|
|
N0.: 76 Tarih: 10.05.2010
Saat: 22:48
Kaleme alan: ERDAL
, ŞAHİN
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
ANNELER GÜNÜNDE KADININ ÖNEMİ
Seferberlik
yıllarında DAĞÇİFTLİĞİ köyünde yetişkin ve eli
silah tutanlar savaşa gitmelerinden dolayı
DAĞÇİFTLİĞİ KÖYÜNDE Mehmet eşi FATMA
(TUTURUK)ebemiz Aşiretin başına geçmiş ve köy
kahyası (MUHTAR) OLMUŞTUR.(Mucur Nahiyesi Köy
Yönetim Reisliği Kararı ile)Kırşehir ve Mucur
havalisinde ilk kadın muhtar olması çevre köylerde
şaşkınlık yaratmış ve yadırganmıştır.İlk kadın
muhtarın yörede Dağçiftliği köyünde olması,kadına
verilen önemin,kadının yönetimde ve köy meclisinde
söz sahibi olmasını sağlamıştır.
Türk kadınına
1935 yılında seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Bu vesile ile bakın Atatürk nasıl
seslenir:
‘Bu karar, Türk kadınına
sosyal ve siyasi hayatta bütün milletlerin üstünde
yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve
kafes arkasındaki Türk kadınını artık tarihlerde
aramak lazım gelecektir. Türk kadını, evdeki
medeni mevkiini selahiyetle işgal etmiş, iş
hayatının her safhasında muvaffakiyetler
göstermiştir. Siyasi hayatla, Belediye
seçimleriyle tecrübe kazanan Türk kadını bu sefer
de milletvekili seçme ve seçilme suretiyle
haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor.
Medeni memleketlerin birçoğunda, kadından
esirgenen bu hak, bugün Türk kadınının elindedir
ve onu selahiyet ve lihakatle
kullancaktır.’
M.KEMAL ATATÜRK
|
|
|
N0.: 77 Tarih: 06.05.2010
Saat: 22:05
Kaleme alan: ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bu halk, halk için mücadele edenleri
asla unutmayacak.Yüreğimiz kanasada onurumuz,
onurlu yaşam mücadelemiz dim dik ayakta.Selam
olsun geleceğe, geleceği yaratanlara.Deniz'i,
Yusuf'u
Hüseyin'i saygıyla
anıyorum.........
|
|
|
N0.: 78 Tarih: 06.05.2010
Saat: 10:30
Kaleme alan: OKTAY
, ERBAS
Katıldığı
şehir veya ülke: ADANA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
bugün 6 mayıs....
bugün deniz'in ,
yusuf'un,hüseyin'in ölüm yıldönümü
ruhları
şaad olsun
unutmadık
unutturmayacağız......
|
|
|
N0.: 79 Tarih: 03.05.2010
Saat: 14:38
Kaleme alan: arslan
, ramazan
Katıldığı
şehir veya ülke: dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sadi arkadaş,
Bir kere yazınızı göz ucuyla
okumadım.(1) İş olsun diyede yazmadım(2) polemik
meraklısıda değilim.Bu sitede kimseye cevapta
eleştiride yapmam.Birkez Taksim ile ilgili
yazmıştım.
Yazınızı kendiniz okuyun ve
yorumlayın Selamlar......
|
|
|
N0.: 80 Tarih: 02.05.2010
Saat: 19:46
Kaleme alan: Erbas
, Sadi
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ramazan Arkadas,
Ben insan Katilleri ile
Onurlu ISCILERI bir kefeye koymadim bu
Bir…
Ben herzaman Bir Mayisin kutlanmasi
ve yasatilmasi taraftariyim bu
IKI…
Benim Gözümden bakinca Türkiye
Yunanistandan iyi Durumda ( Basit bir örnek
vereyim Gelen Turistleri KAZIKLAMAYA devam edersek
ki Yunanistan bunu yapti cünkü Turizme Dayanan
bir Ülkeydi Batti ) Bizim ise Tekstil, Agir
Sanayi, Tarim, Ve Turizm alanlarinda yatirimimiz
var.. Bunuda Halk yapmiyormu herkes Kendi
kapisindan sorumlu degil mi ?? Rüsveti verende
Halk alanda Halk degil mi? Insan degil mi? bende o
yüzden diyorum ki ``Biz yapilan ve yapilmayan
Islerin Takipcisi olmaliyiz hesap Sormaliyiz´´. Bu
Üccc..
Yazimi göz ucu ile okudugunuz, yazmis
oldugunuz yazidan belli oluyor Buda
Dörrtt…
Yada sirf cevap olsun diyede
yazmis olabilirsiniz belki.. Ama yinede yazimi
tekrar okursaniz sevinirim..
|
|
|
N0.: 81 Tarih: 02.05.2010
Saat: 16:33
Kaleme alan: .
, Niyazi SAPMAZ
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bekir ÇOŞKUNDAN inciler
Siz uyurken
NELER oldu siz
uyurken?..
Salyangozlar tırmandı
duvarlara...
Yine arabasının alarmı öttü
Mustafa’nın...
Bebekler doğdu,
sabaha karşı sancılandı yaşlı
hastalar...
Buluğa ermiş oğlanlar
utanarak oynadılar pipileriyle... Genç kızlar
masum aşk hayalleri kurdular...
Direklere
kustu iki kişi,
sarhoştular...
Hastanelerin acil
servislerinin önünde, duvarların dibine çömelmiş
köylüler sessiz sessiz ağladılar, güvenlikçiler
kızmasınlar diye...
Dünya dönmeye devam
etti gece...
Anayasa değişikliğinin son
maddesine de “evet” dedi
milletvekilleri siz uyurken...
Böylece;
üniversitelerden, medyadan, sermayeden,
cumhurbaşkanlığından, sivil toplum örgütlerinden,
aydınlardan, sanatçılardan, askerlerin-sivillerin
sinip sessizleşmelerinden sonra... Kimilerinin
“son kale” dedikleri yargı da padişaha
bağlandı, kabul edilen tasarıya
göre...
Tam yarı geceyi çeyrek
geçe...
Bunun anlamını biliyor
musunuz?..
Belki de hiç merak etmediniz,
düşünmediniz, kafa yormadınız..
Hiç
canınız sıkılmadı...
Belki de hiç
üzerinize alınmadınız...
Tıpkı; bugün
yaşanan mutsuzlukların, bu bunalımların, bu
parçalanmanın, bu korkuların... Ve bir milletin
birbirine düşman olmasının sebebi olanları, bir
zamanlar umursamadığınız gibi...
Siz
uyurken ne çok şey oluyor...
Bir
bilseniz...
Kediler fare
yakaladılar...
Örümcek ağlarını
ördü...
Karanlık hüküm sürdü...
Siz
uyurken...
|
|
|
N0.: 82 Tarih: 01.05.2010
Saat: 23:45
Kaleme alan: ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sadi arkadaş,
Taksimde insanları
katledenlerden aşşağılık olmadıkları
kesin.
Kimin ne kadar demokrat ve aydın
olduğuna sen karar ver.......Emek sermaye
çelişkisi olduğu müddetçe 1 MAYIS yaşayacak ve
yaşatılacaktır.
Doğru ya iyiki
yunanistanın durumunda değiliz(!) nasıl
gözüküyoruz.
?göremiyoruzda......
Yunanistan'ın içinde
bulunduğu durumdan yunan halkı sorumlu
tutulamaz.Halk gelinen noktada sorumlu
tutulamaz.Hakim otoritenin beceriksizliği ve
sermayenin yönlendirmesidir.Ülkemizide de bu
olgular geçerlidir.Bu ülkeyide bağzılarının tahmin
bile edemeyecegi kadar çok severiz.Bu uğurda
bedellerde ödemişizdir.
|
|
|
N0.: 83 Tarih: 01.05.2010
Saat: 14:04
Kaleme alan: Sadi
, Erbas
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Emege saygi...Emekciye saygi...
Yine bir
1Mayis ve gecen sene oldugu gibi Taksimde Atatürk
büstünde ATA mizin kafasina cikan kendini bilmeyen
insan tipleri bu senede vardi. Madalyami verdiler
oraya cikmaniz icin..?? Baska yermi kalmadi..?
Sevindirici taraf ise Büyük olaylar cikmadi.
Aman Cikmasinda... Özlenen kutlama sekilleri
sunuldu.. Konfederasyon baskanlari konusmalar
yaptilar ama bir tek TÜRK-IS Baskani
konusturulmadan tepe taklak assagiya alindi buna
gerek varmiydi bilmiyorum. eeeee nede olsa
demokratik bir ülkede yasiyoruz ve adami
konusturmamak icin Demokrat Aydin Isci
kardeslerimizde adami AL ASSAGI edip
kovaladilar.. Acaba nekadar Demokrat ve Aydindi bu
insanlar..? Orasida tartisilir artik..
Unutmayalimki Secilmis bir Baskan ve BiZLERi
temsil ediyor..
Komsumuz Yunanistan icler
acisi bir durumda yer yerinden oynuyor. Onlarin
düstügü bu duruma bizimde Düsmememiz icin her
BiREY Vatanimiza sahip cikmali yapilan ve
yapilmayanlarin TAKiPCiSi olmasini diliyor
ve..
Bayramimiz Kutlu Olsun.
|
|
|
N0.: 84 Tarih: 30.04.2010
Saat: 23:18
Kaleme alan: ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Yarın 1 MAYIS
Hadi hep beraber
alanlara çıkalım. Bayramlaşalım, dayanışalım.
Dayanışmanın güzelligini herkese gösterelim.
Üretenlerin, emeğiyle,alın
terleriyle kazananların onurlu ve gururlu
günlerinde hep beraber olalım. Yaşasın 1 MAYIS
yaşasın onurlu yaşam diyelim. Geçmiş 1 MAYIS ları
yaşatanlara lanet yağdıralım.Geçmişi asla
unutmayacağımızı haykıralım. Emeğin ne denli
kutsal bir olgu olduğunu haykıralım.
Üretenler,emekleriyle geçinenler emeklerinin
karşılığını almadıkça, sermayelerde sömürüyü devam
ettirdikleri sürece,bizlerde oldukça hep
haykıracağız.YAŞASIN 1 MAYIS
Emeğiyle
hayatlarını kazanan tüm dünya emekçilerinin 1
MAYIS dayanışma bayramını kutluyorum.
|
|
|
N0.: 85 Tarih: 30.04.2010
Saat: 13:09
Kaleme alan: Sercan
, Köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Türkiye
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Uzun bi aradan sonra tekrar merhabalar görüşler
sayfası gene anlamını yitirmeye başladı sanırım bu
kopyala yapıştır işleri buraya degilde forum
sayfasına yazılıyordu.Görüşler sayfası yine o
yazılar ile dolmaya başlamış. Bir dönem bu konu
ile ilgili bende uyarılmıştım sonrasında kopyala
yapıştır yapmadım.Görüşlerden kasıt sanırım kendi
görüşlerimiz olsa gerek!!!!. Sevgili Sadi Erbaş'ın
görüşüne bir cevap bile yazılmaması acaba bu
sayfanın görüşler değilde günlük haberlerin
paylaşıldığı bi yer haline geldiğinemi işaret ! !
!....
Sercan Köksal
|
|
|
N0.: 86 Tarih: 30.04.2010
Saat: 11:09
Kaleme alan: .
, niyazi sapmaz
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Selçuk SİLSÜPÜR'ün Kaleminden İyi
okumalar
Türk kültüründe
“Bozlaklar”
“Türkü
Yozgat’ta doğar, Kırşehir’de oyun
havası olur, Keskin’de elenir
”.
Bozlak, Türkiye Türkçesinde
“bağırmak, feryat etmek, haykırmak, ağlamak,
sızlanmak” anlamında “bozlamak”
kelimesinden gelmektedir. Azeri şivesinde
“bozlamak, yüksek sesle ağlamak”
anlamında, Kırgız şivesinde “ bağırmak, elem
ve kederle ağlamak” anlamında
“bozdok”, Kazak şivesinde devenin
yavrusunu arayarak bağırması veya yüksek sesle
acınacak şekilde ağlamak anlamında
“bozdav” Nogay Türkleri arasında,
cenaze kafilesinin önünde veya mevta yıkanırken
söylenen ağıtlar ayrıca bir nazım türü olarak
“bozlav” kelimesiyle
karşılanır.
Bozlak, Türk edebiyatında
kısa hikâye, Türk halk müziğinde uzun hava
formu/tarzı olarak adlandırılır. Konar-göçer
Türkmen aşiretlerinin yurt tuttukları Orta
Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu’nun
batısı ile Batı Anadolu’nun doğusunda aşiret
kavgaları, kan davalarını, aşk maceralarını,
gurbeti, hastalık ve ölümü konu alan bozlak,
geleneksel halk müziğimizin en karakteristik ve
otantik ezgilerini ihtiva eden uzun hava
formudur.
Bozlağın asıl yöresi olan
Kırşehir ve Kırıkkale- Keskin, Adana, Osmaniye ve
Gaziantep’tir. Ayrıca Nevşehir, Ankara,
Aksaray, Çorum, Niğde, Kayseri, Konya, Yozgat
illeri ile Çukurova bölgesinde Adana, Osmaniye,
Hatay, Barak Ovasında, Antep ve Maraş’ta da
yaygın olarak söylenir.
Bozlaklar
yazıldığı kimseler veya yörelere göre ad alırlar:
Cin Yusuf’un Bozlağı, Zahide Bozlağı,
Katırcıoğlu Bozlağı, Telli Senem Bozlağı,
Karacaoğlan, Dadaloğlu, Elbeylioğlu, Öksüz Ali,
Deli Boran, Denek Dağı Bozlağı, Bağrek Dağı
Bozlağı, Çiçekdağı Bozlağı, Barak Dağı Bozlağı,
Kızılırmak Bozlağı, Cerit Bozlağı, Türkmen
Bozlağı, Avşar Bozlağı, Tecirli Bozlağı, Kırat
Bozlağı…
Musiki olarak Bozlak bir
uzun hava türüdür. Sözleri birbirine bağlı
dörtlüklerden oluşur. Teknik olarak çıkışlı bir
yapısı vardır. Dadaloğlu, Köroğlu, Deli Boran,
Elbeylioğlu ve Karacaoğlan’ın Bozlak
söyledikleri bilinmektedir. Her âşık, her saz
çalan Bozlak söyleyemez.
Bilinen meşhur
Bozlak söyleyen âşık ve sanatçılar olarak Âşık
Said, Âşık Seyfullah, Muharrem ERTAŞ, Bahri İLHAN,
Neşet ERTAŞ, Hacı TAŞAN, Ali ÇEKİÇ, Refik BAŞARAN,
Zekeriya BOZDAĞ, Ali ERCAN, Bayram ARACI, Ekrem
AYDOSLU, Dede BEKÂR, Kamil ABALIOĞLU, Kudret
TAŞAN, Arslan SAZCI, Nuh AKGÜN, Aziz ŞENSES,
Mahmut TAŞKAYA, Gül Ahmet YİĞİT, Hacı KARAKILÇIK,
Zaralı Halil, Malatyalı Fahri, Dilber AYBAĞIŞ,
Halit ARAPOĞLU ve Ekrem ÇELEBİYİ;
TRT
sanatçılarından Ümit TOKCAN, Gülşen KUTLU, Soner
ÖZBİLEN VE Canan BAŞKAYA’ yı zikredebiliriz.
Son günlerde Zara, Emine ATA, Gülay, Emel
TAŞÇIOĞLU ve Nazlı ÖKSÜZ gibi sanatçılardan da
Bozlak dinlemekteyiz. Keskinli Dr. İdris
KARAKUŞ’un Türk Dili ve Bozlaklar
konularında yaptığı edebiyat çalışmaları da
takdire şayandır.
TRT repertuarına girmiş
pek çok Bozlak vardır. Bazıları şunlardır: Kalktı
göç eyledi Avşar elleri- Muharrem ERTAŞ, Tor şahin
misali eğdirip bakma-Yine bir haber geldi dostun
elinden, Dağlar, Zahidem- Neşet ERTAŞ, Engininden
yükseğine çık olur- Bahri İLHAN, Cingan- Zekeriya
BOZDAĞ, Açtım perdeyi de Turnamı gördüm, Cerit
Irakka’dan sökün edince (Cerit Bozlağı), Gır
atınan indim gara dikmeden (Kırat Bozlağı)- Hacı
TAŞAN; Bu nasıl talihtir bu nasıl kader, Denek
Dağı- Ekrem ÇELEBİ; Dağlar senin goyağında şahin
gışlamaz- Dede BEKAR..
Bozlak, yaşayış
biçimimizin sözle resimlendirilmesi; duygu
dünyamıza renkli bir ayna’nın tutulması;
Türkçenin gücünün göstergesi ve Türk insanının
gönül zenginliğinin nazım ve nesirle
ifadelendirilmesidir. Bozlak okuma geleneğinin
üstadı Keskin’li Hacı TAŞAN ’ı da
rahmetle anıyor ve Hacı TAŞAN’ın (Cerid)
Bozlağından bir dörtlükle yazımı
bitiriyorum.
Cerid Rakka’dan sökün
edince
Açılsın Urum’a yolu
Cerid’in
Silsüpüroğlu Fettah
Bey’im ölünce
Kırıldı kanadı kolu
Cerid’in
|
|
|
N0.: 87 Tarih: 29.04.2010
Saat: 19:28
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Osmanlı Donanması
Osmanlı donanmasıyla
Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik
donanmasının komutanı Andrea Doria'ymış. Gözcü,
Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince
hemen Andrea Doria'ya haber vermiş:
-Osmanlı
yaklaşıyor!
Andrea Doria sormuş:
-Kaç
gemi var?
Gözcü:
-10-20 kadar.
Komutan hemen emir erini çağırmış:
-Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.
Emir eri şaşırmış:
-Niçin komutanım?
Andrea Doria:
-Savaşırken yaralanacağız.
Kan izi belli olmasın, askerlerin cesareti
kırılmasın diye...
Bu arada gözcüden yine ses
gelmiş:
-Efendim, 50 kadar oldular.
Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine
tekrar seslenmiş:
-Gömleği boşver. Sen bana
kahverengi pantolonumu getir...
|
|
|
N0.: 88 Tarih: 28.04.2010
Saat: 19:42
Kaleme alan: .
, ahmet
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
BU YILMAZ ÖZDİLİN YAZILARINA
BAYILIYORUM
Neyini
yazayım?
Görüyorsunuz, herkes
biliyor.
Vali biliyor.
Polis
biliyor.
Jandarma biliyor.
Savcı
biliyor.
Bakan biliyor.
Başbakan
biliyor.
*
Bir senedir.
*
Siz
öğrendiniz diye, kızdılar...
*
Sizin
öğrenmemeniz
lazımdı.
*
Halbuki...
Bakın, neyi
öğrenmemeniz
gerektiğini yazmadım ama, pekâlâ
biliyorsunuz aslında ne
bildiğinizi...
*
Ve, sanki bilmiyormuş da,
öğrenmek istiyormuş gibi, yazmamı
istiyorsunuz.
*
Boş verin
yazıyı.
Söyleyeyim en iyisi.
Şarkı var
böyle çünkü.
Bizim değil.
Bizi
anlatan.
*
Herkes biliyor...
Dövüşün
hileli olduğunu.
Herkes biliyor...
İyi
adamların kaybettiğini.
Fakirler fakir
kalır.
Zenginler semirir.
İşler hep böyle
gider.
Herkes biliyor.
Salgının
yaklaştığını...
Hızlı
ilerlediğini...
Başının belada
olduğunu...
Herkes biliyor.
Geminin su
aldığını...
Ve, kaptanın yalan
söylediğini...
Herkes biliyor.
*
Neler
oluyor Türkiye’de?
Niye
oluyor?
*
Herkesin her şeyi
bildiğini...
Bilmiyormuş, hatta hiç öğrenmemiş
gibi davranması gerektiğini... Biliyor
herkes.
|
|
|
N0.: 89 Tarih: 27.04.2010
Saat: 21:56
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Kim bilir nerede kaç vurgun vurdu,
Tanımaz
Milleti, Vatanı Yurdu,
Her türlü pis işin
çakalı kurdu,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
Kaşla göz arası çalar
pastayı,
Doğru yol gösterse döver
ustayı,
Su bile taşıyamaz kırar
testiyi,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
Lanetler okuyor tanıyanın
hepisi,
Kitli kalmış idarenin
kapısı,
Tilkiden sorulurmuş buraların
tapusu,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
Demiş ki oldum buraya
kadı,
Ondan olur ancak sahtekâr
cadı,
Yakışmıyor ona o kutsal adı,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
İnsanı kandırır
şeytanı yener,
Ay çiçeği gibi her yöne
döner,
Yürek ciğer yok üflesen söner,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
Kalbinde iman
yok ağzında veli,
Şaadet getirmez küfreder
dili,
Hep harama gider ayağı eli,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
Çalardı köpeği,
eşeği, tayı,
Her tarafı keser kılıcı
yayı,
Hırsıza derdi hep amca dayı,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
Gezerdi her
zaman sırtında bohça,
Kimi un verirdi kimisi
akçe,
Kalmadı girip soymadığı bahçe,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
Bilmez eğriyi
düzü döleği,
Yanlışı uyarana sağır
kulağı,
Herkes bilir onu kimin
salağı,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
Hiç sıkıya gelmez tatlıdır
canı,
Değişir pusulası değişir
yönü,
Geçmişine bir bak hep kirli
donu,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
Başımıza gelmiş en büyük
ceza,
Bundan büyük olamaz felaket
kaza,
Tüm kokusu çıkar seneye yaza,
Adam
olmuş bizi yönetene bak.
Aşık DERVİŞ
derki olmam ben köle,
Saz çalıp söylerim
derdimi tele,
Haber salın bütün Şehir'e -
Köye,
Adam olmuş bizi yönetene
bak.
GEYCEKLİ AŞIK ___ DERVİŞ EKİM
|
|
|
N0.: 90 Tarih: 27.04.2010
Saat: 21:39
Kaleme alan: .
, ahmet
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Yazı sahibi: M.
YILMAZ
‘Yöntem, reformlar kadar
önemlidir!’
BAŞLIKTAKİ söz AB
Komisyonu’nu Türkiye’de temsil eden
Pierini’ye ait.
Yandaş medyaya
bakarsanız, Anayasa değişikliklerinin amacı
AB’ye uyum!
Ama hangi AB
yetkilisi ağzını açsa, durum pek de öyleymiş gibi
görünmüyor.
Mark Pierini, pek fazla
etliye-sütlüye karışan bir büyükelçi değil.
Konuştuğuna çok rastlamıyoruz.
Geçenlerde
Antakya’ya gitti ve orada gazetecilerle
sohbet etti. Bakın ne
diyor:
“Anayasa değişikliğinin
yöntemi, reformun kendisi kadar önemlidir.
Reformlar bu ülkede çoğulculuğu korumalı ve
geliştirmeli. Bu da muhalefet partileriyle ve
sivil toplum kuruluşlarıyla güçlü bir diyaloğu
gerektirir. Biz komisyon olarak bunun olmasını
istiyoruz. Üstelik kutuplaşmanın artması
Türkiye’nin AB’ye üye olması ve BM,
G-20 gibi uluslararası toplumdaki imajıyla
uyuşmuyor. Bu nedenle Anayasa değişikliği için
gerçek bir diyalog ortamı görmek
istiyoruz.”
Bu işin başından beri
bunu anlatmaya çalışıyoruz ama dinleyen yok. Bu
vesileyle tekrarlayalım:
1- Anayasa
değişikliği toplumsal uzlaşma ister, diyalog
içinde yapılmalıdır.
2- Birbiriyle
alakasız değişikliklerin aynı pakete konulup,
referanduma götürülmesi, demokratik bir yöntem
değildir.
Ben kolay unutmam, unutturmam
da!
GEÇEN gün İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’a merak ettiğim bir hususu sormuştum,
kolayca tahmin edebileceğiniz gibi bir yanıt
alamadım.
Türkiye’de kamusal
kurumlar ya da kişiler, kamuoyunun hafızasının
zayıflığından çok yararlanırlar.
Eğer
olumsuz bir durum varsa, ona yanıt vermek yerine
sipere yatıp konuyu unutturacaklarını
düşünürler.
Ben bu yöntemi pek
sevmiyorum. Onun için bir yanıt alana kadar arada
sırada hatırlatacağım.
Samsun’da
Ahmet Türk’ün burnunun kırılmasına neden
olan saldırıdan sonra Emniyet Müdürü görevden
alındı.
Daha önce de Bilecik Emniyet
Müdürü, Başbakan Erdoğan’ın yeğeni saldırıya
uğradı diye görevden alınmıştı.
Bu
durumda merak ediyorum:
*
Kayseri’de Enerji Bakanı Taner
Yıldız’ın burnunun kırılmasına yol açan
saldırıdan sonra Emniyet Müdürü görevden neden
alınmadı?
* Aynı şekilde Van’da
Deniz Baykal’a yönelik saldırının ardından
Emniyet Müdürü nasıl olup da koltuğunu
koruyabiliyor?
Bakana bunu sordum, yanıt
alamadım.
Bu durumda bana tahminlerimi
yazma hakkı doğuyor. İşte benim
tahminim:
Kayseri Emniyet Müdürü’nü
görevden almaya güçleri yetmez, çünkü onun torpili
büyük olasılıkla Cumhurbaşkanı.
Van
Emniyet Müdürü’ne de güçleri yetmedi, çünkü
onun da torpili eski bakan Hüseyin
Çelik.
Güçleri Samsun ve Bilecik Emniyet
Müdürlerine yetti, çünkü onların arkaları yok ya
da varsa bile bu hükümette işe
yaramıyorlar!
Bence olay bu kadar basit
ve açık!
Ama bunu açıklayamadıkları için
tam siper durumundalar. Unutturmayacağımı
hatırlatayım!
Kamu görevlileri işlerini
yapmıyorlar
ORDU’da öğrenci servis
minibüsünün devrilip bir öğrencinin yaşamını
yitirmesinin ardından bir yazı yazmış ve o ölümden
en az minibüsün şoförü kadar Vali’nin,
Emniyet Müdürü’nün, Trafik Müdürü’nün
ve Milli Eğitim Müdürü’nün de sorumlu
olduğunu yazmıştım. Hatırlayacaksınız,
Ordu’da bu yıl öğrenci taşıyan servisler üç
kaza yaptı ve Milli Eğitim Müdürü “Artık bu
servisleri bir denetime almak lazım” bile
dedi!
Bir açıklama almadım. Oysa şöyle
bir açıklama duymak hoşuma giderdi:
1-
İlimizde öğrenci servislerinin kontrolleri düzenli
olarak yapılmaktadır. Araçların teknik
güvenilirliği, sürücülerinin psikolojik durumları
izlenmekte, tespit edilen olumsuzlukların acilen
düzeltilmesi için gerekenler
yapılmaktadır.
2- İlimizdeki öğrenci
servislerinin tümünde görevli öğretmenler
bulunmaktadır. Araçların tüm koltuklarında emniyet
kemeri vardır ve bunların kullanılması görevli
öğretmenin gözetiminde sağlanmaktadır. Servis
araçlarının ayakta öğrenci taşımadığı, bir koltuğa
bir öğrenci esasıyla faaliyet gösterdikleri de
malumunuzdur!
3- Araçlardaki takometreler
düzenli olarak kontrol edilmekte, hız limitlerini
aşan sürücülerin bir daha servis araçlarını
kullanmalarına izin verilmemektedir. Ayrıca trafik
kurallarına uyum konusunda görevli öğretmenlerin
verdiği haftalık ve aylık raporlar da izlenmekte
ve gerekleri yerine getirilmektedir.
Böyle bir
açıklama almadım. Ordu’ya haksızlık
etmeyeyim, muhtemelen başka bir ilden de böyle bir
açıklama alamazdım.
Çünkü kamu
görevlileri, işlerini düzgün yapmıyorlar,
verdiğimiz vergilerle maaşlarını aldıkları halde
çocuklarımızı korumak için kıllarını bile
kıpırdatmıyorlar.
Görev medyaya düşüyor.
Bu konuyu gündemde tutmalı ve görevlerini
layıkıyla yapmayan kamu görevlilerini teşhir
etmeliyiz.
|
|
|
N0.: 91 Tarih: 27.04.2010
Saat: 19:23
Kaleme alan: Sadi
, Erbas
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Selam,
Bir DJ ye ( yayinciya ) sahip
cikmanin mücadelesini verdi Radyo yayincilari ve
bazi Dinleyiciler. Neden gurur meselesi yapildi
bunlar? Hatasi olan Neden SAPKASINI önüne alip
cekilip gitmedi ??
Neden Radyo gönüllülerini
zor durumda birakti? Nedir bu KOLTUK sevdasi biz
anamizdan Radyo veya Internet ile dogmadik.. Yada
kisaca sormak Lazim neden bu kadar israr edildi
Yayincimizi birakmayiz diye??? Bunlara hic cevap
alamadik.. Hatta bir aksam Radyoda Dernek
Yöneticeleri ile uzun uzun Telefon baglantisi
yapildiginda veya ertesi gününde bile aciklamalar
olmadi.
Bir Duydukki simdi Radyo
Kapaniyormus..!!
Simdiki yazacaklarim su son
dönemde olan olaylar degil…
Radyo
ilk acildiginda 3-5 ksi ile bir iki haftayi
gecirdik bir ay sonra Radyo Tavan yapti.
Hatirlayanlar olur sanirim. Bir gecede 35 kisiye
kadar cikti dinleyicilerimiz. Cogaldikca
sorunlarda artti. Nedenmi artti nedenini kendime
göre dile getirirsem herkes bana Küfür eder o
yüzden Nedenini yüzeysel gececegim.Cogu Internet
Radyoyu ve Chat olayini burda ögrendiler.
Müzige taktilar kafayi, yapilan gencler
arasi sohbete taktilar kafayi. Istediklerini
yaptiramayincada SUNUCU arkadaslara saldirmaya
basladilar. Tanimadiklari insanlari assagilamaya
küfür etmeye dayanan sözlerle yiprattilar. Nereden
mi biliyorum?? Olayin icindeydim, hemde TAM
ortasinda.
Kurucusu A.Bozdag ilk beni aradi
`` Bizim oglan yaparmisin bu isi anlarmisin bu
isten dedi. Bu arada belirteyim benim Dalakci
Radyodan önceside Radyo hayatim vardi hatta 8
senedir. Baliklama daldik olaya..
Bir
kac hafta sonrasindada Yusuf Köksal ve degerli Esi
Katildi aramiza. Sonra Üsküdar Abla ve Sinan
Köksal derken büyüdük. Yayin Konusunda hic SIKINTI
cekmiyorduk. Ama gel görki yaslari orta yasin
üzerinde olan insanlar yavas yavas bu güzel
oratama nifak tohumlarini sacmaya basladilar.
Gencler huzursuz olmaya basladilar. Istenen
müzikler arasinda Daglar kadar fark oluyordu.
Nasilmi?? Bir kac oyun havasinin pesine aniden
Türk sanat müzigi calmamizi isteyen sabir etmesini
bilmeyen insanlarla doluydu ortalik. Bize Cahil
dendi bilgisiz dendi ama biz sustuk. Hatta kendi
adima Tüm Yayinci arkadaslarimi kendim kötü
olacagim pahasina SAVUNDUM arkalarindan tek gram
laf ettirmedim. Ve gecemizi gündüzümüze taktik
yayin yaptik. CANLI yayin dedikleri Almanya saati
ile 23 de bitecekken biz 01 e kadar yayin yaptik.
Ve zaman geldi. Bu adini yazmadigim
Abiler Dayilar Amcalar bizlerden hosnut
olamiyorlardi birtürlü . Radyoda yüzümüze
hakaretlere varan yazilar yazilmaya baslandi. Buda
yetmezmis gibi SIKAYET e-mailleri A.Bozdag´a
viziliyordu.
Bende SAPKAMI önüme aldim
geregini yaptim. Herkese bir konusma yaparak
ELVEDA dedim. Dogrumu yanlismi yaptim bilemiyorum
ama o zaman öyle olmasi gerekiyordu.
Ertesi
gün Türkiyede bulunan A.Bozdag bir yazi yazmistiki
Radyo Sunuculari ve Dinleyiciler hakkinda sahsen
benim icin yenilir yutulur gibi degildi. Dedimki
kendi kendime `` Iyiki bu yazi Internette
aciklanmadan Ayrilmisim, edebimle adabimla `` diye
düsündüm…
Hatta Ali Bozdag ile bu Yazi
üzerinede saatlerce telefondda görüstük. Diger
Sunucu arkadaslarda etkilenmis bu yazidan. Aslinda
Ali Abi bu yaziyi kötü yada yerlemek mahiyetinde
yazmadigini defalarca acikladi ama okuyan yüzlerce
kiside hep bunu anlamisti bu yazdan..
Ve
Ayrildik bir iki arkadas ve, ben Uzun süre
girmedim Radyoya.
Simdi ise Kapanisini
görüyorum gözlerimle… YAZIK….
Simdi Burada Yazacaklarimda SIMDIKI
Zamana gecerlidir..
Simdi hata yapan bir
Zat-i muhterem var ortada. Ve yayin yapmasini
istemiyr cogu kisi.. Yayinci arkadaslarida DESTEK
cikiyor tabii.. Bugün ona yapilan yarin bize
yapilir Mantigi ile.. PEKI SAYIN YAYINCI
ARKADASLAR…. Iki sene önce neden bu
dayanismayi yapmadiniz yapamadiniz????? Simdimi
DESTEK cikma bilinciniz oldu yada o zamanlar
ACEMIYDIK Nasilsa birileri bizi Savunuyor Kurda
kusa yem ettirmiyor diye Kafanizi
yormuyormuydunuz??
Birakin artik bu ince
Hesaplari … Hata yapan GIDER.. Gitmiyorsada
GÖNDERILIR.. Bu Bukadar Basittir..!!
Acaba
Zamaninda bu SAHIP cikmalar bazi arkadaslar icinde
olsaydi suan yasadiklarimizi yasarmiydik...??
Bilemiyorum...
Madem bu Sitede DAL-DER in bir
kolu ( ben öyle biliyorum ) DAL-DER in almis
oldugu Kararada SAYGI duymamiz gerekiyor..
Radyolar acilir kapanir sorun bu Degil.
Sorun bize uymayani silmektir..
Bu nedenle
yayin kapansada kapanmasada Bu radyodan cok sey
ögrendik bunu inkar etmemek gerekiyor..
Radyomuzu UNUTMAYACAGIZ…..
|
|
|
N0.: 92 Tarih: 27.04.2010
Saat: 17:26
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
YAKIŞMAZ GARDAŞ
Yeni üretmeyip,eski söyleyip
Her gün Zahideyle gönül eğleyip
Başka
kapılarda türkü dileyip
Satmak Abdallara
yakışmaz gardaş
Muharrem dünyaya olmadı
direk
Taşanı Aliyi çekmedi kürek
Allah
Neşet i yarattı diyerek
Yatmak Abdallara
yakışmaz gardaş
Sediri unutup,gezmen
locadan
Gerekirse bir ders alın hocadan
Sobasından ayrı kalan bacadan
Tütmek
Abdallara yakışmaz gardaş
Tespih misali
mani dizerken
Şiir olup,dilden dile gezerken
Kültür denizinden nazlı yüzerken
Batmak
Abdallara yakışmaz gardaş
Yürümeyen
kapatamaz arayı
Yeni Neşetler de yakmaz
çırayı
Her gün meydanlarda aynı narayı
Atmak Abdallara yakışmaz gardaş
Damağa yapışmış susuz dil gibi
Yerinden ayrılmış soluk gül gibi
Sokağa
atılmış bozuk pil gibi
Bitmek abdallara
yakışmaz gardaş
Keman gıy gıy desin her
vakit erken
Duluğunuz şişsin zurna çalarken
Adınız cihana duyurmak varken
Yitmek
Abdallara yakışmaz gardaş
Mızrabına
küsmüş telleriniz boş
Hiç besteniz var mı
dilleriniz boş
Kültür Sarayına elleriniz boş
Gitmek Abdallara yakışmaz gardaş
Amacım teşviktir dostlar bilirse
Çalışan kazanır ibret alırsa
Geycekli
nin sözü ağır gelirse
Yutmak Abdallara
yakışmaz gardaş..
Hemen hemen hiç eser
üretmeyip hep hazır eserlerle idare eden
ustalarımızın(en son dönemdeki ustalar) bu duruma
kendiside bir halk şairi olan sevgili Sait Sargın
abimin abdallarımıza(ustalarımıza) hitaben yazmış
olduğu şiirdir..
|
|
|
N0.: 93 Tarih: 27.04.2010
Saat: 16:56
Kaleme alan: .
, ahmet
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Etik’et
Başbakan talimat
vermiş.
Kasaplara “ajan”
gönderilmiş.
Et fiyatları kaç
para?
Bi bakın bakiim
denmiş.
*
007
mübarek.
*
Solda sıfır ahali,
kaça 7...
Ona
baktırıyor.
*
Bi ajan da ben
gönderdim...
Meclis mönüsünü
araklattım.
*
Etli türlü fırın 1
lira.
Çentik kebap 3
lira.
Güveçte köfte, patatesli 3
lira.
Fırın kebap, garnitürlü 3
lira.
Kuzu tandır, pilavlı 4
lira.
*
Soslu dilbalığı 4
lira.
Piliç but fırın 3
lira.
Hindi dolma 2
lira.
*
Spagetti bolonez 1
lira.
Pilav 50 kuruş.
Mevsim
salata 50 kuruş.
Karışık turşu 50
kuruş.
Cacık 50
kuruş.
*
Havuç çorbası 50
kuruş.
Brokoli çorbası, 50
kuruş.
Tavuklu brokoli 1
lira.
Hanımağa sarma 1
lira.
Yoğurtlu semizotu 1
lira.
Kabak bayıldı 1
lira.
Patlıcan biber tava 1
lira.
Kısır 1
lira.
*
Peynir tabağı 1
lira.
(Tabak
hariç.)
*
Tavuk söğüş, diyet,
250 kalori.
(Diyeceksiniz ki, niye
fiyatını değil, kalorisini yazdın? Çünkü, TS 13001
Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları HACCP
Yönetim Sistemi uygulanan Meclis
Lokantası’nda, her fiyatın yanında,
kalori de yazıyor. Erkek milletvekillerimiz için
günde 2500-3000 kalori, kadın milletvekillerimiz
için 1800-2000 kalori öneriliyor... Mide fesadı
geçirmemek için, soda da tavsiye ediliyor, 50
kuruş.)
*
Ekmek kadayıfı 1
lira.
Bademli keşkül 1
lira.
Cevizli halka tatlısı 1
lira.
Armut komposto 50
kuruş.
*
Nar suyu 1
lira.
Üzüm suyu 1 lira.
Kuş sütü
yok maalesef...
Şalgam var, 1
lira.
*
Köylü biftek 4
lira.
Bifteği 4 lira
aslında...
Köylü bedava.
|
|
|
N0.: 94 Tarih: 27.04.2010
Saat: 16:32
Kaleme alan: .
, 23 NİSAN
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA
ATATÜRK’E BİRLİKTE SAVAŞANLARA VE
ÇOCUKLARINA
Edirne’den
Ardahan’a kadar
Bir toprak
uzanır,
Boz kanatlı üveyikler üstünden
uçar
Ardahan’dan Edirne’ye
Edirne’den Ardahan’a
kadar.
Kop dağı’nda akar
bir çeşme var
Serçe parmak kalınlığında
suyu
Haram etmiş gece gündüz
uykuyu
Akar da akar.
Samsun’un evleri denize
bakar
Sokakları yosun
içinde.
Çaparlar, takalar,
mavnalar
Bilyalar gibi suyun
yüzünde
Bir iner bir kalkar.
İstanbul’dan bir yar
sevdim
Adamı günaha sokar.
Savaştepe köprüsünden geçen
trenler
Sel olur İzmir’e
akar,
İzmir’in denizi kız, kızı
deniz
Sokakları hem kız, hem deniz
kokar.
Güneyde mis kokulu bir
ağaç
Yuvarlak yaprakları
ince,
Yaz gelip de güneş
vurunca
Dallarından bal akar.
Bu toprak bizim
yurdumuzdur;
Deli gönül yücesine
çıkar.
Bir üveyik olur ,uçar
gider
Ardahan’dan
Edirne’ye
Edirne’den
Ardahan’a kadar.
Bir gün
kara bulutlar göklerimizde
konaklamıştı
II
Yaylılar gelip
geçiyordu güneyden,
Örtük kara perdeler
sallanıyordu,
Utanıyordu
Anadolu’dan gelip geçen,
Milletin
yüreği kan ağlıyordu.
Askerler
gelip geçiyordu güneyden,
Yaralı,
hasta,yorgun askerler.
Akşam olmuştu,
yurda toplanıyordu
Sağ kalan yiğitler
birer birer.
Analar haber
soruyordu güneyden
Tarlalar kadar,
ırmaklar kadar durgun analar,
Örtük kara
perdeler sallanıyordu
Utanıyordu
Anadolu’dan gelip geçen
Ama kalanlar anayurtta
toplanıyordu.
III
Gökyüzünde kara kara
bulutlar
Başımıza nerden
geldiniz!
Bizler konukseveriz ama
Düşmanları sevmeyiz.
Gökyüzünde kara kara
bulutlar!
Harmanlar çürüdü
yüzünden!
Sizinle görecek işimiz
yok
Gidin üstümüzden!
Mavi değil artık
denizlerimiz!
Tarlalar sürülmez
oldu!
Sütü kesildi
davarların!
Öksüz kaldı
bebelerimiz!
Gökyüzünde kara
kara bulutlar
Hayın mı
hayın!
Bir gün gelir hesabını
sorarız
Buralarda durmayın.
Ne bulutlar gitti, ne göklerden bir
haber geldi.
Bu seferde padişahlara
seslendi.
IV
Biz
yoksul bir milletiz
Gözlerimizde solgun
ışıklar yanar.
Nasılsa yenilmişiz bir
kere
Ama uzun sürmez o kadar!
Bir yüce umutları umut etmişiz
kendimize
Gerdeğe girmedik kızlar, tüy
gibi çocuklar,
Yiğitler,
ihtiyarlar,
Bu toprak için
yaşıyoruz!
Yol verin bize!
Bu toprak bizim
yurdumuzdur!
Deli gönül yücesine
çıkar!
Bir üveyik olur uçar
gider.
Ardahan’dan Edirne’ye
Edirne’den Ardahan’a
kadar.
Ne bulutlar
gitti, ne padişahlardan bir haber geldi.
Kemal
Paşa derler bir yiğit vardı.
Bu sefer de
millet türkülerle Kemal Paşaya haber
saldı.
V
Kemal Paşa, yenilmez
yiğit, şanlı komutan!
Savaş girer gibi yetiş
bize!
Yetiş bize, çöllerde bile
olsan!
İnanç doldur, güç doldur
içimize!
Bin kere yurdumuzu
kurtaran!
Bir görseydin ağlardın
hâlimize!
Kuşun kanadında
türküler
Kemal Paşanın gönlüne vardı,
Cevabından önce kendi
geldi.
VI
Bir gemi yanaştı
Samsuna sabaha karşı
Selâm durdu kayığı,
çaparı, takası,
Selâm durdu
tayfası
Bir duman tüterdi bu geminin
bacasından bir duman
Duman değildi
bu!
Memleketin uçup giden
kaygılarıydı.
Samsun limanına bu gemiden
atılan
Demir değil!
Sarılan
anayurda
Kemal Paşanın
kollarıydı.
Selâm vererek Anadolu
çocuklarına
Çıkarken yüce
komutan
Karadenizin hâlini
görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardısıra baktı
dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi
Kemal Paşa
Ardından gürleyip
giderlerdi.
Erzurum’a kadar.
Bu
ne inançtı ki, Kemal Paşa
Atının teri
kurumadan
Sürüp geldin yeni yeni savaşların
peşinde
VII
Bir selâm gibi gitti
Erzurum’a,
Bin selâm gibi geldi
Sivas’a Erzurum’dan.
Dağlar
alçaldı yol vermeğe,
Temizlendi ılkımından
karından.
Analar bacılar yola
döküldü,
Cephane taşıdı
arkasından.
Irmaklar suyundan
faydalattı,
Ağaçlar daldasından.
Yer
gök inledi bir yol daha
Kurtuluş
savaşından.
VIII
Biz biliriz bizim
işlerimizi
İşimiz kimseden
sorulmamıştır.
Kılıçla, mızrakla, topla,
tüfekle
Başımız bir kere
eğilmemiştir.
Kuzumuz var,
yaylalarda meleşir,
Çeşmemiz var, gece
gündüz söyleşir.
Yazımız var, pehlivanlar
güreşir,
Bu toprağa kimse
girememiştir.
Davranı da deli
gönül davranı!
Kemal Paşa dinlemiyor
fermanı!
Anası, bacası, kızı
kızanı
Bizim gibi millet
görülmemiştir.
İnönü’de iki kılıç
gibiydik düşmanla biz.
XI
İnönü’de iki kılıç
karşı karşıya
Aşk olsun birinciye su
veren kılıççıya!
İnönü’de iki kılıç karşı
karşıya
Aşk olsun birincinin yapıldığı
çarşıya!
Birinci kılıca su
veren usta
Hakkı, yiğitliği,
sevgiyi
Bu kılıcın kabzasına işlemiş tek
nakışta.
Birinci kılıçla
dövüşen yiğit vur ki!
Anandan emdiğin süt
helal ola!
Birinci kılıçla
dövüşen yiğit vur ki!
Gelinler, çocuklar
ağlamaya!
Birinci kılıçla
dövüşen yiğit vur ki!
Önü al önlüklü yüzü
peçeli
Hanım kızlar nişansız
kalmaya!
Vur ki anam babam,
vur ki kardaşım!
Hayın düşman yurdumuza
almaya!
X
Bizim
süvarimiz amma da ata biner!
Ayağı yere
değer, başı göğe değer.
Bizim
piyademiz yola yeğin gider
Bastığında
toprağı ezer!
Bizim topçumuz
narası hay babam hay!
Gülleden
beter.
Sağdıçlarım! Sizin gibi
yiğitleri oldukça
Bu millet yaşar.
Düşman koymuş meydanları
kaçıyordu.
XI
Kattı
Kemal Paşanın ordusu düşmanı uğruna
Pişman eti
anasından doğduğuna.
Çevirdi Sakarya, çevirdi
süvariler,
Veryansın etti topçu,
Veryansın
etti piyadeler.
Kattı Kemal Paşanın
ordusu sürdü gitti,
Yetiştikçe vurdu
düşmana.
Hayın düşman sarhoş gibi sallana
sallana
On beş günde İzmiri dar
buldu,
Ölen kurtuldu, sağ kalan teslim
oldu.
Kaçtı gemiler.
Alnı sargılı,
kolu sargılı, boynu sargılı,
Ahmetler,
Bekirler, Aliler,
Mahmutlar, Kâzımlar,
İsmailler
Peşlerinden yettiler,
Diz çöküp
Kordon boyuna
Ta yürekten çekip
tetiği
Gemilere yaylım ateş
ettiler.
Bu ne inançtı ki, Gazi
Paşa!
Atının teri kurumadan
Sürüp gittin
yeni yeni savaşların peşinde.
XII
Sana borçluyuz ta
derinden!
Çünkü yurdumuzu sen
kurtardın,
Hasta, yorgun
düşmüştük,
Yaralarımızı iyice
sardın.
Yiğittin, inanç
doluydun yapıcıydın,
Sanatkârdın, denizler
kadar engin;
Kimsenin görmediğini
görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin.
Dedin ki: Bu millet, bu büyük
millet
Yüzyıllar boyunca geri kalmış;
Bu
yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her
yanından yaralar almış.
Dedin
ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için
yeniden;
Bilgiyle, inançla,
coşkunlukla
"Öğün, çalış,
güven!"
Sana borçluyuz ta
derinden!
Işığısın bu yurdun.
Dilimizi,
ulusallığımızı öğrettin bize,
Çünkü
cumhuriyetimizi sen kurdun.
Hürriyeti sen yaydın
içimize,
Halkçıyız dedin halk
içinden,
İnançta hür yetiştirdin
bizi,
Borçluyuz sana ta
derinden!
Devrimlerle yüceltti, çok
yüceltti,
Bu milleti temiz ellerin.
Sana
borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa
Kemallerin!
XIII
Davullar
zurnalar dövende
Biz seni
hatırlarız.
Binip trene
gezende
Biz seni hatırlarız.
Önce adını öğrenir
çocuklarımız
Eli kalem tutup
yazanda.
Binler yaşa,
yurdumuza hizmeti büyük!
Kemal Paşa!
Ölümsüz insan! Şanlı Atatürk!
|
|
|
N0.: 95 Tarih: 26.04.2010
Saat: 17:01
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
YAKIŞMAZ GARDAŞ
Yeni üretmeyip,eski
söyleyip
Her gün Zahideyle gönül
eğleyip
Başka kapılarda türkü
dileyip
Satmak Abdallara yakışmaz
gardaş
Muharrem dünyaya olmadı
direk
Taşanı Aliyi çekmedi kürek
Allah
Neşet i yarattı diyerek
Yatmak Abdallara
yakışmaz gardaş
Sediri unutup,gezmen
locadan
Gerekirse bir ders alın
hocadan
Sobasından ayrı kalan
bacadan
Tütmek Abdallara yakışmaz
gardaş
Tespih misali mani
dizerken
Şiir olup,dilden dile
gezerken
Kültür denizinden nazlı
yüzerken
Batmak Abdallara yakışmaz
gardaş
Yürümeyen kapatamaz arayı
Yeni
Neşetler de yakmaz çırayı
Her gün meydanlarda
aynı narayı
Atmak Abdallara yakışmaz
gardaş
Damağa yapışmış susuz dil
gibi
Yerinden ayrılmış soluk gül
gibi
Sokağa atılmış bozuk pil gibi
Bitmek
abdallara yakışmaz gardaş
Keman gıy gıy
desin her vakit erken
Duluğunuz şişsin zurna
çalarken
Adınız cihana duyurmak
varken
Yitmek Abdallara yakışmaz
gardaş
Mızrabına küsmüş telleriniz
boş
Hiç besteniz var mı dilleriniz
boş
Kültür Sarayına elleriniz boş
Gitmek
Abdallara yakışmaz gardaş
Amacım
teşviktir dostlar bilirse
Çalışan kazanır
ibret alırsa
Geycekli nin sözü ağır
gelirse
Yutmak Abdallara yakışmaz
gardaş..
Hemen hemen hiç eser üretmeyip
hep hazır eserlerle idare eden ustalarımızın(en
son dönemdeki ustalar) bu duruma kendiside bir
halk şairi olan sevgili Sait Sargın abimin
abdallarımıza(ustalarımıza) hitaben yazmış olduğu
şiirdir..
|
|
|
N0.: 96 Tarih: 24.04.2010
Saat: 21:38
Kaleme alan: Sadi
, Erbas
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Selam,
Bir DJ ye ( yayinciya ) sahip
cikmanin mücadelesini verdi Radyo yayincilari ve
bazi Dinleyiciler. Neden gurur meselesi yapildi
bunlar? Hatasi olan Neden SAPKASINI önüne alip
cekilip gitmedi ??
Neden Radyo gönüllülerini
zor durumda birakti? Nedir bu KOLTUK sevdasi biz
anamizdan Radyo veya Internet ile dogmadik.. Yada
kisaca sormak Lazim neden bu kadar israr edildi
Yayincimizi birakmayiz diye??? Bunlara hic cevap
alamadik.. Hatta bir aksam Radyoda Dernek
Yöneticeleri ile uzun uzun Telefon baglantisi
yapildiginda veya ertesi gününde bile aciklamalar
olmadi.
Bir Duydukki simdi Radyo
Kapaniyormus..!!
Simdiki yazacaklarim su son
dönemde olan olaylar degil…
Radyo
ilk acildiginda 3-5 ksi ile bir iki haftayi
gecirdik bir ay sonra Radyo Tavan yapti.
Hatirlayanlar olur sanirim. Bir gecede 35 kisiye
kadar cikti dinleyicilerimiz. Cogaldikca
sorunlarda artti. Nedenmi artti nedenini kendime
göre dile getirirsem herkes bana Küfür eder o
yüzden Nedenini yüzeysel gececegim.Cogu Internet
Radyoyu ve Chat olayini burda
ögrendiler.
Müzige taktilar kafayi,
yapilan gencler arasi sohbete taktilar kafayi.
Istediklerini yaptiramayincada SUNUCU arkadaslara
saldirmaya basladilar. Tanimadiklari insanlari
assagilamaya küfür etmeye dayanan sözlerle
yiprattilar. Nereden mi biliyorum?? Olayin
icindeydim, hemde TAM ortasinda.
Kurucusu
A.Bozdag ilk beni aradi `` Bizim oglan yaparmisin
bu isi anlarmisin bu isten dedi. Bu arada
belirteyim benim Dalakci Radyodan önceside Radyo
hayatim vardi hatta 8 senedir. Baliklama daldik
olaya..
Bir kac hafta sonrasindada
Yusuf Köksal ve degerli Esi Katildi aramiza. Sonra
Üsküdar Abla ve Sinan Köksal derken büyüdük. Yayin
Konusunda hic SIKINTI cekmiyorduk. Ama gel görki
yaslari orta yasin üzerinde olan insanlar yavas
yavas bu güzel oratama nifak tohumlarini sacmaya
basladilar. Gencler huzursuz olmaya basladilar.
Istenen müzikler arasinda Daglar kadar fark
oluyordu. Nasilmi?? Bir kac oyun havasinin pesine
aniden Türk sanat müzigi calmamizi isteyen sabir
etmesini bilmeyen insanlarla doluydu ortalik. Bize
Cahil dendi bilgisiz dendi ama biz sustuk. Hatta
kendi adima Tüm Yayinci arkadaslarimi kendim kötü
olacagim pahasina SAVUNDUM arkalarindan tek gram
laf ettirmedim. Ve gecemizi gündüzümüze taktik
yayin yaptik. CANLI yayin dedikleri Almanya saati
ile 23 de bitecekken biz 01 e kadar yayin
yaptik.
Ve zaman geldi. Bu adini
yazmadigim Abiler Dayilar Amcalar bizlerden hosnut
olamiyorlardi birtürlü . Radyoda yüzümüze
hakaretlere varan yazilar yazilmaya baslandi. Buda
yetmezmis gibi SIKAYET e-mailleri A.Bozdag´a
viziliyordu.
Bende SAPKAMI önüme aldim
geregini yaptim. Herkese bir konusma yaparak
ELVEDA dedim. Dogrumu yanlismi yaptim bilemiyorum
ama o zaman öyle olmasi gerekiyordu.
Ertesi
gün Türkiyede bulunan A.Bozdag bir yazi yazmistiki
Radyo Sunuculari ve Dinleyiciler hakkinda sahsen
benim icin yenilir yutulur gibi degildi. Dedimki
kendi kendime `` Iyiki bu yazi Internette
aciklanmadan Ayrilmisim, edebimle adabimla `` diye
düsündüm…
Hatta Ali Bozdag ile bu Yazi
üzerinede saatlerce telefondda görüstük. Diger
Sunucu arkadaslarda etkilenmis bu yazidan.
Aslinda Ali Abi bu yaziyi kötü yada yerlemek
mahiyetinde yazmadigini defalarca acikladi ama
okuyan yüzlerce kiside hep bunu anlamisti bu
yazdan..
Ve Ayrildik bir iki arkadas ve,
ben Uzun süre girmedim Radyoya.
Simdi ise
Kapanisini görüyorum gözlerimle…
YAZIK….
Simdi Burada Yazacaklarimda
SIMDIKI Zamana gecerlidir..
Simdi hata yapan
bir Zat-i muhterem var ortada. Ve yayin yapmasini
istemiyr cogu kisi.. Yayinci arkadaslarida DESTEK
cikiyor tabii.. Bugün ona yapilan yarin bize
yapilir Mantigi ile.. PEKI SAYIN YAYINCI
ARKADASLAR…. Iki sene önce neden bu
dayanismayi yapmadiniz yapamadiniz????? Simdimi
DESTEK cikma bilinciniz oldu yada o zamanlar
ACEMIYDIK Nasilsa birileri bizi Savunuyor Kurda
kusa yem ettirmiyor diye Kafanizi
yormuyormuydunuz??
Birakin artik bu ince
Hesaplari … Hata yapan GIDER.. Gitmiyorsada
GÖNDERILIR.. Bu Bukadar Basittir..!!
Acaba
Zamaninda bu SAHIP cikmalar bazi arkadaslar icinde
olsaydi suan yasadiklarimizi yasarmiydik...??
Bilemiyorum...
Madem bu Sitede DAL-DER in
bir kolu ( ben öyle biliyorum ) DAL-DER in almis
oldugu Kararada SAYGI duymamiz gerekiyor..
Radyolar acilir kapanir sorun bu Degil.
Sorun bize uymayani silmektir..
Bu nedenle
yayin kapansada kapanmasada Bu radyodan cok sey
ögrendik bunu inkar etmemek
gerekiyor..
Radyomuzu
UNUTMAYACAGIZ…..
|
|
|
N0.: 97 Tarih: 24.04.2010
Saat: 01:42
Kaleme alan: Sadi
, Erbas
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Selam,
Yeni okudum.... Radyo
Kapaniyormus... Herhalde kimsenin haberi yokki
kimse görüs bildirmemis.. Neden kapaniyor nicin
kapaniyor diye kimseye soru sormayacagim gerekte
duymuyorum..!!!
Simdi vakit gec oldu
yarin daha ayrintili bir Yazi yazacagim.. Kimsede
kusura bakmasin ne alinsin nede bana küssün
darilsin..!
|
|
|
N0.: 98 Tarih: 23.04.2010
Saat: 09:10
Kaleme alan: Nisan
, 23
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
23 Nisan
Çocukları vali yapacaklar
bugün.
Bakan yapacaklar.
Başbakan
yapacaklar.
Cumhurbaşkanı
yapacaklar.
Gazeteciler, makam koltuğuna
oturtulan çocuklara salakça
sorular soracak,
büyümüş de küçülmüş cevaplar alacak,
matah iş
yapılmış gibi, pişmiş
kelle pozu verilecek,
sırıtılacak.
“23 Nisan” denince,
akıllarına gelebilen vizyon
bu çünkü...
Koltuk!
Peki ya “ulusal
egemenlik?”
Hadi gelin, hazır
“başkanlık sistemi” tartışılırken, bi
soruyla cevap arayalım bu
mevzuya...
“White House”a...
Türkçe tercümesi “beyaz ev”e, neden
“Beyaz Saray” deriz?
Alman
“Weisses Haus” diyor... Beyaz ev
yani.
İspanyol “casa blanca...”
İtalyan “casa bianca”
diyor.
Fransız?
“Maison
blanche” diyor.
Hepsinin dilinde, beyaz
ev.
Azeri “ağ ev” diyor.
O da
beyaz ev.
White House, dünyanın bütün
dillerinde beyaz
“ev” demek...
Biz niye “saray”
diyoruz?
Çünkü, bizim kafamızda, o evlerde
oturup “yöneten” kişi, demokratik bir
figür değildir... Dünya istediği kadar ev desin,
oralarda oturan ve “yöneten”ler,
saraylara layıktır. Padişahtır.
Ve, bu kafa,
sadece
siyasileri değil, demokrasinin
diğer önemli unsurlarını da
“padişah” olarak görür...
O
nedenle “Adalet Sarayı”dır, o nedenle
“Belediye Sarayı”dır!
O nedenle,
“yöneten”ler saraylarda fink atarken,
ahalinin kıçında don yoktur...
Ve, o
nedenle, yönetenlerini
saraylara layık gören
ahalimiz karnını doyurmak için anca “Simit
Sarayı”na gider!
İşte o
nedenle...
Çocuklarımızı alıp, makam
koltuklarına oturtacaklar bugün... Maazallah bu
tür “faşizan” soruları merak edip
kafalarını değiştirmesinler diye, kıçlarını
alıştıracaklar... “Şöyle oturacaksın, böyle
kaykılacaksın, şu şekil
fırça kayacaksın,
patlat bakiim bi talimat”
filan.
Yilmaz Özdil
|
|
|
N0.: 99 Tarih: 11.04.2010
Saat: 19:38
Kaleme alan: ERDAL
, ŞAHİN
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
DAGÇİFTLİĞİ DAYANIŞMA veYARDIMLAŞMA DERNEĞİ
kuruldu Tüm DALAKÇI lı hemşerilerimizin
bilgilerine www.dagciftligi.tr.gg
|
|
|
N0.: 100 Tarih: 06.04.2010
Saat: 23:29
Kaleme alan: Ali
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Merhabalar,
Radyoya baglanmakta zorluk
cekenler icin
http:
//www.dalakciradyo.lima-city.de/
adre
sinde bir deneme yeri daha actik.
buradan
da katilma denene bilir.
sorun henüz
cözülmedi calismalar devam
ediyor.
Saygilarimla
Ali Bozdag
|
|
|