|
|
N0.: 476 Tarih: 30.05.2009
Saat: 00:32
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Evet sevgili ÜMİT,
Dert bir değil
elvan,elvan...
Neresinden başlayıp neresini
yazsam bilemiyorum.
Meseleleri biiir,biiir
anlatmışsınız...
Sevgiler
|
|
|
N0.: 477 Tarih: 29.05.2009
Saat: 22:17
Kaleme alan: TUĞBA
, ŞAHİNOĞLU
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
RADYOYAA GİREMİYORUMMMM
Sevgili
Tuba,
perşembe günü bizden kaynaklanmayan bir
sebeple belirli bilgeler sayfamız parolalı
bölümlerine ulaşamadi.
umarım sorun sende de
kısa süreli olmuş ve ulaşabiliyorsundur.
Ali
Bozdağ
|
|
|
N0.: 478 Tarih: 29.05.2009
Saat: 21:59
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
SORUN:
Sevgili Ali Bozdağ,
Bazı arkadaşlarımız sitemizdeki görüşler
sayfası ve forum sayfamızdaki yazıları Türkçe
yamasını çalıştırdıktan sonradır, bozulma olduğunu
ve yazıların okunamaz halde olduğunu
bildiriyorlar.Bunun için ne yapılması gerektiği
konusunda buradan bir açıklama yaparsanız iyi
olacak...
Ya da yamanın kaldırılması,durumun
eski haline çevrilmesi mümkün mü ?
Sitemizin teknik patronu sizsiniz.
Dur hemen celallenme "patron"
dedikse; :))
Not:PATRON (mecaz) Bir
kuruluşta, bir iş yerinde makam bakımından yetkili
kimse.
Sevgiler
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 479 Tarih: 29.05.2009
Saat: 20:55
Kaleme alan: haci mehmet
, Özdemir
Katıldığı
şehir veya ülke: almanya stuttgart
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
sayin yusuf köksal merhaba ben bugün radyo ya
giremedim sifrem kilitlenmis olabilir buna bir
care tesekkürler
|
|
|
N0.: 480 Tarih: 29.05.2009
Saat: 18:26
Kaleme alan: ümit
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
*PAVLOV'UN KÖPEKLERI VE REFLEKS
KIRILMASI*
PROF. DR. KEREM
DOKSAT
PSİKİYATRİST
B&
#304;LİRSİNİZ, ÜNLÜ RUS
FİZYOLOG PAVLOV, KÖPEKLERİNE ET
VERİRKEN ZİL
ÇALINCA VE BUNU ÇOK
KEZ TEKRARLAYINCA, ZİL SESİNİ
İŞİTTİĞİNDE ET
GÖRMEDEN DE HAYVANIN SALYASI AKMAYA
BAŞLAR.
BU, "ŞARTLI
REFLEKS"TİR.
HAYVANIN
"TABİATINDA OLMAYAN" BIR UYARAN
(ZİL SESİ), ONU "TABİATINDA
OLAN" ETİ GÖRMÜŞ
GİBİ
HEYECANLANDIRMAKTADIR.
EĞER
SÜREKLİ OLARAK ZİL ÇALAR AMA HİÇ ET
GÖSTERMEZSENİZ, BİR SÜRE SONRA
ŞARTLI REFLEKS SÖNER.
DEVAMIN
SAĞLANMASI İÇİN ARADA BİR ET
GÖSTERİLEREK REFLEKS
PEKİŞTİRİLMELİDİ
;R.
HİÇBİRİMİZ
DÜNYAYA TÜRK, MEKSİKALI, SÜNNİ VEYA
KATOLİK OLARAK GELMEYİZ.
BUNLAR
BİZE ÖĞRETİLEN DEĞERLER,
BİR BAŞKA DEYİŞLE, ŞARTLI
REFLEKSLERDİR.
EĞER
PEKİŞTİRİLMEZLERSE, ZAMANLA
SÖNERLER.
BIR GÜN PAVLOV'UN
ENSTİTÜSÜNÜ SU BASAR. KÖPEKLERİN BIR
KISMI BOĞULUR, BIR KISMI DA GÜNLERCE KORKUYLA
TİTREŞİR ÇÜNKÜ ÖLÜMDEN ZOR
KURTULMUŞLARDIR.
KURTARILABİLEN
LER TEKRAR ENSTİTÜYE
TOPLANIR.
PAVLOV ZİL ÇALAR,
KÖPEKLERDE TIK YOKTUR.
ŞU
MÜTHİŞ SONUCA VARIR
PAVLOV:
AĞIR TRAVMALAR, ŞARTLI
REFLEKSLERİ ORTADAN
KALDIRMAKTADIR.
HAYVAN EN DOĞAL, EN
İLKEL DURUMUNA GERI
DÖNMEKTEDİR.
BIR YANDAN HER GÜN
GÜNEYDOĞU ŞEHİTLERİ
İÇİN "KANLARI YERDE
KALMAYACAK" DENMESİNE RAĞMEN
KANLARIN SÜREKLİ "YERDE
KALMASI",
BİR YANDAN
"ERGENEKON" DENİLEREK BÜYÜK
BİR ÇOĞUNLUĞUNUN TEK SUÇU
"ATATÜRK'Ü SEVMEK" OLAN
İNSANLARIN SABAHA KARŞI EVLERİNDEN
ALINARAK
HAPSE ATILMALARI,
BİR
YANDAN ARABA YAKIP POLİSE TAŞ ATARAK
GELİŞEN ETNİK
KALKIŞMALAR…
HEPSİNİ
TOPLARSANIZ, TEMEL GÜVENLİK DUYGUSUNUN ARTIK
ZATEN ORTADAN
KALKTIĞINI
GÖRÜRSÜNÜZ.
PAVLOV'UN
KÖPEKLERİNDEKİ GİBİ, AĞIR
TRAVMALARLA BİZİM DE ŞARTLI
REFLEKSLERİMİZ (MİLLİ
DUYGULARIMIZ VE TEPKİLERİMİZ)
KIRILIYOR.
EMPERYALISTLER
SİNSİ SAVAŞLARINDA PSIKOLOJI
BİLİMİNİ
KULLANIRLAR.
MESELA ERMENILERLE TÜRKLER
ARASINDA ULUSAL BIR DÜŞMANLIK MI VAR, ORADA
PSIKIYATRIST VAMIK VOLKAN GIRER DEVREYE VE BU
DÜŞMANLIĞIN KÖKENLERINI
"İNCELER" (!)
BURADA
IZLENEN YOL, ABD'NİN TEHDİT OLARAK
GÖRDÜĞÜ ULUSLARIN ULUSAL
BİLİNÇLERİNİN,
TARİHLERİNİN VE
BENLİKLERİNİN SORGULANMASI,
"AŞINDIRILMASI"DIR.
K
ISACASI, MILLI DUYGUNUN YOK EDILMESIDIR ETNIK
PSİKİYATRİNİN GÖREVI.
BIR ULUSUN ULUSAL
BİLİNCİNİ, ULUSAL DUYGUSUNU VE
REFLEKSLERİNİ NASIL YOK
EDERSİNİZ?
BUNUN
DENENMİŞ, SINANMIŞ BİR
YÖNTEMİ VARDIR:
"O ULUSUN
TARİHSEL VARLIĞINI SORGULAMAYA
AÇARSINIZ".
YANİ O ULUSUN
TARİHİNİ YENİDEN
TARTIŞIRSINIZ.
MESELA TÜRKLER
KENDİLERİNİ KAHRAMAN BIR ULUS
OLARAK MI GÖRÜYORLAR?
ONLARA NE KADAR
KORKAK BIR ULUS OLDUKLARINI GÖSTERMEK
GEREKİR.
YA DA TÜRKLER ATATÜRK'Ü ÇOK
MU YÜCELTİYORLAR?
ONLARA ATATÜRK'ÜN
NE KADAR SIRADAN BİRİSİ
OLDUĞUNU
GÖSTERMELİSİNİZ.
FARKINDAY
SANIZ SON ON YILDIR TAM DA BÖYLESİ BİR
DÖNEMDEN
GEÇİYORUZ.
"DEMOKRATLIK",
"TARTIŞMA KÜLTÜRÜ" ADINA NEYİ
TARTIŞIYORUZ VE BİZDEN NEYİ KABUL
ETMEMİZ
İSTENİYOR?
DİYORLAR
Kİ, "SİZ SOYKIRIMCI BIR
MİLLETSİNİZ!
ERMENİLE
RE SOYKIRIM UYGULADINIZ ..."
BİZ DİYORUZ Kİ,
"HAYIR, UYGULAMADIK !"
O ZAMAN
DENİYOR Kİ: "TAMAM, MADEM
UYGULAMADINIZ, BUNU TARTIŞALIM, ÖYLE SONUCA
VARALIM".
SİZE MANTIKLI
GELİYOR, "NASILSA SUÇLU
DEĞİLİZ, TARTIŞMADAN
GALİP
AYRILIRIZ"
DİYORSUNUZ.
AMA TARTIŞMA MASASI
KURULDUĞUNDA EŞİT BİR
TARTIŞMA ŞANSI OLMADIĞINI
GÖRÜYORSUNUZ.
BAKIYORSUNUZ, TÜM
TELEVIZYONLAR, GAZETELER, "AYDINLAR"
SİZİN ERMENİLERİ
KATLETTİĞİNİZİ YAYMAYA
BAŞLIYOR. KANITLARI VAR MI ?
ELBETTE YOK.
AMA YALAN BİR
KEZ YAYILDI MI VE YALANI SÖYLEYENLERİN SAYISI
DA YETERİ
KADAR ÇOK OLDU MU,
GERÇEĞİN SESİ
BASKILANIYOR.
"HAYIR"
DİYORSUNUZ, "GERÇEKLERI BİR DE
BİZ ANLATALIM",
AMA
ANLATAMIYORSUNUZ ÇÜNKÜ TÜM PROPAGANDA KANALLARI
SİZE KAPATILMIŞ
DURUMDA.
İŞTE O ZAMAN
ANLIYORSUNUZ "TARTIŞMAYA AÇMAK"
DENİLEN TUZAĞI.
_BU
SÜRECİN SONUNDA, ULUSAL GURURU VE
HASSASİYETLERI YÜKSEK İNSANLAR BİLE
"ACABA" DEMEYE BAŞLIYOR,
"ACABA GERÇEKTEN ERMENİLERİ
BİZ Mİ KATLETTIK ?"._
"ULUSAL BENLİKTE İLK
KIRILMA" YAŞANIYOR...
PSİKOLOJİK HARBİN
ETKİSİ BÜYÜK BIR HIZLA BU
ŞEKİLDE YAYILIYOR.
SIRA
KÜRTLERE GELIYOR.
SIZDEN
TARTIŞMANIZI
ISTIYORLAR.
TARTIŞMA BAŞLIYOR
VE YINE KAYBEDIYORSUNUZ.
BIR DÜŞÜNÜN
LÜTFEN, SON DÖNEMDE NELERI TARTIŞMAYA AÇTIK
VE ŞİMDİ
NEREDEYİZ:
BUGÜN MISAK-I MILLI'YI
PEK ÖNEMSEMİYORUZ.
KIRMIZI
ÇİZGİLERİ
UMURSAMIYORUZ.
TÜRK
DİLİNİN ÖNEMİ KALMAMIŞ.
BU ÜLKEDE FEDERASYON DA OLABILIR,
ERMENILERDEN ÖZÜR DE DİLEYEBILIRIZ,
KÜRTLERE "BIRAZ" TOPRAK DA
VEREBİLİRİZ.
KISACASI,
ULUSAL VARLIĞIMIZA AİT HAYATI HER ALANDA
KAYBETMİŞ DURUMDAYIZ.
SIRADA
NE VAR ?
ATATÜRK VAR ELBETTE...
ÇÜNKÜ ÖNEMLI OLAN, ULUSAL ÖNDERLERİ YOK
ETMEK.
O HALDE, ONUN NE KADAR ZALIM BIR
DİKTATÖR OLDUĞUNU
TARTIŞALIM.
ONUN ZAAFLARINI
TARTIŞALIM.
HATTA ONUN ANASINI
BİLE TARTIŞALIM.
EVET,
EMPERYALİSTLERIN GÜNDEMINDE BU BİLE
VAR.
"TARTIŞIN"
DIYORLAR,
"BİZ
SİZİNLE ÖNDERİNİZİN
ANASINI TARTIŞMAK ISTIYORUZ
!"
SONRA SIRA SİZİN
ANANIZA GELECEK
ELBETTE.
HEPİNİZİNKİN
E GELECEK...
İŞTE
PSİKOLOJIK HARP BUDUR
ARKADAŞLAR...
ŞİMDİ
YILLAR ÖNCESİNE
GİDELİM.
MONDROS
IMZALANMIŞ.
DÜŞMAN ASKERLERI
İSTANBUL'A ÇIKARTMA
YAPIYOR.
MİLYONLARCA TÜRK, SADECE
İZLİYOR !
DEMEK Kİ ÖNEMLI
OLAN İLK ADIM: "İŞGALİ
İZLETTİREBİLMEK"MİŞ.
AMA AYNI ZAMANDA BIR DE MASA KONUYOR
ORTAYA:
"TARTIŞACAKSINIZ".
...
TARTIŞMA MASASINDA
BİZİM SADRAZAM EFENDİ
EMPERYALİSTLERE YALVARIYOR,
"BİRAZ ACIYIN" DİYE.
"İZLEYEREK",
"TARTIŞARAK" NEREYE
VARABİLİRSİNİZ
?
EMPERYALİSTLER ŞU ANDA
BEYİNLERİMİZE VE
YÜREKLERİMİZE YÜZYILIN
ÇIKARTMASINI
YAPIYOR.
MEHMET AKİF, ÇANAKKALE
İÇİN NE DİYORDU
?
"ŞU BOĞAZ HARBİ
NEDİR, VAR MI DÜNYADA BİR EŞİ
?
EN KESİF ORDULARIN YÜKLENİYOR
DÖRDÜ BEŞİ
TEPEDEN YOL BULARAK
GEÇMEK İÇİN MARMARA'YA
KAÇ
DONANMAYLA SARILMIŞ UFACIK BİR
KARAYA"...
ÇIKARTMA SÜRERKEN IKI
TAVIR VARDIR ALINABİLECEK.
BİRİNCİSİ
ŞU:
İSTANBUL'DA
IŞGALCILERI KARŞILAYAN VE ONLARDAN
"TOKAT YİYEN" BIR OSMANLI
PAŞASI OLABİLİRSİNİZ VEYA
DOLMABAHÇE'DEN ÇIKARTMAYI İZLEYEN BİR
PADİŞAH.
BELKİ DE
EVİNİN PERDELERİNİ KAPATAN
SIRADAN VE SUSKUN BIR TÜRK.
AMA ASLINDA
HEPSI AYNI KAPIYA VE AYNI
KİŞİLİĞE
ÇIKAR:
"İZLERSİNİZ
!"
HER ŞEYİ...
YA
DA ILK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSIN
OLURSUNUZ.
HASAN TAHSIN'E KADAR BU ÜLKEDE
DÜŞMANA HİÇ KURŞUN
ATILMADIĞINI BILMEK NE KADAR UTANÇ
VERİCİDİR ASLINDA.
HASAN
TAHSIN'I NE KADAR TANIYORUZ ?
ONU
"HASAN TAHSIN" YAPAN NEDIR
?
"İLK KURŞUN"DAN
ÖNCE DE KURŞUN ATMIŞTIR BU KAHRAMAN
ADAM.
HASAN TAHSIN AVRUPA'DADIR VE BIR
FILME GIDER. FILMDE TÜRKLER
AŞAĞILANMAKTADIR.
HASAN
TAHSİN BU FİLMİ İZLEMEZ,
"ÖNCE İZLEYEYİM, SONRA
ELEŞTİREYIM"
DEMEZ.
ÇIKARIR SİLAHINI, ATEŞ
EDER BEYAZ PERDEYE.
FİLM DE ORADA
BİTER !
HASAN TAHSİN'İN
İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR
BU.
HİÇBİR İNSAN
KENDİSİNE, ANASINA, BABASINA,
MILLETİNE, BAYRAĞINA
KÜFRETTİRMEZ.
EN BASİT
İNSAN GERÇEĞİDİR
BU.
İLKOKULDA BIR ÇOCUĞUN
ANASINA KÜFRETMEYE KALKARSANIZ, SİZİNLE
"ANASININ DURUMUNU"
"TARTIŞMAZ".
BUNUN CEVABI,
SURATINIZA YİYECEĞİNİZ
BİR YUMRUKTUR.
ÇÜNKÜ ÇOCUĞUN EN
İNSANİ VE SIRADAN YANIDIR
BU.
ERGENEKON, ERMENİ SORUNU,
KÜRT AÇILIMI VE
CAN DÜNDAR’IN
"İNSANİ" DENİLEN
"MUSTAFA" BELGESELİNİN BAM
TELİ
"BURASIDIR"...
PROF. DR.
KEREM
DOKSAT
PSİKİYATRİST
|
|
|
N0.: 481 Tarih: 28.05.2009
Saat: 00:32
Kaleme alan: Ali
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Hasan Tosun,
Parolan üçüncü defa
kaydettiğn mail adresine gönderildi.
Posta
kutusunu kontrol ettiğinde hala gelmemiş ise mail
adresinde bir yanlışlık var demektir. Böylesi bir
durumda dalakci@dalakci.net adresine bir mail
atarsan sevinirim.
Ali Bozdağ
|
|
|
N0.: 482 Tarih: 26.05.2009
Saat: 16:29
Kaleme alan: ibrahim
, Çetin
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Gazetemizin son sayısı elime
ulaştı... daha nice 40.sayılara
dileğimle emeği geçen herkesi
kutluyorum...
|
|
|
N0.: 483 Tarih: 24.05.2009
Saat: 21:01
Kaleme alan: hasan
, tosun
Katıldığı
şehir veya ülke: antalya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
parolam hala ulaşmadı.
Saygılar.
|
|
|
N0.: 484 Tarih: 23.05.2009
Saat: 23:52
Kaleme alan: ibrahim
, ÇETİN
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Çetin ailesinin yeni ferdi Arda, aramıza
hoşgeldin ve iyiki de geldin... Uzun bir ömür
dileriz...
|
|
|
N0.: 485 Tarih: 23.05.2009
Saat: 18:13
Kaleme alan: hatice
, genç
Katıldığı
şehir veya ülke: urla izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
hoş geldin küçük memiçik hoş geldin
küçük mustafa genç ömrün uzun geleceyin güzel
olsun yiğenlerim allah analı babalı
eylesin allah hepinizi öpüyoruz genç ailesinden
ergül hatice mutlulugunuz daim olsun
|
|
|
N0.: 486 Tarih: 23.05.2009
Saat: 17:13
Kaleme alan: MAHMUT DOĞAN
, KAYIŞLI
Katıldığı
şehir veya ülke: Dalakçı
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Aramıza yeni gelen Dalakçı Ferdlerinden
Nele Gül TOSUN, Doruk TOSUN, Arda ÇETİN ve
Mustafa GENÇ'e sağlıklı
sıhatli uzun ömürler dilerim Allah analı
babalı büyütsün. Vatana millete
hayırlı evlatlar olması
temennisiyle mutlu yarınlar dilerim.
DAL-DER
BAŞKANI
MAHMUT DOĞAN KAYIŞLI
|
|
|
N0.: 487 Tarih: 23.05.2009
Saat: 10:08
Kaleme alan: Adem
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke: Duesseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Kueresel Kriz,issizlik orani.
Irak
Savasi,insan pazari.
Dini politikaya kul
ederek,
Tuerkiyenin amerika kulu olarak devam
yasamasi.
Ahhhh Atam aaaahhhhh....iyki
yoksun. Nasil dayanirdin sen bunlara.
Ic
ve dis borc dusmus diyorlar,
Dolar deger
kaybetmis bilmiyorlar,
Özeslestirmek
sloganiyla,
Artik saglik bile
parayla.
Aaahhh Atam aaahhhh....iyki
yoksun. Nasil dayanirdin sen
bunlara.
Kapitlazim diye
bagiranlar.
Devlet yardimi altinda, halk
vergisine dayananlar.
3 is yeri yaratip,
binlercesini kaptanlar.
Camide okumus, ilimden
anlamaz Prof. Dr. cikaranlar.
Aaahhh Atam
aaahhh....iyki yoksun. Nasil dayanirdin sen
bunlara.
Sevgi ve
Saygilarimla
Adem
Bozdag
|
|
|
N0.: 488 Tarih: 23.05.2009
Saat: 09:50
Kaleme alan: Adem
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke: Duesseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Buelent Abi,
Dalakcinin yeni
ferdi Mustafa Genç'e Hosgeldin duenyamiza derim.
Saglikli, mutlu ve de basarili bir yasam dilerim.
Tekrardan gözuenuez
aydin.
Saygilarimla, Adem Bozdag
|
|
|
N0.: 489 Tarih: 23.05.2009
Saat: 03:18
Kaleme alan: Murat KÖKSAL ( Tapanoğlu )
, .
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Her zaman olduğu gibi
yine bir mahlûk ortalığı velveleye vermekte,
Sanırım bu zat bilinçsiz bir tüketiciye
benzemekte, biraz kendisine bilgi verelim
derim.
Öncelikle kominist değil
komünist yazılır komün yaşamdan gelir kelime kökü
olarak paylaşım demektir buda yani özel mülkiyetin
kalkması. Üretim araçlarının ortak olmasıdır tabii
ki özel mülkiyetin kalkmasıyla babalarımızın,
bizlerin zor bela kazanıp yemeyip biriktirdiği
parasıyla aldığı evinin yâda açtığı dükkânının
elinden alınmasını anlamayın sakın. Özel
mülkiyetin kalkması derken zorlunun fabrikasının,
sabancının fabrikasının kamulaştırılmasından
bahsediyoruz emrinde binlerce insanı asgari
ücretle gece gündüz çalıştıran ama kendileri
vantuz gibi işçilere yapışıp kanlarını emenlerin
özel mülkiyetinin kamulaşması...
Sosyalizm komünizmin bir önceki aşamasıdır. Yani
proletarya demokrasisi sosyalizmde herkese emeğine
göre ücret verilir ama sosyalizmde yaşamak için
gereken tüm şeyler devlet tarafından karşılanır
ama bunun karşılığında sen devlet için çalışırsın
yani sabancının fabrikası devletin olur sen orada
çalışırsın ve bunun karşılığında devlet barınma,
eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılar.
Sosyalizmde paran olmadığı için okula gidememe
gibi bir şey olamaz yâda paran olmadığı için
hastane kapılarında ölmen beklenmez. Yada emekli
maaşı kuyruğunda maaşını çaldırma olamaz. Çünkü
bizler insanız ve yaşamak en doğal hakkımız ama
kapitalizm bizlerin yaşamasına izin
vermiyor...
Komünizmde sınıflar
kalkmıştır yani işçi ve patron sınıfı olmaz herkes
eşittir bütün dünya ülkeleri sosyalizme geçmeden
komünizme geçilmez...
Marx tarihi 6 evreye
ayırır: ilkel komünal toplum, köleci toplum,
feodalizm, kapitalizm, sosyalizm ve komünizm. İlk
baştaki 3 evre yaşanmıştır ve biz 4. evredeyiz
yani kapitalizmi yaşıyoruz.
Ayrıca
sosyalizm mücadelesi sadece yoldaş diyerek ve
devrim masalları okumakla veya içki masalarında
uzaklarda olmaz. Sosyalizm mücadelesi alanlarda,
okullarda, fabrikalarda, atölyelerde
verilir...
Bir öğrenciye günde 10 TL
vermeden okula gönderemiyorsanız, 1500 TL bıçak
parası vermeden ameliyat olamıyorsanız,
yanılmıyorsam 500 TL olan asgari ücretle
çalışıyorsanız, 400 TL ev kirasını zor
veriyorsanız, bunları dile getiren insanları
dinsiz, ateist komünist diye suçlamalarınız
doğaldır. Suçlayan insanlar yukarıdaki şartları
kabullenmiş olan insanlar olmalı ki zaman zaman
isimsiz olarak gelip ortalığı karıştırmaktalar.
Gördüğünüz gibi sosyalizmde ısrar etmek yaşama
hakkını istemektir. Ama kapitalizmde yaşama hakkın
yok paran yoksa yaşamaya hakkında yok.
Umarım bu kadar şeyden gizli olarak yazı yazan
kişi bir şeyler kapmıştır.
|
|
|
N0.: 490 Tarih: 22.05.2009
Saat: 23:34
Kaleme alan: Tevfik
, Genc
Katıldığı
şehir veya ülke: Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ailemizin yeni ferdine Hosgeldin der saglikli ve
mutlu bir yasam dilerim
Nimet ve Mustafaya
mutluluklar dilerim
Tevfik Genc
|
|
|
N0.: 491 Tarih: 22.05.2009
Saat: 23:08
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
İndim seyran ettim Firengistan'ı
İlleri var,
bizim ile benzemez
Levin tutmuş goncaları
açılmış
Gülleri var, bizim güle benzemez
Göllerinde kuğuları yüzüşür
Meşesinde sığırları böğrüşür
Güzelleri
türkü söyler, çığrışır
Dilleri var, bizim
dile benzemez
Seyr edüben gelir
Karadeniz'i
Kanları yok, sarı sarı benizi
Öğün etmiş, kara domuz etini
Dinleri
var, bizim dine benzemez
Akılları
yoktur, küfre uyarlar
İmanları yoktur, cana
kıyarlar
Başlarına siyah şapka giyerler
Beyleri var, bizim beye benzemez
Karac'oğlan eydür, dosta darılmaz
Hasta oldum, hatırcığım sorulmaz
Vatan
tutup bu yerlerde kalınmaz
İlleri var, bizim
ile benzemez
KARACAOGLAN
www.geycek.de
|
|
|
N0.: 492 Tarih: 21.05.2009
Saat: 13:02
Kaleme alan: tevfik
, Genc
Katıldığı
şehir veya ülke: Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Köyümüze,ve Haci Ercan,abimize yapilan bu cirkin
saldiriyi nefretle kiniyorum.
Insanin,Özgür,Demokratik,ve Tambagimsiz bir
Dünyada,Esitce,Kardesce Insanin insani
sömürmedigi,Savas larin Silahlarin ve sinirlarin
olmadigi bir düzeni istemek
(Avrupada
sinirlar kalkti)Koministlik se ben
koministim
Kimligini saklayarak
milliyetcilik taslayan Yaratik sunu iyi bil ki
senden daha cok Milliyetci senden daha cok Uluscu
senden daha cok Türkiyeyi seviyoruz senden daha
cok Milliyetciyiz ki düsüncelerimizi ve acik
kimligimiz yaziyoruz Sende de birazcik yürek varsa
kimligini saklamazsin Bizde korkmana gerek yok
bizim Silahimiz, Bicakimiz, Topumuz, Tüfegimiz yok
Tek silahimiz düsüncemiz
Sayin Haci Ercan
,Ali, Necati, Murat,Hakan ve diger emegi gecen
emektarlara saygi ve selamlarimi iletir basarilar
dilerim
Tevfik Genc
|
|
|
N0.: 493 Tarih: 20.05.2009
Saat: 21:53
Kaleme alan: Ali
, Bozdağ
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Internet çağı ve olankları cahilleri böyle gün
ışığına çıkartır.
dün Hacı ağabeyimize yapılan
saldırı İstanbul Kadıköy internet sunum şirketi
telekom abağlı bir hattan yapılmıştır.
yolu
birgün yine buralara düşer.
o zaman bu
pısliğin kim olduğunu daha iyi
biliriz.
Hacı abi silmemekle iyi
etmişssin takip şansım oldu. eğer silersen
silmeden önce en alttaki bölümü kaydedip
gönderirsen sevinirim.
Bazı bilgiler aşağıda
yeralmaktadır.
saygılarımla
Ali
bozdağ
Details zur IP-Adresse
81.214.87.96
% This is the RIPE Whois query
server #3.
% The objects are in RPSL
format.
%
% The RIPE Database is subject
to Terms and Conditions.
% See http://www.ripe.net/db/support/db-term
s-conditions.pdf
% Note: This output
has been filtered.
% To receive output
for a database update, use the "-B"
flag.
% Information related to
'81.214.87.0 - 81.214.87.255'
inetnum:
81.214.87.0 - 81.214.87.255
netname:
TurkTelekom
descr:
ADSL-ALC-Kadikoy-Static Pool
country:
tr
admin-c: TTBA1-RIPE
tech-c:
TTBA1-RIPE
status: ASSIGNED
PA
mnt-by: as9121-mnt
source:
RIPE # Filtered
role: TT
Administrative Contact Role
address:
Turk Telekom
address: Bilisim Aglari
Dairesi
address:
Aydinlikevler
address: 06103
ANKARA
phone: +90 312 313
1950
fax-no: +90 312 313
1949
e-mail:
abuse@ttnet.net.tr
admin-c:
BADB3-RIPE
tech-c:
ZA66-RIPE
tech-c:
NO638-RIPE
tech-c:
SO351-RIPE
nic-hdl:
TTBA1-RIPE
mnt-by:
AS9121-MNT
source: RIPE #
Filtered
% Information related to
'81.214.0.0/16AS9121'
route:
81.214.0.0/16
descr:
TurkTelecom
origin: AS9121
mnt-by:
AS9121-MNT
source: RIPE #
Filtered
% Information related to
'81.214.0.0/17AS9121'
route:
81.214.0.0/17
descr:
TurkTelecom
origin: AS9121
mnt-by:
AS9121-MNT
source: RIPE #
Filtered
|
|
|
N0.: 494 Tarih: 20.05.2009
Saat: 17:49
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Ümit,boş ver diyeceğim ama ne çare, bu tür
zavallılara da üzülmek bize
düşüyor.
Durduk yerde böyle rüyasında
görmüş gibi gelişlerine bir anlam
veremiyorum.Mutlaka bir acıları olmalı ama nedir
?
Son günleri düşünüyorum; aklıma bir tek
şu cevap geliyor;
kesinlikle Ankara/Tandoğan
mitingi batmıştır ya da Türkan hocanın cenaze
merasimi. Başka ne olabilir ki ?
Bu tür
insanlar, ekmeklerini kimin çaldığını bilemiyecek
kadar körler ...
Duyarlı bütün dostlara
teşekkürler.
Saygılarımla,
Hacı
Ercan
|
|
|
N0.: 495 Tarih: 20.05.2009
Saat: 17:20
Kaleme alan: ümit
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili dostlar...
Gerçekten
şaşırıyorum yaa...
İnanın nasıl bir ülke olduk millet
olduk biz allahaşkına...
Bir
çocuk gibi , yok yok devekuşu gibi
saklandığı yerden birisi
birileri çıkıyor ve bir köye
hakaret etmeyi edebilmeyi sırf kendi
gibi düşünenler olmadığı
için hak sayabiliyor...
gerçekten
inanamıyorum yaa...
Hadi bizlere
saygın yok. Kendinedemi saygın yok be
hey vicdansız
be hey
şaşkın , be hey
utanmaz..
Farklı düşünebilirsin onun
farklı düşünenlerede saygı duyman
gerekir. Saygı duyman kabul ettiğin
anlamına da gelmez. Kendine
güveniyorsan
inanıyorsan çıkarsın fikirlerini
çatır çatır
savunursun.. Korkakça ,
alçakça bir köşeden hakaret edip geriye
çekilip pis pis sırıtarak
dışardan izlemezsin..
Aslında
sana ve senin gibilere bu kadar kelime bile
lüzumsuz ve
haybeye ama neyleyim
dayanamadım...
Farklı düşünmene
bir şey demeyeceğim ama bir an evvel
karakterini
düzeltmeni umut
ediyorum..
|
|
|
N0.: 496 Tarih: 19.05.2009
Saat: 22:42
Kaleme alan: Hakan
, Bozdağ
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
saldırı ve şahsiyetsizliği yapan şahsiyetsiz
şahısın mail adresi can@mynet.com ahaliye
duyurulur,,BENDEN SELAM OLSUN DALAKCI'YA MUCUR'A
GEYCEGE...AYDOOOSSSSSSS
|
|
|
N0.: 497 Tarih: 19.05.2009
Saat: 22:41
Kaleme alan: Nami
, Sahin
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
"JJ" takma adıyla yazana
hitaben
--------------------------------------
-
SEVMEK
Mustafa Kemal'i sevmek…
Özgürlüğü ve bağımsızlığı sevmek…
Bunları karakter, yani ruh, öz, omurga
olarak kabul edenleri sevmek.
Mustafa
Kemal'i sevmek… Fikri hür, ilmi hür, irfanı hür
olanları sevmek…
Mustafa Kemal'i
sevmek…
Yoksul, yürekli,
namuslu,yalansız, riyasız, pazarlıksız…Tertemiz
alnından vurulup düşen hem de daha , bir tek
kurşun atmadan, o istedi diye Allah deyip şehitlik
için ileri atılan dedelerimiz, Eğinli dedem, Ali
Çavuş gibi sevmek…
Mustafa Kemal'i
sevmek …
Kopan bacağını tüfeğinin
dipçiğinin kayışıyla bağlayıp savaşarak ölen
Ezineli Yahya Çavuş gibi sevmek… Çanakkale'de 19.
Tümen 'in her bir neferi gibi sevmek…
Sevmek… Ölmeyi emreden birini, Mustafa
Kemal'i sevmek… Ölenleri dün olduğu gibi bugün de
anlamak:
"Benimle beraber burada
muharebe eden askerler kesin olarak bilmelidir ki,
bize verilen namus görevini eksiksiz yapmak için
bir adım geri gitmek yoktur. Uyku, dinlenme
aramanın, bu dinlenmeden yalnız bizim değil, bütün
milletimizin sonsuza kadar mahrum kalmasına sebep
olacağını hepinize hatırlatırım."
Sevmek …Mustafa Kemal'i sevmek… Dün
olduğu gibi bugün de bir adım geri gitmeyenleri
,gitmeyecekleri sevmek…
Mustafa Kemal'i
Sevmek… Ölümden kaçarken durup onu dinleyip ölüme
koşmak…
Sabah saatlerinde Mustafa Kemal
57.Alay'ı bir batarya ile Koca Çimen Tepe
istikametinde harekete geçirdi. Kendisi de durumu
izlemek için Conk Bayırı'na çıktığında Arı Burnu
tarafından erlerin çekilmekte olduğunu gördü.
Seslendi:
"Niçin
kaçıyorsunuz?"
"Efendim
düşman"
dediler
"Nerede?"
&quo
t;İşte, diye 261 rakımlı tepeyi
gösterdiler.
Düşmanın bir avcı hattı 261
rakımlı tepeye yaklaşmış ve ileri doğru yürüyordu.
Askerlere,
"Düşmandan kaçılmaz"
dedi.
"Cephanemiz kalmadı"
dediler.
"Cephaneniz yoksa, süngünüz
var," dedi. "Ve bağırarak süngü
taktırdı. Yere yatırdı... Ölmeyi
emretti…Öldüler…
O
anlatıyor:
"Yalnız size 'Bomba Sırtı
olayını' anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı
siperler arasında mesafemiz 8 metre, yani ölüm
kesin... Birinci siperdekiler hiç biri
kurtulamamacasına hepsi düşüyor; ikincidekiler
onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek
bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz?
Öleni görüyor, 3 dakika kadar sonra öleceğini
biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor.
Sarsılmak yok! Okuma bilenler ellerinde Kuran-ı
Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar.
Bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar.
Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren
hayrete ve tebrike değer bir örnektir. Emin
olmalısınız ki Çanakkale Muharebesini kazandıran
bu yüksek ruhtur."…'
Mustafa
Kemal'i sevmek… Ölesiye sevmek… Dün değil bugün
gibi sevmek… Bugün de ölmeyi
bilmek..
Ölen çocuklarının ardından
Avusturalyalı annelerin acısını dindiren,onlara
:
"Bu memlekette kanlarını döken
kahramanlar! Burada bir dost vatanın
toprağındasınız huzur içinde uyuyunuz. Sizler
Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak
diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar,
gözyaşlarınızı siliniz. Evlâtlarınız bizim
bağrımızdadır. Huzur içindedirler, onlar bu
topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim
evlâtlarımız olmuşlardır."
Diyebilen Mustafa Kemal'i sevmek.
"Dağlarda tek tek ateşler
yanıyordu.Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle
ferahtılar ki şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne
zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere
inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki
mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım
sağında onu gördü.
Paşalar onun
arkasındaydılar.
O, saati sordu
Paşalar:
"Üç", dediler.
Sarışın bir kurda
benziyordu
Ve mavi gözleri çakmak
çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına
kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince,
uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve
karanlıkla akan bir yıldız gibi
kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına
atlayacaktı" …
Atladı…Bir ayağı
İzmir' de bir ayağı Ankara'da dimdik durdu…
Sevmek.. Mustafa Kemal'i Nazım gibi sevmek…
Cumhuriyetini emanet ettiği
gençler gibi sevmek… 23 Nisan çocukları gibi
sevmek. Dünyanın en aydınlık yüzü Türk kadınları
gibi sevmek…
Mustafa Kemal'i sevmek…
Kütahya'da Kurtuluş savaşının ortasında, 2 yıldır
görmediği oğlunun sekiz ay önce hastalıktan
öldüğünü duyup el defterine, " oğlum İzzet
sekiz ay önce ölmüş." diye not düşüp savaşa
devam eden, İsmet Paşa kadar
sevmek…
Osmanlı Genelkurmay Başkanı ve
Mareşali iken rütbelerini sıyırıp, onunla
Anadolu'ya geçip yeniden kavgaya tutuşacak Fevzi
Çakmak Paşa kadar sevmek.
Mustafa Kemal'i
sevmek… Erzurum'da bir yalnız adama, silahlarını
teslim etmemiş tek Osmanlı ordusu olan 9 kolorduyu
kendisiyle birlikte teslim edecek kadar çok
inanıp, emrine girip, cenk edip, barışta karşı
durup, ciltlerce kitap yazacak Kazım Karabekir
Paşa kadar sevmek…
Mustafa Kemal'i
sevmek…Yağan yağmur altında,ayaklar çıplak
yürürken hastalıktan,açlıktan ateşler içinde yanan
bebesinin üzerindeki örtüyü alıp, cephane yüklü
kağnının üzerine örten analar kadar
sevmek…
Mustafa Kemal'i sevmek… Kadın
olup aşık olduğun adamdan, evladından, anandan,
babandan daha çok sevmek Mustafa Kemal'i…
Anlamak o kadınları, onları anlamak için
kendilerini kurtarmaya gelen askerleri "
Kemal'in askerleri" diye selamlamalarını
anlamak, Afyon'da, Antep 'de, Maraş 'da,
Eskişehir'de yani Anadolu'da, düşman işgali
altında tecavüze uğrayıp, ölmemek…O acılar içinde
sağ kalmak…Herkesin sattığı, terk ettiği, arkadan
vurduğu ,hançerlediği bir halkı elinden tutup
kaldırmak. Yokluğunu yokluklarına, gözyaşlarını
gözyaşlarına, azmini, azimlerine ekleyip onlara
haydi diyebileni sevmek… Yaşama azminin adının
Mustafa Kemal olmasını anlamak… Namusun adının
Mustafa Kemal olmasını, onurun, erdemin adının
Mustafa Kemal olmasını anlamak… Bu toprağın
kadını, erkeği, evladı olmak…
Mustafa
Kemal'i sevmek, tecavüze uğrayan o Anadolu
kadınları gibi sevmek, tecavüzden kurtarılan o
Anadolu kadınları analarımız, bacılarımız,
kardeşlerimiz gibi sevmek… Dinimizi, milletimizi,
devletimizi kurtaranları, Kemal'in askerlerini
sevmek… Acıyı bilenler,
unutmayanlar,unutmayacaklar gibi
sevmek…
Mustafa Kemal'i namus
bilmek…
Sevmek… İzmir'de ki o sevda anıtı
gibi dimdik durmak…İzmir'e ilk giren Kemal'in
askerlerinin Yunan askerleri tarafından şehit
edilmesi üzerine o anıta Mustafa Kemal'in
Türkiye'nin macerasını anlattığı Nutuk 'da
kavgasının parolası ve işareti olarak yazdığı
"Vatan ve Namus" diye yazan İzmirliler
gibi sevmek ...
Mustafa Kemal'i sevmek…
Vatan ve Namus gibi sevmek…
Mustafa
Kemal'i Vatan ve Namus bilmek… Fikri hür, vicdanı
hür, irfanı hür gençler gibi sevmek… Bağımsızlığı
ve özgürlüğü sever gibi sevmek…Gelişmiş,büyük
Türkiye'yi
sevmek…
Cumhuriyet'i…Devrimciliği…
Milliyetçiliği…Halkçılığı…Laikliği…D evletçiliği
sever gibi sevmek…
Mustafa Kemal'i
sevmek…
Anti emperyalizmi sever gibi,
sömürgeciliğe karşı duranları sever gibi…
Türkiye'nin çınarlarını, çiçeklerini,bozkırını,
bataklıklarını,denizlerini, havasını, kuşunu,
kurdunu sever gibi ….
Dünyanın aç ve
yoksul çocuklarını sever gibi, çocuklarımızı sever
gibi, insanları, doğayı sever gibi, dünyayı,
iyiyi,doğruyu,güzeli sever gibi sevmek…
Ulusalcılar gibi
sevmek…
Mustafa Kemal'i sevmek…
Kursağından haram lokma geçmemiş
çocuklar gibi sevmek…
Hazreti Ömer'i bile
kıskandıracak o büyük ahlakı sevmek… Yaratıp,
kazanıp, anasının ak sütü gibi helal mallarının
hepsini, ölünce milletine bağışlayanı sever gibi
sevmek…
O'nun kalpaklı fotoğrafı
ellerinde ,oğullarının al bayrağa sarılı
naaşlarının önünde "Devlet , millet sağ
olsun" diyen şehit anaları gibi
sevmek…
Mustafa Kemal'i sevmek…
Elmalılı hoca Mustafa Yazır gibi ,
Tuncelili Diab Ağa gibi sevmek…
Kurtuluş
savaşında tebdili kıyafet gezen Galip Hoca gibi
sevmek…Sonra barışta Celal Bayar olup kavgalardan
geçip, ölmeden önce " Atatürk seni sevmek
ibadettir" diyerek sevmek…
İzmir'de
Yunan'a ilk kurşunu sıkan gazeteci Hasan Tahsin'in
ruhunu şad edip, beş yıl sonra düşmanı kovup
namusu ve şerefi yerden kaldırıp; İzmir'de , büyük
kısmı hain iğfasına uymuş, İstanbul gazetecilerini
toplayıp:
" Türkiye basını, milletin
hakiki sada ve iradesinin belirtisi olan
Cumhuriyet'in etrafında çelikten bir kale vücuda
getirecektir. Bir fikir kalesi, zihniyet kalesi.
Basın mensuplarından bunu talep, Cumhuriyetin
hakkıdır…" diyen Mustafa Kemal'i, doğumunun
125. yılında vefa ve minnet duygularıyla ilk günkü
gibi sevmek…
O'na karşı görevini yerine
getirememenin utancıyla manda yürekleri çatlayıp
ölemeyenler, intihar bile edemeyen
dönekler,korkaklar, alçaklar, hainler, satılmışlar
gibi değil…
Mustafa Kemal'i Türk halkı
gibi sevmek, Türk milleti gibi sevmek, Türkiye
gibi sevmek, namuslu gazeteciler, yazarlar,
yayıncılar gibi… Abartısız, yalansız, sade, duru,
basit… Kanaltürk gibi sevmek…
Mustafa
Kemal'i sevmek… Onun bildiği gibi,
"memleketimizin halini, ihtiyacını
milletimizin elemlerini ve emellerini"
bilmek…
Mustafa Kemal'i sevmek…
Sevdasını Vatan…
Sevdasını
Namus…
Sevdasını
Bayrak…
Sevdasını Türkiye bilenler gibi
sevmek…
Esaret altında
yaşamaktansa…
Bu yoksul ve bitap milleti
ayağa kaldıramamaktansa…
Onun
kazanımlarını
koruyamamaktansa…
Türkiye'yi muassır
medeniyete, çağdaş; bilimde teknolojide, eğitimde,
sağlıkta, adalette, emekte gelişmiş, çalışanın
kazanacağı,eşit,kardeş, özgür insanların yaşadığı
ülkelerin düzeyine
ulaştıramamaktansa…
Türkiye'yi tam
bağımsızlık ilkesiyle
yönetememektense…
Türkiye'yi bilimden,
aydınlıktan koparıp şeriata, karanlığa, irticaya,
şeyhlere, tarikatlara teslim
etmektense…
Dağlarda çoban ateşleri
yakacaklar gibi sevmek…
Mustafa Kemal'i
sevmek "Vatan ve Namus"
demek…
Başka da hiçbir şey demek
değil…
Düşmanlarına, döneklere, eski ve
yeni mandacılara, takiyecilere, yalancılara, bin
bir suratlı para kölelerine, mezarının önünde
ağlayıp eğilip, sana ve devrimlerine kalleşlik
edenlere inat…
Seni her zamankinden daha
çok seviyoruz…
ALINTI
Tuncay
Ozkan
|
|
|
N0.: 498 Tarih: 19.05.2009
Saat: 20:54
Kaleme alan: Efrayim
, Genç
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
atatürkçülük yolunun yılmaz neferi sevgili
hocam bıraktığın yolda senler
oluşacağına hiç kaygın
olmasın gerçekten senin senliğini
insanlık çoook geç anlayacak ama bilesin seni
gericilik asla unutamayacak çünki onların en
korkulu yaşamlarıyıdın sen
yinede rahat uyu senin attığın
tohumlar hep yeşerecek
onlar senin
kaldığın yerde devam edio sana
saygısızlarında aklı
başına gelecek
canım
hocam
|
|
|
N0.: 499 Tarih: 19.05.2009
Saat: 19:22
Kaleme alan: Tevfik
, Genc
Katıldığı
şehir veya ülke: Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Türkan Saylan Hocam senin biraktigin Bayragi
tasiyacak yüzbinler yetistirdin,Sen ebedi
istirhatgahinda rahat uyu seni hep saygiyla
anacagiz,Ruhun sadolsun
Tüm sevenleri nin
basisagolsun
Tevfik Genc
|
|
|
N0.: 500 Tarih: 19.05.2009
Saat: 18:15
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Aydınlık yarınların aydın neferi TÜRKAN SAYLAN
hoca, seni çok,çok arayacak ve
özleyeceğiz.
Gider ayak ,"artık işim
kalmadı" desen de daha yapılması gereken o
kadar iş var ki !
Gözün arkada kalmasın hocam,
yolunda yürüyecek çok nefer var
daha...
Diktiğin fidanların boyunu
seyredemeden aramızdan ayrıldın.
Bizleri çok
üzdün be hocam...
Rahat uyu,bu sadece nöbet
değişimi.
Saygılarımla,
Hacı
Ercan
|
|
|