Dalakçı Web sitesi

KONUK SAYFASI


Anasayfa
Videolar
Rehber Kayıt
Görüşler
Yenilendi
Haberler
Amacımız
Bizler
Yarenlik
DAL-DER
Köyümüz
Muzik
Şiirler
Dalakcı Sohbet
Anı / Denemeler
Oyun
Kurum ve kuruluşlar
Sağlık

 

 

Görüşlerinizi aşağıdaki forma ekleyebilirsiniz * olan bölümler mutlaka doldurulmalı :

* Soyisminiz:
* İsminiz:
  Şehir veya Ülke:
* e-Mail:
 varsa Web siteniz:

UYARIYI

Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir başkasını rencide etmemesi ümidi ile.

Rumuzla Yazılan yazılar, Kişi haklarına saldırı sayılabilecek tüm yazılar en kısa zamanda silinir

Mesajınız / Görüşünüz:

                

 


N0.: 1351  Tarih:  08.02.2008   Saat:   16:07
Kaleme alan:  Kazım , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

HUN İMPARATORU ATTİLA'NIN LİDERLİK SIRLARI

Yazar : Prof. Dr. WESS ROBERTS

Yayınevi : İlgi Yayıncılık

Baskı : İstanbul / 1993 / 138 shf.



1- ATTİLA'YI ARARKEN"Büyük Hun Hükümdarı"

- Attila'nın neş'et ettiği toplumun yapısı, daha çocukluk devresinde iken mümeyyiz sıfatlara sahip olması anlatılıyor.

- Romalılara esir düşüyor, amcası onun karşılığında Romalı soylu bir çocuğu esir alıyor.

- Attila, saraydayken Romalılara olan nefreti artıyor, daha sonra mücadeleyi bırakıp onların iç ve dış politikasını öğreniyor.

- Hunların arasına dönüyor, komutanlarla iyi ilişkiler kurarak yükseliyor, onların kolay ganimet elde etme arzularını kamçılayarak onların bağlılığını sağlıyor.

- Attila'ya halk "Tanrının kılıcı" diyor. Hunların başına geçiyor.

- Hunlarla ortak hedefler tayin ediyor ve savaşlar dönemi başlıyor.

- Hayatında sadece bir yenilgisi var.

- Bu yenilgiden ders alarak Roma üzerine yeniden yürür ve harp başlamadan evvel Papa ile görüşür. Bu görüşmeden sonra savaş yapmaya gerek duymadan ordusunu çeker.

2. ROMA SARAYINDA "Liderlik Nitelikleri"

- Liderleri yetiştirmenin hızlı yolu yoktur. Hunlar öğrenciliği asla bir kenara bırakmadan asla yeni görüşlerin, bildik yöntemlerin üstünde olmadıklarını öğrenmelidirler.

- Komutanların kendileri için birer yetenek haline getirmeleri gerekli olan nitelikler.

* Bağlılık-Bir Hun herşeyden önce sadık olmalıdır. Başkalarıyla aynı fikirde olmamak sadık olmamak değildir. Umumi fikre katılmayan bir Huna, herkesin yararı için kulak verilmelidir.

* Cesaret

* Arzu-Zayıf komutan, komutan olmak istemeyen kişidir. Savaşçılarımız, görevlerini yerine getirmeye gönüllü olmadıkları mevkilere getirmemeliyiz.

* Duygusal Güç

* Fiziksel Güç

* Sezgi

* Kararlılık

* Tahmin

* Zamanlama

* Rekabetçilik ruhu olmayan lider zayıftır ve en ufak bir sorun karşısında kolaylıkla pes eder.

* Özgüven- sahip oldukları özgüveni aşan bir liderlik görevi üstlenenler astlarına ve üstlerine bunu hissettirirler. O yüzden zayıf liderler ve yararsız komutanlar olurlar.

* Sorumluluk- kendisine ve astlarının davranışlarının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrenmek, liderliğin temelidir.

* İnanılırlık

* Israrcılık- Zayıf insanlar ancak işler kendi istedikleri gibi gittiği zaman direnirler. Güçlüler, herkes kendilerini bıraksa da, yenilgi ve cesaretini yitirme karşısında da direnir ve ısrar ederler.

* Güvenirlilik- Bir komutanın tüm koşullarda sorumluluklarını yerine getireceğine güvenmiyorsanız, bu sorumlulukları ondan alın. BEN TÜM KOMUTANLARIMIN HAREKETENİ DENETLEYEMEM. Genç komutanlar üst ve astlarının kendilerinin liderliğine güvendiğini bilmelidirler. Bu komutanlar kendilerine sorumluluk verildiğini bilmeli ve kendilerine güvenildiğini akıllarından çıkarmamalıdırlar.

* Koruyuculuk- Astlara yol göstermeli, onları yetiştirmeli ve çalışmalarından ötürü ödüllendirilmelidirler. Ceza ancak son çare olarak düşünülmelidir.

3- LİDERLİK ARZUSU: " Baş Olmayı İstemelisiniz"

* Liderlik etme arzunuz sabırsız zorlamalarla gerçekleşemez. Hazırlıklı ve deneyimli olmak, liderlik arzularınıza gem vurmanızı gerektirir.

* Alın teri daima ilhamdan önce gelir.

* Sorunlar ve muhalefet karşısında bile ısrarlı olmalısınız.

* Yetenekli rakiplerinizin ya da astlarınızın mevkiinizi tehdit ettiğini düşünmemelisiniz. Tam tersine zeki davranıp, bir komutan ancak güçlü astlar yoluyla başarıya ulaşacağını düşünerek,yetenekli yardımcılar seçmelisiniz.

* Başarılı olma ihtirasınız olmalıdır.

* Doğal davranmalı, mevkiinizin size getirdiği sahte bir gurura kapılmamalısınız.

4- LİDERLİK MEVKİİ: "Liderliğin Sorumlulukları"

Attila, görünüşte çok basit olan ilkeleri uygulayarak dağınık kavimleri güçlü bir ulus haline getirdi.

* Liderler, emirlerindeki astlar arasında morali, dürüstlüğü ve adaleti sözlerle değil de hareketleriyle yerleştirirler.

* Liderler, astları ve üstleri arasında yüksek bir güven duygusu oluşturmalıdır.

* Liderler, görevine bağlı olmayan kişilere asla hoşgörü göstermemelidir.

* Komutanlar ve astları, üstlerine düşeni bilmelidirler. Bu bilgi olmaksızın onlardan görevlerini yerine getirmelerini nasıl bekleyebilirim?

* Komutanlar, başarılan şeylerin beklenen işler olduğunu anlayabilmek için sık sık Hunları denetlemelidirler.

* Başarı, her çeşit düş ve cesaret kırıklığını yenen muazzam zorlu bir çalışmanın sonucundur. Başarıya karmaşık strateji ve taktiklerle değil, ancak görevinizi sürekli yerine getirerek ve liderliğin sorumluluklarını uygulayarak ulaşabilirsiniz.

5- OBADA HUZUR: "Moral ve Disiplin"

* Disiplin baskı değildir. Hunlardan beklenen doğru davranışların kendilerine öğretilmesidir.

* Hunlar her zaman disiplini hoş karşılamayabilirler.

* Disiplin kişiliğin kaybı anlamına gelmez.

* Akıllı komutanlar gereksiz derecede sert ya da fazla esnek disiplinin Hunların moralini bozacağını bilirler.

6- AQUİLEİA'DAKİ KEHANET"Kararlılığın Temeli"

Harekete geçmenin en uygun anını sabırla beklemek kaderin tecelli etmemesini sağlar.

* Akıllı bir komutan, astlarına kendi düzeylerine uygun kararları verme ayrıcalığını tanımalıdır.

* Kararsızlık, mevkiin sorumluluğunu kabul etmemek ve yenilgi anlamına gelir.

* Mükemmel karar çok azdır. En iyi kararlar, mantıklı seçenekler arasından sağduyuya en yakın olanıdır.

* Kararınız için destek ararken karşınızdakini gereğinden fazla ikna etmeye çalışıyorsanız, kararınız genellikle kötüdür.

* Karar vermenin belki de en önemli öğesi zamanlamadır.

* Kuşku,olgunlaşmamış kararlar vermede önemlidir. Komutan, kararını veremiyorsa meseleyi yeniden tartmalıdır.

* Komutanlar, astların vermesini istedikleri kararı onlara bırakmalıdırlar. Astları adına karar veren komutanlar, genç komutanların öğrenme ve deneyim yoluyla gelişmelerine engel olurlar.

* Zayıf komutan, yöneleceği korkusuyla karar verirken duraksayandır.

* Kapasitelerini aşan mevkiiye yükselmiş komutanlar genellikle karar verirken kuşkuya düşer ve kararı ertelerler.

* Komutanlar verilmiş bir kararın doğruluğunun zamanla değişebileceğini bilirler.

* Başkalarının kararlarını eleştirmek değil kendi kararınızı savunmak cesaret ister.

* Bazen en iyi kararlar sorunun getirdiği duygusallığa kapılmadan verilendir.

* Bir komutan görev olmaksızın zor durumlarda ne yapacağını bilemez

SAVAŞ GİYSİSİ VE ZIRHI:
" Komutanlar Kendi Hunlarına Hasıl Görünüyorlarsa Öyledirler."

* Bir komutanın giysileri, geleneksel ve hafifçe ayrıcalıklı olabilir.

* Yabancılarla görüşürken ya da obanızı yönetirken barışçı giysiler içinde olmanız uygundur.

* Gösterişli görüntüler nefrete sebep olur.

* Soylu görünen bir komutan, hem hunlar, hem de düşmanlar tarafından soylu bir davranış görür.

8- SAYGI: "Saygı Göstermek ve Görmek"

Bir komutan Hunlarından ve düşmanlarından saygı görmüyorsa, zayıf sayılır ve sahip olduğu rütbeyi haketmiyordur.

Saygı korkudan doğuyorsa, hizmet etmekte isteksizliğe neden olur; otoriteye ve amaca karşı pasif direnişle sonuçlanır.

* Saygıyı hak eden komutan, onu sadece ayrıcalığı için istemeyendir.

* Kendinize de, başkalarına da sabır gösterin.

* Astlarınıza gereken ilgiyi gösterin. Onlara karşı bunu yapmazsanız onlardan saygı göremezsiniz.

9-BİR HUN OLMAK: "Gelenekler"

Gelenekler kişilere değil, uluslara aittir.

* Tek ataya ve ırka dayanan bir ulus zayıftır.

* Asla kendimiz için anıtlar dikmemeliyiz.

10- SEYİSLER: "Yetki Verme Sanatı"

* Komutanlar doğrudan kendi hareket ve ilgilerini gerektiren sorumlulukları asla başkalarına yüklememelidirler.

* Bir komutanın devredebileceği uygun sorumluluklar, göreve en iyi çözüm getirecek en yetenekli asta verilmelidir.

* Akıllı komutanlar, görev verdikle kişiye aynı zamanda yetki ve sorumluluk da verirler.

* Değerli komutanlar, görevlerinin hepsinde, bu görevler astlara bile vermiş olsa, hükümdarına karşı tüm sorumluluğu üstlenirler.

* Bir astınıza bir görev verdiyseniz, onların yetki ve sorumluluklarına karışmayın. Buna yetki vermek dendiği gibi, böylesine göstermelik bir yetki, astlarda öfkeye de sebep olur.

* Görevlerinizin tüm sorumluluğunu tek başınıza taşıyamayacağınızı kabul edin.

* Başarılı bir komutan, astlarını yetiştirmek, görevini yerine getirmek astlarına güvendiğini gösterip onların bağlılığını sağlamak için en deneyimsiz astına bile yetki verir.

* Komutanın çevresinde, yetki verirken kendini rahat hissedeceği astlar olmalıdır. Yoksa, hem kendisinin hem de onların görevlerini yapmaya başlar.

* Bir komutan kendisine verilen sorumluluğu elinden geldiğince iyi yapmaya çalışan bir astını asla cezalandırmamalıdır.

* Astlarınızı, verdiğiniz görevleri nasıl yerine göstererek yetiştiremezsiniz.

* Akıllı bir komutan etki gücünü ve yeteneklerini ancak yetki verme sanatı yoluyla geliştirebilir.

11. GANİMET: "Hunlarınızı Ödüllendirirken"

* Bir Hunu kendisinden beklenenin daha azını gerçekleştirdiği zaman asla ödüllendirmeyin.

* Hunlarınızı doğru yaptıkları her iş için de ödüllendirmeyin.

* Kolay görevler için küçük ödüller verin.

* İyi Hunlara vakit ayırıp onları övün.

* Hunların aileleri ile ilgilenin, dükkanlarının durumunu sorun, size sadık ve ihtiyacı olanlarla zenginliklerinizi paylaşın. Bir gün gerekirse, sizin peşinizden cehenneme bile gideceklerdir.

* Asla bir Huna sizin için kişisel değeri olmayan bir ödül vermeyin.

12- İÇ SAVAŞLAR: "Kavimlerdeki Hile ve Şeytanlık"

* Hunlara çok fazla boş vakit tanımayın, bu boş zamanlar huzursuzluklara neden olur.

* Suçsuzları asla suçlamayın, yenilgiyi onların omuzlarına yüklemeyin.

* Başkalarının başarılarından ilgisi olmayan kişilerin pay koparmalarına asla izin vermeyin.

13- "Düşmanınızı Akıllıca Seçin"

* Hükümdar bile olsanız, herkesin sizinle aynı fikirde olmasını beklemeyin.

* Sizinle hemfikir duruma getiremeyeceğiniz kişilerle duygusal enerjinizi boşuna harcamayın; onları daha etkili yollardan fethedin.

* Astınıza yetki verip sonra o görevi kendiniz yapmaya kalkışmayın. Aksi halde astınızı kendinize düşman edersiniz

* Mantıklı bir neden olmadan öfkelenip sinirlenmeyin.

14- YENİLGİDEN SAĞ ÇIKMAK: "Yarın Yeni Bir Gündür."

" En değerli amaçlara çok zor ulaşıldığını unutmayın. Zafer kolay kazanılıyorsa kendi isteklerinizin değerli olup olmadığını sorgulamalısınız.

15- ATTİLA VE PAPA: "Pazarlık Sanatı"

* Asla hakem tayin etmeyin; bu üçüncü bir kişinin sizin kaderinizi belirlemesidir. Böyle bir seçim zayıfın yararına olur.

16- GEÇİP GİDEN KERVANLARIN KALINTILARI: "Alınan Dersler"

Hiçbir radikal değişiklik kolay değildir. Böyle bir değişiklik geleceği tahmin ederken geçmişi değerlendirmediğimiz zaman gereklidir.

* Geçmişimizin beceriksizliğini bir kenara bırakırken karşımıza çıkacak tehlikelerin en büyüğü, tüm hunların iyiliği için yeni bir yol çizen hükümdarınıza tüm kalbinizle destek olmamanızdır.

17- GERİYE KALAN: "Soylu Bir Elveda"

Göreve geldikten bir süre sonra yeni komutan astlarının, üstlerinin ve kendi düzeyindeki arkadaşlarının gözlerinde ya büyür ve da küçülür. Komutan yetkisini iyi kullanırsa, bir bağlılık ruhu gösterirse tüm sorumlulukların yerine getirilmesini temin ederse yücelir.

* Akıllı bir komutan, zamanın dolup yerine yeni birinin geleceği gün için hazırlık yapar.

* Ayrılan komutan, kendi yerine gelen Komutanın Hunlara iyi hizmet edeceğine inandığını dile getirmeli, belki de geçmişe geçmişe kıyasla daha iyi olacağını belirtmelidir.

* Ayrılan komutan asla geri dönüp bir zamanlar hizmetinde olan Hunları etkilemeye çalışmamalıdır. Hunlardan böyle bir istek gelse bile böyle bir hareketin sıkıcı sonuçları olabilir. Bu çeşit istekler geri çevrilmeli, eski komutan Hunlara yeni komutanlarından yardım istemelerini söylemelidir.

* Eski komutan ne tür koşullar altında görevinden ayrılırsa ayrılsın, yeni lider onun hakkındaki konuşmalara izin vermemelidir. Durum ne kadar şerefsiz olursa olsun bitmiştir. Kötü sözler söylemek geçmişteki olayları değiştirmez.


NOT:Alıntıdır.

N0.: 1352  Tarih:  08.02.2008   Saat:   12:04
Kaleme alan:  özgür , erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

sevgili hacı anbi bir tek dışarda olupta viski içen siz degilsiniz ve size şahsi bir atıf değil lütfen bunu yanlış anlamayın ama amaç üzüm yemek degil bağcıyı dövmek olunca böyle alel acele ve hızlıca yazılmış bir destek olmaya çalıştım ama neden sadece siz alınıyoursunuz onada ben kızdım
dedigim gibi üzüm yemek isteyen buyursun....
Rakı derken bu bir teklifmi ......

N0.: 1353  Tarih:  08.02.2008   Saat:   10:27
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Can Özgür, adı güzel,

Aşağıda duruma eleştirisel yaklaşanların hepsi Ülkede yaşıyor sadece ben kilometrelerce uzaktayım.Benim yaptığım da eleştiri değil sadece bir uyarı idi. Kırıcı olduğumu düşünmüyorum.

Bana gelince,öyle içki masalarında viski içerek memleket sorunlarını tartışan biri değilim.Halen aktifim.Bütün yaşamım boyunca içtiğim viski sayısı üç bardağı geçmemiştir. Eğer bana diyorsanız yanılıyorsunuz.Viskiden hoşlanmıyorum. Rakı deseydiniz emin olun ses çıkarmazdım. Ayıp değil.

Ayrıca ülke içinde yeterli olmasada gereken mücadeleyi verdiğimizi düşünüyorum. Eğer iyiden, güzelden yana,hak ve adalet için birşeyler yapmak gerekiyorsa, siz gençlere iş düşüyor demektir.

Bazı kurallar var, uyulmasında yarar vardır diye düşünüyorum gerisi sizlere kalmış...

Şimdiye kadar ne olduysa oldu. Bundan sonra dikkat edersek iyi olur.

İnsanlarımızın doğruyu göstermesinde gücenecek bir şey yok.

Eminim hepiniz pırıl,pırıl gençlersiniz hepinizi seviyorum.

Şu ata sözümüzü unutmayalım.

"Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum".(Hazreti Ali)

Saygı ve sevgiler

Hacı Ercan

N0.: 1354  Tarih:  08.02.2008   Saat:   09:50
Kaleme alan:  özgür , erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Fatma Sapmaza Tanrıdan rahmet ailesi ve tüm sevdiklerine başsağlığı dilerim....


Sevgili kazım yazılarını ilgi ile takip ediyorum birde insanlar başka başka isim altında eleştiri yapmaya çalışmışlar ama biri matamatik hesapında yanlış yapmış digeri kendi yazılarını kaynak larını belirtsin önce sonra kaynak arasın yada bu işi yapan iyi bir site biliyorum bunun adını isteyen varsa www.google.com
ayrıca oturdugu yerde viski içerek ve türkiyeden yüzlerce km uzaklıkta ülke sorunlarını tartışan insan lar seni nasıl eleştirebilir
selam eder yazılarının devamıın dilerim .....

ÖZGÜR ERBAŞ

N0.: 1355  Tarih:  07.02.2008   Saat:   23:01
Kaleme alan:  SİNAN , ÖZDEMİR

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Fatma Sapmaza Tanrıdan rahmet ailesi ve tüm sevdiklerine başsağlığı dilerim.Sinan Özdemir

N0.: 1356  Tarih:  07.02.2008   Saat:   19:14
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Den Haag
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Fatma Sapmaz'ın ölümüne üzüntülerimi bildirir kalanlara sabır temenni ederim.

Saygılarımla
Hac 05; Ercan

N0.: 1357  Tarih:  07.02.2008   Saat:   19:09
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Kazım Erbaş,

Geç de olsa yazıların alıntı olduğunu belirtiyorsunuz ama kaynak belirtmiyorsunuz!Bu da bir eksiklik.

Elbette, belirttiğiniz gibi bu site kimsenin malı değildir ama şunuda bilmeniz gerektiği kanısındayım kural koyucu siz değilsiniz...

Lütfen yanlış anlamayınız!

Kimseyi kırmak gibi bir düşüncemiz yoktur.Dilediğiniz yere dilediğiniz yazıyı yollayabilirsiniz, bu sorun teşkil etmez. Yalnız, yazılara müdahele edildiği zaman bu da sizin için sorun teşkil etmemeli.

Emin olunuz ki burada hiç bir kimse kimseyi özel olarak kırmak gibi bir niyet taşımıyor. Özellikle benim öyle bir durumum söz konusu olamaz . Çünkü; gençlerimizin neredeyse büyük çoğunluğunu tanımıyor,kim olduğunu bilmiyorum.

Sevgili Şükrü Baran, her zaman aynı hızlılıkta olamıyoruz malum başka işlerimiz oluyor. Yoksa uyarabilirdik.

Sevgili Kazım,
Aşağıda yazdıklarınızla çelişiyorsunuz.
Neden diye sormanız meseleyi uzatır.
Yazdıklarınızı ; tekrar okumanız kafidir.

Sevgili Ümit,
Levent Bozdağ o yazının Yılmaz Özdil'e ait olduğunu belirtmiş.
O yazıya yorum yazarken FORUM sayfamızda yazdım.
Politik düşünceler, "RTE Taşı" başlığı altına ekledim.

Sevgili Akdoğan ,uyarınız için teşekkür ederim.
Müdahalede geç kalmamaya çalışıyorum.

Yazılanl ar aynen duruyor.
Lütfen daha dikkatli olalım...

Hepinize saygı ve sevgiler
Hacı Ercan

N0.: 1358  Tarih:  07.02.2008   Saat:   18:10
Kaleme alan:  Kazım , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Bu arada Fatma SAPMAZ'a Allah'dan rahmet kederli ailesine baş sağlığı diliyoru.Allah mekanını cennet eylesin,taksiratını afettsin.

N0.: 1359  Tarih:  07.02.2008   Saat:   18:03
Kaleme alan:  Kazım , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Herkese iyi günler benim gönderdiklerim alıntı hikayedir.bunu belirtmediğim için herkesden özür dilerim.Bu site hiç kimsenin kendi şahsi sitesi değildir.bu forum dalakcılıların birbirlerine selam söylemesi ve halini hatırını sorması gerekli forumdur.Bu formda kimse siyasi görüşünü belirtmesin.B formda siyasi görüş belirtildiği sürece ben buraya kısa hikaye ve bilgi vermek amaçlı alıntılar yollamaya devam edeceğim.Şunu tekrar belirteyim ki bu forum siyasi amaçlı değildir.Sadece gurbetteki dalakcılıların birbirleriyle özlem gidermesi gerekli bir forumdur.bunu anlayın lütfen.Yapılan bütün eleştirilere açığım lütfen birazda siz anlayışlı olun.......

N0.: 1360  Tarih:  07.02.2008   Saat:   17:23
Kaleme alan:  Kazım , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

ACI AMA GERÇEK

Bugünlerde... Mallarimiz artti, keyfimiz azaldi. Daha büyük evlerde kaliyoruz ama daha küçük ailelerde yasiyoruz. Konforumuz artti ama zamanimiz daraldi. Diplomamiz bol ama sagduyumuz az. Uzmanliklar artti ama sorunlar çogaldi. Ilaçlar çogaldi, hastaliklar artti. Sorumsuzca para harciyoruz ama az gülüyoruz. Trafikte çok hizliyiz ama çabuk parliyoruz. Aksam geç yatiyor, sabah yorgun kalkiyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Varligimizi arttirdik ama degerlerimizi yitirdik. Çok konusuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayi ögrendik ama yuva kurmayi beceremedik. Hayata yillar ekledik, yillara hayat katamadik. Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komsumuza geçmek için karsiya geçmiyoruz. Uzaya ulastik ama ruhun derinliklerine inemiyoruz. Havayi temizledik ama ruhlari kirlettik.Atomu parçaladik, önyargilarimizi yikamadik. Çok yaziyor ama az gelisiyoruz. Daha çok plan yapiyoruz ama daha az sonuç aliyoruz. Acele etmeyi ögrendik ama sabirli olmayi asla... Gelirimiz artti, karakterimiz zayifladi. Tanidiklar çogaldi, dostlar eksildi. Çabalar artti ama mutluluklar azaldi. Bilgisayar aglari kuruyoruz, bilgi otoyollari insa ediyoruz ama kendi aramizdaki iletisimde zorlaniyoruz. "Dünya Barisi" der, silahlaniriz! Daha mutlu olmak için "somurtarak" çalisiriz. Yani bugünlerde... Eve çift maasin girdigi ama çiftlerin bosandigi... Güzel evlerin yuva olamadigi... Kisa seyahatlarin, kagit mendil gibi iliskilerin... Yika çik gönüllerin, tek geceliklerin... Kilo dertlerinin ve her derde deva vitaminlerin... Vitrinlerin dolu ama gönüllerin bos oldugu... Günlerde yasiyoruz!


N0.: 1361  Tarih:  07.02.2008   Saat:   17:17
Kaleme alan:  ŞAHİN , GENÇ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

SEVGİLİ KARDEŞİM YÜKSEL ANNENİZİN VEFATINI DUYDUM ALLAH RAHMET EYLESİN BAŞINIZ SAĞOLSUN MEKANI CENNET OLSUN ŞAHİN GENÇ ve AİLESİ

N0.: 1362  Tarih:  07.02.2008   Saat:   15:48
Kaleme alan:  ÜMİT , KÖKSAL

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Sevgili Akdoğan...

Düşüncelerine katılıyorum,uyarırken belki bazen kırıcı olabiliyoruz,bundan mümkün mertebe kaçınmak lazım...
Sanıyorum başlangıçta "Zehir Hafiye" misali bu işi Hacı Abi ile birlikte biraz ben başlatmış oldum ama şimdi düşününce acaba iyi yapmamışmıyız diyorum.!?
Şükrü arkadaşımızın da kırmama niyet ve amacında olduğuna inanıyorum...
Gerçi Kazım ve Levent'in yazılarının alıntı olduğu apaçık ortada ve altında alıntı olduğuna dair bir ibare de yok,yok ama olmamasına rağmen ben bunu kasıtlı olarak yapmadıklarına eminim, kesinlikle bir dalgınlık sonucu olmuştur diye düşünüyorum,
Hacı Abi nin de böyle düşündüğüne eminim,aksi olsa gerekli müdahaleyi yapardı,emin olun..
Aslında bu işi zaman,zaman profesyonelce yapanlar var onlara göz açtırma-sanız-sak daha iyi ederiz diye düşünüyorum..

Sevgiler...

N OT : Bu arada Fatma SAPMAZ'a Allahtan Rahmet Geride kalanlara başsağlığı diliyorum,Allah rahmet eylesin...



N0.: 1363  Tarih:  07.02.2008   Saat:   14:12
Kaleme alan:  Akdoğan , DEMİREL

Katıldığı şehir veya ülke:  İZMİR / TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Fatma Sapmaza allah'tan rahmet,kalanlara baş sağlığı diliyorum
Şükrü bey görüşlerinize katılıyorum, yalnız buraya katılanlarında medeni cesaretlerini kırmamak,ve daha doğruya yönlendirmek gerektiği inancındayım. Zaten neyin alıntı, neyin çalıntı olduğu kabak gibi ortadayken, yazanın kendi farkındamı sorusunu sorması gerekiyor. Sonra bazı arkadaşlarımızda takvim yaprağından alıntıları açıklamadan yazdı. Eleştrler oldu, kişleri küstü, ufakta olsa kırgınlıklar oldu. Sevilen bir yazının paylaşımından daha doğal ne olabilir. Kaynak belirtmeyişlerinide hata kabul etsek, Zaten hiç biride benim görüşlerim diyede bahsetmiyorlar.

Zaten yönetimde 32 altın kural derken, aklıma bizi yönetenler geldi. acaba 32 altın kurallamı 32 farzlamı yönetilmek isteriz. 9 ışık doktrinide kattımıydı tatında yenmez valla.


Herkese selam ve sevgiler.

Akdoğan DEMİREL

N0.: 1364  Tarih:  07.02.2008   Saat:   12:46
Kaleme alan:  Şükrü , Baran

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Şu feleğin işine bak
Kazım E. Yine döktürmüş
ne yazmış be abi Word'da yazılsa neredese 4-5 sayfa (A4) buraya neredeyse imla hatası yapmadan kaleme almış. Bu yazıyı yazabilmek için kaçtane tuşa basmıştır.
İsim yazmak için 13 tuş
Mail yazmak için 21 Tuş
sonra başka bir sayfaya geçer yazıyı bulur.
CTRL ve A tuşu yok bence fare ile daha kolay fare sol tuş yukarı veya aşağı çek sağ tuş kopyala
sayfaya dön CTRL ve V veya fare sağ tuş yapıştır
gönder i tıkla.
seni sevenler döktürmüş diye sevsin/sevinsin bakın levent bey de birşeyler aktarmış ve altına ufak bir not yazı felancanın bu kadar. kazım ise döktürüyor alim allah.
neyse amacım kimseyi kırmak değil sadece yönlendirmek, ne yapayım ben Ali Bozdağ gibi diplomatik bir yazıyla Radyo konusunda bilgi verenlere link verip yazıyı buradn almışsın biliyorum, bildiğin birşey varsa beri gel dercesine teşekkür ederim diyemiyorum.
Buraya yazılan yazıları kontroldan sorumlu arkadaşdan rica ediyorum lütfen silmeyın ki kasıtsız olanlar kaynak göstemesini öğrensin. Kasıtlı olanlar bizlerin aptal olmadığını görsün.

Sevgiyle Kalın

N0.: 1365  Tarih:  07.02.2008   Saat:   10:43
Kaleme alan:  Tacettin , SAPMAZ

Katıldığı şehir veya ülke:  Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Fatma SAPMAZ'a Allahtan Rahmet Geride kalanlara başsağlığı diliyoruz....
C.Tayyar SAPMAZ adına oğlu
Tacettin SAPMAZ

N0.: 1366  Tarih:  07.02.2008   Saat:   06:43
Kaleme alan:  özgür , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili kazım yazılarını dikkatle takip ediyorum ve çok hoşuma gidiyor ama eksik bir seyler var kendinden ve aile efradından bir haber yazsan altına küçük bir not sevinirim hiç olmazsa günde bir defa burayı açıp akrabalardah haber alıyorum iyi oluyor nw yalan söyleyin neyse kendine iyibak dediğim gibi arasıra küçük not yazarsan sevinirim

N0.: 1367  Tarih:  06.02.2008   Saat:   19:20
Kaleme alan:  Kazım , Erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  Kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

YÖNETİMDE 32 ALTIN KURAL

KURAL- 1

Başarınızı en fazla etkileyecek kişiler seçin; onları doğrudan etkileyecek ,kişisel Kitap olarak ve sürekli irtibat halinde bulunun

Bu kitabın iki hedefi var;

Önce herkesin , meslek hayatında sık sık yaptığı hataları göstererek uyarılarda bulunmak

İkincisi ,yönetimde 32 altın kuralı , özellikle iş hayatında fazla tecrübesi olmayan genç kadın ve erkekler için yazdım.

Her işte , kilit noktası olan kişiler vardır. sizi engelleyebilecek , ya da başarıya itebilecek tanıdık kişiler...Bunlar sizi bazen zirveye çıkarır , bazen mahveder.

İş hayatında iki tür tanıdık ayırt edilir:

Kendi düzeyindeki tanıdıklar:Gücünüzü kaybetmeden bulduğunuz mevkide kalmanıza yardım ederler.

Yüksek düzeydeki tanıdıklar: İlerlemenize yardımcı olurlar

İş ilişkileri, evlilikten çok aşk maceralarına benzer. Çiçek açar ve solar. Bazen tekrar çiçek açtığı, yada tamamen öldüğü olur

KURAL- 2

Şu andaki durumunuzun, yarın hatta bugün değişmeyeceğini sanmayın.

İş hayatı, elinizde tuttuğunuz bir prizmaya benzer; Görüntü sürekli olarak değişir.

İş hayatındaki çalkantılar sizi pasif olmaktan kurtarır, fırsatlar yaratır. Bunlar bir bakıma, işinizin tuzu biberidir.

Seçiminizi yapın. Kırk yılda bir değişiklik görülen mesleklerden birini seçebilirsiniz yada her telefon konuşmasının, her gelen mektubun küçük bir serüven anlamına geldiği bir iş bulabilirsiniz. Ama işlerin hiç değişmediği bir meslek bulamazsınız.

“İşler hep aynı!..” deyişi, gerçekle çelişkiye düşmektedir. İşler asla hep aynı değildir.

KURAL- 3

Mesleğiniz ne olursa olsun, kendinizi bir satıcı olarak görün

İş hayatına girdiyseniz, artık siz bir satıcısınız.

Mühendis , müdür yardımcısı, fabrika yöneticisi, sekreter, marangoz, kimyager, stilist, başkan yardımcısı olabilirsiniz. Bütün bunların hiç önemi yok. Siz, yinede bir satıcısınız.

Her Allah’ın günü, bütün bir gün boyunca diğer insanlara, kendi fikirlerinizi şirketinizin veya başkalarının fikirlerini ve hepsinden önemlisi, onlara kendinizi satıyorsunuz.

Bir satıcı olarak hiç yeteneğiniz olmadığını söyleyebilirsiniz. Bu hiç önemli değil. Zaten satıcılık yapanların çoğunda, ya pek az satıcılık yeteneği vardır yada hiç yoktur, yinede çoğu başarılıdır.

Burada sözüne ettiğimiz satış şekli, yetenekten çok davranışlarla ilgili.

İlk izlenimlerin kalıcı olmasının bir nedeni vardır. Birisi sizinle karşı karşıya geldiğinde hakkınızda hemen bilgi edinir. Onda bıraktığınız izlenimleri bilinçli bir şekilde sınıflandıramaz, ama, yinede o izlenimi alır ve bir yere saklar.

Elinizi sıkarken, gücünüzü hisseder, sesinizin cesaret yansıtıp yansıtmadığını duyar, yürümenize bakar.

Kendinizi paketleyiş biçiminizle ona pek çok bilgi verirsiniz. Giyiminize ve bakımlı olup olmayışınıza göre, sizin düzenli veya düzensiz, rahat yada sinirli, resmi veya samimi, tutucu veya yeniliklere açık bir insan olduğunuza karar verir.

Kişinin masası, çalışma odası, yada bürosu, onun hakkında neler ortaya koyar, bir bilseniz şaşırırsınız. Kendisi içeride yokken bile birinin bürosuna girerek, onun hakkında bir hayli bilgi edinebilirsiniz. Bürosu bir çalışma yeri olarak mı, yoksa bir vitrin gibi mi düzenlenmiş? Yoksa her iki durumda bu büro için geçerlimi? Oda, sahibinin özelliğini yansıtacak şekilde zevkle ve kişisel olarak mı döşenmiş? Yoksa yalnızca dekoratörün zevkini yansıtan lüks ve ultra modern bürolardan birimi. Yine aynı şekilde bir büronun genel görüntüsüne bakarak, buranın işinden nefret eden biri tarafından mı, yoksa işini çok seven biri tarafından mı kullanıldığını anlarsınız.

KURAL- 4

Yapıp söylediklerinizin gelecekte ki sonuçlarını daima düşünün.

İş hayatı , satın alanlar ve satanlardan oluşur. Hiç unutmamanız gereken başka bir kural:”Satanlar, alanlardan daima daha çok kazanır.!”

Önemli bir nokta: “ İnsanlar kendilerine bir şeylerin satılmasından hoşlanır.” İyi pazarlamacıyı kendilerine bir şey satmak için dil dökerken görmek onları mutlu eder. İnandıkları bir satıcıdan bir şey almaya da bayılırlar.

Alıcılar , kendilerinin kaptan olduklarını sanırlar. Bırakın öyle sansınlar. Her iyi satıcı, aslında kendisinin kaptan olduğunu bilir.

Bu nedenle satıcı olun , yada en azından kendinizi öyle görün. İş hayatındaki önemli kişiler , kendilerine ilgi gösterilmesine alışıktır. Bunun beklerler. Önemsiz olanlar, sıradan işleri yapan küçük memurlar bu ilgiye alışık değildir ve bir insan olarak onları fark etmenizi takdirle karşılarlar. Sekreterler,..laboratuar asistanları.. santral memureleri.. getir götür işini yapanlar..dosya memurları..İş hayatında küçük adam denen kişilerin hepsi.. onlarla dost olun , ilgilenin!onları dinleyin ve isimlerini hatırlayın. Sırf birgün size yardım ederler diye yapmayın bunu; ama bir gün size yardım edebilirler diye yapın.

Sözgelimi, iş hayatının en kötü yönlerinden biri, işten adam çıkartmaktır. Ama bu işi doğru düzgün yapabiliyorsanız, bu olumsuz tecrübenin üzücü yanları ortadan kaldırılabilir. Birisini işten atmak için geçerli nedenleriniz varsa , ve bu nedenleri ona açık ve tartışılması güç bir dille anlatırsanız ,işten atılan kişi genellikle cesur bir tavırla kaderine razı olur. Aslında pek çok kişinin , kin duymadan ve gönül rahatlığıyla işten atılmayı kabullenmesi şaşırtıcıdır. Yanlış işte çalışanların çoğu bunu bilir. Gururunu incitmeden ve yeteneklerini hangi yöne sevk etmesi gerektiğini tavsiye ederek onu işten çıkarırsanız , düşman değil dost kazanırsınız. Daha sonra iş hayatında tekrar karşınıza çıktıklarında , mesleklerinde yaptığınız buy küçük ameliyat için size teşekkür bile ederler.

Elbette mesleğinizdeki her şey gibi, hedefleriniz de değişecektir. Büyük bir ihtimalle hedeflerinizi sürekli gözden geçirip geliştiriyorsunuz. Bu değişim sürekli ve hızlı olabilir, ama tıpkı büyüyen çocuktaki gibi her gün görülen değişiklikler fark edilmez. O yüzden uzun vadeli hedeflerinizi belirli sürelerde gözden geçirin. Her yıl mutlaka ,ama tercihen her altı ayda , ya da üç ayda bir...

Hedefleriniz az da olsa değişmiş ise , şimdiki faaliyetlerinizi gözden geçirin!Şu an yapmakta olduğunuz şeyleri, gelecekte olmasını istediklerinize uygun hale getirin.

İş hayatında iyimser olmak ne kadar kolaydır. Ama bu iyimserlik insana uzun vadede ne kadar pahalıya mal olur.

KURAL- 5

İş hayatında mevki her şey değildir. (fakat kısmen)

Açık konuşalım. Mevki demek, güç demektir. Çoğu zaman yeteneğin yerini de alır.

Bir mevki , diğerlerine oranla daha iyi , ya da daha kötü olabilir. Siz yanlış mevkide iseniz, başka biri doğru mevkidedir. Şansınıza küsün!Sizden yararlanır ya da harcar

Bir kaç şey bir araya gelerek mevkiinizi belirler.

Önce organizasyondaki seviyeniz.

Sonra, boyut. Hemen ardından ,yaptığınız işler gelir.

Mevkiinizi saptayan etkenlerden biri de şöhretinizidir. İş hayatında başarılı biri olarak tanınmak, sizi üst mevkilere getirir.

Mucize eseri ,tamamen yetenekli yöneticilerin çalış tığı bir şirketi gözünüzün önüne getirin. Bu şirket içlerinde yeteneksiz bulunmadığı için, akıl almaz boyutlara ulaşır ve büyür. O zaman işe yeniden çok sayıda yönetici almak gerekir. Doğal olarak bunların çoğu da yatersiz kişiler olur. Böylece oran yeniden dengelenecek ve vaizler yine endişelenmeye başlayacaktır.

Yetersiz kişilerin en korktukları şey , yetenekli astlardır.

Üstünüzden daha yetenekli iseniz, doğal olarak ona karşı kin duyar ve bunu başkalarına da belli edersiniz. Böylece kendi kendinizi yenilgiye uğratmış olursunuz.

Burada işin sırrı , öyle olmadığı halde patronunuzu çevreye iyi göstermektir. Bu sizi kahretse bile.

Seçenek bir:Öfkenizi dışarıya vurursunuz. Ama bu hem sizi, hem de üstünüzü kötü durumda bırakır. İkiniz de , kendinizi savunma gereği duyarsınız. Daha yüksek mevkidekiler, sizinle çalışma konusunda kuşkuya düşerler.

Seçenek iki:Yutkunur,duyduklarınızı ve düşündüklerinizi içinize atarsınız.Kendinizi başkalarına ittirerek ve başkalarının sizi çekmesini sağlayarak,terfi edebilirsiniz. Bunu da , ancak sizin ilerlemenizi isteyenler varsa başarabilirsiniz. Üstlerinizin,ilerlemenizi istemesi için , onları çevreye iyi olarak tanıtın.

KURAL- 6

Başkalarından daha iyi yaprığınız işleri keşfedin

Pek çok kişi iş hayatında , yeteneklerini doğru düzgün kullanmaz. En iyi yapabildikleri işlerde çalışmak yerine, başka yönlere giderler. O yüzden de , başarı kırıntılarıyla yetinmek zorunda kalırlar. Aynı şey şirketler için de geçerlidir.

Çok başarılı kişiler , genellikle başkalarından ne daha zeki ne de daha yeteneklidir. Hepsinin sırrı,sınırlı zekalarını ve yeteneklerini en iyi şekilde kullanmayı bilmelidir. Bunlar,başarılı olduklarından zamanla tecrübelerini de artırırlar.

En iyi olduğunuz konulardan uzaklaştığınız anda , sizin için çok önemli olan rekabet avantajınızı kaybedersiniz. Zayıf yanlarınızı yenseniz bile ,bir amatör olmaktan öteye gidemezsiniz. Daha başarılı, daha zengin, daha mutlu ve güven içinde olabileceğiniz konularda uzmanlaşın!

İşin üzücü yanı, pek çok kişi (ve şirket), gerçek yeteneklerinin ne olduğunun farkında bile değildir.

Diyelim ki çiftçilere rüzgar gülü satıp başarılı oldunuz. O yüzden çok iyi bir pazarlamacı olduğunuza karar veriyorsunuz. Sanayi fabrikalarına makine aksamı satmaya başlıyor ve işin altından kalkamıyorsunuz.

Neden? Bir düşünün!Belki , siz özellikle çiftçilere satış yapma konusunda beceriklisiniz. Öyle ise , başarıyı ,traktör ya da diğer tarım makinelerinin pazarlamasında armalısınız. Dünyadaki en iyi sanayi makineleri pazarlamacısı olduğunuzu da aklınızdan çıkarmanız gerek.

Önce, gerçek yeteneklerinizi ve sınırlarınızı bilin. Bu da , deneyip , hata yaparak , kendinizi dürüstçe değerlendirerek olur.

İkincisi, tamamen neyi iyi yapıyorsanız , ona dayanarak kişisel bir plan yapın . Herkesten daha iyi yapabileceğiniz bir işe girin. Mesleğinizi değiştirmeyin. Bu yalnızca mevki ve zaman kaybına neden olur.

Üçüncüsü,öğrenmeyi , tecrübe edinmeyi sürdürün.

Dördüncüsü, iş hayatında başarılı olmak için vazgeçilmez becerilerden birini kazanın .

Üstün insanları bulabilme yeteneği gibi. Sorumluluklarınız arttıkça , zayıf olduğunuz alanlarda başarılı olan kişilere yaslanmayı öğrenin

Beşincisi, asla sınırlarınızı unutmayın. Mükemmel olduğunuz alanlarda , gereğinden fazla başarılı olduğunuzu göreceksiniz. Zayıf olduğunuz alanlarda ise , başarı aramanıza hiç gerek yok. İnsanda , yeni alanlardan kendini deneyerek tecrübe kazanma eğilimi vardır. Yıllar önce Perry Como için bir dizi televizyon programı düşünülüyordu. Prodüktör , bir dizi dans , şaka ve konuk yıldızlar tasarlamıştı. Perry Como ‘ya böyle bir tasarının beğenilip beğenilmeyeceği soruldu.

Como her zamanki rahat tavrıyla cevap verdi:

“Beğenilmezse , ben de şarkı söylerim. Nasıl olsa şarkılarımı beğeniyorlar.”Anlaşılan Perry Como , iş hayatındaki başarı yollarını iyi biliyordu



N0.: 1368  Tarih:  06.02.2008   Saat:   10:03
Kaleme alan:  LEVENT , BOZDAG

Katıldığı şehir veya ülke:  İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Selamlar....
Teşekkürler Hacı Abi...,

Aslında buraya yazmak, özellikle köşe yazılarını almamak gerektiğini de biliyorum. Ama kaç gündür türban-mürban derken birilerinin neyi nasıl götürdüğünü,halen uyumakta olan ve de uyumaya devam edecek olan göbeğini kaşıyan adamların belki hayatın sadece aldıkları bir ton kömürden ibaret olmadıklarını, bu ülkede tek yetkili organın yasama değil, bunun yanında kuvvetler ayrılığı gereğince yürütme ve yargının da olguğunu,geçerli oyların çoğunu aldım diye her bir istediğini yapamayacağını, demokrasi kültürünün ne Alikıran baş kesen, ne de Deli Dumrul ile özdeşleşemeyeceğini,üstelik çoğunluğun oyunu bile almış olsan kafana göre yasa çıkarılamayacağını (O zaman cinayet serbest diye de yasa çıkarsana,çoğunluğun var ya!) ve de daha aklıma şu an gelmeyen bir sürü şeyi daha anlamaları düşüncesiyle bu yazıyı buraya almıştım. (Ne cümle oldu ama?)

Duyarlılığın için teşekkürler Hacı Abi..

Herkese saygılar





N0.: 1369  Tarih:  05.02.2008   Saat:   21:59
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Sevgili Levent,

Siteye bir yazı yazdım ilgilenen olmadı demiyesin.

Forum bölümü,politik düşünceler "denge" rumuzu "RTE taşı" başlığına ekledim ufak bir yazı. Buraya yazınca kızıyorlar.

Sevgiler
Hac 05; Ercan

N0.: 1370  Tarih:  05.02.2008   Saat:   17:49
Kaleme alan:  LEVENT , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Allah memlekete hırsızın hayırlısını versin kardeşim


"Çalsın ama iş yapsın" temennisi, nihayet kanun oluyor.

*

"Nası yani?" derseniz...

Hükümetimiz, Vakıflar Kanunu çıkarmaya çalışıyor. Bu kanun, hırsızlık, dolandırıcılık, hileli iflas, üçkáğıtçılık, haysiyetsizlik, şerefsizlik, adilik, namussuzluk gibi suçlardan mahkûm olan kişilere de, vakıf kurma imkánı veriyor.

Çünkü...

Hükümetimiz adına açıklama yapan Başbakan Yardımcımız, aynen şöyle diyor:

"Hırsız ya da dolandırıcı, hayır işi yapmak istiyorsa, yapamazsın deme hakkımız olmadığı inancındayız."

*

Bir daha yazayım...

"Hırsız ya da dolandırıcı, hayır işi yapmak istiyorsa, yapamazsın deme hakkımız olmadığı inancındayız."

*

Bir daha yazayım mı?

*

Reformdur bu, reform.

Kerhaneciyi vergi rekortmeni yapan sistemin varsa... Hayali ihracatçıya takdir plaketi veren bakanların varsa... Dindarım diye milleti dolandıranın mağaza kurdelesini milletvekillerin kesiyorsa... Askeri ihalede katakulli yaptığı için yargılanan müteahhidi, şeref tribününde yanına oturtan generalin varsa... Para gelsin de nerden gelirse gelsin ayaklarıyla, şeriatçıya madalya takan zihniyetin varsa... Hortumcuya damardan girip, hortumlama sanığını Çankaya Köşkü’ne davet eden rejimin varsa...

"Çalsın ama iş yapsın" diyen kanunun da olmalıydı mutlaka.

*

Atatürk’e küfredeceksin.

Devrimini tasfiye edeceksin.

Bilimi reddedeceksin.

Hukuku ulemaya devredeceksin.

Rektörleri kovacaksın.

Türban namustur, diyeceksin.

İtiraz edene, dinsiz damgası vuracaksın.

Sonra...

" Hayır işi yapsın" diye dolandırıcıya, hırsıza vakıf kurduranı, alkışlayacaksın!

*
Az bile, az.

"Devletin malı deniz, yemeyen keriz" kanunu da lazım bu ülkeye...

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" yönetmeliği lazım... "Adaaam sen de, salla başını, al maaşını" önergesi lazım... "Gelen ağam, giden paşam" tasarısı şart... "Deveyi havuduyla götürrrr" tüzüğü lazım...

*

Çalsın ama iş yapsın...

Nihayet kanun oluyor.

Hayırlara vesile olur inşallah.

Yılmaz Özdil-Hürriyet

DEMEK Kİ NEYMİŞ, TÜRBAN MÜRBAN FASA FISO!!!

SAYGILAR

N0.: 1371  Tarih:  05.02.2008   Saat:   10:11
Kaleme alan:  özgür , erbaş

Katıldığı şehir veya ülke:  ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


herkese merhaba uzun bir aradan sonra yine geldim buradan gökhan, kazım, tacettin, salih, ümit, murat, ve su an adını hatırlayamadıgım tüm bostan yiyen arkadaşlara selamlar sizleri çok özledim o tatlı günleri cahillik günlerini .....

N0.: 1372  Tarih:  04.02.2008   Saat:   20:46
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Hüseyin o yazı sehven gitti kusura bakma. Eğer yazdığın yazının altına kime ait olduğunu yazarsan iyi olur. Ben buradan yazayım,düzelteyim derken yazı gitti. O yazi siyasi olduğundan silinmedi...

Selamlar

N0.: 1373  Tarih:  04.02.2008   Saat:   19:00
Kaleme alan:  hüseyin , dogan

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

neden okadar siyasi icerikli seyler oluyorda cogu zaman silinmiyorda benim gönderdigim bir siir siyasi sayılaraktan siliniyor anlam veremedim ama ginede canınınz sagulsun bu son kez ugramam sitemize bende birdalakcılıyım ama demekki esas dalakcılar baskaları olsun ginede ama bundan sonra ne sitenize gelirim nede birseyler gönderirrim BU BİR SİTEMDİR SAYGILAR HERSEY GÖNLÜNÜZCE OLSUN

N0.: 1374  Tarih:  03.02.2008   Saat:   18:49
Kaleme alan:  Mert Osman , Demirel

Katıldığı şehir veya ülke:  Türkiye-İzmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

http://img149.imageshack.us/img1 49/3899/getattachmentaa8.jpg <Tıkla



2020'ye aynı siyaset kafasıyla gidersek sonumuz bu olacak... Torunlarınızı görebilirsiniz orada. Erkekler yinede şanslı bu konuda da bayanlarımıza acıyorum...


N0.: 1375  Tarih:  03.02.2008   Saat:   13:59
Kaleme alan:  MUSTAFA (ÇAVUŞ) , KÖKSAL

Katıldığı şehir veya ülke:  DALAKCI
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Tüm gurbet eldeki Dalakcıllara ve tüm Kırsehirlere gönül dolusu selamlar sitede emegi gecen arkadaaslara sü kıs gününde sıcak sevgiler gönderirim .Düzensiz evren icerisinde ilk önce saglık lı olmalarını gönülden diler hayat boyu basarılar dilerim.Tüm dalakcı sevdalıların Dalaakcı köyü kültürünüyasatmaları ve yansıtmaları yansıtmalarını yıne gönülden rica ederim ÇOK KÖY VAR AMA DALAKCIMIZ BİRTANEDİR . DALDER eski yönetim kurulu üyelerinden MUSTAFA KÖKSAL (ÇAVUŞ).

Sayfa: |01| |02| |03| |04| |05| |06| |07| |08| |09| |10| |11| |12| |13| |14| |15|
          |16| |17| |18| |19| |20| |21| |22| |23| |24| |25| |26| |27| |28| |29| |30|
          |31| |32| |33| |34| |35| |36| |37| |38| |39| |40| |41| |42| |43| |44| |45|
          |46| |47| |48| |49| |50| |51| |52| |53| |54| |55| |56| |57| |58| |59| |60|

          |61| |62| |63| |64| |65| |66| |67| |68| |69| |70| |71| |72| |73| |74| |75|
          |76| |77| |78| |79| |80| |81| |82| |83| |84| |85| |86| |87| |88| |89| |90|
          |91| |92| |93| |94| |95| |96| |97| |98| |99| |100| |101| |102| |103| |104|
          |105| |106| |107| |108| |109| |110| |111| |112| |113| |114| |115| |116|
Toplam 3220 Kayıt var

 


 

Powered by Ali Bozdağ