|
|
N0.: 401 Tarih: 06.07.2009
Saat: 11:26
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Konu: Müzik
Yeni katılımlar olduğuna göre
demek ki bu konu üzerinde durulmak
isteniyor.
Evet, işte mesele
budur.
Ahmet beyin izah tarzına, medeni bir
şekilde anlatım denir.
Düşünceyi benimsersiniz
ya da benimsemezsiniz o ayrı bir konu.
Kabul
etmediğiniz bir düşünceyi de neden ve niçinleriyle
ortaya korsunuz.
O zaman adabında bir tartışma
olur.
Yoksa içi boş kelimelerle ,sertleşerek
birşeyler anlatmaya kalkarsanız işler çığırından
çıkar.
Sayın Ahmet Köksal,
Sizin
aşağıda, ezgilerden,türkülerden vermiş olduğunuz
örnekler konusunda, Kırşehirli şair ve yazarımız
,Mehmet ATILGAN'ın yazısında bir karşı çıkma
yok,ben göremedim. Onun karşı çıktığı konu,gerçek
halk namelerinin çığırından çıkarılarak dejenere
edilmesi ve eğer kendilerine halk denilirse belli
bir lümpen kesime hitap eden türde abuk,sabuk
şeylerin türkü diye millete dinletilmesi.Yazarımız
bunu sakıncalı buluyor...
Sanat ve sanatçının
halk üzerindeki etkisinin ne olduğu konusu
malumumuzdur...
Elbette,lümpen kesime de halk
diyebilirsiniz çünkü; onlar da bu ülkenin birer
bireyleridir.
Fakat ,bu lümpen kesim
sanatçıları ,sadece ticari amaçlı müzik
üretmeleri, hal, tavır,söylem ve anadolu insanının
yaşam biçimine aykırı davranışlarıyla toplumun
önünde, toplumsal gelişim ile ilgili bir sorun
teşkil ediyorlar. Bilhassa bunları örnek alan
gençliğimize yazık oluyor.Bu kesimin,kesinlikle
ıslah edilmesi gerektiğini
düşünüyorum.
Birçoğumuzun bildiği bir
atasözümüz vardır; "müzik ruhun
gıdasıdır"o halde, edepsiz ve içi boş
şeylerle ruhumuzu beslemenin ne anlamı olabilir ki
?
Buna bireysel ya da hoşgörüyle bakmak ne
derecede doğru olabilir?
Bu konu kesinlikle
toplumsal bir problem olarak önümüzde
duruyor.
Mesele bilimsel olarak ele alınıp
antropolojik boyutları incelenmeli ve çözüm
üretilmelidir.
Mutlaka bu konular
üniversitelerimizde ele alınıyordur diye
düşünüyorum.Ya da alınmalı...
En azından bazı
öğrencilerce tez konusu
yapılıyordur...
Bizlerin yaşadığı bu
ülkelerde(Avrupa), bu gibi topluma zararlı her ne
tür konu var ise üniversitelerce bilimsel olarak
ele alınıp inceleniyor ve ülke yöneticileri
tarafından varsa bir problem ,çözüm
üretiliyor.
Örneğin;Hollanda'da, aile içi
şiddet konusu üç yıldır nedenleri ve çözümleriyle
bütün sivil toplum örgütleri ve resmi kurumlarca
ele alınıp işleniyor.Bu soruna bilimsel çözümler
aranıyor.Devlet bu konu ile ilgili özel bütçe
ayırıyor.
Halk bu konuda uzmanlarca
aydınlatılıyor.
Uyumlu bir yaşam konusunda
halk teşvik ediliyor.
Bunlar,bizler gibi her
konuda birbiriyle kavga
etmiyorlar.
Bizimkiler,bireyin ne söylediğine
değil önce bireyin kendisine bakıyor.
Eğer
konunun kendine dokunan bir yeri var ise ya da
kendisinin o bireye karşı bir takıntısı var ise
işte sana kavga nedeni.Bencilleştirilmiş
bireylerle karşı karşıyayız...
Bu durum,
takıntılı bireyin gelişmemişliğini ya da az
gelişmişliğini gösteriyor.
Hal böyle olunca da
medeni bir tartışma ortamı
yakalanamıyor.
Toplumun gelişmesine ve
aydınlanmasına yardımcı olmak
gerekir.
Herkesce,toplum yararına olan şeylere
de köstek değil destek olunması gerektiği
kanısındayım...
Tartışma sonucunda aydınlanma
olması gerekirken ortalık zifiri karanlığa
dönüşüyor.
Bu da ayrı bir
dert...!
Saygılarımla
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 402 Tarih: 06.07.2009
Saat: 00:04
Kaleme alan: Ahmet
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: Trabzon- TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Öncelikle Köyümüzün şenliği herkese hayırlı uğurlu
olsun…. Kim ne derse desin koskoca
kurumların, illerin, ilçelerin beceremediği bir
işi 10. defa yapmak büyük bir başarıdır. Emeği
geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Birkaç
zamandır süregelen tartışmalar hakkında birkaç
kelime de ben yazmak istedim. Öncelikle
Konfüçyüs’ün bir sözüyle başlamak istiyorum:
“bilgi sahibi olmadan fikir sahibi
olunmaz”…
Aşağıda adı geçen makale
üzerine naçizane birkaç kelime de ben yazmak
istedim. Niyetim kimseyle tartışmak değil ancak
bazı konular üzerine de ahkam kesmek için bilmek
gereir kanaatindeyim.
1. Açıklama: Türk
folklorunda mani ve türkülerin önemli yeri vardır.
Edebi açıdan incelendiğinde ikisinde de pek çok
ortak nokta vardır. En önemli yanları halkın öz
ifadeleri olmalarıdır. Aslında maniler doğrudan
türkülerin güftesini oluştururlar diyebiliriz.
Sevgi sevgili, özlem, sitem, hasret, sevinç,
üzüntü (burada bir parantez açmak gerekiyor ki
bizim türkülerin çoğu hüzünlü ifadeler taşır)
beddua…. İfadeleri bunların en önemli
konularıdır. Gelelim sadede;
Halk kültürüne
ait manilerde ilk iki satır genellikle ses
uyumunu, ayak (kafiye) düzenini oturtmaya,
dinleyenin dikkatini çekmeye yöneliktir. Esas
fikir 2. ve 3. satırlarda ifade edilir. Ancak
nadir de olsa mısraların bütününde bütünüyle duygu
ifadeleri olduğu görülür. Şimdi buradan yola
çıkarak makaledeki? Örneklemesi yapılan
türkülerde bir problem olmadığını görüyoruz.
İfadelerde beğenilmeyen hatta biraz da eleştirilen
komik bulunan ifadeler, edebi açıdan
incelendiğinde gayet normaldir…
2. Buradan hareketler mandanın söğüt dalına
yuva yapması, hamsinin kavağa çıkması, minareden
atılıp alttan tutulması ifadelerinde hiçbir
anormallik yoktur. Zaten akılda kalması bakımından
bu özelliği herkes fark edecektir. Ayrıca fadile
ayşe … ve benzeri isimler çapkın bir aşığın
iç dünyasının bir yansımasıdır. Kültür dediğimiz
şey kaba sığacak şekli çizilecek bir şey değildir.
Esasen zenginliği ifade eder. Eserlerin değerini
en iyi veren de zamandır. Yazdığın türkü 100 yıl
sonra da okunabiliniyorsa olay tamamdır. Kimsenin
bunu seçme şansı yoktur.
3. Gelgelelim son
ifadelere… “Bunların adına
“türkü”, kendinize de
“sanatçı” demeyin bâri de, Pir
Sultan’ların, Karacaoğlan’ların, Aşık
Veysel’lerin, Muharrem Ertaş’ların
kemiklerini sızlatmayın…” sözlerine
yüzde yüz katılıyorum. Ancak bu makaleyi yazan
kişi sözlerinin sonunda tüm ifadeleriyle
çelişmiştir. Verdiği örnekleri sanki hiç
okumamıştır. Ankaralı Namık , Yasemin…. Gibi
şarkıcıların pek çok eserlerini ben de
beğenmiyorum o ayrı ancak. Namık’ın ayaş
kayaş muhabbetini beğenmezsen Neşet Ertaş’ın
türküsünü dinlememiştir. Size birkaç
örnek;
Karanfil suyu neyler
Güzel kokuyu
neyler Neşet Ertaş
Hana vardım han değil
Penceresi cam değil
Bugün ben yâri
gördüm
Ölürsem de gam değil Neşet Ertaş
Bu sözleri de aynı kategoriye sokabilir
misiniz…
Gelelim Karacoğlan’a:
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret
ettin beni kavim kardaşa
--
Ateş
yanmayınca duman mı tüter
Ak gerdan üstünde
çimen mi biter
---
Yeşil başlı gövel
ördek
Uçar gider göle
karşı
---
Evlerinin önü çardak
Elif'in
elinde bardak
Sanki yeşil başlı
ördek
Bir açıklama daha KARACOĞLAN Türk
halk şiiri geleneğinde çığır açan bir kişidir
tamam. Şiirlerini hiç okumadınız herhalde çoğu +
18 Namık falan yanında hafif kalır. Sözün özü her
şeyi bırakın kendi halinde kalsın dejenerasyon
olmadığı sürece sorun yok. Bir şeyi eleştirirken
kendi görüşünüz kadar karşı çıktığınız ifadeyi de
bir okdar iyi bilmenzi gerekir.
SON:
Tavatır radyonun internet sayfasında yanda bir
ifade var ….Anadolu Ahlaki dengesi….
İşte onu dikkatli okursanız her şeyi anlarsınız
boşuna yazılmış bir şey değil.
|
|
|
N0.: 403 Tarih: 05.07.2009
Saat: 09:47
Kaleme alan: Yusuf
, Köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Degerli Kardesim Adem,
yazini cok
begendim, cok haklisin.
Dalakcidan kopmus bazi
sahislar koptugu toplumu birakip da baska
toplumlara katilmis olmalilar ki ne köylüsünün ne
köyünün yaptigi islerle gurur duymak yerine onlari
elestirmeyi tercih ediyo.
Hani Kemal
Sunal in bir filiminde " Saban "
karakteri diyorya,
" SALI VERIN
KÜCÜK ENISTEYI GITSIN "
Bu is de o
misali................................
<
br>Saygiya degecek her Insana
Saygilarimla
Yusuf
Köksal
Albstadt / ALMANYA
|
|
|
N0.: 404 Tarih: 05.07.2009
Saat: 04:38
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Değerli dostlar,
Türkçe yazış ve ifade
şeklinizle ben de sizleri sınıfta
bırakıyorum.
İşte,bizim insanlarımızın
karşıt fikir veya aynı düşünüyor da olsa
tartışmayı sertleşmekle eş anlamlı görmelerinin
örneği.Burada ki anlaşılmayan konu sadece
kavramlar.Eğer, Türkçe kavramlar üzerindeki anlama
sorunu çözülmüş olsaydı,emin olunuz ki birçok
sorunlar da kendilğinden çözülürdü.Bu tür kavram
kargaşaları yüzünden siyasi arenada,yakın
geçmişimizde insanlarımız birbirini
boğazladılar.
Elif Köksalan'ın yazmış
olduğu "kalite" kelimesinin anlamı ;Türk
Dil Kurumu'nun izah şekliyle birebir aynı. Bu
tarife itiraz edilecek olursa o merci;Elif
Köksalan değil kesinlikle TDK'dır.(Resmi
Kurum)
Adem Bozdağ'ın başka bir tarif gibi
bahsettiği şey de bu tarifin en kısa şeklidir.
Yani;"toplam kalite kontrolü". Aynı
şeyi başka şeylermiş gibi tartışmak yanlış
olur.
Sevgili Adem,
Elbette,arz ve
talep kalite durumunda etkin
olabilir.
Kalitesiz ya da az kaliteli ürünü
kendi bütçeniz doğrultusunda seçiyor olmanız
kaliteyi yakaladığınız anlamına gelmez.Bunun
dışında sizin ulaşamadığınız kaliteli ürünler
mutlaka vardır.
Endüstrideki rekabet farklı
bir konu.
Hitap ettiğniz pazar, üreteceğiniz
malın kalite durumunda etken olabilir.
Kalite
her zaman daha fazla emek ister.Kaliteli malzeme
ister.Bunun ile birlikte maliyeti de yüksek
olur.Maliyetin yüksekliği pazar hacminizi daraltsa
da onun kendine göre alıcı kitlesi
vardır.
Rekabet ayrı bir konu.
İşin aslı;
kapitalist sistemin ekonomi anlayışı tümden bana
ters gelir.O ayrı...
Üretilen ürünler mükemmel
olabilir.Ama sistemin işleyiş tarzı bana göre
sınıfını geçemez.
Neyse;üretimdeki
kaliteyi kenara alalım ,konu dağılmasın.
Radyo
ne alınıyor ne de satılıyor,konu ile alakalı
değil.
Buradaki tartışılan konu; "müzikte
kalite" idi.
Radyonun kalitesi
değil.
Radyo için söylenecek bir şey yok.
Elbette mükemmel profesyonelce bir radyonun her
yönüyle kaliteli olacağı herkesin malumu ama
eldeki imkanların ne olduğunu herkes
biliyor...
Rekabet edecek bir durum da söz
konusu olamaz.Zaten yok.
Değerli
arkadaşlar,
Burada benim anladığım, Elif
Köksalan'ın müzikte kalite aranmasının iyi olacağı
şeklinde düşünce beyan etmesidir.Radyoyu
beğenmediğini yazmamış. Bu da gayet doğal.Bu
düşünceyi burada paylaşmak kesinlikle büyük
tepkilerle karşılamayı gerektirmez. Doğru bulduğu
düşünceyi medeni bir şekilde herkesle paylaşması
zarar değil yarar sağlar diye düşünüyorum.Bir
insanın kaliteyi arıyor olması kesinlikle hakaret
sayılmaz.Asıl hakaret,"sen bunu niye
söyledin" diye saldırmaktır.
İnsanlar
ideşmeden de konuşarak doğru olanı bulabilirler
değil mi?
Eğer herkes karşılıklı olarak
üslubunu gözden geçirirse iyi olur diye
düşünüyorum.
Şundan kesinlikle eminim; hiç bir
kimse bütün bu çalışmaların zararlı olduğunu
düşünmüyor. Bilakis,nasıl yapılırsa daha iyi,daha
kaliteli olur diye kafa yoruyor.
Bu iyi bir
yaklaşım.
Her ikinizede olumlu
yaklaşımlarınızdan ötürü teşekkür
ediyorum.
Ayrıca,bu iletişim organlarını
bizlere sunan dostlara teşekkür etmek bizlerin
borcudur.
Aşağıdaki yazılarınız boş şeyler
değil,istemleriniz mutlaka göz önüne alınır diye
düşünüyorum.
Eminim, zaman içinde,imkanlar
dahilinde daha kaliteli şeylere imza
atılacaktır.
Dün birşey yoktu,bugün bir
yerlerdeyiz. Yarın mutlaka başka
olacaktır.
Barış ve güzellikler dolu bir dünya
temenni ediyorum.
Bu konu bayağı
uzadı,isterseniz burada son noktayı koymuş
olalım.
Ne dersiniz ?
Herkese saygı
ve selamlar.
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 405 Tarih: 05.07.2009
Saat: 01:47
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Adem,
Benim sizden sadece bir
ricam var, sohbet ederken amaciniz karsinizdakini
nasil incitmem, Ve ne ögrenebilirim ve de ne
ögretebilirim olsun.
Burada anlasilan ne
siz bana bir sey ögretebiliyorsunuz ne de ben
size.
Sevgili bayan diye basladiginiz
konusmanin ayarini da tutun. Sevgili diye
baslayip," Hamfendi" diye devam
edilmez
Sizin matematiksel olarak
bildiginizi; hitap etme sekliniz sifira indiriyor.
Saygi cercevesinin icinde kalmadiginiz sürece
bilgili olmaniz benim icin pek bir anlam ifade
etmiyor.
Radyo kendi calip kendimi
oynuyor? dinleyicisi olmazsa radyoda
olmaz.
"Okul müdürünün, su ögrenciler
olmasa, okulu idare etmek ne kolay olurdu"
dedigine benziyor söyledigin.
Radyo bedava
olabilir fakat dinleyicilerin zamani bedava degil!
Siz zaman öldürmeye geliyorsaniz orasi sizi
ilgilendirir. Ben zaman öldürmeye gelmiyorum;
bizi ilgilendiren toplumsal konulari konusmaya
geliyorum.
Benim ilgi alanim, insanlarin
birbirine saygida nasil kusur etmeyim diye,
ince fikirlerin üretildigi
yerlerdir.
Daha baska bir yazi yazarsaniz
da cevap yazmayacagimi bilmenizi
isterim.
Benim ilgi alanimda degil bu
konular
Benim icin bu konu burada
kapandi...
Saygilarimla
Elif
Köksalan
|
|
|
N0.: 406 Tarih: 05.07.2009
Saat: 00:48
Kaleme alan: Adem
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke: Düsseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Elif,
Hoslanmak ile Kalitenin
anlamini cok iyi biliyorum.
Kalitenin
anlamini Vikipedi'denmi yazdin ??? Yazin
söyle:
KALITE: Her türlü malin üretiminin
baslangicindan mal cikisina kadar nitelik ve
özelliginin belirlenmesi icin yapilan
degerlendirme ve denetimdir.
Hayir
hamfendi...bu cok yanlis...benim Dersde sinifta
kalirdiniz. Bu yadiginiz terim TQM...yani Total
Quality Management'i anlatiyor. Türkce
"Toplam Kalite Kontrölü" olarak
nitelenir.
Kalite bir bakis
acizidir...daha dogrusu...rekabetli bir piyasada
elinizdeki bütceye göre en iyisini yapma anlamina
gelir. Kalite daima Müsteriye baglidir....Müsteri
Kalite'ye ne ödemeye hazirsa, ona görede kalite
sunarsiniz.
Misal...bir Murat124
sürerseniz....Servis kaltisi, Yapi kalitesinede
katlanirsiniz. Cünkü Rekabet piyasada ödediginiz
Paraya belirli bir kalite sunabilir TOFAS ve
hicbir zaman kendini bir Mercedes, BMW, Porsche,
Audi gibi sirketle kalite standardlarinda onlar
ile ölcemez. Cünkü piyasaya sundugunuzun alicisida
belli saticisida.
Gelelim bizim
Radyomuza...köyümüzün TEK radyosu oldugundan
dolayi..REKABET yok...herseyin ilkini
sunuyoruz...gönlü insanlar bos zamanlarini bizlere
yayin yaparak sunuyor. Böylesi bir
durumda....yayinin veya sitenin...kalitesinden
bahsetmek bir nitekim bu gönülü insanlara Hakaret
etmek anlamina gelir. Rekabetsiz bir ürünün
Kalitesini nasil yerden yere carpa
bilirizki?
Müziklerden hoslanmaya
bilirsiniz...bu durumda...Rekabetli bir
piyasada...hele Dijital alemde onbinlerce Radyo
sitesi var...Opera, Pop, Jazz,
Haber.....istediginiz konu üzeri yayin
yapiyorlar....herkesde elinden geldigince
bütcesine göre kaliteli.
Benim acimdan
yayinimiz cok ve cok kaliteli
Ama bedava
ye....sonrada begenme olmaz...cok
ayip.
Saygilarimla
Dr. Dipl. Kfm
.Adem Bozdag
|
|
|
N0.: 407 Tarih: 04.07.2009
Saat: 17:37
Kaleme alan: HASAN
, TOSUN
Katıldığı
şehir veya ülke: ANTALYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Dalakçı Köyü 10. cu Kültür şenliğini kutlar, emeği
geçen herkese teşekkür ederim.
|
|
|
N0.: 408 Tarih: 04.07.2009
Saat: 10:53
Kaleme alan: Tevfik
, Genc
Katıldığı
şehir veya ülke: Hannover
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bir Milletin Genclige birakabilecegi en büyük
miras Kültür dür .Dalakci, 10 .kültür senligini
gönülden kutlar nice mutlu senlikler
dilerim
Tevfik Genc
Hannover
|
|
|
N0.: 409 Tarih: 04.07.2009
Saat: 00:52
Kaleme alan: Yusuf
, Köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sizler üst tabaka insanlari oldugunuz icin tabiiki
kaile almazsiniz, ama olsun bizim yanimizdakiler
bizlere yeter de artar bile.
Yusuf
Köksal
Albstadt / ALMANYA
|
|
|
N0.: 410 Tarih: 03.07.2009
Saat: 19:51
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Yusuf,
Radyodaki kendi yaptigin yayin
icin yazdigin söz ile ne kadar celistiginin
farkindamisin?
"Hersey incelikten,
insanlar kabaliktan kirilir", diyorsun; buna
ilk önce kendin uymuyorsun.
Iste burada
nitelik ve kalitenin ne kadar acil bir sekilde
gerekli oldugunu acik acik
görüyorum.
Benim senin ile kisisel hic
bir sorunum yok. Ve hic bir zaman kisiyle
ugrasmiyorum.
Toplumsal etkenlerden
bahsediyorum ben...
Baska türlü bir
rahatsizligin var ise bunu benim dolayim
ile degil; kendi özelestirini yaparak,
Ve
hatalarin olabilecegini de kabul ederek;
erdemli bir insan gibi hatalarini kabullenerek
kendini asabilirsin.
Dogrusu; cevap
yazacak kadar kayle almayi degmez yazdigin
konu.
Cünkü hic bir insani ögretici yani
yok.
Zannetmeki provaka ettigin tuzaga
düsecegimi, Cünkü bu bir tuzaktir insana
saldirmak; Tuzaktir.
Yine toplum icin
yazdim bu yazdigimi.
Senin elestirine
ihtiyacim olmadan da ben evrensel insani
güzellige hizmet ederim.
Bu cirkin ve
saldiri bicimindeki yazinin cevabini kedine sen
kendin acikla, bunun muhatabi ben
degilim.
Acik ve net söyleyim ben yaziyi
yazarken seni muhatap almadim.
Zaten
ilk yaptigin yanlis orada.
Baskalarinin
ürettigi emegin üzerinden yürüyorsun ve de ayni
insanlarin emegine saldiriyorsun.
Bir
ricam var senden lütfen benim yaptigim islerle
ilgilenme! nasil ben senin yaptigin islerle
ilgilenmiyorsam, ayni sekilde benim yaptigim
islere müdahele etmemeyi de senden rica
ediyorum.
Insanliga
saygilarimla
Elif köksalan
|
|
|
N0.: 411 Tarih: 03.07.2009
Saat: 19:33
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Elif,
Sitemizin bir takipçisi
olarak,yazınızı çok açıklayıcı ve nitelikli
bulduğumu belirtebilirim.
Medeni ölçüler
dahilinde insanların fikir beyan etmesinde ne gibi
sakınca olabilir ki?
Düşünce kabul görür veya
görmez,yararlı olduğunu düşündüğünüz fikirlerinizi
paylaştığınız için teşekkür
ediyorum...
Elbette kimse şunu diyemez;
kardeşim beğenmiyorsanız radyo kıtlığı mı
var, gidin başka radyoya diyemez.
Nedeni;
bahsi geçen radyo hepimizin.En azından benim
düşüncem öyle...
Bu konuda da fikir beyan
etmek,radyonun sahiplenildiğini gösterir.
Düşüncemce ,bu çok olumlu bir
tepki.
Farklı görüşler toplandığında ortaya
çıkan sonuç gerçeğin yakalanmasına yardımcı
olabilir.
Diğer tarafta,size fikir beyan
ederken,tartışma isteğinde olup da konuyu
çığırından çıkarmaya çalışmanın bir yarar
sağlayacağını düşünmüyorum.
Sadece bir
izleyici olarak görüşümü belirttim.
Ayrıca,araya girdiğim için özür
dilerim.
Herkese saygı ve
sevgilerimle
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 412 Tarih: 03.07.2009
Saat: 18:20
Kaleme alan: GÜLLÜ
, ERBAŞ TAFLAN
Katıldığı
şehir veya ülke: AMASYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Dalakçı Köyü Kültür Şenliğinin amcına uygun
,katılımı bol,özlemleri azalltan bir biçimde
geçmesi dileği ile,organizasyonda emeği geçen
herkese teşekkürler.Her ne kadar yanınızda
olamasakta,gönlümüz orda.
|
|
|
N0.: 413 Tarih: 03.07.2009
Saat: 16:53
Kaleme alan: YUSUF
, KÖKSAL
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Suskun kalmayi tercih etmistim ama, 03.07.2009
Tarihli yaziya cevab vermeden
edemeyecegim.
Müzigin kalitesi nedir Elif
Köksalan ??????????????????
Bazi Ankarali
Sanatcilarin Pavyonlardaki söyledikleri ( sözleri
degistirlimis ) Türküleri kendim dinlememe ragmen
ben de Tasvif etmiyorum, ama bu Türkülerin
Kalitesiz oldugunu söylemek veya buna karar vermek
bizim isimiz olamaz, Degistirlimis Türkü sözleri
topluma uymasa dahi bir emegin oldugu ortada.
HANI EMEGE SAYGILIYIZ YA
!!!!!!!!!!!!
Evde oturup da ahkam kesmek
kolay, su anda benim iki Bilgisayarim da gecen
hafta cuma gününden bu güne hic durmaksizin
calisiyor ve de önümüzdeki 4 hafta bu hic
degismeden devam edecek.
Dalakci ya ve
Dalakcililara feda olsun, ama sen ve senin
gibilere diyecek söz bulamiyorum.
Siz ki Emege
ve Emekciye sözde saygili olan Insanlar, bu
davranislariniz ile Emege ve Emekciye ne kadar
Saygi gösteremediginiz ortada.
SIZ
DALAKCILISINIZ, ÖYLE MI !?
Dalakcili
olmak coooook özeldir cok ayricalik ister,
ayricalik derken ayrimcilik degil.
Sadece
Dalakci kütügüne kayitli olmak, Dalakcida Dünyaya
gelmek hatta Dalakcida ikamet etmek bile bir
Insani Dalakcili yapmaz.
Insanin Kalbi
Dalakcili olsun, zaten Kalpten Dalakcili olan
bizleri oldugumuz gibi kabul ediyor, bizim hic
kimseye kendimizi oldugumuzdan farkli göstermeye
ihtiyacimiz yok.
Cünki biz
D-A-L-A-K-C-I liyiz !!!!!!!!!!
Bu tür
davranislarinizdan vazgecmeniz en büyük
temmenimdir.
Güzel Dalakcimizin Dernegi,
Dalakci Gazetesi, Dalakci Web Sitesi, Dalakci Web
Radyosu birde Sirin mi Sirin Dalakci Ergen Radyosu
var.
Dalakci ve Dalakcililar icin bu
kadar Organizeye ve bu kadar hizmete Saygi
göstermeyip, destek olmayip bir de üstüne üstelik
Radyoda yayinlanan Müziklere elestiride bulunmak
her babayigidin harci olmasa gerek.
Bu
tür elestirileri yapanlarin benim Köylüm benim
Topragimin insani olmasi beni hattinden fazla
üzüyor.
Inaninki bunlari yapanlar baskalari
olsa birakin Radyoya girmelerini engellemek,
evlerinden Internette baglanmalarini engellemek
icin elimden geleni yaparim.
Bir de
“ Manda yuva yapmis sögüt dalina "
mevzusuna gelirsek,
Istanbul Teknik
Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuari
Sanatci Ögretim Görevlisi Irfan Kurt , Halk
Kültüründe hiciv ve “ Manda Yuva yapmis
Sögüt Dalina “ gercegi adli makalesinde bu
türkünün anlamini irdeledi.Türkünün Kastamonu´nun
Tosya ilcesinden derlendiginin hatirladildigi
makalede, türküde anlatilmak istenenin ne
oldugunun anlasilabilmesi icin, hem türkünün cikis
nedeninin hem de yöresel özelliklerin bilinmesi
gerektigi vurgulaniyor.
“ Manda
sögüt dalina nasil yuva yapti ?????
“
Tosya bilindigi gibi pirinci ile
ünlüdür.Celtik tarlalarinin sürülmesinde
kullanilan manda, yazin sicaginda göletlere
yatarak az killi olan derisini hem serinletmek hem
sineklerden korumak amaci ile camura bular.Bunun
icin de göletlerin ve celtik tarlalarinin
kenarlarinda bulunan ve ballari da suyun icine
kadar uzanan salkim sögütlerin dallari üzerine,
gölgesine yatar.
Iste “ Mandanin sögüt
dalina yuva “ yapmasi
budur.
“ Yavrusunu sinek
kapmasi “
ifadesinin de, yavrunun
sinek tarafindan isirilmasi anlami tasidiginin
belirtildigi makalede, cünkü yörede “ kapmak
“ sözünün isirmak anlaminda kullanildigi,
bir tür sinegin hayvanlarin kuyruk altina girip
isirmasinin hayvani delirten ve oradan oraya
sicratan bir olay oldugubelirtiliyor.Türküdeki
sözler anlatilamk istenenler, ardindan “
gördün mü ? “ sözcügü ile türküye devam edip
akil almaz olaylarin oldugunu vurgulayip alay
etmek amaci tasidiginin kaydedildigi makalede,
türkünün anlami hakkinda su bilgiler
veriliyor.
Ikinci kitadaki “ Öküzün
torbadan düsmesi “ ise öküzlerin hem
yemlenmesi, ekine zarar vermemesi, hem de zaman
kazanmak icin boyunlarina takilan yem torbasinin
öküzün boynundan cikmasi ve öküzün yemeden icmeden
kesilmesi anlamini tasir.
Ücüncü kitadaki
“ müezzinin minareden ucmasi “ da
erenlere karismasi, ermesi anlamindadir.Baglanti (
yani amanin yandim… ) bölümünde de tirit
yemegini emegi karsiligi hak ettigini
anlatiyor.Türkü bastan sona dogrulari
anlatiyor.Fakat ilk basta anlamsiz gibi görünse de
ozanin ince zekasiyla hiciv sanatinin cok güzel
örneginin sunuldugu bir eser oldugu
ortada.
Not. Yukarida da
belirtildigi gibi “ Manda yuva yapmis sögüt
dalina “ ile ilgili makale Istanbul Teknik
Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuari
Sanatci Ögretim Görevlisi Irfan Kurt tarafindan
kaleme alinmistir.
Yusuf
Köksal
Albstadt / ALMANYA
Dalakci Web
Radyonun sunucularindan sadece biri.
|
|
|
N0.: 414 Tarih: 03.07.2009
Saat: 14:59
Kaleme alan: Alaattin
, AKÇAL
Katıldığı
şehir veya ülke: Çanakkale - Biga- Aşağıdemirci Köyü
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Düzenlemiş olduğunuz 10. Dalakçı Köyü Kültür
Şenliği’nizin, coşkulu geçmesi, uzun yıllar
sürmesi dilek ve temennilerimle.
|
|
|
N0.: 415 Tarih: 03.07.2009
Saat: 10:01
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Adem,
Yorum yapmak ve
elestirmekdeki gaye, daha kalitelisini bulmak
icindir.
Düsünce belirtmenin zararli olacagini
düsünmüyorum...
Galiba, burada
anlasilmyan konu sadece
kavramlar.
Hoslanmak veya zevk almakla
kalite kavramini ayni görmemek
gerekiyor.
HOSLANMAK: Hosuna gitmek,
hos bulmak, hazzetmek, sevmek
demektir.
Bu kavrama göre; kalite pek
fazla bir sey ifade etmiyor.
Cünkü; zevkler
insanlara göre degiskendir. Zevk alinan bir
seyin de kaliteli oldugu kararina varmak yanlis
olur. Müzik konusunda aradigimiz sey
müzigin kalitesidir...
KALITE: Her
türlü malin üretiminin baslangicindan mal
cikisina kadar nitelik ve özelliginin
belirlenmesi icin yapilan degerlendirme ve
denetimdir.
O halde, kalite insanlarin
bakis acisina bagli degildir. Uzmanlarca
yapilan denetim sonucunda kalite
belirlenebilir. Bireyler kafasina göre kalite
belirleyemezler. Kalite tespiti uzmanlik
alanina girer.
Müzik konusunda, merkezi
bir sekilde gerekli denetim olmadigindan,
tümüne kaliteli denmesi mümkün
degil.
Cünkü; kalite kontrolunden
gecmiyor.
O halde, yapilmasi gereken;
kendimizi ve toplum kültürümüzü dejenere eden
türdeki müziklerden uzak durmak
gerekiyor.
Asagida ki yazilarda da
anlatildigi gibi, mümkün oldugunca, zihin
kirliligine, ses kirliligine meydan vermeden,
toplumun genelini ve genel kültürümüzü
kapsayacak sekilde tercih yapmak, bir
nebze de olsa kaliteyi yakalamamiza yardimci
olur diye düsünüyorum.
Tercih, ayri bir
konu...
Tercih , özel bir kavramdir.
Birinin tercihi digerini elbette
ilgilendirmez ama radyoda yayinlanan müzikleri
herkes dinliyor. O nedenledir ki radyoda
yayinlanacak müziklerde sunucularin secici
olmalarinda yarar olacagi
kanisindayim.
Yani, bir anlam teskil etmeyen
müzikler toplum sagligina
zararlidir.
" Manda yuva yapmis sögüt
dalina"
gibi...
Saygilarimla
Elif
Köksalan
|
|
|
N0.: 416 Tarih: 30.06.2009
Saat: 23:42
Kaleme alan: Adem
, Bozdag
Katıldığı
şehir veya ülke: Düsseldorf
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Elif,
Yazin cok güzel, hoşuma
gitti diyebilirim. Ancak kafamda tek bır soru
işareti kaldı? Kalite ne dir? Radyo yayınlarınında
bir
İSO standartı var mı?
Bence
herkesin kendine öz bir kalıte anlayışı var dır.
Benim icin kaliteli olmayabilir, başkası icin cok
kaliteli olabilir.
Bence kalite kavramı hep
bakış acısına bağlıdır.
Bu yazım ile bir
polemik yaratmak
istemiyorum.
Saygılarımla
|
|
|
N0.: 417 Tarih: 30.06.2009
Saat: 19:04
Kaleme alan: Elif
, Köksalan
Katıldığı
şehir veya ülke: Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Radyo yayini üzerine; makalesi icin paralel
fikirlerim
Bir elestitri yaptigimiz
zaman, geri elestiriden vazgecmeyip ve ne
istedigimizi net bir sekilde bizlere gönüllü
olarak sohbet etme imkani sunan arkadaslarimiza
ulastirabilirsek, daha net bir sonuc
alabiliriz.
Etki tepki davranisindan
baktigimiz zaman; demekki net bir etki veremez
isek net bir tepki alamayiz.
Bu dikkat
cektigim davranisa bir örnek vermek
istiyorum.
Örnegin kalitesiz müzik
yayinlaniyor diye elestiriyoruz. Ve sonra vaz
geciyoruz. söyleki maksat müzik dinlemek degil
ben müzigi nerde olsa dinlerim diyip vazgeciyoruz.
Nasil bir müzik yayinlandigini hem cok
önemsiyoruz hemde yok canim önemli degil
diyoruz. Yani acik ve net bir etki
yapamiyoruz.
Radyomuzdaki Dinledigimiz
Müzik Kalitesi Önemli!
Hemde cok önemli.
Müzigin insan pisikolojisi üzerindeki etkisini
hepimiz biliyoruz.
Burada belirleyici olan
kalite olmali
Hosgörü diye diye kalitesiz
yapilan islere tolarans tanimaktan güzel yapilan
islere hasret kaldik.
Bu isi yapamiyorsan
yapma arkadasim demek daha yapici bir
davranis olur diye düsünüyorum.
Bir
insanin araba ehliyetini almaya yeterli
yetenegi yoksa ve hosgörüden dolayi ehliyetini
verirsek
ne kadar cana mal olacagini
düsünmek bile istemem.
Normalde buda
öyle; acik acik can almiyor ama yapiciligimizi ve
pozitif enerjimizi tüketiyor kalitesiz müzik
dinlemek.
Sagliksiz beslenmekten nasil
hastalaniyoruz. Sadece alistigimiz damak
tadlarini tekrar ettigimizin farkinda bile olmadan
yapiyoruz bu sagliksiz beslenmeyi. Halbuki baska
tatlari ve güzellikleri tanima sansini verebiliriz
kendimize.
O zaman farkederizki bünyemiz
kendiliginden istemez hale gelir kalitesiz ne
varsa.
Ari bile, güllerin hepsi
birbirinden güzel olmasina ragmen gülün her
cesisidini toplayipta yapiyor bali.
Biz
neden kalitesiz müzik ile ruhumuzu harap
edelim?
Saygilarimla
Elif
Köksalan
|
|
|
N0.: 418 Tarih: 30.06.2009
Saat: 10:07
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
RADYO YAYINI ÜZERİNE !
"Sevgili
arkadaşım Mehmet Atılgan'ın bir makalesini
sizlerle paylaşmak istedim.
Madem ki bir
radyomuz var,sanırım bu makale bizlere birazcık
yol gösterici olur."
Bu ne
türkü âh; bu ne ızdırap!
Bizim bildiğimiz
türkü, bir toplumun kültürüdür. İnsanların
acısında, sevincinde, aşık olduğunda, umutsuzluğa
düştüğünde, velhasıl yaşanabilecek tüm olaylarda,
duyguların ezgiye dökülmesinden türkü ortaya çıkar
diye bilirdik. Böyle türküleri dinledik, böyle
türkülerden zevk aldık.
Son yıllarda pop
parçalarından birer satır alıp “türkü”
yapmak moda oldu. Başını Ankaralı Turgut, Ankaralı
Yasemin, Ayarcı Namık gibi
“sanatçı”ların çektiği bir gurubun
başlattığı modaya uyanlar gün geçtikçe arttı.
Hatta zaman zaman ciddi türküler söyleyen ve
zevkle dinlediğimiz sanatçılar da, anlamsız
sözlerden oluşan “türkü”lerle kervana
katıldı.
“Ayşe diye diye Fadime
diyemedim
Fadime diye diye Emine
diyemedim”
Haydaaa… Ayşe desen
n’olur, demesen n’olur? Sonra Ayşe,
Fadime, Emine diyenlere Zabıta ceza mı yazıyor?
Vaktin varsa, sabaha kadar söyle, akşama kadar
söyle…
“Kirpikleri oktur, yay
gibi kaşı
Aşık olmuş idim kırk yılın
başı”
Vah yazık. Adamcağız kırk yılın
başında bir aşık olmuş. Şu başına gelene bakın!
“Türkü”nün devamında nasıl yakınıyor,
nasıl feryat ediyor bir görseniz. İnsanın ciğeri
parçalanıyor valla…
“Ankara
Devlet Su İşleri
Bırak yavrum bu
işleri”
İyi güzel de, memlekette bir
tek Devlet Su İşleri mi var Allah aşkına!..
“Türkü”nün içine Tarım İl
Müdürlüğü’nü, Orman ve Çevre
Müdürlüğü’nü katmazsan, Sanayi ve Ticaret İl
Müdürlüğü’nü, Basın ve Halkla İlişkiler
Müdürlüğü’nü unutursan, kaç kişi dinler
senin “türkü”nü?
“Eski
yoldan Mamak
Yeni yoldan Kayaş
Aralardan
geç abi
Çevirme var, trafiğe takılma
Arkası Bayındır Baraj”
“Türkü”yle dolmuşa yolcu
arandığını da duyduk böylece. Peki, trafiğe
yakalanmamak için ara yollardan gidersen, hem de
“türkü”yle diğer şoförleri uyarırsan,
devlet bütçesi açık vermez mi? Yanlış bunlar
yanlış. Fevkalade yanlış!..
“Aramazsan
arama
Zaten bende kontür yok”
Haaa. Şimdi burada biraz durmak lâzım. Hem
kontürün yok, hem de “aramazsan arama”
diye ukalalıktan da geri kalmıyorsun. Ya git Cep
Aile’ye, Cep Öğrenci’ye üye ol, bedava
mesaj çek; ya da oflazlığı bırak.
“Bayır aşağı yatır beni
Tırmala
beni, kaşı beni”
Adamdaki fantezi
özentisine bakın. Öyle bayır aşağı yatarsan seni
öyle bir kaşırlar ki, feleğini şaşırırsın be adam.
Ne kırmızı nokta var, ne “bip”var;
uluorta çıkmış “kaşı beni, tırmala
beni” diyor.
“Salla bi denem
salla
O yana da, bu yana da salla
Ne
kadar sallarsan salla
Benim olucan
sonunda”
Çok beklersin daha. Oraya
sallayacak, buraya sallayacak, sonra kuzu kuzu
gelip senin olacak.
“Sırtına giyer
Alman gocuğu
Yârimin yediği domuz
sucuğu”
Eh işte. Biraz toplumsal bir
soruna değiniyor. Alman gocuğunu giyip, domuz
sucuğuna özenenlerin hâllerini anlatıyor. Fakat
seni niye ilgilendiriyor yârin ne giydiği, ne
yediği pek anlaşılmıyor. Konfeksiyoncu musun,
marketçi misin belli değil birader.
“Ar
gelir Osman’a ar gelir
Safiye’me
karyola dar gelir”
Abooov. Safiye kaç
kiloysa zağar… Osman, bunu cümle âleme ilân
edip ar duyacağına, bir diyet programı bulup,
Safiye’ye tavsiyede bulunsa daha iyi olur
ya… Kendi bilir, öyle münasip görmüş demek
ki…
“Minareden at beni
İn
aşağı tut beni”
Tehoooo… O, aşağı
inip seni tutuncaya kadar, bağırsağın bedeninden
ayrılır, kokoreç bile yapılır.
“Tiryakiye zevk verir kahvenin
kaynaması
Eşeği baştan çıkarır sıpanın
oynaması”.
Diyecek bir şey yook valla.
Şöyle türkü olur mu ya… Kahve kaynayacakmış,
tiryaki zevk alacakmış. Sıpa oynayacakmış, eşek
baştan çıkacakmış… Tövbe tövbe; hâlel olsun
senin türkün.
Daha neler neler…
Bunların adına “türkü”, kendinize de
“sanatçı” demeyin bâri de, Pir
Sultan’ların, Karacaoğlan’ların, Aşık
Veysel’lerin, Muharrem Ertaş’ların
kemiklerini sızlatmayın…
|
|
|
N0.: 419 Tarih: 25.06.2009
Saat: 20:46
Kaleme alan: ibrahim
, Cetin
Katıldığı
şehir veya ülke: izmir TR
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Tüm islam aleminin mübarek regaip kandilini kutlar
hayırlara vesile olmasını dilerim.
|
|
|
N0.: 420 Tarih: 25.06.2009
Saat: 18:53
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Tüm Müslüman Aleminin Kandilini Kutlarım.Hayırlara
ve İmanlara vesile olması Dileğiyle,iyi
kandiller..
|
|
|
N0.: 421 Tarih: 23.06.2009
Saat: 00:59
Kaleme alan: aysun
, koc koksal
Katıldığı
şehir veya ülke: mugla/marmaris
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Canim teyzemin oglu serkan ekinci
evlenmis.Dugununde bulunamamin uzuntusunu
yasamaktayim .Yeni ekinci ailesine bir omur boyu
mutluluklar diler gozlerinizden operim .
|
|
|
N0.: 422 Tarih: 21.06.2009
Saat: 17:26
Kaleme alan: ümit
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Baba!
Her yılbaşında
sana söyleyecek
bir tek
sözüm var :
Seni ne kadar
çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen
geçen yıllar…
Baba!
Babam,
ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne
ölüm, ne korku
başımı eğemez!
Yalnız
senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim,
arkadaşım...
Nazım Hikmet Ran
Saygıdeğer
babalarımıza,
|
|
|
N0.: 423 Tarih: 19.06.2009
Saat: 22:20
Kaleme alan: Ali
, Bozdağ
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Sevgili Efrayim Ağabey,
İlk önce açık
gönüllülükle söyleyeyim bu sayfalarda her
dalakçılı en az benim kadar hak sahibidir. Bunu
gönülleri hoş tutmak için değil, bu sayfaları
kurduğum 11 yıl öncesinin başlangıç felsefesidir,
bunda herhangi bir değişiklik
yok.
Gelelim yazı silme
konusuna:
Ağabey, Yazıları iddia ettiğin gibi
silmedim sadece doğru yere taşıdım.
Bunu
birkaç defa açıkladım ama yine yazmakta yarar
olduğunu düşünüyorum.
Görüş sayfası ve
forumdan oluşan iki bölüm var. Ağabey sen düzenli
selam sayfasına politik mesajlar yazıyorsun.
Burası politik görüşler için düşünülmüş bir bölüm
değil. Bu ve benzeri yazıları forum bölümüne
istediğin gibi yazabilirsin.
Forum’da bu
konularla ilgili başlıklar var. Gerek gördüğünde
kendinde bir konu başlatabilirsin.
Kullandığın
bölümün amacı ve başlığı aynen şöyle:
‘Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam
göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak
gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz
varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail
adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir
başkasını rencide etmemesi ümidi
ile.’
Bu amaç dışındaki yazılar
Forum sayfasına taşınır. Ama en güzeli sizin
doğrudan oraya
yazmanız.
Saygılarımla
Ali
Bozdağ
|
|
|
N0.: 424 Tarih: 19.06.2009
Saat: 20:20
Kaleme alan: EFRAYİM
, GENC
Katıldığı
şehir veya ülke: TURKIYE IZMIR
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ali Bozdag senın gonlune goremı yazı yazılması
gerekıyor bu ulkede yasalar var eger benım
yazılarımda suc ıceren bırsey varsa bu ulkenın
sıyası polısı ve cumhuriyet savcıları var. Eger
gerekıyorsa onlar benı yargılamaya muktedır.Bundan
oncede iki yazımı sılmıstınız bana sunu
hıssettırıyorsunuz; antıdemokrat antısosyalıst bır
hava estırıyorsunuz.Eger gercek yuzunuz bu ıse cok
uzulurum.Bu sıte bırılerının tekelınde mı ya da bu
sıteye yazı yazanlar ucret mı oduyor oyle ıse onu
bılelım.Benım bıldıgım bır kac kurumda sıyaset
yaptırılmıyor cem evlerınde ve
camılerde!!Yapıyorlar ancak sıstemın hosuna gıder
bır sekılde eger oyle bı yazısma arzu edıyorsanız
benı yıne uzersınız.1 Mayıs ıle 15-16 Hazıran
arasında herhangı bır fark mı var neden 1 mayıs
yazılarımızı sılmedın de 15-16 Hazıran'ı
sılıyorsun.Tekrar rıca ıle soruyorum senı rahatsız
eden bır yanımız mı var,acık olmak herzaman
guzeldır.Sayın Ali Bozdag acık yureklılıkle
cavabınızı beklıyorum. EFRAYİM GENC
|
|
|
N0.: 425 Tarih: 18.06.2009
Saat: 12:27
Kaleme alan: ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: bursa
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ümmügülsüm teyzeye Tanrı'dan rahmet, geride
kalanlarına sabırlar diliyorum.
|
|
|