|
|
N0.: 1076 Tarih: 06.07.2008
Saat: 14:17
Kaleme alan: ferhat
, eroğlu
Katıldığı
şehir veya ülke: kayseri
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Çalışmalarınızı takdirle
karşılıyorum sitenizi takip
ediyorum ve sizleri hemşerilerimiz olarak
sitemize
bekleriz.Başarılarınızın
devamını dileriz.
|
|
|
N0.: 1077 Tarih: 06.07.2008
Saat: 12:21
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Başbağlar katliamının
onbeşinci yıl dönümünde, katledilen
insanları saygı ile anıyor. Bu tür
insanlık dışı olayların
hiç bir canlıya uygulanmaması
arzusuyla,tüm dünyada barış ve özgürlük
temenni
ediyorum.
Saygılar
Hacı
Ercan
|
|
|
N0.: 1078 Tarih: 05.07.2008
Saat: 10:58
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Frankfurt
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Sinan Özdemir gecmis
olsun.
Bundan sonraki yasaminizin saglikli
olmasini temenni
ediyorum.
saygilar
Elif Köksalan
|
|
|
N0.: 1079 Tarih: 04.07.2008
Saat: 15:15
Kaleme alan: hatice
, genç
Katıldığı
şehir veya ülke: urla izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
sevgili sinan özdemir duydumki
hastaymışın gecmişolsun
dileklerimi sunarım biran önce iyi
olmanı yüce tanrıdandilerim
sevgilerimizle genç ailesi
|
|
|
N0.: 1080 Tarih: 03.07.2008
Saat: 21:23
Kaleme alan: Sahin
, Nami
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Regaib Kandiliniz Kutlu
Olsun.
YAŞAR NURİ ÖZTÜRK
Hoca'dan:
“Allah ile Aldatmak
kitabını niçin yazdın? Bizleri
‘Allah’ adına kimler, nasıl
aldatıyorlar?”
Bir kere daha cevap
vereyim:
‘Türkiye’yi Kemiren İhanet:
Allah ile Aldatmak’; asırlarca sürmüş
olan ve bugün hâlâ devam eden bir tahribe
karşı yazıldı. Başka bir
deyimle, Batı’nın, İslam dinini
emperyalist bir siyaset aracı olarak
kullanmasına ve bu kullanımın
Türkiye’de yarattığı tahribata
karşı bir uyarı ve bir
çıkış yolu olarak
yazıldı. Dinimizin adını
değiştirerek, Türkiye ve din üzerinde
oynanmak istenen oyunları deşifre etmek
için yazıldı.
Bu oyunlarda
Batı’nın olduğu kadar, onlara boyun
eğmeyi kabullenen siyasetçilerimizin de büyük
payı var.
Türkiye’de sosyal devleti
çöküşün eşiğine getiren ‘sadaka ve
iane kültürü’nün baş dayanağı,
Allah ile aldatan siyasetlerin dokunulmaz,
eleştirilmez tahakküm teolojileridir. Uzun
yıllar içinde oluşmuş bu yarı
müşrik teolojiye şimdi de
Ilımlı İslam adı altında
Haçlı emperyalizm destek
veriyor.
Allah ile aldatmak, dini;
çıkar, baskı, koltuk, egemenlik
aracı yaparak kullanan bir sanayi koludur.
Bugünkü iktidar ise bu sanayi kolunun saltanat
dönemini temsil etmektedir. İşte ben bu
kitabı, bu sanayi kolunun sürüklemekte
olduğu felakete dikkat çekmek ve
insanları uyandırmak için yazdım;
özellikle de 3 sınıf aymazı
uyandırmak için:
1.
Siyasetçiler,
2. Aydınlar,
3. İş Adamları.
HARAM KAZANÇ VE RİYAKÂRLIĞA
DÜŞMANIM
Benim eserlerimi en az
okuyanlar ne yazık ki aydınlar, sonra da
iş adamlarıdır. Ben, bilindiği
gibi, haram kazanca ve kamu mallarının
talanına düşmanım. Bu talana
savaş açmış bir adamım.
Dolayısıyla, ‘din’ ve ‘Allah’
adına halkın sırtından
nasıl servetler
yapıldığını
halkımız da açıkça görsün, duysun
istedim. Bunun peşini bırakmaya da
niyetim yok.
Türkiye üzerine oynanan
oyunların başında, bir adı da
takıyye olan riyakârlığı
kurumsallaştırarak, tüm değerleri
yok etmek gelir. Kitabımda, Türkiye’de
artık kurumsallaşmış olan
'riya’nın ülkeyi ne boyutlara
taşıdığını da
vurgulamak istedim. Bu riyakârlık
saltanatının başında dinci
riyakârlık vardır. Bunu Atatürkçü (!)
riyakârlık izlemektedir.
Riyakârlığın tarihte en
büyük iki düşmanı olan Hz. Muhammed ve
Gazi Mustafa Kemal, riyanın aracı ve
malzemesi haline getiriliyor. Bu oyun, tarihin en
vicdansız oyunlarından biridir; belki de
birincisidir. Bu oyuna karşı
çıkmayı bir insanlık ve iman borcu
saymaktayım.
Hz. Peygamber’in en
büyük mucizesi; en berbat putperest kitleyi
düzeltmek ve medenileştirmek oldu. Ancak
yüzyıllar boyunca art arda gelen hanedanlar
sayesinde riya
saltanatlaştırıldı,
kurumsallaştırıldı. Bir
toplumda riyakârlık,
üçkağıtçılık, haram kazanç
kavramları yerleşip
meşrulaşmışsa tüm
değerler işe yaramaz hale gelir. Kur’an
bunu şöyle ilkeleştirir:
“Yemin
olsun, sana da senden öncekilere de şu
vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan
eylemin/üretimin/ibadetin kesinlikle boşa
çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden
olursun.” (Zümer Suresi, 65)
Kendimizi
aldatmayı meziyet saymak gibi saçma bir yola
girmek istemiyorsak şunu görmek
zorundayız:
Sınırları Balkanlar’dan
Arabistan’a uzanan 6.5 asırlık
Osmanlı İmparatorluğu’nda toplam
15.000 civarında cami vardı. Türkiye’de
bugün yüz bin civarında cami var!
Türkiye’de bütün İslam
dünyasının toplamından daha fazla
cami olduğunu biliyoruz. Şunu da
biliyoruz: Bir tarafta din siyaseti ve ticareti,
diğer tarafta, hırsızlık,
arsızlık ve canilik almış
yürümüş durumda. Türkiye’deki milyar dolarla
ifade edilen vurgunlara bir bakın;
başlarında dinci vurgunculuğu yani
Allah ile Aldatma soygunculuğunu
göreceksiniz. İşte Mercümek olayı,
Deniz Feneri vurgunu, gurbetçilerin
paralarını gasp eden Yimpaşlar,
Anadolu halkını soyup perişan eden
İhlaslar...
Bu soygunu nasıl
başardılar? Allah ile aldatarak. Yani,
din üzerinden yürütülen riyakârlığı
işleterek. Şirkin en iğrenç biçimi
işte budur.
ÖLÇÜ HELAL KAZANÇTIR,
NAMAZ DEĞİL
Hz. Peygamber
bakın ne diyor:
“Bir adamın
namazı, niyazı sizi aldatmasın. O
adamın dirhem ve dinarla yani para ile olan
ilişkisine bakın.”
Bir de
şu var: Hepimizin gözleri önünde, Allah ile
aldatma talanının öncülüğünü devlet
yapıyor. İslamiyet'te din
sınıfı yoktur; namaz
kıldırana para ödemek yoktur; İslam
bunları yasaklamıştır. Gel gör
ki, Türkiye’de 2 katrilyon harcamanın
yapıldığı bir din sektörü var.
Bu saltanat değil de nedir, riya değil
de nedir?
Riyakârlığın
Türkiye’de maskesini düşüren tek lider
Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Bunun içindir
ki, İslam dünyasının son
yüzyılda en samimi ve güven verici
İslamî gelişim ve oluşumları,
Mustafa Kemal Atatürk’ün vücut verdiği
zihniyetin ürünü olarak Cumhuriyet Türkiyesi'nde
gerçekleşmiştir. Atatürk mirasından
geriye gidiş, İslam’ın gerçek anlam
ve yaşantısından da geriye
gidiş olmuştur. Dinin ve
dindarlığın yerini Allah ile
Aldatma yani dincilik almıştır.
Büyük Atatürk’ün buyurduğu gibi:
“Hak olan Kur’an, haksızlığı
kabule vasıta
yapılmıştır.”
Allah
ile Aldatmak kitabımda da sıkça
değiniyorum: Hiçbir kitle, aldatılmak
istemeden aldatılamaz.
ATATÜRK’ÜN
DİN ANLAYIŞI
Atatürk,
Kurtuluş Savaşı'nı zorluklara
göğüs gererek, 3 kuruşa muhtaç bir
halkın gayretiyle kazandı. Bu gayretin
motor gücü, anti-emperyalist İslam’ın
iman çocukları olan Müdafaa-i
Hukukçuların, Gazi Mustafa Kemal’in ve Türk
halkının zulme karşı direnci
ve mücadele azmiydi.
Dine,
Kur’an’ın isteği yönünde
akılcı bir yaklaşım, toplumsal
dirayet, bir tek Atatürk döneminde
gerçekleşti. Ölümsüz Gazi, İslam dinini
Elmalılı’nın tefsiri olarak önümüze
koydu. TBMM’nin kararı ile yayınlanan o
büyük tefsirin yayın harcamalarını
da kendi kesesinden yaptı. Böylece dünyaya ve
milletine gösterdi ki, o tefsirin vücut
bulmasında onun gönlünün hasreti de pay
sahibidir.
Bütün bunlar unutuldu, bütün
bunları yapan lider ‘dine muhalif’
gösterilmeye başlandı. Halk, Haçlı
emperyalistlerin fesat propagandalarıyla
aldatıldı. Esas bağrına
basması gereken önderine kuşku ile
bakmaya zorlandı. Tarihin en büyük
vicdansızlıklarından biri tam bu
noktada işlendi.
Türk halkı,
Haçlı emperyalizm tarafından kurulan
tuzağa ne yazık ki düştü.
Türkiye’de bugün halk, besmeleyi çekip bir çuval
kömür verene teslim oluyor. Ciddî bir
yozlaşma var. Türkiye’de toplumun temel
mutsuzluk ve umutsuzluk sebebi işte bu sosyal
kokuşmuşluk, bu nankörlük, bu
vurdumduymazlıktır.
Ben, Türk
halkının yıllardan beri ilk defa bu
kadar mutsuz, umutsuz ve karamsar olduğunu
görüyorum; araştırmalar da bunu
doğruluyor. Ekonomi yine duraklamaya girdi.
Firavun, Karun ruhlu kadrolar Atatürk’ün
kurduğu demiryollarını yaymak
yerine, çıkar ve oy uğruna,
demiryollarını felce uğratıp
karayollarına oluk gibi paralar
akıttılar. Bütçemizin büyük
kısmı işte bu yüzden petrol
alımı için dışarı
gidiyor.
En güzel sahillerimiz
yıllarca kömür depolarıyla doluydu.
İktidarlar, saltanatı
meşrulaştırdı. Bu ülkenin
halkına yaptıkları kötülükler
kelimelerle ifade edilemez. Halk da maalesef
bunlara alıştı, kabullendi, hesap
sormadı, işin kolayına
kaçtı.
Halk, şimdi, bu
hatalarının faturalarını
acı bir kahırla ödüyor.
ALLAH
İLE ALDATMA KİTABININ ARDINDAN NE
GELECEK?
Kur’an’daki İslam’ benim
eserlerim içinde opus magnum (baş eser)
sayılırdı. Bana göre hâlâ öyledir.
‘Allah ile Aldatmak’ bir uyarı manifestosu.
Ama birçok insan Allah ile Aldatmak
kitabını benim ana eserim sayma
eğiliminde.
Allah ile aldatmak, on
beş yıldır devam eden bir büyük
çalışma havuzunun ilk ürünüdür.
6500 sayfalık bir havuzdan
bahsediyoruz. ‘Allah ile Aldatmak’ bu havuzun ilk
eseridir. Bunun ardından (büyük ihtimalle
2009 yılı içinde), hayatımdaki en
önemli eserlerimden biri diyebileceğim ‘Türk
Bağımsızlık ve Aydınlanma
Savaşı’nın Kur’anî Boyutları’
gelecek. Sonraki önemli ürün, ‘Yakın
Tarihimizde Molla-Papaz
İşbirliği’ni konu eden eser olacak.
Havuzun ana eseri ise büyük
olasılıkla 3 ciltte tamamlanacak olan
‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İslam ve
İslam Dünyası’
olacaktır.
Bu ana eserin tüm dünyada
gündeme oturmasını ve büyük
uyanışlara vesile olmasını
bekliyorum.
|
|
|
N0.: 1081 Tarih: 03.07.2008
Saat: 19:23
Kaleme alan: Nihat
, Koçak
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
MİLLİ DEVLET GÜÇLÜ İKTİDAR
İÇİN
AYYILDIZLI
BAYRAĞIMIN ŞEREFİ
İÇİN
MİLLETİMİN
BİRLİĞİ ve
DİRLİĞİ İÇİN
KANDİLİNİZ MÜBAREK
OLSUN
SAYGILARIMLA
Çimellili
Nihat koçak
|
|
|
N0.: 1082 Tarih: 03.07.2008
Saat: 19:10
Kaleme alan: Yusuf
, Köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
BÜTÜN MÜSLÜMAN ALEMININ,
REGAIP KANDILINI
KUTLARIM.
HOSGÖRÜ,BARIS ve MUTLULUK
GETIRMESI DILEGIMLE NICE
KANDILLERE.
SAYGILARIMLA
YUSUF
KÖKSAL
ALBSTADT / ALMANYA
|
|
|
N0.: 1083 Tarih: 03.07.2008
Saat: 17:50
Kaleme alan: KÖKSAL
, ÜMİT
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
ÖYLEYSE BEN DE VATAN
HAİNİYİM.!?
Sevgili
Dostlar...
Aylardır gazete ,internet
vb benzeri yerlerdeki köşelerimde de
karınca kaderince nacizane bahsettiğim
üzere zurnanın zırt dediği yere
gelmiş durumdayız...
Görüyorum
ki herkesin kafası
karışmış durumda kimse bir
yorum veya söylemde
bulunamıyor...
Her kes sus pus
olmuş durumda...
Dinleme
pozisyonunda...
İşte istenen de
tam olarak budur zaten...
Korkutmak ,
sindirmek , pusturmak...
Şimdilik
amaçlarına da ulaşmış
görünüyorlar...
Dostlar bir taraf olmak
zorunda değiliz ki. ( İstenen bir taraf
olmamızdır zaten ) Tam aksine bitaraf
olmak durumundayız. Taraf olacaksak da
haklıdan doğrudan yana olmak
durumundayız...
Bize sunulanlarla
,bilinçli yönlendirmelerle yetinmeyip her
şeyi sorgulamamız
gerçeği,çıplak gerçeği ,
doğruları bulmamız
lazım...
Elbette darbelere
karşıyız...
Hem de her
türlüsüne...
Karşı olmak da
hepimizin boynunun borcu...
Ancak ; Askeri
olanına da , sivil olanına da , topuna
birden karşı olmak
durumundayız...
Amma velakin ok
yaydan çıkmış durumda...Yılmaz
ÖZDİL inde dediği gibi Ampulu
ağızlarına sokanlar geri nasıl
çıkaracaklar ben de çok merak
ediyorum...
Birilerinin işaret
ettiği gibi Ülkemizi gerçekten de bir
yerlere, yanlış mecralara ( her türlü )
sürüklemek isteyenler var ise eğer bunlar
gerçekten de iyice gözlerini
karartmışlar...Demek ki… Allah
milletimizin yardımcısı olsun...
Ama yakın geçmişte ki bir
söylemi de hatırlamadan edemiyorum...
Ne
diyordu Erbakan Hoca ; " Bu Ülkede bir darbe
olacak olacak amma , kanlımı olacak
kansız mı olacak onu merak ediyorum
"
Artık herkes merakına
nail olmuştur
sanırım...
Çifte
standartçı AB ve ABD nin
açıklamalarını da
duyuyorsunuzdur..
Sevgili
Dostlar...
Açın tarih
kitaplarını da bir
karıştırın
allahınızı severseniz, bir
bakın ,o günleri bir
hatırlayın,bakın neler
göreceksiniz...Bugün ile benzerlikler
bulabilecekmisiniz...
O günlerde
işgalcilerin kıçını
yalayıp türlü , türlü yalakalıklar yapan
İstanbulda ki Damat ferit paşa
hükümetine kimler olanca gücü ile destek
vermiş.. Ankaradaki meclis hükümetinin ise
yüzüne bile bakmamış...
Bugünse yine
o güçler kimleri desteklemekteler.!?
Bugün
ile o gün arasında acaba değişen ne
var.!?
Aradan geçen zamanda acep bu adamlar
neyimize hayran oldular ki birdenbire bizi pek
sever oldular... Ülkemizi geliştirmek ,
Demokratik zengin bir ülke yapmak için
çırpınmaktalar. ( Biliyorsunuz hemen
yanıbaşımızda Irak'a
barış getirdiler,onlar geldiğinden
beri Irak ta insanlar mutlu,mesut, barış
içerisinde yaşamaktalar...)
Şu anda
da yine İrana da Barış getirelim mi
getirmeyelim mi diye tartışmaktalar,
takip ediyorsunuzdur...
Peki sizler ; Bu
ülkelerin 1.Dünya savaşında ülkemizi
paylaşmak için aralarında
yaptıkları gizli anlaşmaları
,daha sonra bunu Sevr anlaşması ile
yürürlüğe koyduklarını
padişahın görevlendirdiği bir
heyetin bu anlaşmayı padişah ve
İstanbul hükümeti adına
imzaladığını Ankaradaki TBMM
nin ise bu anlaşmayı
tanımadığını ,
tanıyacak olanları da vatan haini olarak
ilan ettiğini
biliyormusunuz.!?
Yaptığı
devrimler ile Bizi gerçek Avrupalı yapmak
isteyenin M.Kemal ve arkadaşları
,Avrupadan
uzaklaştırmak,dışlamak ve
böylece dilediği gibi bölüp parçalamak
isteyenlerin yine Avrupalılar ve
geçmişte olduğu gibi içerde olan
işbirlikçi ve uzantılarının
olduğunu da
biliyormusunuz.!?
Sanıyorum,Çoğ
unuz bilmiyoruz ki bunları tekrar,tekrar
yeniden yaşıyoruz...
Ne yazık
ki geçmişte de bu böyleydi ve en büyük
kurtuluş mücadelesi de içerdekilere
karşı verilmişti...
Son
söz olarak ; Nazım Usta nın da
dediği gibi " Atatürk'ü sevmek vatan
hainliğiyse eğer,Öyleyse ben de vatan
hainiyim." diyorum sevgili
dostlar."
Bizim olan Güzel bir Vatan
umudu ile...
Sevgiler...
|
|
|
N0.: 1084 Tarih: 03.07.2008
Saat: 16:17
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAG
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKAR - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
herkesin kandilini kutlar saglık ve huzur
dolu günler dilerim
|
|
|
N0.: 1085 Tarih: 02.07.2008
Saat: 21:24
Kaleme alan: asim oglu ümit
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
selammm merhabalar dalakcililarr ben ümit
izmirden ben yeni gördüm bu sayfayı inanin
ki cok süper olmus öncelikle aki bozdağ ya
cok teşekkür ederim ve bütün köylülerimizi
cani gönülden selamlarim dalakcı bi harika
köy yaaaa herkese hörmetlerimi iletirim hergün
yazarim burayaa bu arada beni bilmeyeniniz
varsaben asim köksalin oglu aşeyin torunuyum
kucuk-turust-40@windowslive.com
DALAKCI..... ?
|
|
|
N0.: 1086 Tarih: 02.07.2008
Saat: 18:33
Kaleme alan: YUSUF
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Dgerli Sinan Özdemir ,
Kardesimiz gecmis
olsun Allah´tan acil sifalar
dilerim.
Yusuf
Köksal
Albstadt / ALMANYA
|
|
|
N0.: 1087 Tarih: 02.07.2008
Saat: 16:23
Kaleme alan: NURİ DEVRİM DOĞAN
, DOĞAN
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
sinan özdemir geçmis olsun der acil şifalar
dilerim NURİ
DEVRİM DOĞAN
|
|
|
N0.: 1088 Tarih: 02.07.2008
Saat: 14:17
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Geçmiş olsun sevgili Sinan
ÖZDEMİR.
Bundan sonraki
yaşamınızda sağlıklı
günler temenni ederim.
Hacı
Ercan
|
|
|
N0.: 1089 Tarih: 02.07.2008
Saat: 13:56
Kaleme alan: ibrahim
, Cetin
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Kuyucunun Sinan ÖZDEMİR'in Ankara'da bugün
ciddi bir ameliyat geçirdiğini
öğrendim.... Kendisine ve ailesine büyük
geçmiş olsun dileklerimi sunar, acil
şifalar dilerim...
|
|
|
N0.: 1090 Tarih: 02.07.2008
Saat: 12:37
Kaleme alan: nuridevrim
, dogan
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara türkiye
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
sivas katliamını şidettle
kınıyor ve lanetliyorum.bir daha böyle
acıların yaşanmaması
dileklerimle.
|
|
|
N0.: 1091 Tarih: 02.07.2008
Saat: 10:51
Kaleme alan: Ercan
, Hacı
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bugün Sivas katliamının
yaşandığı kara günün yıl
dönümü.
Suçsuz yere, kara
cüppeli,ağzı salyalı yobazlar
tarafından,sözde Allah adına katledilen
Can'ları bir kere daha saygıyla
anıyoruz.
Karanlık
geleceğe dur diyelim.
Aydınlık
yarınlar hepimizin
olsun.
Saygılar
Hacı
Ercan
|
|
|
N0.: 1092 Tarih: 01.07.2008
Saat: 18:53
Kaleme alan: Hacı
, ERCAN
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili dostlar,
Kavga sohbet kutusu
sahasının dışına
taşmış durumda.
Bazıları itici davranış
sergilemekten kendilerini alamıyor.
Belki
de bazı insanlarımız toplumsal
yaşamı top sahasından başka
yerde görmemiş olabilirler.Doğaldır
diye düşünüyorum.
Bu nedenle,
kendilerine bir iş verildiğinde
kendilerini ya taraflı hakem ya da sürekli
faul yapan bir oyuncu gibi
gürüyorlar...
Burada asıl idarecinin
halkın kendisi olduğunu
göremiyor.
Zor iş idarecilik ve halkla
ilişkiler. Bu nedenledir ki bir çok
üniversitenin halkla ilişkiler bölümü
vardır.
İstek alıp
Neşet Ertaş türküleri çalmak bu işi
biliyor anlamı taşımıyor.
Oradaki kişi her kesimden insanla birebir
ilişkide oluyor bu nedenle bu iş
zor.Herkesin işi değil yani. Öncelikle
idareci konumundaki olanların akıl
sağlığının yerinde
olması gerekiyor...
Oysa ki
toplumsal yaşam bir oyundan daha fazla
şeyler ifade eder.
Toplumsal
yaşamı kavrayabilmek uzun emek ve özveri
isteyen bir iştir.
Toplumsal
yaşamda idareci konumundaki kişinin iyi
denge kurması gerekiyor yoksa bu iş
olmaz.(şekil bir A'da görüldüğü gibi).
Burada izleyici konumundaki olanlar halktan
bireylerdir.
Bunu kavrayabilmek,gerekli
akıl ve zekayı beraberinde ister.
Bu
dersten sınıfı geçmek çok zor bir
iş vesselam...
Sevgili Ali
Bozdağ kardeşimiz gerekli kuralları
koymuş.
Kendisine teşekkür etmek
lazım.Bu kurallar oyun kuralı değil
toplumsal yaşamda gereken kurallardan bir
kaçı...
Ali kardeş diyor ki;
arkadaş hiç kimse kendi başına
kural çıkarmasın.Bu işi beceremiyen
yapmasın.Burası kavga yeri değil
diyor.Hatalar zincirine devam etmenin anlamı
yok diyor.
Ey sunucular,keyfi
davranışlara giremezsiniz,burası
herkesin ortak alanıdır
diyor.
Ben bunları anladım
başka bir şey anlıyan var mı
acaba?
Bu sayfamıza,görüş
sayfamıza gelince; burada genel ahlak ve
toplum kurallarına aykırı yazı
yazan olursa yazıları siliniyor ve
uyarılıyor.
Bu sayfanın
kuralı diğerlerinden farklı
değil.Dini motiflere yer
yok.faşist,ırkçı söylemlere yer
verilmez. Yani,toplumsal yaşamı olumsuz
yönde etkilemek isteyenlere kapalı.
Önceden belirlenmiş olan bu
kuralları bir yetkili olarak
uyguluyacağımı herkesin bilmesini
isterim...
Herkese, Dalakçı Web
Sitesi'inde hoş sohbetler ve gerçek
doğruları paylaşım temenni
ediyorum.
Saygılarımla
HACI ERCAN
|
|
|
N0.: 1093 Tarih: 01.07.2008
Saat: 16:58
Kaleme alan: ÜMİT
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Ali...
Yazın,sanki..Bir
sevgi,Saygı,Hoşgörü manifestosu gibi
olmuş.. Kimin ne yapması, nasıl
davranması gerektiği hakkında bir
rehber kitap gibi açıklayıcı,yol
gösterici olmuş...
Sana
katılıyor ve altına imzamı
atıyorum...
Budur...
Ben de
nacizane bütün dost ve arkadaşlara bir
çağrıda bulunarak sevgi,saygı
temelinde herkese karşı
yapıcı,sabırlı,ölçülü,
hoşgörülü olalım
diyorum...
İlerici,aydın olmak
sözle olmuyor,fiiliyata da geçirmek
zorundayız.Unutmayalım ki yapmak zor ,
yıkmak çok kolaydır.Binbir emek ve zaman
harcanarak oluşturulan bu değerlere
herkesin sahip çıkması
gerekir...
Herkese sevgiler...
|
|
|
N0.: 1094 Tarih: 30.06.2008
Saat: 10:46
Kaleme alan: Ali
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sayın Dalakçı web sitesi ve Dalakçı
Radyo izleyenleri
Sitemizin radyo
bölümündeki yaşanan olumsuzlıkların
bazı sunucularımızın yeterli
bilgi ve beceriye sahip olmadıklarından
kaynaklandığını
düşünüyorum. Kamuya açık alan
olması nedeniyle yoldan geçeni sorgulama ve
yargılama olanağımız yok. Biz
kendimize bakacağız.
Sonuçta bu
gönüllülük temelinde yapılan
çalışmanın eğtimini
almış kişiler
olmadıklarını biliyoruz. El
yordamıyla yapılan işlere hayati
tecrübelerden yoksunlukta katılırsa
elbetteki sonucun olumsuz olması
kaçınılmaz oluyor.
Halkla
ilişkilerde idareci konumunda bulunan
insanlarımızın yeterli kişisel
olgunlukta olması gerekiyor. Ne yazık ki
bu tür gönüllüleri bulmamız son derece
az.
Radyomuzda sunucu olan
arkadaşlarımızın yetersiz
oluşları sorunun daha da
katlanmasını
sağlıyor.
Bu sözlerimden ötürü
hiç bir arkadaşımız
alınmasın . Burada hepimizin
eleştiri ve öz eleştiriye açık
olmamız gerektiği düşüncesini
taşıyorum.
Sunucu
arkadaşların kendilerine göre
uyguladıkları idare ve yönetim
şekilleri radyomuzda olumsuz gelişmelere
neden
olmuştur.
İzleyicilerimize
gelince; burası elbetteki kamuya açık
alandır her kesimden isteyen
insanlarımız gelebilir. Kimin gelip ve
nasıl biri olduğunu anlamamız
mümkün değildir.
Hal böyle olunca sunucu
arkadaşlarımıza iş
düşmekte. Olumsuzlıklarda sorunun
çözümünü zorlaştırmak yerine
kolaylaştırmanın yöntemlerini
aramaları gerekiyor.
Kolaylaştırmaya
çalışırken en kolay
olanını tercih etmek yanlış
oluyor.Hani maarif müdürü demişki”şu
öğrenciler olmasa okulları idare etmek
kolay” eğer işinize gelmeyeni radyo
bölümünden atarsanız mesele kalmıyor,
inanın halkla ilşkiler son derece iyi
gider. Elbetteki sohbet ortamından
uzaklaştırmak için insani kurallara
aykırılık olması gerekir. Onun
dışında insanlar elbette
konuşacak sohbet edecekler. Buna engel olmak
anti demokratik bir tutum olur. İnsanlar
sizin orada ekmek kaç lira oldu. “Ne olacak bu
milletin hali” diye elbette soracaklardır.”Bu
kötü gidiş nasıl duracak” diye elbette
sorulacaktır. Sizler özel alanı
kapatırsanız insanlar
sorularını alenen soracaklar siz de
rahatsız olacak ona cevap vereceksiniz
bırakın özel alan açık kalsın
. Bazen insanların özel iletmek istediği
şeyler olabilir. Mesela;Tel.
Numarası,adres gibi konular ve ya
kişiye özel ,varsın gizli
konuşsunlar bunun ne sakıncası
olabilir?
Sunucu
arkadaşlarımız mikrofondan
sıkıntılarını giderirken
ne yazık ki dinleyici dostların öyle bir
şansı yok. Sunucumuz isimlerin üzerinide
çizince izleyiciye hiç bir şans
kalmıyor. Bu kadar insiyatif kullanmak olumlu
sonuç vermez.
Sunucu
arkadaşlarımızın her hangi bir
sorunları olabilir.Sorunluyken mikrofonu
almamaları gerekiyor.Çünkü halkın
değişik kesimleriyle bire bir
iletişim içinde oluyorlar.
Burada
sunucu arkadaşımızın sorun
yaratacak şekilde uygulamalara girmiş
olduğunu gözlemliyorum. Keyfi
olmadığını düşündükleri
keyfi davranışlardan uzak
durmalarını tavsiye ediyorum. Kavgayla
bir yere varılacağını
düşünmek son derece
yanlıştır.
Yapacağ
05;m derken yıkmanın hiç bir anlamı
yoktur. Bu insanlarımız son derece zor
kazanılıyor. Ve değerlidirler.
Bizim amacımız mümkün olduğunca
insan kazanmak,insanlarla
doğrularımızı
paylaşmaktır.
“İşine
gelen gelir gelmeyen gelmez” düşüncesi son
derece yanlıştır. Bu siteyi kendi
egomuzu rahatlatmak için gündeme getirip
kurmadık. Burası bir hizmet yeridir.
İnsanlarımıza hizmet
vereceğiz.
Örnek; hiç bir zaman benim
köyümün insanı evine aldığı
misafirine yemek verirken önüne ekmeği
fırlatıp zıkkımın dibini
ye işte ekmek der gibi tavır almaz
alamaz. Alırsa bu yanlıştır.
Yanlışları düzeltmek bizlerin
görevi.
Uygulamalarında keyfilik
bulunan hangimiz olrsak,bir dost olarak konu
pratiğinden uzak durması
gerektiğini düşünüyorum. Radyomuz gibi,
kamuya açık yerlerde feodal düşünmemiz
son derece yanlış
olur.
Radyomuzda genel olarak
uyulması gerekenler:
1-Kimse kimlik
sorgulamasına tutulamaz.
2-Özel alan
kişiler arası özel konuların
yazılabilmesi için açık
tutulmalıdır.
3- Toplum
kurallarına aykırı
davranmaların dışında(küfür
etmek vs. gibi) durumlar hariç hiç kimsenin
isminin üzeri ya da numaralar çizilerek devre
dışı
bırakılamaz.
4-Radyomuzda anti
demokratik müziklere yer verilmez.
Irkcı,faşist,dini motifli müzikler
çalınmaz.
5-Sunucularımız
kesinkikle dini söylemlerden uzak
durmalıdır.Sonuçta radyomuz herkese
açık kamu alanıdır.Radyo bir
ibadet yeri değil sonuçta müzik dinleyip
sohbet edilen bir yerdir.
6-Radyo sunucusu
kişilerin isim yazmaları konusunda sözlü
olarak tavsiyede bulunabilir.Uyulması
insanların özgür iradesine
bağlıdır.
Şimdilik
genel düşüncem budur. Bu istem ve kurallara
uyulması isteğimizdir.
Bazı
değerler oldukça zor kazanılıyor.
Halkla ilişkilerde önde bulunan
dostlarımızın köprüleri özenle
korumaları gerekiyor. Yıkılan
kısımlar var ise vakit geçirmeksizin
tamir edilmeli.
Burada görüş
bildiren herkese teşekkür ederim.
Sizler
görüşlerinizi bildirdiğiniz sürece daha
iyi hizmet vermeye
çalışacağımızı
bilmenizde yarar vardır. Sonuçta verilmeye
çalışılan hizmet sizler
içindir.
Mesajlarla bizlere ulaşan
doslarımızın uyarıları
için ayrıca teşekkür
ederim.
Saygı ve
sevgiler
Ali BOZDAĞ
|
|
|
N0.: 1095 Tarih: 29.06.2008
Saat: 22:54
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Frankfurt
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Merhaba Sevgili Necati,
Canin
sagolsun, yine yazarim ben.
Önemli olan
emegin hakettigi degeri bulmasi.
Sunucu
arkadaslarimizin bizlerin destegine
ihtiyaclari
Oldugunu
düsünüyorum.
Simdiye kadar köyümüzün
Radyosu yoktu.
Bununla birlikte böyle
güzel bir dialog ve sohbette yoktu.
Daha
bundan önemli ne olabilirki Radyomuzu taktir
etmek icin.
Ve insanlarimiz bunun
kiymetini biliyorlar.
Emek bazen
hirpalansada, gecen zamanin icinden süzülüp
gelir
ve hakettigi degeri bulur. Buna
inaniyorum.
Saygilar sevgiler
Elif
Köksalan
|
|
|
N0.: 1096 Tarih: 29.06.2008
Saat: 19:23
Kaleme alan: Necati
, Genc
Katıldığı
şehir veya ülke: Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Merhaba Sevgili Elif Köksalan,
senin
son yazmis oldugun yaziyi istemeyerek
yanlislikla sildim. Kazaya kurban gitti
anlayacagin. Altdaki arkadaslar bir birlerinde
sinirlerini alamayip ikiside ayni yaziyi iki
sefer göndermisler, o yazilari bire
düsürecektim olan senin yazina oldu, kusuruma
bakma.
Sevgili Elif altdaki yazinla silmis
oldugum yaziyi birlestirip
tekrar bir yazi
daha yazarsan, bizim Dalakci radyo sunucu ve
dinleyicilerine iyi gelecegini düsünüyorum.
Umarimki bazi arkadaslar artik bu diretmeci
huylarindan vaz gecerler. Aslinda bizim
oralarin insani yenilige ve hosgörüye aciktir.
Aklima Selver ebemin tavuklarini getirtdiniz.
:))
Hepinize
Saygilar
|
|
|
N0.: 1097 Tarih: 28.06.2008
Saat: 03:06
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Frankfurt
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Dostlar,
Konu DALAKCI
Radyosu
Köyümüzün bir Radyosu olmasi
elbette onur veriyor.
Bir Radyomuzun
olmasindan cok, nasil bir yayin sundugu cok
daha önemli.
Birinci Kosul, "olmazsa
olmaz olan" en önemli kosul saygiyi,
durum ne olursa olsun hic bir zaman saygi
sinirini asmamak.
Ve bu davranisimizla
ilk kendimizi onure etmis oluruz.
Cünkü
digerine söyledigimizi zanettigimiz bütün
sözleri ilk kendimiz duyariz.
Burada
asil isaret etmek istedigim nokta, sorunun
en önemli temel nedeni, "kendimizi
ifade" edememek olduguna
inaniyorum.
Eger insan kendini ifade
etme yetenegini gelistirmiyorsa, hemen savunmaya
gecmesi kacinilmazdir.
Savunmaya
gecmekteki en önemli kayip
ise,"savunma," ögrenme yetenegini
körlestirir diye düsünüyorum.
Tabii ki
elestiride ayni, amac ögretmek olmali,
rencide etmeden. Radyomuz aslinda
toplumumuzdaki deger yargilarina ayna tutan
somut bir etkinlik alani bence. Kendimizi
sözlü olarak ifade edemezken, yazi dilinde
nasil ifade edelim ki?
Ilk okul
aydinliginda olmamiz gerekce olamaz. Biliyoruz
ki insan isterse kendini sosyal olarak
gelistirme sansina sahip.
Benim bir
gözlemledigim durum ise, hic bir konuya
dokunmadan sohbet etmeye cabaliyoruz. Dogal
olarak bu da mümkün olmuyor. Yasadigimiz
toplumlarda (böyle bir renklilik sansimizda
var) tartisabilecegimiz sayisiz konular var.
Buna bir örnek verecek olursam iletisim
araclari, iletisimde sinir tanimazken, "
bizler neden düsüncelerimizi birbirimize
iletmekten aciz kaliyoruz?." Hangi ortak
degerlerin özünden bulusabiliriz? Ayni köyden
olmamiz bir bagdir elbette, bence bu baginda
ötesine gecebilirsek dahada verimli olur diye
düsünüyorum. Yani ayni köyden oldugu icin
degilde, kamil insan oldugu ile
degerlendimeliyiz durumu.
Objektif
bakmak, bir diger önemli unsur.
Yani
bütünü görebilmek.
Duyarsizlikla,
hosgörü, birbirine karistirildiginda bu günkü
gelinen durum ortaya
cikiyor.
Gericilik hosgörülemez, buda
bunun hakki diyemeyiz.
Ilim ve aydinlik
icin ugras vermemiz gerekirken,
karanlikta
kör dögüsü yapamayiz.
Zihisel
zekamizin yani sira, ruhsal zekamizla da
görmemiz gerekli durumu. Kendim icin
düsündüklerimi sizlerle
paylastim.
Sevgiler
Elif
köksalan
|
|
|
N0.: 1098 Tarih: 27.06.2008
Saat: 18:15
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Lahey
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sayın Aynur
Öz,
Aşağıdaki
yazınız üslup olarak sert
bulunduğundan tarafımca
silinmiştir.
Şikayetinizin
değerlendirilmesi için
yazınızın bir kopyası bizde
mevcuttur. Radyo sunucularımız
hakkındaki şikayetiniz site
idarecilerimiz tarafından göz önüne
alınacaktır. Bilgilerinize
sunulur.
Uyarılarınız için
teşekkür eder sitemize sizin gibi bir
eğtimcinin katkı
sağlamasını
bekleriz.
Saygılarımızla
<
br>Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 1099 Tarih: 23.06.2008
Saat: 14:39
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAG
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
=== Birakin abi birakin.. Birseyler yapilmaya
calisiliyor iyi veya kötü..
o Zaman sizlerde
``Yabir yol bulun.. ya bir yol acin.. yada yoldan
cekilin...``=====
Sadi bana söyleyecek
laf bırakmamışsın aynen
katılıyorum eline saglık
biraderim..
|
|
|
N0.: 1100 Tarih: 22.06.2008
Saat: 20:13
Kaleme alan: BAHRİ
, DİNÇER
Katıldığı
şehir veya ülke: İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
SEVĞİLİ ÜMİT KÖKSAL,
Siz güzel gördüğünüz için
tatlı.ama en tatlı (dil) olanı
şahsı aliniz.
Bendende bir
teşbih hatamız affola.
birgün yasa yapıcılara demişler
ki
üç vakte kadar öleceksiniz fakat tekrar
dirileceksiniz
ama dirildiğinizde
bayan,erkek hatta hayvanmı insanmı veya
bit
kimi olarak dirileceksiniz belli
değil.'lütfen' ölmeden bir
yasa
yapın demişler. ve en adil yasa 'o
zaman çıkmış'ortaya.
|
|
|