Dalakçı Web sitesi

KONUK SAYFASI


Anasayfa
Videolar
Rehber Kayıt
Görüşler
Yenilendi
Haberler
Amacımız
Bizler
Yarenlik
DAL-DER
Köyümüz
Muzik
Şiirler
Dalakcı Sohbet
Anı / Denemeler
Oyun
Kurum ve kuruluşlar
Sağlık

 

 

Görüşlerinizi aşağıdaki forma ekleyebilirsiniz * olan bölümler mutlaka doldurulmalı :

* Soyisminiz:
* İsminiz:
  Şehir veya Ülke:
* e-Mail:
 varsa Web siteniz:

UYARIYI

Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir başkasını rencide etmemesi ümidi ile.

Rumuzla Yazılan yazılar, Kişi haklarına saldırı sayılabilecek tüm yazılar en kısa zamanda silinir

Mesajınız / Görüşünüz:

                

 


N0.: 401  Tarih:  06.07.2009   Saat:   11:26
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Konu: Müzik

Yeni katılımlar olduğuna göre demek ki bu konu üzerinde durulmak isteniyor.

Evet, işte mesele budur.
Ahmet beyin izah tarzına, medeni bir şekilde anlatım denir.
Düşünceyi benimsersiniz ya da benimsemezsiniz o ayrı bir konu.
Kabul etmediğiniz bir düşünceyi de neden ve niçinleriyle ortaya korsunuz.
O zaman adabında bir tartışma olur.
Yoksa içi boş kelimelerle ,sertleşerek birşeyler anlatmaya kalkarsanız işler çığırından çıkar.

Sayın Ahmet Köksal,
Sizin aşağıda, ezgilerden,türkülerden vermiş olduğunuz örnekler konusunda, Kırşehirli şair ve yazarımız ,Mehmet ATILGAN'ın yazısında bir karşı çıkma yok,ben göremedim. Onun karşı çıktığı konu,gerçek halk namelerinin çığırından çıkarılarak dejenere edilmesi ve eğer kendilerine halk denilirse belli bir lümpen kesime hitap eden türde abuk,sabuk şeylerin türkü diye millete dinletilmesi.Yazarımız bunu sakıncalı buluyor...
Sanat ve sanatçının halk üzerindeki etkisinin ne olduğu konusu malumumuzdur...
Elbette,lümpen kesime de halk diyebilirsiniz çünkü; onlar da bu ülkenin birer bireyleridir.
Fakat ,bu lümpen kesim sanatçıları ,sadece ticari amaçlı müzik üretmeleri, hal, tavır,söylem ve anadolu insanının yaşam biçimine aykırı davranışlarıyla toplumun önünde, toplumsal gelişim ile ilgili bir sorun teşkil ediyorlar. Bilhassa bunları örnek alan gençliğimize yazık oluyor.Bu kesimin,kesinlikle ıslah edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Birçoğumuzun bildiği bir atasözümüz vardır; "müzik ruhun gıdasıdır"o halde, edepsiz ve içi boş şeylerle ruhumuzu beslemenin ne anlamı olabilir ki ?
Buna bireysel ya da hoşgörüyle bakmak ne derecede doğru olabilir?
Bu konu kesinlikle toplumsal bir problem olarak önümüzde duruyor.
Mesele bilimsel olarak ele alınıp antropolojik boyutları incelenmeli ve çözüm üretilmelidir.
Mutlaka bu konular üniversitelerimizde ele alınıyordur diye düşünüyorum.Ya da alınmalı...
En azından bazı öğrencilerce tez konusu yapılıyordur...
Bizlerin yaşadığı bu ülkelerde(Avrupa), bu gibi topluma zararlı her ne tür konu var ise üniversitelerce bilimsel olarak ele alınıp inceleniyor ve ülke yöneticileri tarafından varsa bir problem ,çözüm üretiliyor.
Örneğin;Hollanda'da, aile içi şiddet konusu üç yıldır nedenleri ve çözümleriyle bütün sivil toplum örgütleri ve resmi kurumlarca ele alınıp işleniyor.Bu soruna bilimsel çözümler aranıyor.Devlet bu konu ile ilgili özel bütçe ayırıyor.
Halk bu konuda uzmanlarca aydınlatılıyor.
Uyumlu bir yaşam konusunda halk teşvik ediliyor.
Bunlar,bizler gibi her konuda birbiriyle kavga etmiyorlar.
Bizimkiler,bireyin ne söylediğine değil önce bireyin kendisine bakıyor.
Eğer konunun kendine dokunan bir yeri var ise ya da kendisinin o bireye karşı bir takıntısı var ise işte sana kavga nedeni.Bencilleştirilmiş bireylerle karşı karşıyayız...
Bu durum, takıntılı bireyin gelişmemişliğini ya da az gelişmişliğini gösteriyor.
Hal böyle olunca da medeni bir tartışma ortamı yakalanamıyor.
Toplumun gelişmesine ve aydınlanmasına yardımcı olmak gerekir.
Herkesce,toplum yararına olan şeylere de köstek değil destek olunması gerektiği kanısındayım...
Tartışma sonucunda aydınlanma olması gerekirken ortalık zifiri karanlığa dönüşüyor.
Bu da ayrı bir dert...!

Saygılarımla
Hacı Ercan

N0.: 402  Tarih:  06.07.2009   Saat:   00:04
Kaleme alan:  Ahmet , KÖKSAL

Katıldığı şehir veya ülke:  Trabzon- TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Öncelikle Köyümüzün şenliği herkese hayırlı uğurlu olsun…. Kim ne derse desin koskoca kurumların, illerin, ilçelerin beceremediği bir işi 10. defa yapmak büyük bir başarıdır. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Birkaç zamandır süregelen tartışmalar hakkında birkaç kelime de ben yazmak istedim. Öncelikle Konfüçyüs’ün bir sözüyle başlamak istiyorum: “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz”…
Aşağıda adı geçen makale üzerine naçizane birkaç kelime de ben yazmak istedim. Niyetim kimseyle tartışmak değil ancak bazı konular üzerine de ahkam kesmek için bilmek gereir kanaatindeyim.
1. Açıklama: Türk folklorunda mani ve türkülerin önemli yeri vardır. Edebi açıdan incelendiğinde ikisinde de pek çok ortak nokta vardır. En önemli yanları halkın öz ifadeleri olmalarıdır. Aslında maniler doğrudan türkülerin güftesini oluştururlar diyebiliriz. Sevgi sevgili, özlem, sitem, hasret, sevinç, üzüntü (burada bir parantez açmak gerekiyor ki bizim türkülerin çoğu hüzünlü ifadeler taşır) beddua…. İfadeleri bunların en önemli konularıdır. Gelelim sadede;
Halk kültürüne ait manilerde ilk iki satır genellikle ses uyumunu, ayak (kafiye) düzenini oturtmaya, dinleyenin dikkatini çekmeye yöneliktir. Esas fikir 2. ve 3. satırlarda ifade edilir. Ancak nadir de olsa mısraların bütününde bütünüyle duygu ifadeleri olduğu görülür. Şimdi buradan yola çıkarak makaledeki? Örneklemesi yapılan türkülerde bir problem olmadığını görüyoruz. İfadelerde beğenilmeyen hatta biraz da eleştirilen komik bulunan ifadeler, edebi açıdan incelendiğinde gayet normaldir…
2. Buradan hareketler mandanın söğüt dalına yuva yapması, hamsinin kavağa çıkması, minareden atılıp alttan tutulması ifadelerinde hiçbir anormallik yoktur. Zaten akılda kalması bakımından bu özelliği herkes fark edecektir. Ayrıca fadile ayşe … ve benzeri isimler çapkın bir aşığın iç dünyasının bir yansımasıdır. Kültür dediğimiz şey kaba sığacak şekli çizilecek bir şey değildir. Esasen zenginliği ifade eder. Eserlerin değerini en iyi veren de zamandır. Yazdığın türkü 100 yıl sonra da okunabiliniyorsa olay tamamdır. Kimsenin bunu seçme şansı yoktur.
3. Gelgelelim son ifadelere… “Bunların adına “türkü”, kendinize de “sanatçı” demeyin bâri de, Pir Sultan’ların, Karacaoğlan’ların, Aşık Veysel’lerin, Muharrem Ertaş’ların kemiklerini sızlatmayın…” sözlerine yüzde yüz katılıyorum. Ancak bu makaleyi yazan kişi sözlerinin sonunda tüm ifadeleriyle çelişmiştir. Verdiği örnekleri sanki hiç okumamıştır. Ankaralı Namık , Yasemin…. Gibi şarkıcıların pek çok eserlerini ben de beğenmiyorum o ayrı ancak. Namık’ın ayaş kayaş muhabbetini beğenmezsen Neşet Ertaş’ın türküsünü dinlememiştir. Size birkaç örnek;
Karanfil suyu neyler
Güzel kokuyu neyler Neşet Ertaş

Hana vardım han değil
Penceresi cam değil
Bugün ben yâri gördüm
Ölürsem de gam değil Neşet Ertaş
Bu sözleri de aynı kategoriye sokabilir misiniz…
Gelelim Karacoğlan’a:
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
--
Ateş yanmayınca duman mı tüter
Ak gerdan üstünde çimen mi biter
---
Yeşil başlı gövel ördek
Uçar gider göle karşı
---
Evlerinin önü çardak
Elif'in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek

Bir açıklama daha KARACOĞLAN Türk halk şiiri geleneğinde çığır açan bir kişidir tamam. Şiirlerini hiç okumadınız herhalde çoğu + 18 Namık falan yanında hafif kalır. Sözün özü her şeyi bırakın kendi halinde kalsın dejenerasyon olmadığı sürece sorun yok. Bir şeyi eleştirirken kendi görüşünüz kadar karşı çıktığınız ifadeyi de bir okdar iyi bilmenzi gerekir.

SON: Tavatır radyonun internet sayfasında yanda bir ifade var ….Anadolu Ahlaki dengesi…. İşte onu dikkatli okursanız her şeyi anlarsınız boşuna yazılmış bir şey değil.


N0.: 403  Tarih:  05.07.2009   Saat:   09:47
Kaleme alan:  Yusuf , Köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Degerli Kardesim Adem,

yazini cok begendim, cok haklisin.
Dalakcidan kopmus bazi sahislar koptugu toplumu birakip da baska toplumlara katilmis olmalilar ki ne köylüsünün ne köyünün yaptigi islerle gurur duymak yerine onlari elestirmeyi tercih ediyo.

Hani Kemal Sunal in bir filiminde " Saban " karakteri diyorya,

" SALI VERIN KÜCÜK ENISTEYI GITSIN "

Bu is de o misali................................

< br>Saygiya degecek her Insana Saygilarimla

Yusuf Köksal

Albstadt / ALMANYA


N0.: 404  Tarih:  05.07.2009   Saat:   04:38
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Değerli dostlar,

Türkçe yazış ve ifade şeklinizle ben de sizleri sınıfta bırakıyorum.

İşte,bizim insanlarımızın karşıt fikir veya aynı düşünüyor da olsa tartışmayı sertleşmekle eş anlamlı görmelerinin örneği.Burada ki anlaşılmayan konu sadece kavramlar.Eğer, Türkçe kavramlar üzerindeki anlama sorunu çözülmüş olsaydı,emin olunuz ki birçok sorunlar da kendilğinden çözülürdü.Bu tür kavram kargaşaları yüzünden siyasi arenada,yakın geçmişimizde insanlarımız birbirini boğazladılar.

Elif Köksalan'ın yazmış olduğu "kalite" kelimesinin anlamı ;Türk Dil Kurumu'nun izah şekliyle birebir aynı. Bu tarife itiraz edilecek olursa o merci;Elif Köksalan değil kesinlikle TDK'dır.(Resmi Kurum)
Adem Bozdağ'ın başka bir tarif gibi bahsettiği şey de bu tarifin en kısa şeklidir.
Yani;"toplam kalite kontrolü". Aynı şeyi başka şeylermiş gibi tartışmak yanlış olur.

Sevgili Adem,
Elbette,arz ve talep kalite durumunda etkin olabilir.
Kalitesiz ya da az kaliteli ürünü kendi bütçeniz doğrultusunda seçiyor olmanız kaliteyi yakaladığınız anlamına gelmez.Bunun dışında sizin ulaşamadığınız kaliteli ürünler mutlaka vardır.
Endüstrideki rekabet farklı bir konu.
Hitap ettiğniz pazar, üreteceğiniz malın kalite durumunda etken olabilir.
Kalite her zaman daha fazla emek ister.Kaliteli malzeme ister.Bunun ile birlikte maliyeti de yüksek olur.Maliyetin yüksekliği pazar hacminizi daraltsa da onun kendine göre alıcı kitlesi vardır.
Rekabet ayrı bir konu.
İşin aslı; kapitalist sistemin ekonomi anlayışı tümden bana ters gelir.O ayrı...
Üretilen ürünler mükemmel olabilir.Ama sistemin işleyiş tarzı bana göre sınıfını geçemez.

Neyse;üretimdeki kaliteyi kenara alalım ,konu dağılmasın.
Radyo ne alınıyor ne de satılıyor,konu ile alakalı değil.
Buradaki tartışılan konu; "müzikte kalite" idi.
Radyonun kalitesi değil.
Radyo için söylenecek bir şey yok. Elbette mükemmel profesyonelce bir radyonun her yönüyle kaliteli olacağı herkesin malumu ama eldeki imkanların ne olduğunu herkes biliyor...
Rekabet edecek bir durum da söz konusu olamaz.Zaten yok.

Değerli arkadaşlar,
Burada benim anladığım, Elif Köksalan'ın müzikte kalite aranmasının iyi olacağı şeklinde düşünce beyan etmesidir.Radyoyu beğenmediğini yazmamış. Bu da gayet doğal.Bu düşünceyi burada paylaşmak kesinlikle büyük tepkilerle karşılamayı gerektirmez. Doğru bulduğu düşünceyi medeni bir şekilde herkesle paylaşması zarar değil yarar sağlar diye düşünüyorum.Bir insanın kaliteyi arıyor olması kesinlikle hakaret sayılmaz.Asıl hakaret,"sen bunu niye söyledin" diye saldırmaktır.
İnsanlar ideşmeden de konuşarak doğru olanı bulabilirler değil mi?
Eğer herkes karşılıklı olarak üslubunu gözden geçirirse iyi olur diye düşünüyorum.
Şundan kesinlikle eminim; hiç bir kimse bütün bu çalışmaların zararlı olduğunu düşünmüyor. Bilakis,nasıl yapılırsa daha iyi,daha kaliteli olur diye kafa yoruyor.
Bu iyi bir yaklaşım.
Her ikinizede olumlu yaklaşımlarınızdan ötürü teşekkür ediyorum.
Ayrıca,bu iletişim organlarını bizlere sunan dostlara teşekkür etmek bizlerin borcudur.
Aşağıdaki yazılarınız boş şeyler değil,istemleriniz mutlaka göz önüne alınır diye düşünüyorum.
Eminim, zaman içinde,imkanlar dahilinde daha kaliteli şeylere imza atılacaktır.
Dün birşey yoktu,bugün bir yerlerdeyiz. Yarın mutlaka başka olacaktır.
Barış ve güzellikler dolu bir dünya temenni ediyorum.
Bu konu bayağı uzadı,isterseniz burada son noktayı koymuş olalım.
Ne dersiniz ?

Herkese saygı ve selamlar.
Hacı Ercan

N0.: 405  Tarih:  05.07.2009   Saat:   01:47
Kaleme alan:  Elif , Köksalan

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Adem,

Benim sizden sadece bir ricam var, sohbet ederken amaciniz karsinizdakini nasil incitmem, Ve ne ögrenebilirim ve de ne ögretebilirim olsun.

Burada anlasilan ne siz bana bir sey ögretebiliyorsunuz ne de ben size.

Sevgili bayan diye basladiginiz konusmanin ayarini da tutun. Sevgili diye baslayip," Hamfendi" diye devam edilmez

Sizin matematiksel olarak bildiginizi; hitap etme sekliniz sifira indiriyor. Saygi cercevesinin icinde kalmadiginiz sürece bilgili olmaniz benim icin pek bir anlam ifade etmiyor.

Radyo kendi calip kendimi oynuyor? dinleyicisi olmazsa radyoda olmaz.
"Okul müdürünün, su ögrenciler olmasa, okulu idare etmek ne kolay olurdu" dedigine benziyor söyledigin.
Radyo bedava olabilir fakat dinleyicilerin zamani bedava degil! Siz zaman öldürmeye geliyorsaniz orasi sizi ilgilendirir. Ben zaman öldürmeye gelmiyorum; bizi ilgilendiren toplumsal konulari konusmaya geliyorum.

Benim ilgi alanim, insanlarin birbirine saygida nasil kusur etmeyim diye, ince fikirlerin üretildigi yerlerdir.

Daha baska bir yazi yazarsaniz da cevap yazmayacagimi bilmenizi isterim.

Benim ilgi alanimda degil bu konular

Benim icin bu konu burada kapandi...

Saygilarimla
Elif Köksalan

N0.: 406  Tarih:  05.07.2009   Saat:   00:48
Kaleme alan:  Adem , Bozdag

Katıldığı şehir veya ülke:  Düsseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Elif,

Hoslanmak ile Kalitenin anlamini cok iyi biliyorum.

Kalitenin anlamini Vikipedi'denmi yazdin ??? Yazin söyle:

KALITE: Her türlü malin üretiminin baslangicindan mal cikisina kadar nitelik ve özelliginin belirlenmesi icin yapilan degerlendirme ve denetimdir.

Hayir hamfendi...bu cok yanlis...benim Dersde sinifta kalirdiniz. Bu yadiginiz terim TQM...yani Total Quality Management'i anlatiyor. Türkce "Toplam Kalite Kontrölü" olarak nitelenir.

Kalite bir bakis acizidir...daha dogrusu...rekabetli bir piyasada elinizdeki bütceye göre en iyisini yapma anlamina gelir. Kalite daima Müsteriye baglidir....Müsteri Kalite'ye ne ödemeye hazirsa, ona görede kalite sunarsiniz.

Misal...bir Murat124 sürerseniz....Servis kaltisi, Yapi kalitesinede katlanirsiniz. Cünkü Rekabet piyasada ödediginiz Paraya belirli bir kalite sunabilir TOFAS ve hicbir zaman kendini bir Mercedes, BMW, Porsche, Audi gibi sirketle kalite standardlarinda onlar ile ölcemez. Cünkü piyasaya sundugunuzun alicisida belli saticisida.

Gelelim bizim Radyomuza...köyümüzün TEK radyosu oldugundan dolayi..REKABET yok...herseyin ilkini sunuyoruz...gönlü insanlar bos zamanlarini bizlere yayin yaparak sunuyor. Böylesi bir durumda....yayinin veya sitenin...kalitesinden bahsetmek bir nitekim bu gönülü insanlara Hakaret etmek anlamina gelir. Rekabetsiz bir ürünün Kalitesini nasil yerden yere carpa bilirizki?

Müziklerden hoslanmaya bilirsiniz...bu durumda...Rekabetli bir piyasada...hele Dijital alemde onbinlerce Radyo sitesi var...Opera, Pop, Jazz, Haber.....istediginiz konu üzeri yayin yapiyorlar....herkesde elinden geldigince bütcesine göre kaliteli.

Benim acimdan yayinimiz cok ve cok kaliteli

Ama bedava ye....sonrada begenme olmaz...cok ayip.

Saygilarimla
Dr. Dipl. Kfm .Adem Bozdag




N0.: 407  Tarih:  04.07.2009   Saat:   17:37
Kaleme alan:  HASAN , TOSUN

Katıldığı şehir veya ülke:  ANTALYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Dalakçı Köyü 10. cu Kültür şenliğini kutlar, emeği geçen herkese teşekkür ederim.


N0.: 408  Tarih:  04.07.2009   Saat:   10:53
Kaleme alan:  Tevfik , Genc

Katıldığı şehir veya ülke:  Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Bir Milletin Genclige birakabilecegi en büyük miras Kültür dür .Dalakci, 10 .kültür senligini gönülden kutlar nice mutlu senlikler dilerim

Tevfik Genc
Hannover

N0.: 409  Tarih:  04.07.2009   Saat:   00:52
Kaleme alan:  Yusuf , Köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sizler üst tabaka insanlari oldugunuz icin tabiiki kaile almazsiniz, ama olsun bizim yanimizdakiler bizlere yeter de artar bile.


Yusuf Köksal

Albstadt / ALMANYA

N0.: 410  Tarih:  03.07.2009   Saat:   19:51
Kaleme alan:  Elif , Köksalan

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Yusuf,
Radyodaki kendi yaptigin yayin icin yazdigin söz ile ne kadar celistiginin farkindamisin?

"Hersey incelikten, insanlar kabaliktan kirilir", diyorsun; buna ilk önce kendin uymuyorsun.

Iste burada nitelik ve kalitenin ne kadar acil bir sekilde gerekli oldugunu acik acik görüyorum.

Benim senin ile kisisel hic bir sorunum yok. Ve hic bir zaman kisiyle ugrasmiyorum.

Toplumsal etkenlerden bahsediyorum ben...

Baska türlü bir rahatsizligin var ise bunu benim dolayim ile degil; kendi özelestirini yaparak,
Ve hatalarin olabilecegini de kabul ederek; erdemli bir insan gibi hatalarini kabullenerek kendini asabilirsin.


Dogrusu; cevap yazacak kadar kayle almayi degmez yazdigin konu.

Cünkü hic bir insani ögretici yani yok.

Zannetmeki provaka ettigin tuzaga düsecegimi, Cünkü bu bir tuzaktir insana saldirmak; Tuzaktir.

Yine toplum icin yazdim bu yazdigimi.

Senin elestirine ihtiyacim olmadan da ben evrensel insani güzellige hizmet ederim.

Bu cirkin ve saldiri bicimindeki yazinin cevabini kedine sen kendin acikla, bunun muhatabi ben degilim.

Acik ve net söyleyim ben yaziyi yazarken seni muhatap almadim.

Zaten ilk yaptigin yanlis orada.

Baskalarinin ürettigi emegin üzerinden yürüyorsun ve de ayni insanlarin emegine saldiriyorsun.

Bir ricam var senden lütfen benim yaptigim islerle ilgilenme! nasil ben senin yaptigin islerle ilgilenmiyorsam, ayni sekilde benim yaptigim islere müdahele etmemeyi de senden rica ediyorum.


Insanliga saygilarimla
Elif köksalan



N0.: 411  Tarih:  03.07.2009   Saat:   19:33
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Elif,

Sitemizin bir takipçisi olarak,yazınızı çok açıklayıcı ve nitelikli bulduğumu belirtebilirim.
Medeni ölçüler dahilinde insanların fikir beyan etmesinde ne gibi sakınca olabilir ki?
Düşünce kabul görür veya görmez,yararlı olduğunu düşündüğünüz fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ediyorum...
Elbette kimse şunu diyemez;
kardeşim beğenmiyorsanız radyo kıtlığı mı var, gidin başka radyoya diyemez.
Nedeni; bahsi geçen radyo hepimizin.En azından benim düşüncem öyle...
Bu konuda da fikir beyan etmek,radyonun sahiplenildiğini gösterir.
Düşüncemce ,bu çok olumlu bir tepki.
Farklı görüşler toplandığında ortaya çıkan sonuç gerçeğin yakalanmasına yardımcı olabilir.

Diğer tarafta,size fikir beyan ederken,tartışma isteğinde olup da konuyu çığırından çıkarmaya çalışmanın bir yarar sağlayacağını düşünmüyorum.
Sadece bir izleyici olarak görüşümü belirttim.
Ayrıca,araya girdiğim için özür dilerim.

Herkese saygı ve sevgilerimle
Hacı Ercan

N0.: 412  Tarih:  03.07.2009   Saat:   18:20
Kaleme alan:  GÜLLÜ , ERBAŞ TAFLAN

Katıldığı şehir veya ülke:  AMASYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Dalakçı Köyü Kültür Şenliğinin amcına uygun ,katılımı bol,özlemleri azalltan bir biçimde geçmesi dileği ile,organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürler.Her ne kadar yanınızda olamasakta,gönlümüz orda.

N0.: 413  Tarih:  03.07.2009   Saat:   16:53
Kaleme alan:  YUSUF , KÖKSAL

Katıldığı şehir veya ülke:  Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Suskun kalmayi tercih etmistim ama, 03.07.2009 Tarihli yaziya cevab vermeden edemeyecegim.

Müzigin kalitesi nedir Elif Köksalan ??????????????????

Bazi Ankarali Sanatcilarin Pavyonlardaki söyledikleri ( sözleri degistirlimis ) Türküleri kendim dinlememe ragmen ben de Tasvif etmiyorum, ama bu Türkülerin Kalitesiz oldugunu söylemek veya buna karar vermek bizim isimiz olamaz, Degistirlimis Türkü sözleri topluma uymasa dahi bir emegin oldugu ortada.

HANI EMEGE SAYGILIYIZ YA !!!!!!!!!!!!

Evde oturup da ahkam kesmek kolay, su anda benim iki Bilgisayarim da gecen hafta cuma gününden bu güne hic durmaksizin calisiyor ve de önümüzdeki 4 hafta bu hic degismeden devam edecek.

Dalakci ya ve Dalakcililara feda olsun, ama sen ve senin gibilere diyecek söz bulamiyorum.
Siz ki Emege ve Emekciye sözde saygili olan Insanlar, bu davranislariniz ile Emege ve Emekciye ne kadar Saygi gösteremediginiz ortada.

SIZ DALAKCILISINIZ, ÖYLE MI !?

Dalakcili olmak coooook özeldir cok ayricalik ister, ayricalik derken ayrimcilik degil.
Sadece Dalakci kütügüne kayitli olmak, Dalakcida Dünyaya gelmek hatta Dalakcida ikamet etmek bile bir Insani Dalakcili yapmaz.
Insanin Kalbi Dalakcili olsun, zaten Kalpten Dalakcili olan bizleri oldugumuz gibi kabul ediyor, bizim hic kimseye kendimizi oldugumuzdan farkli göstermeye ihtiyacimiz yok.

Cünki biz D-A-L-A-K-C-I liyiz !!!!!!!!!!

Bu tür davranislarinizdan vazgecmeniz en büyük temmenimdir.

Güzel Dalakcimizin Dernegi, Dalakci Gazetesi, Dalakci Web Sitesi, Dalakci Web Radyosu birde Sirin mi Sirin Dalakci Ergen Radyosu var.

Dalakci ve Dalakcililar icin bu kadar Organizeye ve bu kadar hizmete Saygi göstermeyip, destek olmayip bir de üstüne üstelik Radyoda yayinlanan Müziklere elestiride bulunmak her babayigidin harci olmasa gerek.

Bu tür elestirileri yapanlarin benim Köylüm benim Topragimin insani olmasi beni hattinden fazla üzüyor.
Inaninki bunlari yapanlar baskalari olsa birakin Radyoya girmelerini engellemek, evlerinden Internette baglanmalarini engellemek icin elimden geleni yaparim.

Bir de “ Manda yuva yapmis sögüt dalina " mevzusuna gelirsek,

Istanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuari Sanatci Ögretim Görevlisi Irfan Kurt , Halk Kültüründe hiciv ve “ Manda Yuva yapmis Sögüt Dalina “ gercegi adli makalesinde bu türkünün anlamini irdeledi.Türkünün Kastamonu´nun Tosya ilcesinden derlendiginin hatirladildigi makalede, türküde anlatilmak istenenin ne oldugunun anlasilabilmesi icin, hem türkünün cikis nedeninin hem de yöresel özelliklerin bilinmesi gerektigi vurgulaniyor.

“ Manda sögüt dalina nasil yuva yapti ????? “

Tosya bilindigi gibi pirinci ile ünlüdür.Celtik tarlalarinin sürülmesinde kullanilan manda, yazin sicaginda göletlere yatarak az killi olan derisini hem serinletmek hem sineklerden korumak amaci ile camura bular.Bunun icin de göletlerin ve celtik tarlalarinin kenarlarinda bulunan ve ballari da suyun icine kadar uzanan salkim sögütlerin dallari üzerine, gölgesine yatar.
Iste “ Mandanin sögüt dalina yuva “ yapmasi budur.


“ Yavrusunu sinek kapmasi “

ifadesinin de, yavrunun sinek tarafindan isirilmasi anlami tasidiginin belirtildigi makalede, cünkü yörede “ kapmak “ sözünün isirmak anlaminda kullanildigi, bir tür sinegin hayvanlarin kuyruk altina girip isirmasinin hayvani delirten ve oradan oraya sicratan bir olay oldugubelirtiliyor.Türküdeki sözler anlatilamk istenenler, ardindan “ gördün mü ? “ sözcügü ile türküye devam edip akil almaz olaylarin oldugunu vurgulayip alay etmek amaci tasidiginin kaydedildigi makalede, türkünün anlami hakkinda su bilgiler veriliyor.

Ikinci kitadaki “ Öküzün torbadan düsmesi “ ise öküzlerin hem yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman kazanmak icin boyunlarina takilan yem torbasinin öküzün boynundan cikmasi ve öküzün yemeden icmeden kesilmesi anlamini tasir.

Ücüncü kitadaki “ müezzinin minareden ucmasi “ da erenlere karismasi, ermesi anlamindadir.Baglanti ( yani amanin yandim… ) bölümünde de tirit yemegini emegi karsiligi hak ettigini anlatiyor.Türkü bastan sona dogrulari anlatiyor.Fakat ilk basta anlamsiz gibi görünse de ozanin ince zekasiyla hiciv sanatinin cok güzel örneginin sunuldugu bir eser oldugu ortada.


Not. Yukarida da belirtildigi gibi “ Manda yuva yapmis sögüt dalina “ ile ilgili makale Istanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuari Sanatci Ögretim Görevlisi Irfan Kurt tarafindan kaleme alinmistir.




Yusuf Köksal
Albstadt / ALMANYA
Dalakci Web Radyonun sunucularindan sadece biri.


N0.: 414  Tarih:  03.07.2009   Saat:   14:59
Kaleme alan:  Alaattin , AKÇAL

Katıldığı şehir veya ülke:  Çanakkale - Biga- Aşağıdemirci Köyü
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Düzenlemiş olduğunuz 10. Dalakçı Köyü Kültür Şenliği’nizin, coşkulu geçmesi, uzun yıllar sürmesi dilek ve temennilerimle.


N0.: 415  Tarih:  03.07.2009   Saat:   10:01
Kaleme alan:  Elif , Köksalan

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Adem,

Yorum yapmak ve elestirmekdeki gaye, daha kalitelisini bulmak icindir.
Düsünce belirtmenin zararli olacagini düsünmüyorum...

Galiba, burada anlasilmyan konu sadece kavramlar.
Hoslanmak veya zevk almakla kalite kavramini ayni görmemek gerekiyor.

HOSLANMAK: Hosuna gitmek, hos bulmak, hazzetmek, sevmek demektir.

Bu kavrama göre; kalite pek fazla bir sey ifade etmiyor.
Cünkü; zevkler insanlara göre degiskendir. Zevk alinan bir seyin de kaliteli oldugu kararina varmak yanlis olur. Müzik konusunda aradigimiz sey müzigin kalitesidir...

KALITE: Her türlü malin üretiminin baslangicindan mal cikisina kadar nitelik ve özelliginin belirlenmesi icin yapilan degerlendirme ve denetimdir.

O halde, kalite insanlarin bakis acisina bagli degildir. Uzmanlarca yapilan denetim sonucunda kalite belirlenebilir. Bireyler kafasina göre kalite belirleyemezler. Kalite tespiti uzmanlik alanina girer.
Müzik konusunda, merkezi bir sekilde gerekli denetim olmadigindan, tümüne kaliteli denmesi mümkün degil.
Cünkü; kalite kontrolunden gecmiyor.
O halde, yapilmasi gereken; kendimizi ve toplum kültürümüzü dejenere eden türdeki müziklerden uzak durmak gerekiyor.

Asagida ki yazilarda da anlatildigi gibi, mümkün oldugunca, zihin kirliligine, ses kirliligine meydan vermeden, toplumun genelini ve genel kültürümüzü kapsayacak sekilde tercih yapmak, bir nebze de olsa kaliteyi yakalamamiza yardimci olur diye düsünüyorum.

Tercih, ayri bir konu...
Tercih , özel bir kavramdir. Birinin tercihi digerini elbette ilgilendirmez ama radyoda yayinlanan müzikleri herkes dinliyor. O nedenledir ki radyoda yayinlanacak müziklerde sunucularin secici olmalarinda yarar olacagi kanisindayim.
Yani, bir anlam teskil etmeyen müzikler toplum sagligina zararlidir.
" Manda yuva yapmis sögüt dalina" gibi...


Saygilarimla
Elif Köksalan

N0.: 416  Tarih:  30.06.2009   Saat:   23:42
Kaleme alan:  Adem , Bozdag

Katıldığı şehir veya ülke:  Düsseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Elif,

Yazin cok güzel, hoşuma gitti diyebilirim. Ancak kafamda tek bır soru işareti kaldı? Kalite ne dir? Radyo yayınlarınında bir
İSO standartı var mı?

Bence herkesin kendine öz bir kalıte anlayışı var dır. Benim icin kaliteli olmayabilir, başkası icin cok kaliteli olabilir.
Bence kalite kavramı hep bakış acısına bağlıdır.

Bu yazım ile bir polemik yaratmak istemiyorum.

Saygılarımla

N0.: 417  Tarih:  30.06.2009   Saat:   19:04
Kaleme alan:  Elif , Köksalan

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Radyo yayini üzerine; makalesi icin paralel fikirlerim

Bir elestitri yaptigimiz zaman, geri elestiriden vazgecmeyip ve ne istedigimizi net bir sekilde bizlere gönüllü olarak sohbet etme imkani sunan arkadaslarimiza ulastirabilirsek, daha net bir sonuc alabiliriz.

Etki tepki davranisindan baktigimiz zaman; demekki net bir etki veremez isek net bir tepki alamayiz.

Bu dikkat cektigim davranisa bir örnek vermek istiyorum.
Örnegin kalitesiz müzik yayinlaniyor diye elestiriyoruz. Ve sonra vaz geciyoruz. söyleki maksat müzik dinlemek degil ben müzigi nerde olsa dinlerim diyip vazgeciyoruz. Nasil bir müzik yayinlandigini hem cok önemsiyoruz hemde yok canim önemli degil diyoruz. Yani acik ve net bir etki yapamiyoruz.

Radyomuzdaki Dinledigimiz Müzik Kalitesi Önemli!

Hemde cok önemli. Müzigin insan pisikolojisi üzerindeki etkisini hepimiz biliyoruz.
Burada belirleyici olan kalite olmali
Hosgörü diye diye kalitesiz yapilan islere tolarans tanimaktan güzel yapilan islere hasret kaldik.
Bu isi yapamiyorsan yapma arkadasim demek daha yapici bir davranis olur diye düsünüyorum.

Bir insanin araba ehliyetini almaya yeterli yetenegi yoksa ve hosgörüden dolayi ehliyetini verirsek
ne kadar cana mal olacagini düsünmek bile istemem.

Normalde buda öyle; acik acik can almiyor ama yapiciligimizi ve pozitif enerjimizi tüketiyor kalitesiz müzik dinlemek.
Sagliksiz beslenmekten nasil hastalaniyoruz. Sadece alistigimiz damak tadlarini tekrar ettigimizin farkinda bile olmadan yapiyoruz bu sagliksiz beslenmeyi. Halbuki baska tatlari ve güzellikleri tanima sansini verebiliriz kendimize.
O zaman farkederizki bünyemiz kendiliginden istemez hale gelir kalitesiz ne varsa.

Ari bile, güllerin hepsi birbirinden güzel olmasina ragmen gülün her cesisidini toplayipta yapiyor bali.

Biz neden kalitesiz müzik ile ruhumuzu harap edelim?

Saygilarimla
Elif Köksalan

N0.: 418  Tarih:  30.06.2009   Saat:   10:07
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

RADYO YAYINI ÜZERİNE !

"Sevgili arkadaşım Mehmet Atılgan'ın bir makalesini sizlerle paylaşmak istedim.
Madem ki bir radyomuz var,sanırım bu makale bizlere birazcık yol gösterici olur."


Bu ne türkü âh; bu ne ızdırap!
Bizim bildiğimiz türkü, bir toplumun kültürüdür. İnsanların acısında, sevincinde, aşık olduğunda, umutsuzluğa düştüğünde, velhasıl yaşanabilecek tüm olaylarda, duyguların ezgiye dökülmesinden türkü ortaya çıkar diye bilirdik. Böyle türküleri dinledik, böyle türkülerden zevk aldık.
Son yıllarda pop parçalarından birer satır alıp “türkü” yapmak moda oldu. Başını Ankaralı Turgut, Ankaralı Yasemin, Ayarcı Namık gibi “sanatçı”ların çektiği bir gurubun başlattığı modaya uyanlar gün geçtikçe arttı. Hatta zaman zaman ciddi türküler söyleyen ve zevkle dinlediğimiz sanatçılar da, anlamsız sözlerden oluşan “türkü”lerle kervana katıldı.
“Ayşe diye diye Fadime diyemedim
Fadime diye diye Emine diyemedim”
Haydaaa… Ayşe desen n’olur, demesen n’olur? Sonra Ayşe, Fadime, Emine diyenlere Zabıta ceza mı yazıyor? Vaktin varsa, sabaha kadar söyle, akşama kadar söyle…
“Kirpikleri oktur, yay gibi kaşı
Aşık olmuş idim kırk yılın başı”
Vah yazık. Adamcağız kırk yılın başında bir aşık olmuş. Şu başına gelene bakın! “Türkü”nün devamında nasıl yakınıyor, nasıl feryat ediyor bir görseniz. İnsanın ciğeri parçalanıyor valla…
“Ankara Devlet Su İşleri
Bırak yavrum bu işleri”
İyi güzel de, memlekette bir tek Devlet Su İşleri mi var Allah aşkına!.. “Türkü”nün içine Tarım İl Müdürlüğü’nü, Orman ve Çevre Müdürlüğü’nü katmazsan, Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’nü, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nü unutursan, kaç kişi dinler senin “türkü”nü?
“Eski yoldan Mamak
Yeni yoldan Kayaş
Aralardan geç abi
Çevirme var, trafiğe takılma
Arkası Bayındır Baraj”
“Türkü”yle dolmuşa yolcu arandığını da duyduk böylece. Peki, trafiğe yakalanmamak için ara yollardan gidersen, hem de “türkü”yle diğer şoförleri uyarırsan, devlet bütçesi açık vermez mi? Yanlış bunlar yanlış. Fevkalade yanlış!..
“Aramazsan arama
Zaten bende kontür yok”
Haaa. Şimdi burada biraz durmak lâzım. Hem kontürün yok, hem de “aramazsan arama” diye ukalalıktan da geri kalmıyorsun. Ya git Cep Aile’ye, Cep Öğrenci’ye üye ol, bedava mesaj çek; ya da oflazlığı bırak.
“Bayır aşağı yatır beni
Tırmala beni, kaşı beni”
Adamdaki fantezi özentisine bakın. Öyle bayır aşağı yatarsan seni öyle bir kaşırlar ki, feleğini şaşırırsın be adam. Ne kırmızı nokta var, ne “bip”var; uluorta çıkmış “kaşı beni, tırmala beni” diyor.
“Salla bi denem salla
O yana da, bu yana da salla
Ne kadar sallarsan salla
Benim olucan sonunda”
Çok beklersin daha. Oraya sallayacak, buraya sallayacak, sonra kuzu kuzu gelip senin olacak.
“Sırtına giyer Alman gocuğu
Yârimin yediği domuz sucuğu”
Eh işte. Biraz toplumsal bir soruna değiniyor. Alman gocuğunu giyip, domuz sucuğuna özenenlerin hâllerini anlatıyor. Fakat seni niye ilgilendiriyor yârin ne giydiği, ne yediği pek anlaşılmıyor. Konfeksiyoncu musun, marketçi misin belli değil birader.
“Ar gelir Osman’a ar gelir
Safiye’me karyola dar gelir”
Abooov. Safiye kaç kiloysa zağar… Osman, bunu cümle âleme ilân edip ar duyacağına, bir diyet programı bulup, Safiye’ye tavsiyede bulunsa daha iyi olur ya… Kendi bilir, öyle münasip görmüş demek ki…
“Minareden at beni
İn aşağı tut beni”
Tehoooo… O, aşağı inip seni tutuncaya kadar, bağırsağın bedeninden ayrılır, kokoreç bile yapılır.
“Tiryakiye zevk verir kahvenin kaynaması
Eşeği baştan çıkarır sıpanın oynaması”.
Diyecek bir şey yook valla. Şöyle türkü olur mu ya… Kahve kaynayacakmış, tiryaki zevk alacakmış. Sıpa oynayacakmış, eşek baştan çıkacakmış… Tövbe tövbe; hâlel olsun senin türkün.
Daha neler neler… Bunların adına “türkü”, kendinize de “sanatçı” demeyin bâri de, Pir Sultan’ların, Karacaoğlan’ların, Aşık Veysel’lerin, Muharrem Ertaş’ların kemiklerini sızlatmayın…


N0.: 419  Tarih:  25.06.2009   Saat:   20:46
Kaleme alan:  ibrahim , Cetin

Katıldığı şehir veya ülke:  izmir TR
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Tüm islam aleminin mübarek regaip kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.

N0.: 420  Tarih:  25.06.2009   Saat:   18:53
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Tüm Müslüman Aleminin Kandilini Kutlarım.Hayırlara ve İmanlara vesile olması Dileğiyle,iyi kandiller..

N0.: 421  Tarih:  23.06.2009   Saat:   00:59
Kaleme alan:  aysun , koc koksal

Katıldığı şehir veya ülke:  mugla/marmaris
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Canim teyzemin oglu serkan ekinci evlenmis.Dugununde bulunamamin uzuntusunu yasamaktayim .Yeni ekinci ailesine bir omur boyu mutluluklar diler gozlerinizden operim .

N0.: 422  Tarih:  21.06.2009   Saat:   17:26
Kaleme alan:  ümit , köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Baba!
Her yılbaşında
sana söyleyecek
bir tek
sözüm var :
Seni ne kadar çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen geçen yıllar…

Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku
başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...

Nazım Hikmet Ran

Saygıdeğer babalarımıza,



N0.: 423  Tarih:  19.06.2009   Saat:   22:20
Kaleme alan:  Ali , Bozdağ

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili Efrayim Ağabey,

İlk önce açık gönüllülükle söyleyeyim bu sayfalarda her dalakçılı en az benim kadar hak sahibidir. Bunu gönülleri hoş tutmak için değil, bu sayfaları kurduğum 11 yıl öncesinin başlangıç felsefesidir, bunda herhangi bir değişiklik yok.

Gelelim yazı silme konusuna:
Ağabey, Yazıları iddia ettiğin gibi silmedim sadece doğru yere taşıdım.
Bunu birkaç defa açıkladım ama yine yazmakta yarar olduğunu düşünüyorum.

Görüş sayfası ve forumdan oluşan iki bölüm var. Ağabey sen düzenli selam sayfasına politik mesajlar yazıyorsun. Burası politik görüşler için düşünülmüş bir bölüm değil. Bu ve benzeri yazıları forum bölümüne istediğin gibi yazabilirsin.
Forum’da bu konularla ilgili başlıklar var. Gerek gördüğünde kendinde bir konu başlatabilirsin.
Kullandığın bölümün amacı ve başlığı aynen şöyle:

‘Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir başkasını rencide etmemesi ümidi ile.’

Bu amaç dışındaki yazılar Forum sayfasına taşınır. Ama en güzeli sizin doğrudan oraya yazmanız.

Saygılarımla
Ali Bozdağ


N0.: 424  Tarih:  19.06.2009   Saat:   20:20
Kaleme alan:  EFRAYİM , GENC

Katıldığı şehir veya ülke:  TURKIYE IZMIR
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ali Bozdag senın gonlune goremı yazı yazılması gerekıyor bu ulkede yasalar var eger benım yazılarımda suc ıceren bırsey varsa bu ulkenın sıyası polısı ve cumhuriyet savcıları var. Eger gerekıyorsa onlar benı yargılamaya muktedır.Bundan oncede iki yazımı sılmıstınız bana sunu hıssettırıyorsunuz; antıdemokrat antısosyalıst bır hava estırıyorsunuz.Eger gercek yuzunuz bu ıse cok uzulurum.Bu sıte bırılerının tekelınde mı ya da bu sıteye yazı yazanlar ucret mı oduyor oyle ıse onu bılelım.Benım bıldıgım bır kac kurumda sıyaset yaptırılmıyor cem evlerınde ve camılerde!!Yapıyorlar ancak sıstemın hosuna gıder bır sekılde eger oyle bı yazısma arzu edıyorsanız benı yıne uzersınız.1 Mayıs ıle 15-16 Hazıran arasında herhangı bır fark mı var neden 1 mayıs yazılarımızı sılmedın de 15-16 Hazıran'ı sılıyorsun.Tekrar rıca ıle soruyorum senı rahatsız eden bır yanımız mı var,acık olmak herzaman guzeldır.Sayın Ali Bozdag acık yureklılıkle cavabınızı beklıyorum. EFRAYİM GENC

N0.: 425  Tarih:  18.06.2009   Saat:   12:27
Kaleme alan:  ramazan , arslan

Katıldığı şehir veya ülke:  bursa
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ümmügülsüm teyzeye Tanrı'dan rahmet, geride kalanlarına sabırlar diliyorum.

Sayfa: |01| |02| |03| |04| |05| |06| |07| |08| |09| |10| |11| |12| |13| |14| |15|
          |16| |17| |18| |19| |20| |21| |22| |23| |24| |25| |26| |27| |28| |29| |30|
          |31| |32| |33| |34| |35| |36| |37| |38| |39| |40| |41| |42| |43| |44| |45|
          |46| |47| |48| |49| |50| |51| |52| |53| |54| |55| |56| |57| |58| |59| |60|

          |61| |62| |63| |64| |65| |66| |67| |68| |69| |70| |71| |72| |73| |74| |75|
          |76| |77| |78| |79| |80| |81| |82| |83| |84| |85| |86| |87| |88| |89| |90|
          |91| |92| |93| |94| |95| |96| |97| |98| |99| |100| |101| |102| |103| |104|
          |105| |106| |107| |108| |109| |110| |111| |112| |113| |114| |115| |116|
Toplam 3220 Kayıt var

 


 

Powered by Ali Bozdağ