Dalakçı Web sitesi

KONUK SAYFASI


Anasayfa
Videolar
Rehber Kayıt
Görüşler
Yenilendi
Haberler
Amacımız
Bizler
Yarenlik
DAL-DER
Köyümüz
Muzik
Şiirler
Dalakcı Sohbet
Anı / Denemeler
Oyun
Kurum ve kuruluşlar
Sağlık

 

 

Görüşlerinizi aşağıdaki forma ekleyebilirsiniz * olan bölümler mutlaka doldurulmalı :

* Soyisminiz:
* İsminiz:
  Şehir veya Ülke:
* e-Mail:
 varsa Web siteniz:

UYARIYI

Köyüme, Köylüme, eşime, dostuma selam göndermek istiyorum diyorsanız. Anlatacak gülmeceleriniz veya Sayfamız hakkında önerileriniz varsa bu bölümü kullanınız. Lütfen isim ve e-Mail adresi yazmayı unutmayınız. Hiç kimsenin bir başkasını rencide etmemesi ümidi ile.

Rumuzla Yazılan yazılar, Kişi haklarına saldırı sayılabilecek tüm yazılar en kısa zamanda silinir

Mesajınız / Görüşünüz:

                

 


N0.: 251  Tarih:  26.10.2009   Saat:   17:47
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Bunlar açılacağım deken yırtılanlardan oluyorlar.
Amerikan kaşığı olmadan hiçbirşey yiyemeyen idarecilerimiz var.
Ümmetçi zihniyetler vatan ve ulus duygusundan yoksun olurlar.Bunlardan daha fazlasını beklemek hayalcilik olur.Vatanı parsellemenin adını demokratik açılım koymuşlar.İmralı ile elele kolkola yürüyorlar millet seyrediyor...ABD'nin planı tıkır tıkır işliyor. Bizim yerli işbirlikçiler de hizmette kusur etmiyorlar...

N0.: 252  Tarih:  26.10.2009   Saat:   15:56
Kaleme alan:  Tacettin , SAPMAZ

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Akbabaların açılmış kanat eni 240-270 santimdir. Kartallardan daha iridirler. Çoğunun başı çıplak, ya
da tek tük tüylüdür. Bu tertibe başka leş yiyen kuşlarda da rastlandığına göre, yağmacıların hastalık
kapmadan ve kana bulanmadan rahatça leş yemelerini mümkün kıldığı sonucuna varılabilir.

N0.: 253  Tarih:  26.10.2009   Saat:   04:36
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Halen anlaşılmayan kavramlar mevcut.
Millet,Halk,Ulus ve Vatan kavramlarını idrak edemeyen yazarlarımız,çizerlerimiz var !!!
Anlamayana hikaye hoş !!!
Kendini tanımayan ulustan dünyayı tanımasını istemek niye ?
Her ağacın kurdu kendisinden olur muş .
Meydan boş,atış serbest...
Tamamdır,birine vuracaksınız ama lütfen destekli vurunki işe yarasın.
Yıldıray Çiçek'i yazar çizer yapanlarda ayrı bir dert.
Bu zat-ı muhterem hayatında hiç hayat bilgisi dersi görmüşmüdür acep?
Savunduğu şeyler değil ama kavramları kullanış şekli bir düşünüre uymuyor...
Bu kişi olan biteni sinamada filim zannediyor...

N0.: 254  Tarih:  25.10.2009   Saat:   23:11
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

22 Ekim 2009, Perşembe

Türkiye'yi başkalarının hedefi doğrultusunda yönetmek için Türk milletinin başına musallat edilen AKP, Türk devletini tüm milli konularda yenilgiye uğrattığını, PKK'lı teröristlerin sözde teslim töreninde yaşananlarla bir kez daha göstermiştir. PKK, Türk devletine teslim olmak için değil, Türk devletini teslim almak için Kandil Dağı'ndan göstermelik gruplarla inmektedir.

AKP'nin asmaktan kurtardığı, İmralı'da PKK'yı en iyi şartlarda yönetmesine izin verdiği ve en kısa zamanda İmralı'dan kurtarmak için girişimler başlatacağı (AB)(D)ullah Öcalan'ın talimatı ile dağdan inen PKK, Türk devletini AKP'nin işbirliği ve tavizleri ile teslim almıştır.

En baştan beri söylediğimiz gibi Cumhurbaşkanı ve AKP iktidarının "İyi şeyler olacak" mesajı sadece PKK'nın menfaatlerine olacak gelişmeleri işaret etmektedir.

Türkiye'yi bölmek için emperyalist ülkeler tarafından kullanılan PKK, AKP sayesinde şuan bayram yaşamakta ve DTP'nin organize ettiği programlarda adeta şov yapmaktadır.

Koskoca Türk devletini bir avuç PKK'lı karşısında aciz duruma düşüren AKP iktidarı şimdi yenilgiyi kutsamak için nutuklarla Türk milletini her zamanki gibi aldatmaya çalışmaktadır.

PKK'lı teröristlerin "pişman değiliz" sözünü vurgulaya vurgulaya Türkiye'ye giriş yapmasından sonra, onlara hiçbir işlem yapmadan serbest bırakan ve onların şov yapmasına müsaade eden devlet, AKP eliyle yenilgiye uğramıştır.

Bu bir yenilgidir. Hiç kimse "biz büyük devletiz" nutukları ile bu yenilginin üzerini örtmeye çalışmamalıdır.

Evet Türk devleti büyüktür. Ama küçük beyinlerle, ihanete kucak açan kadrolarla yenilgiyi tatmaktadır.

Türk milletine her türlü acıyı yaşatan terör örgütü devlet eliyle meşrulaştırılmaktadır.

Elinde şehit kanı olan teröristler elini-kolunu sallayarak Türkiye'ye giriyor ve terörist muamelesi ile değil, adeta kurtarıcı muamelesi ile karşılaşıyor.

AKP iktidarının bundan sonra yapması gereken herhalde Kandil Dağı'ndan inenleri serbest bıraktığı gibi, Türkiye'nin cezaevlerinde yatan PKK'lıları da serbest bırakmak olacaktır. Onların da böyle bir talebi Kandil Dağı'ndan gelenlere yapılan bir muamele sonrası artık hak olmuştur!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Irak'ın kuzeyine operasyon yapılmasına isteyenlere "Türkiye'deki 5 bin teröristle mücadele bitti mi ki, Kuzey Irak'taki 500 kişiyle uğraşma safahatine gelinecek" diye cevap vermişti.

Şimdi yaşananlara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın mantığından bakacak olursak, Kandil Dağı'ndaki 500 terörist ile Türkiye'deki 5 bin teröristin kucaklaşması, birleştirilmesi adına bir proje hayata geçirilmektedir. Kandil Dağı'ndaki terör kampı Türkiye'ye taşınmak istenmektedir.

Ortada pişmanlık duyan, suçlarından dolayı teslim olan PKK'lı yok, ya ne var "Bizim taleplerimiz bunlar ve bunların hepsi yerine getirilecek" diye dayatma ile Kandil Dağı'ndan gelen bir terörist heyet var…

Kandil Dağı'ndan gelerek Türkiye'ye bayram havasında giren PKK'lılara hiç kimse "teslim oldular" gibi bir yaklaşım içinde bulunmamalı çünkü hepsi aynı gün serbest bırakılmıştır. Habur sınır kapısında teslim olan Türk devletidir.

Bu nasıl teslim olma ise eli kanlı katillerin TBMM'ne konuk olup-olmamaları konuşuluyor. Yazıklar olsun ki, TBMM plakalı araçlarla PKK'lılara konvoylar yapılmış ve vatan kahramanı muamelesi ile Güneydoğu Bölgesi'nde gezdirilmektedirler.

Bu teröristler hala Kandil Dağı'nda giydikleri ve PKK'nın sembolü olan kıyafetlerle ortada dolaşmaktadır. Silahlarını da artık ne zaman kuşanırlar merakla bekliyoruz!

Artık AKP sayesinde devran PKK'nın olmuştur. Onlar da devranlarının tadını çıkarmaktadır. Ama bu devran elbet bu şekilde sürmeyecektir.

Türk devleti kendisini esir alan ihanet zincirinden kurtulacak, Türk milleti bu ihanetler karşısında ayağa kalkacaktır. Türk milletinin milli ruhu bunu gerektiriyor çünkü… Bu yaşananlar karşısında derin uykuya devam etmek ihanet olur.

PKK'nın teslim alma alanı daha büyük bir potansiyele ulaşmadan, Türkiye'ye kendine gelmelidir.

Yenilgileri zafere dönüştürecek yine Türk milletinin iradesidir.
kaynak - Yıldıray ÇİÇEK

N0.: 255  Tarih:  25.10.2009   Saat:   15:04
Kaleme alan:  Elif , Köksalan

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ayni topragin insani; biri neden terörist?
Biri neden sehit?
Bu sorularin cevabini tarafsiz bir mantik ile bulmaya calisirsak,
bizi daha dogru, Insani ve vicdan sorumlulugu olan bir sonuca götürür..

Ayni topragin insani, bir kismi neden acligindan ölürken diger kismi seyirci kalabiliyor?
Bütün saglikta, ögrenimde, trafikte kisacasi yasamin her alaninda sömürüye ugrayan halk.
Bu oyuna neden geliyor?
Yani bu bir avuc insan dediginiz ve varligini dahi kabul etmediginiz insanlarmi yapiyor bütün bunlari?
Bu kadar aciz kalmis bir düzenin; Sermayesi, insanlarin korkularina konusmak.
Söyleki; sürekli halki, hayati önem tasiyan degerlerini ellerinden alma tehtidi ile yönetiyor.

Burada en önemli tehlike sudur.
Insanlar kendi öz iradelieriyle düsünüp karar vermiyor.
Sürekli bir taraf tutma mecburiyeti icinde kalarak bakiyorlar konuya.
Burada gercekci bir sonuca varmak mümkün görünmüyor.
Her zaman oldugu gibi yine zalimi alim diye tanitiyorlar halka.

Birinin var olmasi icin, ötekini yok etmesi gerekmiyor..

Saygilarimla
Elif Köksalan



N0.: 256  Tarih:  25.10.2009   Saat:   13:51
Kaleme alan:  Tacettin , SAPMAZ

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Yıl 1999 Hakkari Yüksekovada görevliyim apo köpeği yakalandı ........

Esnafla konuşuyoruz,

Ben diyorum bu iti ibreti alem için çok sürmez üç beş aya asarlar,ihanetin bedelini de tüm dünya
görür

Yok diyor yoook

hiç birşey yapamazlar

2013 de de serbest kalır meclise girer diyor

sen hayal alemindesin bekle de gör diyorum..........

Esnaf öldü, hak dünyada, görüyorumki ben hayal alemindeymişim........

Şimdi dönüp bakıyorum arkama.................

ŞEHİT olan arkadaşlarımın akan kanı geliyor gözlerimin önüne.............

Parçalanmış bedenleri, memleketlerine gönderdiğimiz eşyaları, dul kalan eşleri, yetim kalan
çocukları,,,,

Günlüklere yazılan 'biz bu dağlara bir hiç uğruna değil, bir avuç piç uğruna geldik' yazıları.......

Televizyonlardan o bir avuç PİÇİ görüyor hüzünleniyorum,,,,,,


Mahsuni geliyor aklıma 'BİR DAHA ÇIK GEL SAMSUNDAN' diyorum


ATAM geliyor aklıma muhtaç olduğum kudretin damarlarımdaki ASİL KANDA MEVCUT olduğunu
hatırlıyorum................................. .



N0.: 257  Tarih:  24.10.2009   Saat:   14:48
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAG

Katıldığı şehir veya ülke:  Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

yılmaz özdil yine güzel yazmış,ekleyenin ellerine saglık..ama benimde pişmanlıgım var, oh ne güzel adamlar hiçbi olaya katılmadık dagdan iniyoruz diye geldiler kahraman gibi karşılandılar ve tutuklanmadılar..şimdi bu devlet bunlara güzel bi kademede işte verir ayrıca 3.bir ülkede yaşama fırsatıda veriyorlarmış bunlara.sen bende yıllarca ugraşıp dururuz,,bende mi böyle yapsaydım acep diye düşünmedim deil yani,,bundandır pişmanlıgım

N0.: 258  Tarih:  24.10.2009   Saat:   11:40
Kaleme alan:  Günil , Baran

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Son pişmanlığa da ceza indirimi var mı?

- Pişman mısınız?

- Yo-oo, değilim.

- Yaz kızım, etkin pişman, beraatine...

- Niye geldiniz?

- Sayın Öcalan söyledi.

- Yaz kızım, örgüt üyesi olmadığına...

Sen mesela, hacı emmi!

“Bunlar dinini bilen çocuklar, vatana millete hayırlı olur” diyordun sakalını sıvazlaya sıvazlaya... Nasıl gidiyor sence vatan millet işleri? Sen değil miydin köyün şehidi için fazladan iki rekat namaz kılan... N'olacak şimdi?


“Etkin pişmanım” deme bana... O, sana uygulanamıyor maalesef, seninki son pişmanlığa giriyor, kusura bakma.


Veya sen, Hatçe yenge.

İftar çadırında, senin paranla sana avanta çorba ısmarlayanlara bi hatim indirmediğin kalmıştı... “Allah devletimize zeval vermesin” diye dualar ediyordun... N'ooldu şimdi o devlet?

Ya sen, emekli Ahmet bey.

Kahvede başının etini yedin milletin, eczaneden nasıl bedavaya ilaç aldığını anlata anlata bitiremedin, 20 tane reyin olsa, 20'sini de vereceğini söylüyordun... Nasısın şimdi? Memleketi iki tane aspirine satmış gibi hissediyor musun kendini?

Ya da sen, laylaylom Arzu.

“Ay bakamıyorum şekerim, hep cenaze, hep ağlayan insanlar, o perişan çocuklar filan, vallahi yüreğim dayanmıyor, fena oluyorum, kapatıyorum televizyonu, seyretmiyorum artık haberleri” diyordun... Seyrediyor musun şimdi? Aç artık, aç... Ekranlar güzelleşti.

Sen, liboşik işadamı Tarık.

Bir taraftan “Ben cebime bakarım azizim” deyip, takunyalıların önünde el pençe divan duruyordun, bir taraftan, utanmadan, Mehmetçik Vakfı'na bağışta bulunuyordun... İster misin, Mehmetçik Vakfı'na yaptığın bağışlar yüzünden başın derde girsin şimdi?


Sen, üniversiteli Şebnem.

Sana ders veren hocayı sabahın köründe yatağından kaldırıp, pijamayla tutukladılar, kanser oldu adam kahrından, “neme lazım” dedin, zahmet edip kantindeki protestoya bile katılmaya tırstın, kenardan kenardan araziye uydun... Niye endişeliymişin gibi yapıyorsun ki şimdi?

Sen, memur Hüseyin.

Başındaki badem bıyıklı görecek diye, bizim yazıları bile gizli gizli okuyorsun internetten, gammazlanacaksın diye yusuf yusufsun... Zaten o nedenle katılmamıştın Cumhuriyet mitinglerine... Katılsana şimdi PKK mitingine... Sana söyleyeyim, terfi bile edersin belki.

Yilmaz Özdil


N0.: 259  Tarih:  24.10.2009   Saat:   10:35
Kaleme alan:  Yusuf , Köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Asey yenge ye allah´tan rahmet ,

kederli ailesine bassagligi dileriz.


Pinar & Yusuf Köksal

Albstadt / Almanya



N0.: 260  Tarih:  23.10.2009   Saat:   07:14
Kaleme alan:  Mustafa Tosun , ÖZDEMİR

Katıldığı şehir veya ülke:  Kayseri /TÜRKİYE
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Aşey Teyzeye Tanrıdan Rahmet, ailesi ve tüm sevdiklerine başşağlığı dilerim.
Toprağı Bol Olsun...

Mustafa tosun Özdemir
Kayseri

N0.: 261  Tarih:  22.10.2009   Saat:   18:58
Kaleme alan:  Mehmet , Köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  Almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ayse teyzeye tanridan rahmet yakinlarina bas sagligi diliyorum ,Allah sabirlar versin geride kalanlara Selamlar.......

N0.: 262  Tarih:  22.10.2009   Saat:   17:46
Kaleme alan:  ramazan , arslan

Katıldığı şehir veya ülke:  dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


Ayşe (aşey) teyzeye tanrı' dan rahmet,kalanlarına, eş dost ve akrabalarına baş sağlığı diliyorum.Toprağı bol olsun...................

N0.: 263  Tarih:  22.10.2009   Saat:   07:40
Kaleme alan:  Birol , Özdemir

Katıldığı şehir veya ülke:  İstanbul
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Aşey Hala'yı kaybetmişiz. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağolsun. Söylediği türkü ve ağıtlarla köyümüz üzerine yaptığım folklor ve etnoğrafya tezine büyük katkısı olmuştu. Toprağı bol olsun.

Birol Özdemir

N0.: 264  Tarih:  21.10.2009   Saat:   20:49
Kaleme alan:  SİNAN , ÖZDEMİR

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ayşe teğzeye Tanrıdan Rahmet ailesi ve tüm sevdiklerine başşağlığı dilerim.

N0.: 265  Tarih:  21.10.2009   Saat:   20:38
Kaleme alan:  mehmet , özdemir

Katıldığı şehir veya ülke:  almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

ayse teyzeye allah rahmet eylesin der yakinlarinin basi sagolsun derim topragi bol olsun

N0.: 266  Tarih:  21.10.2009   Saat:   18:43
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Ayşe teyzeye Allah'tan Rahmet , yakınlarınada sabır dilerim.Başınız sagolsun

N0.: 267  Tarih:  18.10.2009   Saat:   23:01
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


---------Hep sarhoş olmalı. Her şey bunda; tek sorun bu.----------------

Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

Ama neyle? ...

Şarapla,
şiirle
ya da erdemle,
nasıl isterseniz.
Ama sarhoş olun...

Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun; “Saat kaç?” deyin. Yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: “Sarhoş olma saatidir! Zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına!.. Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz...”


Sarhoş Olun.../ Charles Baudelaire

N0.: 268  Tarih:  18.10.2009   Saat:   22:31
Kaleme alan:  SİNAN , ÖZDEMİR

Katıldığı şehir veya ülke:  ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Eylül Demiren aramıza hoş geldin. Songül ve Süleyman Demirel çiftini kutlar Eylül bebeğe Tanrıdan mutlu bir yaşam dilerim

N0.: 269  Tarih:  12.10.2009   Saat:   19:59
Kaleme alan:  Köyümüz DALAKÇI Gazetesi , .

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi


DALAKÇILI HEMŞERİLERİMİZİN DİKKATİNE


Türkiye Halk Bankası, Uzman Yardımcısı, Servis Görevlisi ve Banko Görevlisi unvanlarında sınavla 1250 kişi alaçaktır.

Türkiye Halk Bankası'nın, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, “Banka Yönetim Kurulu Kararı ile, bankanın personel ihtiyacının giderilmesini teminen, yapılacak yazılı sınav ve mülakat sonucunda uygun görülen adaylardan, banka uygulamaları çerçevesinde Uzman Yardımcısı, Servis Görevlisi ve Banko Görevlisi unvanlarında 1250 kişiye kadar eleman alınmasına karar verilmiştir”

BAŞVURU İÇİN CUMA SON GÜN

Halk Bankası'nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre sınava katılmak isteyenler, başvurulacak her bir bölüm için 50 lira olan sınav ücretini yatırıp internetten başvurusunu yapacak.

Yazılı sınav, Anadolu Üniversitesi tarafından 21 Kasım 2009 tarihinde Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Gaziantep, İstanbul Anadolu Yakası, İstanbul Avrupa Yakası, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Samsun, Trabzon ve Van illerinde gerçekleştirilecek.

Yazılıyı Kazanan Köylülerimizin Köyümüz DALAKÇI Gazetesine başvurmaları halinde gerekli yardımlar sağlanacaktır.












N0.: 270  Tarih:  12.10.2009   Saat:   16:34
Kaleme alan:  Hakan , BOZDAĞ

Katıldığı şehir veya ülke:  Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

İki yaşındaki çocuklar,evin içerisinde dolaşırken zaman zaman düşerler. Ebeveynin yaptığı ilk tepki yeri dövmektir. suçlu yerdeki halıdır. Bir sehpaya çarpıp da canı yandığında hemen sehpa dövülür. Suçlu cezalandırılır. Bu cezalandırmayı gören çocuk hemen sesini keser, sanki canının yanması bitmiş gibi olur.
Bu kültürle büyüdüğümüz içindir ki görev ve sorumluluklarımızı yerine getiremediğimizde suçlu ararız ve bizim dışımızda bir kurban bulup onu cezalandırırız. Tıpkı iki yaşındaki çocuklar gibi...
Seçimlerle ya da atamalarla görev başına gelen yöneticilerimiz vaatlerini sıralarken ALLAH'IN İZNİYLE hepsini gerçekleştireceğim derler. Derler de hiç birini gerçekleştiremezler.Acaba Allah mı izin vermiyor,bu yöneticiler mi beceriksiz?
Ülkemizde son beş yılda 12599 çocuk suç işleyerek cezaevlerine konmuş. Geleceğimiz olan çocuklarımızı, filizlerimizi yanlışlardan koruyamamışız. Suç kimin? Tanrım, yüzsüz kullarının bu durumda yüzleri kızarmıyor bile.Senin izninle o makamları işgal etmeye devam ediyorlar.
Doğdukları yerlerde karınlarını doyuramayanlar kentlere zorunlu olarak göç ediyorlar. Bunun sonucu olarak da ülkemizde 22000 okul kapanmış. Köylerimizin boşalmasında suç kimin? Dersliklerimizde Ülkemiz genelinde en fazla 30 öğrenci olacak demişlerdi. Bu vaatleri de gerçekleşmedi. Senin izninle yöneticilerimizin yüzleri yine kızarmıyor bile.
Ülkemizde 2009 yılı itibariyle okuma yazma bilmeyen kalmayacak demişlerdi. Kayıtlara geçen 5 milyon okuma yazma bilmeyenimiz var. Yöneticilerimizin senin izninle yine yüzleri kızarmıyor.
Yıllardır uygarlık seviyesinin üzerine çıkacağız diye bir ilkemiz var. ATAMIZIN emri. Her yönetici bu ilkeyi gerçekleştirmek için çalışmaya namus sözü verir.Bugün gelinen nokta ülkeler sıralamasında 145.sıraya düşmüşüz. İleri gitmemiz gerekirken gerilere doğru gidiyoruz.
Tanrım, senin iznini aldıklarını sözleriyle açıklayanlar, başarısızlıklarını başkalarına atarak kurtulmaya çalışıyorlar.Tıpkı iki yaşındaki çocuklar gibi. Görev ve sorumluluklarını yerine getiremiyorlar. Ne özür diliyorlar, ne de istifa ediyorlar.
Bu yüzsüz,arlanmaz kullarına inat, sen istifa et Tanrım...

N0.: 271  Tarih:  12.10.2009   Saat:   10:46
Kaleme alan:  RAMAZAN , BUDAK

Katıldığı şehir veya ülke:  DALAKCİ
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Tüm Msj Gonderen ve de Gelip Annemın Cenazesınde Bulunan Tüm Eş Dost Akrabalara Teşekkür Ederim.ALLAH Onlara Uzun Ömür Ve Sağlık Versin. SAYGILARIMLA

N0.: 272  Tarih:  11.10.2009   Saat:   18:56
Kaleme alan:  Köyümüz DALAKÇI gazetesi , .

Katıldığı şehir veya ülke:  
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Aşağıdaki yazı Nurhayat BUDAK tarafından gazetemiz ve sitemizde yayınlanmak üzere gönderilen yazıdır. Kendilerine teşekkür ederiz.

HÜRRİYET KADINLARI

Türkiye Cumhuriyeti`nin varoluş mücadelesinde Türk kadınının katkısı yadsınamaz. Türk kadını kurduğu derneklerle, yaptığı mitinglerle verdiği politik mücadelenin yanı sıra, cephede de düşmanla birlikte savaşmış, cephe gerisinde de ordunun bütün ihtiyaçlarını karşılayarak tüm hayat membalarını işletmiştir. Bu yüzden de kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti`nde kadının kurtuluş mücadelesinde yeri erkeğinin yanı, hatta onunla omuz omuza bir arada olmasıdır.

Hangi yaşta olursa olsun… Eşini yitiren 70. Alay komutanı Albay Hafız Halit Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat`i kimselere emanet edemeyip cephede yanına götürmüştü. 8 yaşındaki Nezahat babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, o esnada at binmeyi, silah kullanmayı öğrenmişti. 12 yaşına geldiği zaman kendisine onbaşı rütbesi verildi. Ve o yaşta yüzden fazla düşman askerini öldürmüştü.

Ülkede yol yoktu, sadece Eskişehir`e kadar tren istasyonu vardı. Ama onun da sadece doğusu elimizde bulunuyordu. Halbuki doğu, batı, kuzey, güney bütün cephelere erzak ve silah, mühimmat gönderilmesi gerekiyordu. Bu iş için İnebolu` da bir birlik oluşturuldu. Bu birliğin elindeki tek varlık ise kağnı arabalarıydı. Kağnı arabalarını kullananlarsa 10-15 yaşlarındaki çocuklar ve yaşlı Anadolu kadınıydı. Bu kağnı arabalarıyla günde, her kağnı arabası günde 10 kilometre yol yapıp, dinlenip tekrar 100 kilometrelik yolu kat etmesi gerekiyordu. Ama hiçbir kağnı arabası sekteye uğramadan tam planlanan gününde ve zamanında yerine ulaşmış oluyordu her defasında.

Milli Mücadele`nin fikirsel oluşumundan başlayarak mücadele sonuna kadar kadının yaptığı fedakârlıkları, çalışmaları 4 ana başlık altında toplayabiliriz. Dernek kurma çalışmaları, kurulmuş olan bu derneklerde yapılmış olan miting ve protesto çalışmaları, çatışmaya bil-fiil katılanlar, cephane kollarında çalışan kadınlar. Cephane kollarında çalışanların çoğu kadınlardı ve 1921 senesinde cephane kollarında çalışanlardan birçoğu cephaneleri götürürken donarak ölmüşlerdi. Bunlardan en acısı Kastamonu civarındaki cephaneleri götürmekle görevli olan Şerife Bacı`dır. Şerife Bacı cephanesinin üzerine yorganını örterek o soğuk kış gününde cephanesini korumak isterken kendisi donarak can vermişti.

Silah, cephane, erzak, giyecek gibi şeyler İnebolu İskelesi`nden Çankırı`ya oradan da Ankara`ya gönderiliyordu. Trabzon`dan vapurlu nakliye işleri başlayınca İnebolu, dolayısıyla Kastamonu Ankara`nın üssü haline gelmişti. İnebolu, Kastamonu, Çankırı, Ankara güzergahına İstiklal Yolu adı verilmişti.

İstiklal Harbi`nde Türk kadınları yurdumuzun işgal edilmesine ve vatandaşlarımızın uğradığı zulümlere karşı koyarak mitinglerde vatanseverliklerini yansıtan heyecanlı konuşmalarla, protestolarla şehitlerimizin dul ve yetimlerine para yardımı sağlıyorlardı. Bununla da kalmamışlar aynı zamanda İstanbul`un birkaç aydın hanımı dışında muhtelif cephelerde savaşa da katılmışlardı. Ve her türlü fedakârlıklara katlanarak Milli Mücadele kuvvetlerine yardımda bulunmuşlardı. 1920 yılı ağırlıklı olmak üzere çoğunluğu Gaziantep yöresinde bulunan 62 kadınımız şehit olmuş, 164`ü de yaralanmıştı.

Türk Kadınlarının Milli Mücadele`ye büyük kararlılıkla katıldıklarını gösteren bir diğer olay 9 Aralık 1919 tarihinde merkezi Sivas`ta kurulmuş olan Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti`nin kuruluşudur. Bu cemiyet Sivas Valisi Reşit Paşa`nın eşi Melek Reşit Hanım ve arkadaşları tarafından kurulmuştur. Daha sonra Anadolu`nun çeşitli bölgelerinde merkeze bağlı şubeler açılmıştır. Düşman işgallerini büyük bir hassasiyet ve dikkatle izleyerek İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti`ne karşı zaman zaman protestolar yayınlayan, milli orduya para ve mal yardımı kampanyaları açan, Milli Mücadele için Anadolu`ya geçen kişilere tebrik mesajları gönderen bu cemiyet, Kurtuluş Savaşı boyunca Türk Kadını`nın iftihar ettiği büyük hizmetler görmüştür. Hizmette bulunduğu süre boyunca Ankara Hükümeti ve Heyet-i Temsiliye heyetiyle sıkı ilişkilerini sürdürmüş ve Mustafa Kemal`in büyük takdirini kazanmıştır.

İstanbul mitingleri önce İzmir, sonra da İstanbul ve diğer bölgelerin işgalini protesto etmek amacıyla yapılmıştı. Böylece hem Padişah`a hem de İtilaf Devletleri`ne ve dünya devletlerine seslenilmek ve uğranılan haksızlık anlatılmak isteniyordu. Tek gaye vatanın kurtulmasıydı. Bu maksatla da Türk Milleti`ne cesaret verici ve heyecan verici konuşmalar yapılarak bu kötü kaderine karşı mücadele etmesi isteniyordu. İstanbul`daki mitingler Sultanahmet Meydanı`nda 23 Mayıs, 30 Mayıs, 10 Ekim 1919 tarihlerinde ve 13 Ocak 1920 tarihinde olmak üzere 4 kere yapıldı. Her birine yaklaşık 150-200 bin kişinin katıldığı bu mitinglerde işgallere karşı kat-i halk direnişi savunuluyordu. Sultanahmet Mitinglerinden önce 22 Mayıs 1919`da yapılan Kadıköy Mitingi`ne yaklaşık 20.000 kişi toplanmıştı. Konuşmacılar arasında Halide Edip ve Münevver Salime Hanım da vardı. Bu hadiseden sonra İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri İstanbul`da miting yapılmasını yasaklamıştı. Buna rağmen 23 Mayıs 1919 Cuma günü Sultanahmet Meydanı`nda ilk miting yapıldı. İşgal kuvvetleri bu mitingi havadan kontrol altında tuttular. 30 Mayıs 1919 tarihindeki 2. Sultanahmet Mitinginde ise konuşan Şükrü Naili Hanım da vatanını çok sevdiğini söyleyerek`,”Aziz vatan beşiğimiz sendin, mezarımız yine sen olacaksın. “ sözleriyle dinleyenleri galeyana getiriyordu. 13 Ocak 1920 günü Sultanahmet Meydanı`nda `, “İstanbul Türktür, Türk kalacaktır. “ isimli son bir miting düzenlenmişti. 150 bin kişinin katıldığı bu mitingde kadınlardan Muallimler Cemiyeti başkanı Nakiye Elgül Hanım bir konuşma yaptı. Nakiye Elgül Hanım bu konuşmasında kadınların erkeklerin yanında mücadeleye hazır olduğunu ifade ederken bu durumda Türk Milletinin ne yapması gerektiğini de söylemiş bulunuyordu. Şu sözlerle ifade etmişti bu hissiyatını`, “Önümüzde iki seçenek var, biri tarihimize şanımızla devam etmek, diğeri gözlerimizle beraber tarihimizi de kapayıp ebediyete gömülmektir.” demişti.

Ataerkil bir toplumda vazifeleri belli olan kadının vatanı, dini, dili ve namusu tehlikeye düştüğünde takındığı tavır ve güçlü iradesiyle yendiği zorluklar İstiklal Mücadelesi`nin temelini oluşturur aslında. İstiklal mücadelemizde sayısız kahramanlıklar olmasaydı, sayı ve silah bakımından üstün düşmana karşı böylesine bir zafer elde etmek mümkün olmayacaktı. Bu mücadele sadece cephede değil, cephe gerisinde de topyekün bir var olma mücadelesidir. Kadın biliyordu ki cepheye savaşmaya giden erkeğini eğer cephe gerisinde desteklemeseydi, hayat membalarını işletmeseydi, böylesine bir var olma mücadelesi gerçeği bulmayacaktı ve bir ulus topyekün yok olacaktı.

Mücahit Makbule Hanım 1902 yılın da gördes de dünyaya gelmiştir. Babası Ali ustalar sülalesinden Abdullah efendidir. O zamanki her Gördesli kadın gibi makbule hanımda ata binmesini ve silah kullanmasını daha çok küçük yaşlarda öğrenmişti.12 yaşındayken babasını kaybetmiş ve ağabeylerinin himayesinde büyümüştü. 1921 yılında usturumcalı Halil efeyle evlenmiş iki ay sonrada kocasıyla beraber akıncı olarak dağlara çıkmıştır. Müfrezeleriyle beraber demirci Gördes Simav begadiç ve sındırgı dağlarında sürekli dolaşan ve çok cesur olan makbule hanım askerlerin en umutsuz olduğu zamanlarda onları cesaretlendirmiş ve her yerde kahramanca savaşmıştır. Dağ hayatının tüm zorluklarına rağmen ve tehlikelerine rağmen kocasından asla ayrılmayan makbule hanım 17 Mart 1922 de henüz 20 yaşındayken Akhisar sındırlı arasındaki koca yaylada düşmanla girişilen bir çarpışma sonucu şehit olmuştur. Mezarı koca yaylada bulunmaktadır.

Kara Fatma asıl adı Fatma seher soyadı erdendir 1888 yılında Erzurum da doğdu subay derviş beyle evlenerek balkan savaşında kocasıyla birlikte yer aldı.1 dünya savaşında ailesinden 9-10 kadınla Kafkas cephesine gitti. Mondros mütarekesinden sonra eşi Ermeniler tarafında katledilmiş kadınları etrafında toplayarak Ermenilerle çarpıştı Mustafa kemal paşadan akabinde görev istedi. Kurduğu çetesiyle Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için çalıştı oğlu kızı ve kardeşleri de müfrezesinde yer almaktaydı müfrezesinin mevcudunun 350 ye kadar çıktığı bilinmekteydi. Sakarya ve başkomutanlık meydan muharebelerine de müfrezesiyle katılmış üstün başarılar kazanmıştır. Üstteğmen rütbesine kadar yükselmiş ve üsteğmenlikten emekli olmuştur. Üsteğmenlik emekli maaşını Kızılay’a bağışlayan Fatma seher hanım 1954 yılında TBMM tarafından tekrar aylığa bağlanmıştır. 1955 yılında 74 yaşındayken Erzurum’da vefat etmiştir. Ve dünyada kendine üsteğmen rütbesi verilen ilk kadındır.

Osmaniye’nin kaziyeler köyünden olan Rahmiye hanım 9. tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye müfrezesiyle katılmış başlıca görevi keşif ve cephe gerisinde keşif ve kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı. Ve bölgedeki düşmanın cephane ikmali büyük sekteye uğratmıştı.

Nene hatun 1857 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyü’nde dünyaya geldi. Henüz 20 yaşında bir gelinken 93Harbinde Aziziye Tabyası’nı sopayla, süngüsüyle kürekle savunanlara savunanlara katılarak cesurca savaştı. Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşı’nda şehit verdi. Kurtuluş Savaşı başladığında yaşı ilerlediği için cepheye gidip eskisi gibi savaşamadı. Atatürk’ü çok seven ve takdir eden Nene hatun. 1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın gayretleriyle kendisine “3. Ordunun Nenesi” unvanı verildi. Cüzi de bir maaş bağlandı.1955 yılında anneler gününde “Yılın Annesi” seçildi. Nene Hatun bir kahramanlık ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı.

Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır. Bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşı’nın hengâmesi içinde işleme konulamamış, daha sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. Nihayet karardan 65 yıl sonra 78 yaşında bir nine iken TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” kavuşmuştu 1919 yılının başlarında özellikle üniversite öğrencileri ve ileri gelen vatansever kadın ve kızlarımızın bir araya gelerek kurdukları ilk örgüt Asri Kadınlar Cemiyetidir. İlk mücadele ateşinin yakıldığı toplantılarda, memleketin içinde bulunduğu durum, işgaller, mütarekenin ağır şartları görüşülmüştür. 16 Mayıs 1919 günü cemiyetin yayımladığı bildiride yapılan tüm işgaller için PROTESTO MİTİNGLERİ hazırlanacağı ve bu mitinglerin bir program içinde yapılacağı belirtilmiştir. Bunları uygulamak için, tüm tehlikeleri göze alınmış durumdadır.

“Genelde yapılan bütün mitinglerde konuşulanlar açıkça fiilî mücadeleye davet idi. Davanın Türkiye’nin hak ve istiklâli olduğu ve gereken ne ise yapılacağı esastır.”
Bu faaliyetlerde Halide Edip, Şükûfe Nihâi, Nakiye (Elgün), Münevver Saime, Meliha, Sebahat ve Naciye gibi hanımlar İstanbul hanımefendiler yerlerini aldı. Bunlar, öylesine bir cesaret ve vatan sevgisiyle konuştular ki, basında çoğu sansür edildi, haklarında tutuklama emri verildi. Bunlardan Halide Edip ve Münevver Saime Anadolu’ya kaçarak fiilen Millî Mücadele’ye katılmışlardır. Cephede Münevver Saime “Asker Saime” adıyla anılmıştır.
1884 yılında İstanbul'da doğan Halide Edip Adıvar Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okudu. 1901'de koleji Bitirdi ve 1908 yılında gazetelerde kadın hakları ile ilgili yazılar yazmaya başladı. bu yazıları yüzünden bazı çevrelerin tepkisini topladı. Balkan savaşlarında hasta bakıcılık yaptı. İşgallerin ardından İstanbul'da yaptığı konuşmalarla halkı işgallere karşı mücadeleye çağırdı. 1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde yaptığı etkin konuşma sonrası hakkında tutuklama kararı çıkınca, eşi Adnan Adıvar ile birlikte Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşına katıldı. İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi. Hem cephede hem de cephe gerisinde haklılığımızın duyurulması için var gücü ile çalıştı.

Tarih boyunca Türk kadını hayatın her safhasında erkeklerin yanında her türlü sorumlulukları paylaşmış, özellikle Kurtuluş Savaşı'nda, mücadelenin her döneminde bu kutsal savaşa destek vermiştir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk "Dünyada hiçbir milletin kadını, 'Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim' diyemez"* sözleriyle kahraman kadınlarımızın değerini veciz bir şekilde ifade etmiş ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırmıştır.




N0.: 273  Tarih:  11.10.2009   Saat:   01:46
Kaleme alan:  HACI , ERCAN

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

Sevgili SÜLEYMAN &SONGÜL yeni gelen yavrumuz hoşgeldi sefalar getirdi.
Bizlere sadece sevinmek düşer.Adıda çok güzel, eminim karanlık Eylül günlerini aydınlatacaktır...
Umudumuz olsun...

N0.: 274  Tarih:  06.10.2009   Saat:   09:23
Kaleme alan:  Hacı , Ercan

Katıldığı şehir veya ülke:  Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi

""5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ TÜM EĞİTİM EMEKÇİLERİNE KUTLU OLSUN""


N0.: 275  Tarih:  03.10.2009   Saat:   20:18
Kaleme alan:  nurettin , köksal

Katıldığı şehir veya ülke:  turkiye
» e-Mail adresi »
Internet sitesi



Sayfa: |01| |02| |03| |04| |05| |06| |07| |08| |09| |10| |11| |12| |13| |14| |15|
          |16| |17| |18| |19| |20| |21| |22| |23| |24| |25| |26| |27| |28| |29| |30|
          |31| |32| |33| |34| |35| |36| |37| |38| |39| |40| |41| |42| |43| |44| |45|
          |46| |47| |48| |49| |50| |51| |52| |53| |54| |55| |56| |57| |58| |59| |60|

          |61| |62| |63| |64| |65| |66| |67| |68| |69| |70| |71| |72| |73| |74| |75|
          |76| |77| |78| |79| |80| |81| |82| |83| |84| |85| |86| |87| |88| |89| |90|
          |91| |92| |93| |94| |95| |96| |97| |98| |99| |100| |101| |102| |103| |104|
          |105| |106| |107| |108| |109| |110| |111| |112| |113| |114| |115| |116|
Toplam 3220 Kayıt var

 


 

Powered by Ali Bozdağ