siir
siyasi sayılaraktan siliniyor anlam veremedim
ama ginede canınınz sagulsun bu son kez
ugramam sitemize bende
birdalakcılıyım ama demekki esas
dalakcılar baskaları olsun ginede ama
bundan sonra ne sitenize gelirim nede birseyler
gönderirrim
BU BİR
SİTEMDİR SAYGILAR HERSEY GÖNLÜNÜZCE
OLSUN
|
|
|
N0.: 1374 Tarih: 03.02.2008
Saat: 18:49
Kaleme alan: Mert Osman
, Demirel
Katıldığı
şehir veya ülke: Türkiye-İzmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
|
|
N0.: 1375 Tarih: 03.02.2008
Saat: 13:59
Kaleme alan: MUSTAFA (ÇAVUŞ)
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: DALAKCI
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Tüm gurbet eldeki Dalakcıllara ve tüm
Kırsehirlere gönül dolusu selamlar sitede
emegi gecen arkadaaslara sü kıs gününde
sıcak sevgiler gönderirim .Düzensiz evren
icerisinde ilk önce saglık lı
olmalarını gönülden diler hayat boyu
basarılar dilerim.Tüm dalakcı
sevdalıların Dalaakcı köyü
kültürünüyasatmaları ve
yansıtmaları
yansıtmalarını yıne gönülden
rica ederim ÇOK KÖY VAR AMA DALAKCIMIZ
BİRTANEDİR . DALDER eski yönetim kurulu
üyelerinden MUSTAFA KÖKSAL (ÇAVUŞ).
|
|
|