Dalakçı Web sitesi

KONUK SAYFASI


Anasayfa
Videolar
Rehber Kayıt
Görüşler
Yenilendi
Haberler
Amacımız
Bizler
Yarenlik
DAL-DER
Köyümüz
Muzik
Şiirler
Dalakcı Sohbet
Anı / Denemeler
Oyun
Kurum ve kuruluşlar
Sağlık

 

 

Görüşlerinizi aşağıdaki forma ekleyebilirsiniz * olan bölümler mutlaka doldurulmalı :

* Soyisminiz:
* İsminiz:
  Şehir veya Ülke:
* e-Mail:
 varsa Web siteniz:

UYARIYI

Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir başkasını rencide etmemesi ümidi ile.

Rumuzla Yazılan yazılar, Kişi haklarına saldırı sayılabilecek tüm yazılar en kısa zamanda silinir

Mesajınız / Görüşünüz:

                

 


N0.: 76  Tarih:  10.05.2010   Saat:   22:48
Kaleme alan:  ERDAL , ŞAHİN

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

ANNELER GÜNÜNDE KADININ ÖNEMİ
Seferberlik yıllarında DAĞÇİFTLİĞİ köyünde yetişkin ve eli silah tutanlar savaşa gitmelerinden dolayı DAĞÇİFTLİĞİ KÖYÜNDE Mehmet eşi FATMA (TUTURUK)ebemiz Aşiretin başına geçmiş ve köy kahyası (MUHTAR) OLMUŞTUR.(Mucur Nahiyesi Köy Yönetim Reisliği Kararı ile)Kırşehir ve Mucur havalisinde ilk kadın muhtar olması çevre köylerde şaşkınlık yaratmış ve yadırganmıştır.İlk kadın muhtarın yörede Dağçiftliği köyünde olması,kadına verilen önemin,kadının yönetimde ve köy meclisinde söz sahibi olmasını sağlamıştır.
Türk kadınına 1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl seslenir:
‘Bu karar, Türk kadınına sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir ve onu selahiyet ve lihakatle kullancaktır.’
M.KEMAL ATATÜRK


N0.: 77  Tarih:  06.05.2010   Saat:   22:05
Kaleme alan:  ramazan , arslan

Katıldığı şehir veya ülke:  dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Bu halk, halk için mücadele edenleri asla unutmayacak.Yüreğimiz kanasada onurumuz, onurlu yaşam mücadelemiz dim dik ayakta.Selam olsun geleceğe, geleceği yaratanlara.Deniz'i, Yusuf'u
Hüseyin'i saygıyla anıyorum.........

N0.: 78  Tarih:  06.05.2010   Saat:   10:30
Kaleme alan:  OKTAY , ERBAS

Katıldığı şehir veya ülke:  ADANA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

bugün 6 mayıs....
bugün deniz'in , yusuf'un,hüseyin'in ölüm yıldönümü
ruhları şaad olsun
unutmadık unutturmayacağız......

N0.: 79  Tarih:  03.05.2010   Saat:   14:38
Kaleme alan:  arslan , ramazan

Katıldığı şehir veya ülke:  dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sadi arkadaş,
Bir kere yazınızı göz ucuyla okumadım.(1) İş olsun diyede yazmadım(2) polemik meraklısıda değilim.Bu sitede kimseye cevapta eleştiride yapmam.Birkez Taksim ile ilgili yazmıştım.
Yazınızı kendiniz okuyun ve yorumlayın Selamlar......

N0.: 80  Tarih:  02.05.2010   Saat:   19:46
Kaleme alan:  Erbas , Sadi

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ramazan Arkadas,

Ben insan Katilleri ile Onurlu ISCILERI bir kefeye koymadim bu Bir…
Ben herzaman Bir Mayisin kutlanmasi ve yasatilmasi taraftariyim bu IKI…
Benim Gözümden bakinca Türkiye Yunanistandan iyi Durumda ( Basit bir örnek vereyim Gelen Turistleri KAZIKLAMAYA devam edersek ki Yunanistan bunu yapti cünkü Turizme Dayanan bir Ülkeydi Batti ) Bizim ise Tekstil, Agir Sanayi, Tarim, Ve Turizm alanlarinda yatirimimiz var.. Bunuda Halk yapmiyormu herkes Kendi kapisindan sorumlu degil mi ?? Rüsveti verende Halk alanda Halk degil mi? Insan degil mi? bende o yüzden diyorum ki ``Biz yapilan ve yapilmayan Islerin Takipcisi olmaliyiz hesap Sormaliyiz´´. Bu Üccc..
Yazimi göz ucu ile okudugunuz, yazmis oldugunuz yazidan belli oluyor Buda Dörrtt…
Yada sirf cevap olsun diyede yazmis olabilirsiniz belki.. Ama yinede yazimi tekrar okursaniz sevinirim..


N0.: 81  Tarih:  02.05.2010   Saat:   16:33
Kaleme alan:  . , Niyazi SAPMAZ

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Bekir ÇOŞKUNDAN inciler

Siz uyurken

NELER oldu siz uyurken?..

Salyangozlar tırmandı duvarlara...

Yine arabasının alarmı öttü Mustafa’nın...

Bebekler doğdu, sabaha karşı sancılandı yaşlı hastalar...

Buluğa ermiş oğlanlar utanarak oynadılar pipileriyle... Genç kızlar masum aşk hayalleri kurdular...

Direklere kustu iki kişi, sarhoştular...

Hastanelerin acil servislerinin önünde, duvarların dibine çömelmiş köylüler sessiz sessiz ağladılar, güvenlikçiler kızmasınlar diye...

Dünya dönmeye devam etti gece...

Anayasa değişikliğinin son maddesine de “evet” dedi milletvekilleri siz uyurken...

Böylece; üniversitelerden, medyadan, sermayeden, cumhurbaşkanlığından, sivil toplum örgütlerinden, aydınlardan, sanatçılardan, askerlerin-sivillerin sinip sessizleşmelerinden sonra... Kimilerinin “son kale” dedikleri yargı da padişaha bağlandı, kabul edilen tasarıya göre...

Tam yarı geceyi çeyrek geçe...

Bunun anlamını biliyor musunuz?..

Belki de hiç merak etmediniz, düşünmediniz, kafa yormadınız..

Hiç canınız sıkılmadı...

Belki de hiç üzerinize alınmadınız...

Tıpkı; bugün yaşanan mutsuzlukların, bu bunalımların, bu parçalanmanın, bu korkuların... Ve bir milletin birbirine düşman olmasının sebebi olanları, bir zamanlar umursamadığınız gibi...

Siz uyurken ne çok şey oluyor...

Bir bilseniz...

Kediler fare yakaladılar...
Örümcek ağlarını ördü...
Karanlık hüküm sürdü...
Siz uyurken...



N0.: 82  Tarih:  01.05.2010   Saat:   23:45
Kaleme alan:  ramazan , arslan

Katıldığı şehir veya ülke:  dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sadi arkadaş,

Taksimde insanları katledenlerden aşşağılık olmadıkları kesin.

Kimin ne kadar demokrat ve aydın olduğuna sen karar ver.......Emek sermaye çelişkisi olduğu müddetçe 1 MAYIS yaşayacak ve yaşatılacaktır.

Doğru ya iyiki yunanistanın durumunda değiliz(!) nasıl gözüküyoruz. ?göremiyoruzda......

Yunanistan'ın içinde bulunduğu durumdan yunan halkı sorumlu tutulamaz.Halk gelinen noktada sorumlu tutulamaz.Hakim otoritenin beceriksizliği ve sermayenin yönlendirmesidir.Ülkemizide de bu olgular geçerlidir.Bu ülkeyide bağzılarının tahmin bile edemeyecegi kadar çok severiz.Bu uğurda bedellerde ödemişizdir.


N0.: 83  Tarih:  01.05.2010   Saat:   14:04
Kaleme alan:  Sadi , Erbas

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Emege saygi...Emekciye saygi...
Yine bir 1Mayis ve gecen sene oldugu gibi Taksimde Atatürk büstünde ATA mizin kafasina cikan kendini bilmeyen insan tipleri bu senede vardi. Madalyami verdiler oraya cikmaniz icin..?? Baska yermi kalmadi..?
Sevindirici taraf ise Büyük olaylar cikmadi. Aman Cikmasinda... Özlenen kutlama sekilleri sunuldu.. Konfederasyon baskanlari konusmalar yaptilar ama bir tek TÜRK-IS Baskani konusturulmadan tepe taklak assagiya alindi buna gerek varmiydi bilmiyorum. eeeee nede olsa demokratik bir ülkede yasiyoruz ve adami konusturmamak icin Demokrat Aydin Isci kardeslerimizde adami AL ASSAGI edip kovaladilar.. Acaba nekadar Demokrat ve Aydindi bu insanlar..? Orasida tartisilir artik.. Unutmayalimki Secilmis bir Baskan ve BiZLERi temsil ediyor..
Komsumuz Yunanistan icler acisi bir durumda yer yerinden oynuyor. Onlarin düstügü bu duruma bizimde Düsmememiz icin her BiREY Vatanimiza sahip cikmali yapilan ve yapilmayanlarin TAKiPCiSi olmasini diliyor ve..
Bayramimiz Kutlu Olsun.


N0.: 84  Tarih:  30.04.2010   Saat:   23:18
Kaleme alan:  ramazan , arslan

Katıldığı şehir veya ülke:  dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Yarın 1 MAYIS

Hadi hep beraber alanlara çıkalım. Bayramlaşalım, dayanışalım. Dayanışmanın güzelligini herkese gösterelim.
Üretenlerin, emeğiyle,alın terleriyle kazananların onurlu ve gururlu günlerinde hep beraber olalım. Yaşasın 1 MAYIS yaşasın onurlu yaşam diyelim. Geçmiş 1 MAYIS ları yaşatanlara lanet yağdıralım.Geçmişi asla unutmayacağımızı haykıralım. Emeğin ne denli kutsal bir olgu olduğunu haykıralım.

Üretenler,emekleriyle geçinenler emeklerinin karşılığını almadıkça, sermayelerde sömürüyü devam ettirdikleri sürece,bizlerde oldukça hep haykıracağız.YAŞASIN 1 MAYIS
Emeğiyle hayatlarını kazanan tüm dünya emekçilerinin 1 MAYIS dayanışma bayramını kutluyorum.

N0.: 85  Tarih:  30.04.2010   Saat:   13:09
Kaleme alan:  Sercan , Köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Türkiye
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Uzun bi aradan sonra tekrar merhabalar görüşler sayfası gene anlamını yitirmeye başladı sanırım bu kopyala yapıştır işleri buraya degilde forum sayfasına yazılıyordu.Görüşler sayfası yine o yazılar ile dolmaya başlamış. Bir dönem bu konu ile ilgili bende uyarılmıştım sonrasında kopyala yapıştır yapmadım.Görüşlerden kasıt sanırım kendi görüşlerimiz olsa gerek!!!!. Sevgili Sadi Erbaş'ın görüşüne bir cevap bile yazılmaması acaba bu sayfanın görüşler değilde günlük haberlerin paylaşıldığı bi yer haline geldiğinemi işaret ! ! !....

Sercan Köksal

N0.: 86  Tarih:  30.04.2010   Saat:   11:09
Kaleme alan:  . , niyazi sapmaz

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Selçuk SİLSÜPÜR'ün Kaleminden İyi okumalar

Türk kültüründe “Bozlaklar”


“Türkü Yozgat’ta doğar, Kırşehir’de oyun havası olur, Keskin’de elenir ”.

Bozlak, Türkiye Türkçesinde “bağırmak, feryat etmek, haykırmak, ağlamak, sızlanmak” anlamında “bozlamak” kelimesinden gelmektedir. Azeri şivesinde “bozlamak, yüksek sesle ağlamak” anlamında, Kırgız şivesinde “ bağırmak, elem ve kederle ağlamak” anlamında “bozdok”, Kazak şivesinde devenin yavrusunu arayarak bağırması veya yüksek sesle acınacak şekilde ağlamak anlamında “bozdav” Nogay Türkleri arasında, cenaze kafilesinin önünde veya mevta yıkanırken söylenen ağıtlar ayrıca bir nazım türü olarak “bozlav” kelimesiyle karşılanır.

Bozlak, Türk edebiyatında kısa hikâye, Türk halk müziğinde uzun hava formu/tarzı olarak adlandırılır. Konar-göçer Türkmen aşiretlerinin yurt tuttukları Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu’nun batısı ile Batı Anadolu’nun doğusunda aşiret kavgaları, kan davalarını, aşk maceralarını, gurbeti, hastalık ve ölümü konu alan bozlak, geleneksel halk müziğimizin en karakteristik ve otantik ezgilerini ihtiva eden uzun hava formudur.

Bozlağın asıl yöresi olan Kırşehir ve Kırıkkale- Keskin, Adana, Osmaniye ve Gaziantep’tir. Ayrıca Nevşehir, Ankara, Aksaray, Çorum, Niğde, Kayseri, Konya, Yozgat illeri ile Çukurova bölgesinde Adana, Osmaniye, Hatay, Barak Ovasında, Antep ve Maraş’ta da yaygın olarak söylenir.

Bozlaklar yazıldığı kimseler veya yörelere göre ad alırlar: Cin Yusuf’un Bozlağı, Zahide Bozlağı, Katırcıoğlu Bozlağı, Telli Senem Bozlağı, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Elbeylioğlu, Öksüz Ali, Deli Boran, Denek Dağı Bozlağı, Bağrek Dağı Bozlağı, Çiçekdağı Bozlağı, Barak Dağı Bozlağı, Kızılırmak Bozlağı, Cerit Bozlağı, Türkmen Bozlağı, Avşar Bozlağı, Tecirli Bozlağı, Kırat Bozlağı…

Musiki olarak Bozlak bir uzun hava türüdür. Sözleri birbirine bağlı dörtlüklerden oluşur. Teknik olarak çıkışlı bir yapısı vardır. Dadaloğlu, Köroğlu, Deli Boran, Elbeylioğlu ve Karacaoğlan’ın Bozlak söyledikleri bilinmektedir. Her âşık, her saz çalan Bozlak söyleyemez.

Bilinen meşhur Bozlak söyleyen âşık ve sanatçılar olarak Âşık Said, Âşık Seyfullah, Muharrem ERTAŞ, Bahri İLHAN, Neşet ERTAŞ, Hacı TAŞAN, Ali ÇEKİÇ, Refik BAŞARAN, Zekeriya BOZDAĞ, Ali ERCAN, Bayram ARACI, Ekrem AYDOSLU, Dede BEKÂR, Kamil ABALIOĞLU, Kudret TAŞAN, Arslan SAZCI, Nuh AKGÜN, Aziz ŞENSES, Mahmut TAŞKAYA, Gül Ahmet YİĞİT, Hacı KARAKILÇIK, Zaralı Halil, Malatyalı Fahri, Dilber AYBAĞIŞ, Halit ARAPOĞLU ve Ekrem ÇELEBİYİ;

TRT sanatçılarından Ümit TOKCAN, Gülşen KUTLU, Soner ÖZBİLEN VE Canan BAŞKAYA’ yı zikredebiliriz. Son günlerde Zara, Emine ATA, Gülay, Emel TAŞÇIOĞLU ve Nazlı ÖKSÜZ gibi sanatçılardan da Bozlak dinlemekteyiz. Keskinli Dr. İdris KARAKUŞ’un Türk Dili ve Bozlaklar konularında yaptığı edebiyat çalışmaları da takdire şayandır.

TRT repertuarına girmiş pek çok Bozlak vardır. Bazıları şunlardır: Kalktı göç eyledi Avşar elleri- Muharrem ERTAŞ, Tor şahin misali eğdirip bakma-Yine bir haber geldi dostun elinden, Dağlar, Zahidem- Neşet ERTAŞ, Engininden yükseğine çık olur- Bahri İLHAN, Cingan- Zekeriya BOZDAĞ, Açtım perdeyi de Turnamı gördüm, Cerit Irakka’dan sökün edince (Cerit Bozlağı), Gır atınan indim gara dikmeden (Kırat Bozlağı)- Hacı TAŞAN; Bu nasıl talihtir bu nasıl kader, Denek Dağı- Ekrem ÇELEBİ; Dağlar senin goyağında şahin gışlamaz- Dede BEKAR..

Bozlak, yaşayış biçimimizin sözle resimlendirilmesi; duygu dünyamıza renkli bir ayna’nın tutulması; Türkçenin gücünün göstergesi ve Türk insanının gönül zenginliğinin nazım ve nesirle ifadelendirilmesidir. Bozlak okuma geleneğinin üstadı Keskin’li Hacı TAŞAN ’ı da rahmetle anıyor ve Hacı TAŞAN’ın (Cerid) Bozlağından bir dörtlükle yazımı bitiriyorum.

Cerid Rakka’dan sökün edince

Açılsın Urum’a yolu Cerid’in

Silsüpüroğlu Fettah Bey’im ölünce

Kırıldı kanadı kolu Cerid’in


N0.: 87  Tarih:  29.04.2010   Saat:   19:28
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Osmanlı Donanması

Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria'ymış. Gözcü, Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermiş:
-Osmanlı yaklaşıyor!
Andrea Doria sormuş:
-Kaç gemi var?
Gözcü:
-10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çağırmış:
-Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
Emir eri şaşırmış:
-Niçin komutanım?
Andrea Doria:
-Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın, askerlerin cesareti kırılmasın diye...
Bu arada gözcüden yine ses gelmiş:
-Efendim, 50 kadar oldular.
Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:
-Gömleği boşver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir...



N0.: 88  Tarih:  28.04.2010   Saat:   19:42
Kaleme alan:  . , ahmet

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi



BU YILMAZ ÖZDİLİN YAZILARINA BAYILIYORUM

Neyini yazayım?


Görüyorsunuz, herkes biliyor.

Vali biliyor.

Polis biliyor.
Jandarma biliyor.
Savcı biliyor.
Bakan biliyor.
Başbakan biliyor.
*
Bir senedir.
*
Siz öğrendiniz diye, kızdılar...
*
Sizin öğrenmemeniz lazımdı.
*
Halbuki...
Bakın, neyi öğrenmemeniz
gerektiğini yazmadım ama, pekâlâ biliyorsunuz aslında ne bildiğinizi...
*
Ve, sanki bilmiyormuş da, öğrenmek istiyormuş gibi, yazmamı istiyorsunuz.
*
Boş verin yazıyı.
Söyleyeyim en iyisi.
Şarkı var böyle çünkü.
Bizim değil.
Bizi anlatan.
*
Herkes biliyor...
Dövüşün hileli olduğunu.
Herkes biliyor...
İyi adamların kaybettiğini.
Fakirler fakir kalır.
Zenginler semirir.
İşler hep böyle gider.
Herkes biliyor.
Salgının yaklaştığını...
Hızlı ilerlediğini...
Başının belada olduğunu...
Herkes biliyor.
Geminin su aldığını...
Ve, kaptanın yalan söylediğini...
Herkes biliyor.
*
Neler oluyor Türkiye’de?
Niye oluyor?
*
Herkesin her şeyi bildiğini...
Bilmiyormuş, hatta hiç öğrenmemiş gibi davranması gerektiğini... Biliyor herkes.



N0.: 89  Tarih:  27.04.2010   Saat:   21:56
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Kim bilir nerede kaç vurgun vurdu,
Tanımaz Milleti, Vatanı Yurdu,
Her türlü pis işin çakalı kurdu,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Kaşla göz arası çalar pastayı,
Doğru yol gösterse döver ustayı,
Su bile taşıyamaz kırar testiyi,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Lanetler okuyor tanıyanın hepisi,
Kitli kalmış idarenin kapısı,
Tilkiden sorulurmuş buraların tapusu,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Demiş ki oldum buraya kadı,
Ondan olur ancak sahtekâr cadı,
Yakışmıyor ona o kutsal adı,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

İnsanı kandırır şeytanı yener,
Ay çiçeği gibi her yöne döner,
Yürek ciğer yok üflesen söner,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Kalbinde iman yok ağzında veli,
Şaadet getirmez küfreder dili,
Hep harama gider ayağı eli,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Çalardı köpeği, eşeği, tayı,
Her tarafı keser kılıcı yayı,
Hırsıza derdi hep amca dayı,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Gezerdi her zaman sırtında bohça,
Kimi un verirdi kimisi akçe,
Kalmadı girip soymadığı bahçe,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Bilmez eğriyi düzü döleği,
Yanlışı uyarana sağır kulağı,
Herkes bilir onu kimin salağı,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Hiç sıkıya gelmez tatlıdır canı,
Değişir pusulası değişir yönü,
Geçmişine bir bak hep kirli donu,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Başımıza gelmiş en büyük ceza,
Bundan büyük olamaz felaket kaza,
Tüm kokusu çıkar seneye yaza,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

Aşık DERVİŞ derki olmam ben köle,
Saz çalıp söylerim derdimi tele,
Haber salın bütün Şehir'e - Köye,
Adam olmuş bizi yönetene bak.

GEYCEKLİ AŞIK ___ DERVİŞ EKİM

N0.: 90  Tarih:  27.04.2010   Saat:   21:39
Kaleme alan:  . , ahmet

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Yazı sahibi: M. YILMAZ

‘Yöntem, reformlar kadar önemlidir!’


BAŞLIKTAKİ söz AB Komisyonu’nu Türkiye’de temsil eden Pierini’ye ait.

Yandaş medyaya bakarsanız, Anayasa değişikliklerinin amacı AB’ye uyum!


Ama hangi AB yetkilisi ağzını açsa, durum pek de öyleymiş gibi görünmüyor.

Mark Pierini, pek fazla etliye-sütlüye karışan bir büyükelçi değil. Konuştuğuna çok rastlamıyoruz.

Geçenlerde Antakya’ya gitti ve orada gazetecilerle sohbet etti. Bakın ne diyor:

“Anayasa değişikliğinin yöntemi, reformun kendisi kadar önemlidir. Reformlar bu ülkede çoğulculuğu korumalı ve geliştirmeli. Bu da muhalefet partileriyle ve sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir diyaloğu gerektirir. Biz komisyon olarak bunun olmasını istiyoruz. Üstelik kutuplaşmanın artması Türkiye’nin AB’ye üye olması ve BM, G-20 gibi uluslararası toplumdaki imajıyla uyuşmuyor. Bu nedenle Anayasa değişikliği için gerçek bir diyalog ortamı görmek istiyoruz.”

Bu işin başından beri bunu anlatmaya çalışıyoruz ama dinleyen yok. Bu vesileyle tekrarlayalım:

1- Anayasa değişikliği toplumsal uzlaşma ister, diyalog içinde yapılmalıdır.

2- Birbiriyle alakasız değişikliklerin aynı pakete konulup, referanduma götürülmesi, demokratik bir yöntem değildir.

Ben kolay unutmam, unutturmam da!

GEÇEN gün İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a merak ettiğim bir hususu sormuştum, kolayca tahmin edebileceğiniz gibi bir yanıt alamadım.

Türkiye’de kamusal kurumlar ya da kişiler, kamuoyunun hafızasının zayıflığından çok yararlanırlar.

Eğer olumsuz bir durum varsa, ona yanıt vermek yerine sipere yatıp konuyu unutturacaklarını düşünürler.

Ben bu yöntemi pek sevmiyorum. Onun için bir yanıt alana kadar arada sırada hatırlatacağım.

Samsun’da Ahmet Türk’ün burnunun kırılmasına neden olan saldırıdan sonra Emniyet Müdürü görevden alındı.

Daha önce de Bilecik Emniyet Müdürü, Başbakan Erdoğan’ın yeğeni saldırıya uğradı diye görevden alınmıştı.

Bu durumda merak ediyorum:

* Kayseri’de Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın burnunun kırılmasına yol açan saldırıdan sonra Emniyet Müdürü görevden neden alınmadı?

* Aynı şekilde Van’da Deniz Baykal’a yönelik saldırının ardından Emniyet Müdürü nasıl olup da koltuğunu koruyabiliyor?

Bakana bunu sordum, yanıt alamadım.

Bu durumda bana tahminlerimi yazma hakkı doğuyor. İşte benim tahminim:

Kayseri Emniyet Müdürü’nü görevden almaya güçleri yetmez, çünkü onun torpili büyük olasılıkla Cumhurbaşkanı.

Van Emniyet Müdürü’ne de güçleri yetmedi, çünkü onun da torpili eski bakan Hüseyin Çelik.

Güçleri Samsun ve Bilecik Emniyet Müdürlerine yetti, çünkü onların arkaları yok ya da varsa bile bu hükümette işe yaramıyorlar!

Bence olay bu kadar basit ve açık!

Ama bunu açıklayamadıkları için tam siper durumundalar. Unutturmayacağımı hatırlatayım!

Kamu görevlileri işlerini yapmıyorlar

ORDU’da öğrenci servis minibüsünün devrilip bir öğrencinin yaşamını yitirmesinin ardından bir yazı yazmış ve o ölümden en az minibüsün şoförü kadar Vali’nin, Emniyet Müdürü’nün, Trafik Müdürü’nün ve Milli Eğitim Müdürü’nün de sorumlu olduğunu yazmıştım. Hatırlayacaksınız, Ordu’da bu yıl öğrenci taşıyan servisler üç kaza yaptı ve Milli Eğitim Müdürü “Artık bu servisleri bir denetime almak lazım” bile dedi!

Bir açıklama almadım. Oysa şöyle bir açıklama duymak hoşuma giderdi:

1- İlimizde öğrenci servislerinin kontrolleri düzenli olarak yapılmaktadır. Araçların teknik güvenilirliği, sürücülerinin psikolojik durumları izlenmekte, tespit edilen olumsuzlukların acilen düzeltilmesi için gerekenler yapılmaktadır.

2- İlimizdeki öğrenci servislerinin tümünde görevli öğretmenler bulunmaktadır. Araçların tüm koltuklarında emniyet kemeri vardır ve bunların kullanılması görevli öğretmenin gözetiminde sağlanmaktadır. Servis araçlarının ayakta öğrenci taşımadığı, bir koltuğa bir öğrenci esasıyla faaliyet gösterdikleri de malumunuzdur!

3- Araçlardaki takometreler düzenli olarak kontrol edilmekte, hız limitlerini aşan sürücülerin bir daha servis araçlarını kullanmalarına izin verilmemektedir. Ayrıca trafik kurallarına uyum konusunda görevli öğretmenlerin verdiği haftalık ve aylık raporlar da izlenmekte ve gerekleri yerine getirilmektedir.
Böyle bir açıklama almadım. Ordu’ya haksızlık etmeyeyim, muhtemelen başka bir ilden de böyle bir açıklama alamazdım.

Çünkü kamu görevlileri, işlerini düzgün yapmıyorlar, verdiğimiz vergilerle maaşlarını aldıkları halde çocuklarımızı korumak için kıllarını bile kıpırdatmıyorlar.

Görev medyaya düşüyor. Bu konuyu gündemde tutmalı ve görevlerini layıkıyla yapmayan kamu görevlilerini teşhir etmeliyiz.



N0.: 91  Tarih:  27.04.2010   Saat:   19:23
Kaleme alan:  Sadi , Erbas

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Selam,

Bir DJ ye ( yayinciya ) sahip cikmanin mücadelesini verdi Radyo yayincilari ve bazi Dinleyiciler. Neden gurur meselesi yapildi bunlar? Hatasi olan Neden SAPKASINI önüne alip cekilip gitmedi ??
Neden Radyo gönüllülerini zor durumda birakti? Nedir bu KOLTUK sevdasi biz anamizdan Radyo veya Internet ile dogmadik.. Yada kisaca sormak Lazim neden bu kadar israr edildi Yayincimizi birakmayiz diye??? Bunlara hic cevap alamadik.. Hatta bir aksam Radyoda Dernek Yöneticeleri ile uzun uzun Telefon baglantisi yapildiginda veya ertesi gününde bile aciklamalar olmadi.
Bir Duydukki simdi Radyo Kapaniyormus..!!
Simdiki yazacaklarim su son dönemde olan olaylar degil…

Radyo ilk acildiginda 3-5 ksi ile bir iki haftayi gecirdik bir ay sonra Radyo Tavan yapti. Hatirlayanlar olur sanirim. Bir gecede 35 kisiye kadar cikti dinleyicilerimiz. Cogaldikca sorunlarda artti. Nedenmi artti nedenini kendime göre dile getirirsem herkes bana Küfür eder o yüzden Nedenini yüzeysel gececegim.Cogu Internet Radyoyu ve Chat olayini burda ögrendiler.

Müzige taktilar kafayi, yapilan gencler arasi sohbete taktilar kafayi. Istediklerini yaptiramayincada SUNUCU arkadaslara saldirmaya basladilar. Tanimadiklari insanlari assagilamaya küfür etmeye dayanan sözlerle yiprattilar. Nereden mi biliyorum?? Olayin icindeydim, hemde TAM ortasinda.
Kurucusu A.Bozdag ilk beni aradi `` Bizim oglan yaparmisin bu isi anlarmisin bu isten dedi. Bu arada belirteyim benim Dalakci Radyodan önceside Radyo hayatim vardi hatta 8 senedir. Baliklama daldik olaya..

Bir kac hafta sonrasindada Yusuf Köksal ve degerli Esi Katildi aramiza. Sonra Üsküdar Abla ve Sinan Köksal derken büyüdük. Yayin Konusunda hic SIKINTI cekmiyorduk. Ama gel görki yaslari orta yasin üzerinde olan insanlar yavas yavas bu güzel oratama nifak tohumlarini sacmaya basladilar. Gencler huzursuz olmaya basladilar. Istenen müzikler arasinda Daglar kadar fark oluyordu. Nasilmi?? Bir kac oyun havasinin pesine aniden Türk sanat müzigi calmamizi isteyen sabir etmesini bilmeyen insanlarla doluydu ortalik. Bize Cahil dendi bilgisiz dendi ama biz sustuk. Hatta kendi adima Tüm Yayinci arkadaslarimi kendim kötü olacagim pahasina SAVUNDUM arkalarindan tek gram laf ettirmedim. Ve gecemizi gündüzümüze taktik yayin yaptik. CANLI yayin dedikleri Almanya saati ile 23 de bitecekken biz 01 e kadar yayin yaptik.

Ve zaman geldi. Bu adini yazmadigim Abiler Dayilar Amcalar bizlerden hosnut olamiyorlardi birtürlü . Radyoda yüzümüze hakaretlere varan yazilar yazilmaya baslandi. Buda yetmezmis gibi SIKAYET e-mailleri A.Bozdag´a viziliyordu.
Bende SAPKAMI önüme aldim geregini yaptim. Herkese bir konusma yaparak ELVEDA dedim. Dogrumu yanlismi yaptim bilemiyorum ama o zaman öyle olmasi gerekiyordu.
Ertesi gün Türkiyede bulunan A.Bozdag bir yazi yazmistiki Radyo Sunuculari ve Dinleyiciler hakkinda sahsen benim icin yenilir yutulur gibi degildi. Dedimki kendi kendime `` Iyiki bu yazi Internette aciklanmadan Ayrilmisim, edebimle adabimla `` diye düsündüm…
Hatta Ali Bozdag ile bu Yazi üzerinede saatlerce telefondda görüstük. Diger Sunucu arkadaslarda etkilenmis bu yazidan. Aslinda Ali Abi bu yaziyi kötü yada yerlemek mahiyetinde yazmadigini defalarca acikladi ama okuyan yüzlerce kiside hep bunu anlamisti bu yazdan..

Ve Ayrildik bir iki arkadas ve, ben Uzun süre girmedim Radyoya.
Simdi ise Kapanisini görüyorum gözlerimle… YAZIK….

Simdi Burada Yazacaklarimda SIMDIKI Zamana gecerlidir..
Simdi hata yapan bir Zat-i muhterem var ortada. Ve yayin yapmasini istemiyr cogu kisi.. Yayinci arkadaslarida DESTEK cikiyor tabii.. Bugün ona yapilan yarin bize yapilir Mantigi ile.. PEKI SAYIN YAYINCI ARKADASLAR…. Iki sene önce neden bu dayanismayi yapmadiniz yapamadiniz????? Simdimi DESTEK cikma bilinciniz oldu yada o zamanlar ACEMIYDIK Nasilsa birileri bizi Savunuyor Kurda kusa yem ettirmiyor diye Kafanizi yormuyormuydunuz??
Birakin artik bu ince Hesaplari … Hata yapan GIDER.. Gitmiyorsada GÖNDERILIR.. Bu Bukadar Basittir..!!
Acaba Zamaninda bu SAHIP cikmalar bazi arkadaslar icinde olsaydi suan yasadiklarimizi yasarmiydik...?? Bilemiyorum...
Madem bu Sitede DAL-DER in bir kolu ( ben öyle biliyorum ) DAL-DER in almis oldugu Kararada SAYGI duymamiz gerekiyor..

Radyolar acilir kapanir sorun bu Degil. Sorun bize uymayani silmektir..
Bu nedenle yayin kapansada kapanmasada Bu radyodan cok sey ögrendik bunu inkar etmemek gerekiyor..

Radyomuzu UNUTMAYACAGIZ…..



N0.: 92  Tarih:  27.04.2010   Saat:   17:26
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

YAKIŞMAZ GARDAŞ
Yeni üretmeyip,eski söyleyip
Her gün Zahideyle gönül eğleyip
Başka kapılarda türkü dileyip
Satmak Abdallara yakışmaz gardaş

Muharrem dünyaya olmadı direk
Taşanı Aliyi çekmedi kürek
Allah Neşet i yarattı diyerek
Yatmak Abdallara yakışmaz gardaş

Sediri unutup,gezmen locadan
Gerekirse bir ders alın hocadan
Sobasından ayrı kalan bacadan
Tütmek Abdallara yakışmaz gardaş

Tespih misali mani dizerken
Şiir olup,dilden dile gezerken
Kültür denizinden nazlı yüzerken
Batmak Abdallara yakışmaz gardaş

Yürümeyen kapatamaz arayı
Yeni Neşetler de yakmaz çırayı
Her gün meydanlarda aynı narayı
Atmak Abdallara yakışmaz gardaş

Damağa yapışmış susuz dil gibi
Yerinden ayrılmış soluk gül gibi
Sokağa atılmış bozuk pil gibi
Bitmek abdallara yakışmaz gardaş

Keman gıy gıy desin her vakit erken
Duluğunuz şişsin zurna çalarken
Adınız cihana duyurmak varken
Yitmek Abdallara yakışmaz gardaş

Mızrabına küsmüş telleriniz boş
Hiç besteniz var mı dilleriniz boş
Kültür Sarayına elleriniz boş
Gitmek Abdallara yakışmaz gardaş

Amacım teşviktir dostlar bilirse
Çalışan kazanır ibret alırsa
Geycekli nin sözü ağır gelirse
Yutmak Abdallara yakışmaz gardaş..
Hemen hemen hiç eser üretmeyip hep hazır eserlerle idare eden ustalarımızın(en son dönemdeki ustalar) bu duruma kendiside bir halk şairi olan sevgili Sait Sargın abimin abdallarımıza(ustalarımıza) hitaben yazmış olduğu şiirdir..


N0.: 93  Tarih:  27.04.2010   Saat:   16:56
Kaleme alan:  . , ahmet

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Etik’et


Başbakan talimat vermiş.

Kasaplara “ajan” gönderilmiş.


Et fiyatları kaç para?

Bi bakın bakiim denmiş.

*

007 mübarek.

*

Solda sıfır ahali, kaça 7...

Ona baktırıyor.

*

Bi ajan da ben gönderdim...

Meclis mönüsünü araklattım.

*

Etli türlü fırın 1 lira.

Çentik kebap 3 lira.

Güveçte köfte, patatesli 3 lira.

Fırın kebap, garnitürlü 3 lira.

Kuzu tandır, pilavlı 4 lira.

*

Soslu dilbalığı 4 lira.

Piliç but fırın 3 lira.

Hindi dolma 2 lira.

*

Spagetti bolonez 1 lira.

Pilav 50 kuruş.

Mevsim salata 50 kuruş.

Karışık turşu 50 kuruş.

Cacık 50 kuruş.

*

Havuç çorbası 50 kuruş.

Brokoli çorbası, 50 kuruş.

Tavuklu brokoli 1 lira.

Hanımağa sarma 1 lira.

Yoğurtlu semizotu 1 lira.

Kabak bayıldı 1 lira.

Patlıcan biber tava 1 lira.

Kısır 1 lira.

*

Peynir tabağı 1 lira.

(Tabak hariç.)

*

Tavuk söğüş, diyet, 250 kalori.

(Diyeceksiniz ki, niye fiyatını değil, kalorisini yazdın? Çünkü, TS 13001 Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları HACCP Yönetim Sistemi uygulanan Meclis
Lokantası’nda, her fiyatın yanında, kalori de yazıyor. Erkek milletvekillerimiz için günde 2500-3000 kalori, kadın milletvekillerimiz için 1800-2000 kalori öneriliyor... Mide fesadı geçirmemek için, soda da tavsiye ediliyor, 50 kuruş.)

*

Ekmek kadayıfı 1 lira.

Bademli keşkül 1 lira.

Cevizli halka tatlısı 1 lira.

Armut komposto 50 kuruş.

*

Nar suyu 1 lira.

Üzüm suyu 1 lira.

Kuş sütü yok maalesef...

Şalgam var, 1 lira.

*

Köylü biftek 4 lira.

Bifteği 4 lira aslında...

Köylü bedava.




N0.: 94  Tarih:  27.04.2010   Saat:   16:32
Kaleme alan:  . , 23 NİSAN

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

ATATÜRK’E BİRLİKTE SAVAŞANLARA VE ÇOCUKLARINA



Edirne’den Ardahan’a kadar

Bir toprak uzanır,

Boz kanatlı üveyikler üstünden uçar

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar.



Kop dağı’nda akar bir çeşme var

Serçe parmak kalınlığında suyu

Haram etmiş gece gündüz uykuyu

Akar da akar.



Samsun’un evleri denize bakar

Sokakları yosun içinde.

Çaparlar, takalar, mavnalar

Bilyalar gibi suyun yüzünde

Bir iner bir kalkar.



İstanbul’dan bir yar sevdim

Adamı günaha sokar.



Savaştepe köprüsünden geçen trenler

Sel olur İzmir’e akar,

İzmir’in denizi kız, kızı deniz

Sokakları hem kız, hem deniz kokar.



Güneyde mis kokulu bir ağaç

Yuvarlak yaprakları ince,

Yaz gelip de güneş vurunca

Dallarından bal akar.



Bu toprak bizim yurdumuzdur;

Deli gönül yücesine çıkar.

Bir üveyik olur ,uçar gider

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar.



Bir gün kara bulutlar göklerimizde konaklamıştı

II

Yaylılar gelip geçiyordu güneyden,

Örtük kara perdeler sallanıyordu,

Utanıyordu Anadolu’dan gelip geçen,

Milletin yüreği kan ağlıyordu.



Askerler gelip geçiyordu güneyden,

Yaralı, hasta,yorgun askerler.

Akşam olmuştu, yurda toplanıyordu

Sağ kalan yiğitler birer birer.



Analar haber soruyordu güneyden

Tarlalar kadar, ırmaklar kadar durgun analar,

Örtük kara perdeler sallanıyordu

Utanıyordu Anadolu’dan gelip geçen



Ama kalanlar anayurtta toplanıyordu.



III

Gökyüzünde kara kara bulutlar

Başımıza nerden geldiniz!

Bizler konukseveriz ama

Düşmanları sevmeyiz.



Gökyüzünde kara kara bulutlar!

Harmanlar çürüdü yüzünden!

Sizinle görecek işimiz yok

Gidin üstümüzden!



Mavi değil artık denizlerimiz!

Tarlalar sürülmez oldu!

Sütü kesildi davarların!

Öksüz kaldı bebelerimiz!



Gökyüzünde kara kara bulutlar

Hayın mı hayın!

Bir gün gelir hesabını sorarız

Buralarda durmayın.



Ne bulutlar gitti, ne göklerden bir haber geldi.

Bu seferde padişahlara seslendi.



IV

Biz yoksul bir milletiz

Gözlerimizde solgun ışıklar yanar.

Nasılsa yenilmişiz bir kere

Ama uzun sürmez o kadar!



Bir yüce umutları umut etmişiz kendimize

Gerdeğe girmedik kızlar, tüy gibi çocuklar,

Yiğitler, ihtiyarlar,

Bu toprak için yaşıyoruz!

Yol verin bize!



Bu toprak bizim yurdumuzdur!

Deli gönül yücesine çıkar!

Bir üveyik olur uçar gider.

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar.





Ne bulutlar gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
Kemal Paşa derler bir yiğit vardı.
Bu sefer de millet türkülerle Kemal Paşaya haber saldı.

V

Kemal Paşa, yenilmez yiğit, şanlı komutan!
Savaş girer gibi yetiş bize!
Yetiş bize, çöllerde bile olsan!
İnanç doldur, güç doldur içimize!

Bin kere yurdumuzu kurtaran!
Bir görseydin ağlardın hâlimize!

Kuşun kanadında türküler
Kemal Paşanın gönlüne vardı,
Cevabından önce kendi geldi.

VI

Bir gemi yanaştı Samsuna sabaha karşı
Selâm durdu kayığı, çaparı, takası,
Selâm durdu tayfası

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selâm vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadenizin hâlini görmeliydi.

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi.
Erzurum’a kadar.

Bu ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların peşinde

VII

Bir selâm gibi gitti Erzurum’a,
Bin selâm gibi geldi Sivas’a Erzurum’dan.
Dağlar alçaldı yol vermeğe,
Temizlendi ılkımından karından.

Analar bacılar yola döküldü,
Cephane taşıdı arkasından.
Irmaklar suyundan faydalattı,
Ağaçlar daldasından.

Yer gök inledi bir yol daha
Kurtuluş savaşından.







VIII

Biz biliriz bizim işlerimizi

İşimiz kimseden sorulmamıştır.

Kılıçla, mızrakla, topla, tüfekle

Başımız bir kere eğilmemiştir.



Kuzumuz var, yaylalarda meleşir,

Çeşmemiz var, gece gündüz söyleşir.

Yazımız var, pehlivanlar güreşir,

Bu toprağa kimse girememiştir.



Davranı da deli gönül davranı!

Kemal Paşa dinlemiyor fermanı!

Anası, bacası, kızı kızanı

Bizim gibi millet görülmemiştir.

İnönü’de iki kılıç gibiydik düşmanla biz.



XI

İnönü’de iki kılıç karşı karşıya

Aşk olsun birinciye su veren kılıççıya!



İnönü’de iki kılıç karşı karşıya

Aşk olsun birincinin yapıldığı çarşıya!



Birinci kılıca su veren usta

Hakkı, yiğitliği, sevgiyi

Bu kılıcın kabzasına işlemiş tek nakışta.



Birinci kılıçla dövüşen yiğit vur ki!

Anandan emdiğin süt helal ola!



Birinci kılıçla dövüşen yiğit vur ki!

Gelinler, çocuklar ağlamaya!



Birinci kılıçla dövüşen yiğit vur ki!

Önü al önlüklü yüzü peçeli

Hanım kızlar nişansız kalmaya!



Vur ki anam babam, vur ki kardaşım!

Hayın düşman yurdumuza almaya!



X

Bizim süvarimiz amma da ata biner!

Ayağı yere değer, başı göğe değer.



Bizim piyademiz yola yeğin gider

Bastığında toprağı ezer!



Bizim topçumuz narası hay babam hay!

Gülleden beter.



Sağdıçlarım! Sizin gibi yiğitleri oldukça

Bu millet yaşar.



Düşman koymuş meydanları kaçıyordu.



XI

Kattı Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
Pişman eti anasından doğduğuna.
Çevirdi Sakarya, çevirdi süvariler,
Veryansın etti topçu,
Veryansın etti piyadeler.


Kattı Kemal Paşanın ordusu sürdü gitti,
Yetiştikçe vurdu düşmana.
Hayın düşman sarhoş gibi sallana sallana
On beş günde İzmiri dar buldu,
Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim oldu.

Kaçtı gemiler.
Alnı sargılı, kolu sargılı, boynu sargılı,
Ahmetler, Bekirler, Aliler,
Mahmutlar, Kâzımlar, İsmailler
Peşlerinden yettiler,
Diz çöküp Kordon boyuna
Ta yürekten çekip tetiği
Gemilere yaylım ateş ettiler.

Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!
Atının teri kurumadan
Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde.





XII

Sana borçluyuz ta derinden!
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın,
Hasta, yorgun düşmüştük,
Yaralarımızı iyice sardın.



Yiğittin, inanç doluydun yapıcıydın,
Sanatkârdın, denizler kadar engin;
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin.



Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış.



Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden;
Bilgiyle, inançla, coşkunlukla
"Öğün, çalış, güven!"



Sana borçluyuz ta derinden!
Işığısın bu yurdun.
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize,
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun.



Hürriyeti sen yaydın içimize,
Halkçıyız dedin halk içinden,
İnançta hür yetiştirdin bizi,
Borçluyuz sana ta derinden!


Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti,
Bu milleti temiz ellerin.
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemallerin!


XIII

Davullar zurnalar dövende

Biz seni hatırlarız.



Binip trene gezende

Biz seni hatırlarız.



Önce adını öğrenir çocuklarımız

Eli kalem tutup yazanda.



Binler yaşa, yurdumuza hizmeti büyük!

Kemal Paşa! Ölümsüz insan! Şanlı Atatürk!






N0.: 95  Tarih:  26.04.2010   Saat:   17:01
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

YAKIŞMAZ GARDAŞ
Yeni üretmeyip,eski söyleyip
Her gün Zahideyle gönül eğleyip
Başka kapılarda türkü dileyip
Satmak Abdallara yakışmaz gardaş

Muharrem dünyaya olmadı direk
Taşanı Aliyi çekmedi kürek
Allah Neşet i yarattı diyerek
Yatmak Abdallara yakışmaz gardaş

Sediri unutup,gezmen locadan
Gerekirse bir ders alın hocadan
Sobasından ayrı kalan bacadan
Tütmek Abdallara yakışmaz gardaş

Tespih misali mani dizerken
Şiir olup,dilden dile gezerken
Kültür denizinden nazlı yüzerken
Batmak Abdallara yakışmaz gardaş

Yürümeyen kapatamaz arayı
Yeni Neşetler de yakmaz çırayı
Her gün meydanlarda aynı narayı
Atmak Abdallara yakışmaz gardaş

Damağa yapışmış susuz dil gibi
Yerinden ayrılmış soluk gül gibi
Sokağa atılmış bozuk pil gibi
Bitmek abdallara yakışmaz gardaş

Keman gıy gıy desin her vakit erken
Duluğunuz şişsin zurna çalarken
Adınız cihana duyurmak varken
Yitmek Abdallara yakışmaz gardaş

Mızrabına küsmüş telleriniz boş
Hiç besteniz var mı dilleriniz boş
Kültür Sarayına elleriniz boş
Gitmek Abdallara yakışmaz gardaş

Amacım teşviktir dostlar bilirse
Çalışan kazanır ibret alırsa
Geycekli nin sözü ağır gelirse
Yutmak Abdallara yakışmaz gardaş..
Hemen hemen hiç eser üretmeyip hep hazır eserlerle idare eden ustalarımızın(en son dönemdeki ustalar) bu duruma kendiside bir halk şairi olan sevgili Sait Sargın abimin abdallarımıza(ustalarımıza) hitaben yazmış olduğu şiirdir..

N0.: 96  Tarih:  24.04.2010   Saat:   21:38
Kaleme alan:  Sadi , Erbas

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Selam,

Bir DJ ye ( yayinciya ) sahip cikmanin mücadelesini verdi Radyo yayincilari ve bazi Dinleyiciler. Neden gurur meselesi yapildi bunlar? Hatasi olan Neden SAPKASINI önüne alip cekilip gitmedi ??
Neden Radyo gönüllülerini zor durumda birakti? Nedir bu KOLTUK sevdasi biz anamizdan Radyo veya Internet ile dogmadik.. Yada kisaca sormak Lazim neden bu kadar israr edildi Yayincimizi birakmayiz diye??? Bunlara hic cevap alamadik.. Hatta bir aksam Radyoda Dernek Yöneticeleri ile uzun uzun Telefon baglantisi yapildiginda veya ertesi gününde bile aciklamalar olmadi.
Bir Duydukki simdi Radyo Kapaniyormus..!!
Simdiki yazacaklarim su son dönemde olan olaylar degil…

Radyo ilk acildiginda 3-5 ksi ile bir iki haftayi gecirdik bir ay sonra Radyo Tavan yapti. Hatirlayanlar olur sanirim. Bir gecede 35 kisiye kadar cikti dinleyicilerimiz. Cogaldikca sorunlarda artti. Nedenmi artti nedenini kendime göre dile getirirsem herkes bana Küfür eder o yüzden Nedenini yüzeysel gececegim.Cogu Internet Radyoyu ve Chat olayini burda ögrendiler.

Müzige taktilar kafayi, yapilan gencler arasi sohbete taktilar kafayi. Istediklerini yaptiramayincada SUNUCU arkadaslara saldirmaya basladilar. Tanimadiklari insanlari assagilamaya küfür etmeye dayanan sözlerle yiprattilar. Nereden mi biliyorum?? Olayin icindeydim, hemde TAM ortasinda.
Kurucusu A.Bozdag ilk beni aradi `` Bizim oglan yaparmisin bu isi anlarmisin bu isten dedi. Bu arada belirteyim benim Dalakci Radyodan önceside Radyo hayatim vardi hatta 8 senedir. Baliklama daldik olaya..

Bir kac hafta sonrasindada Yusuf Köksal ve degerli Esi Katildi aramiza. Sonra Üsküdar Abla ve Sinan Köksal derken büyüdük. Yayin Konusunda hic SIKINTI cekmiyorduk. Ama gel görki yaslari orta yasin üzerinde olan insanlar yavas yavas bu güzel oratama nifak tohumlarini sacmaya basladilar. Gencler huzursuz olmaya basladilar. Istenen müzikler arasinda Daglar kadar fark oluyordu. Nasilmi?? Bir kac oyun havasinin pesine aniden Türk sanat müzigi calmamizi isteyen sabir etmesini bilmeyen insanlarla doluydu ortalik. Bize Cahil dendi bilgisiz dendi ama biz sustuk. Hatta kendi adima Tüm Yayinci arkadaslarimi kendim kötü olacagim pahasina SAVUNDUM arkalarindan tek gram laf ettirmedim. Ve gecemizi gündüzümüze taktik yayin yaptik. CANLI yayin dedikleri Almanya saati ile 23 de bitecekken biz 01 e kadar yayin yaptik.

Ve zaman geldi. Bu adini yazmadigim Abiler Dayilar Amcalar bizlerden hosnut olamiyorlardi birtürlü . Radyoda yüzümüze hakaretlere varan yazilar yazilmaya baslandi. Buda yetmezmis gibi SIKAYET e-mailleri A.Bozdag´a viziliyordu.
Bende SAPKAMI önüme aldim geregini yaptim. Herkese bir konusma yaparak ELVEDA dedim. Dogrumu yanlismi yaptim bilemiyorum ama o zaman öyle olmasi gerekiyordu.
Ertesi gün Türkiyede bulunan A.Bozdag bir yazi yazmistiki Radyo Sunuculari ve Dinleyiciler hakkinda sahsen benim icin yenilir yutulur gibi degildi. Dedimki kendi kendime `` Iyiki bu yazi Internette aciklanmadan Ayrilmisim, edebimle adabimla `` diye düsündüm…
Hatta Ali Bozdag ile bu Yazi üzerinede saatlerce telefondda görüstük. Diger Sunucu arkadaslarda etkilenmis bu yazidan. Aslinda Ali Abi bu yaziyi kötü yada yerlemek mahiyetinde yazmadigini defalarca acikladi ama okuyan yüzlerce kiside hep bunu anlamisti bu yazdan..

Ve Ayrildik bir iki arkadas ve, ben Uzun süre girmedim Radyoya.
Simdi ise Kapanisini görüyorum gözlerimle… YAZIK….

Simdi Burada Yazacaklarimda SIMDIKI Zamana gecerlidir..
Simdi hata yapan bir Zat-i muhterem var ortada. Ve yayin yapmasini istemiyr cogu kisi.. Yayinci arkadaslarida DESTEK cikiyor tabii.. Bugün ona yapilan yarin bize yapilir Mantigi ile.. PEKI SAYIN YAYINCI ARKADASLAR…. Iki sene önce neden bu dayanismayi yapmadiniz yapamadiniz????? Simdimi DESTEK cikma bilinciniz oldu yada o zamanlar ACEMIYDIK Nasilsa birileri bizi Savunuyor Kurda kusa yem ettirmiyor diye Kafanizi yormuyormuydunuz??
Birakin artik bu ince Hesaplari … Hata yapan GIDER.. Gitmiyorsada GÖNDERILIR.. Bu Bukadar Basittir..!!
Acaba Zamaninda bu SAHIP cikmalar bazi arkadaslar icinde olsaydi suan yasadiklarimizi yasarmiydik...?? Bilemiyorum...
Madem bu Sitede DAL-DER in bir kolu ( ben öyle biliyorum ) DAL-DER in almis oldugu Kararada SAYGI duymamiz gerekiyor..

Radyolar acilir kapanir sorun bu Degil. Sorun bize uymayani silmektir..
Bu nedenle yayin kapansada kapanmasada Bu radyodan cok sey ögrendik bunu inkar etmemek gerekiyor..

Radyomuzu UNUTMAYACAGIZ…..


N0.: 97  Tarih:  24.04.2010   Saat:   01:42
Kaleme alan:  Sadi , Erbas

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Selam,

Yeni okudum.... Radyo Kapaniyormus... Herhalde kimsenin haberi yokki kimse görüs bildirmemis.. Neden kapaniyor nicin kapaniyor diye kimseye soru sormayacagim gerekte duymuyorum..!!!

Simdi vakit gec oldu yarin daha ayrintili bir Yazi yazacagim.. Kimsede kusura bakmasin ne alinsin nede bana küssün darilsin..!

N0.: 98  Tarih:  23.04.2010   Saat:   09:10
Kaleme alan:  Nisan , 23

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

23 Nisan
Çocukları vali yapacaklar bugün.
Bakan yapacaklar.
Başbakan yapacaklar.
Cumhurbaşkanı yapacaklar.
Gazeteciler, makam koltuğuna oturtulan çocuklara salakça
sorular soracak, büyümüş de küçülmüş cevaplar alacak,
matah iş yapılmış gibi, pişmiş
kelle pozu verilecek, sırıtılacak.
“23 Nisan” denince,
akıllarına gelebilen vizyon
bu çünkü... Koltuk!
Peki ya “ulusal egemenlik?”
Hadi gelin, hazır “başkanlık sistemi” tartışılırken, bi soruyla cevap arayalım bu mevzuya...
“White House”a... Türkçe tercümesi “beyaz ev”e, neden “Beyaz Saray” deriz?
Alman “Weisses Haus” diyor... Beyaz ev yani.
İspanyol “casa blanca...”
İtalyan “casa bianca” diyor.
Fransız?
“Maison blanche” diyor.
Hepsinin dilinde, beyaz ev.
Azeri “ağ ev” diyor.
O da beyaz ev.
White House, dünyanın bütün dillerinde beyaz
“ev” demek...
Biz niye “saray” diyoruz?
Çünkü, bizim kafamızda, o evlerde oturup “yöneten” kişi, demokratik bir figür değildir... Dünya istediği kadar ev desin, oralarda oturan ve “yöneten”ler, saraylara layıktır. Padişahtır.
Ve, bu kafa, sadece
siyasileri değil, demokrasinin
diğer önemli unsurlarını da “padişah” olarak görür...
O nedenle “Adalet Sarayı”dır, o nedenle “Belediye Sarayı”dır!
O nedenle, “yöneten”ler saraylarda fink atarken,
ahalinin kıçında don yoktur...
Ve, o nedenle, yönetenlerini
saraylara layık gören ahalimiz karnını doyurmak için anca “Simit Sarayı”na gider!
İşte o nedenle...
Çocuklarımızı alıp, makam koltuklarına oturtacaklar bugün... Maazallah bu tür “faşizan” soruları merak edip kafalarını değiştirmesinler diye, kıçlarını alıştıracaklar... “Şöyle oturacaksın, böyle kaykılacaksın, şu şekil
fırça kayacaksın, patlat bakiim bi talimat” filan.

Yilmaz Özdil

N0.: 99  Tarih:  11.04.2010   Saat:   19:38
Kaleme alan:  ERDAL , ŞAHİN

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

DAGÇİFTLİĞİ DAYANIŞMA veYARDIMLAŞMA DERNEĞİ kuruldu Tüm DALAKÇI lı hemşerilerimizin bilgilerine www.dagciftligi.tr.gg

N0.: 100  Tarih:  06.04.2010   Saat:   23:29
Kaleme alan:  Ali , Bozdag

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Merhabalar,

Radyoya baglanmakta zorluk cekenler icin

http: //www.dalakciradyo.lima-city.de/

adre sinde bir deneme yeri daha actik.

buradan da katilma denene bilir.

sorun henüz cözülmedi calismalar devam ediyor.

Saygilarimla
Ali Bozdag

Sayfa: |01| |02| |03| |04| |05| |06| |07| |08| |09| |10| |11| |12| |13| |14| |15|
          |16| |17| |18| |19| |20| |21| |22| |23| |24| |25| |26| |27| |28| |29| |30|
          |31| |32| |33| |34| |35| |36| |37| |38| |39| |40| |41| |42| |43| |44| |45|
          |46| |47| |48| |49| |50| |51| |52| |53| |54| |55| |56| |57| |58| |59| |60|

          |61| |62| |63| |64| |65| |66| |67| |68| |69| |70| |71| |72| |73| |74| |75|
          |76| |77| |78| |79| |80| |81| |82| |83| |84| |85| |86| |87| |88| |89| |90|
          |91| |92| |93| |94| |95| |96| |97| |98| |99| |100| |101| |102| |103| |104|
          |105| |106| |107| |108| |109| |110| |111| |112| |113| |114| |115| |116|
Toplam 3220 Kayıt var

 


 

Powered by Ali Bozdağ