|
|
N0.: 226 Tarih: 17.11.2009
Saat: 15:41
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: Keçiören - ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Avukat yer parasını
Muhtar eker
merasını
Kimse sarmaz yarasını
Aman köyüm
dertli köyüm
Savaş gelince köy
köydür
Seçim gelince köy köydür
Ondan
başka hiç bir şeydir
Aman köyüm yiğit
köyüm
Aslan yoktur kürkü yoktur
Suyu
yoktur parkı yoktur
Bir esirden farkı
yoktur
Aman köyüm yiğit
köyüm
İstanbul'un şosesi var
Gizli
gizli köşesi var
Şehirlerin neşesi
var
Eyvah köyüm canım köyüm
Üç
candarma bir karakol
Yumurtası tavuğu
bol
Ne okulu var ne düzgün yol
Eyvah köyüm
yiğit köyüm
Hocaları takke
bilir
Şam'ı bilir Mekke bilir
Doktor
bilmez tekke bilir
Köyüm köyüm nazlı
köyüm
Sırtına abalar giyer
Haklarını
başkası yer
Tarhanaya şekerdir der
Köyüm
köyüm yiğit köyüm
Mahzuni köye
giderim
Kör oldu ağlar pederim
Elbet bir
gün Allah kerim
Üzülme sen benim
köyüm
Köyüm köyüm aslan köyüm
Üzülme
sen yiğit köyüm.
Mahzuni Şerif
|
|
|
N0.: 227 Tarih: 13.11.2009
Saat: 20:20
Kaleme alan: Ali
, Bozdağ
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Merhabalar,
Dün ki gibi Bugün de
(14.11.2009) Falatcast'deki sorun devam ediyor.
bugün de canlı yayını almakta
zorlanıyoruz.
canlı yayınımız biraz gecikecek
gibi gözüküyor.
Flatcastteki sorun çözülür
çözülmez canlı yayınımız
başlayacaktır.
elimizde olmayan bu
sorundan dolayı anlayışınıza
sığınıyoruz.
Ali Bozdağ
|
|
|
N0.: 228 Tarih: 12.11.2009
Saat: 00:26
Kaleme alan: özge
, Berrin
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Pire
Pireleri 20 santim derinliğinde fanusun
içine koyarlar, alttan ısıtırlar... Pireler
rahatsız olur, o ortamdan kurtulmak için zıplar,
dışarı çıkar.
Sonra?
Pireleri 20 santim
derinliğinde fanusun içine koyarlar, fanusun
üstünü cam ile örterler, alttan ısıtırlar...
Pireler rahatsız olur, zıplar, tınk diye cama
vurup, geri düşerler. Tekrar zıplarlar, nafile,
gene çarparlar... Engel şeffaf olduğu için,
kendilerini neyin engellediğini bir türlü
anlayamazlar. Böylece, çarpa çarpa, zihinlerinde
“özgürlük sınırı” oluşur.
Sonra?
Tavandaki
camı kaldırırlar, pireleri gene aynı fanusun içine
koyup, alttan ısıtırlar... Görülür ki, pireler en
fazla 20 santim zıplıyor! Engel yoktur, daha
yükseğe sıçramaları, özgür olma imkânları vardır
ama, kafayı çarpmamak için, buna cesaret
edemezler. Çünkü artık “görünmez engel”
zihinlerindedir... “Yapamayız, boşuna denemeyelim”
diye düşünürler.
“Cam tavan sendromu”dur
bu.
Yapabileceğin...
Anca, yapabileceğini
düşündüğün kadardır.
Örnek, zavallı “pire”dir
ama...
Aslında, tüm canlıların “neyi
başaramayacağını” yavaş yavaş nasıl öğrendiğini
kanıtlar.
E hayat da bi laboratuvar.
Bu
nedenle görünmez engeller konur, çabalar
engellenir, kafayı kaldıranın kafasına vurulur,
böylece yavaş yavaş, “Yapamayız, hiç boşuna
denemeyelim” düşüncesi hâkim olur.
Ve, dünkü
Anıtkabir izdihamı, çoluk çocuk, onurlu bir
milletin, kendisine “pire” muamelesi yapılmasına
isyanıdır... Dünkü 9’u 5 geçe, tüm yurtta, değil
kafamıza cam tavan, ayağımıza pranga vursan, gene
de “pire” olmaya niyetimiz olmadığının
kanıtıdır.
Ve, sinsi sinsi üstümüzü örtmeye
çalışan laborant arkadaş, seni pirelendirmek
istemem ama...
Bu millet, zor zamanda ayağını
yorganına göre uzatır, büzüştü sanırsın, fark etti
ki pire var, o yorganı yakar, haberin
olsun.
Hürriyet Gazetesi: Yılmaz Özdil
|
|
|
N0.: 229 Tarih: 10.11.2009
Saat: 21:41
Kaleme alan: ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: Dünya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bu gün Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 71.
ölüm yıldönümü. Yüce şahsiyetin manevi
şahsiyeti önünde saygıyla eğiliyorun. Ruhun
şad olsun
|
|
|
N0.: 230 Tarih: 10.11.2009
Saat: 17:50
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
ATATÜRK´Ü ANARKEN...
Neyzen Tefik,Mustafa
Kemal ile ilk kez Balıkesir'de karşılaşır.Atatürk
Neyzeni çağırır ve Neyzen'in elini kalbinin
üstünde uzun bir süre tuttuktan sonra,aralarında
şöyle bir konuşma geçer;
-Ne
büyük,kuvvetli ruhun var.Neyzen ne istersin söyle
?
-Sayende her şeyim var,teşekkür
ederim.
-Bir şey iste canım !
-Bir nüfus
tezkeresi versinler,emrediniz.!!!
Mustafa
Kemal hayretle;"Senin nüfus tezkeren yok
mu?" der.
-Hayır,bundan evvel hükümet
yoktu ki nüfus tezkerem olsun
!!!!!!!
Neyzen Tefik,"Tefik
Tapmaz"'dan bir kaç mısra;
Hangi
ıslahata başvursan düzelmez bu memleket,
bir
giderse fışkırır bin mürtekib,bin
muhtelis.
kanlı hendekler kazar devlete millet
beynine,
saltanattan yadigar-ı melanettir
her..."
Evet,saltanattan yadigar
kalan gericilik,yobazlık ve ümmetçilik çağdaş olma
yolunda yürüyen Türkiye’nin halen kuyusunu
kazmakla meşgul...
“Demokratlık adına
gericiliğe verilen her taviz demokrasiye ve insan
haklarına yapılacak en büyük ihanettir”(Hacı
Ercan)
|
|
|
N0.: 231 Tarih: 10.11.2009
Saat: 09:40
Kaleme alan: Levent
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: Eyüp-İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bugün 10 Kasım...Ölümünün üzerinden 71 yıl geçti
ama hakikaten Artatürk'e dünden çok ama çok daha
fazla ihtiyacımız var. Lakin suskun kitlelerin
sadece bugünlerde Anıtkabir'e giderek ya da
anıtlar önünde düzenlenen törenlerde boy
göstermesinin pratik olarak bir anlamı yok. Zira,
bugün ülkeyi irticanın merkezi sayılan bir
partinin yönettiği Anayasa Mahkemesi kararıyla
tescilli ve bu iktidara oy verenler de yine bu
ülkenin insanları...Çok berbat bir çelişki ama
maalesef durum böyle...Oysa sadece bugünlerde onu
hatırlamak, göstermelik anmalar yapmak yerine
Mustafa Kemal'i gerçekten anlayıp ona göre
davransa idik bugün böyle mi olurdu, bunu düşünmek
lazım... Kendi oyunu nohuta,kömüre, bulgura
satanlar, vatanın bölündüğü gün ne
yapacaklar,açılım ayağından federasyona dönülürse
ne edecekler,kalk bakem,burası benım dedemın
toprağıymış diye kuzeylerden bir yerlerden
Ermeniler gelirse nere gidecekler merak
ederim...Herkes bana bişi olmaz,ülke hıyar mı ki
bölünsün diyor demeye ama 3 yıl önce D.Bakır'dan
istanbul'a gelirken 5 yıla kalmaz buraya
pasaportla döneriz demiştik. Ehh, yaklaşmadı mı
yani? Sakın unutmayalım, bir gün sıra
nohutçu,kömürcü ve bulgurcu arkadaşlara da
gelecek, benden söylemesi...
Yazımı Nazi
Almanyası’nda papaz Martin
Niemöller’in günlüğünden bir alıntı ile
bitireyim: “Önce sosyalistleri topladılar,
sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim.
Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım;
çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri
topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi
değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için
sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
Bir
gün,umarım herkes için sesini çıkaracak birileri
kalır...
Ruhun Şad Olsun ATA'M!!!
|
|
|
N0.: 232 Tarih: 09.11.2009
Saat: 15:37
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ömer Dinçer'in ölümüne üzüntülerimi bildirir
kalanlara sabır temenni ederim.Dalakçı'nın başı
sağolsun...
Saygılarımla,
Hacı Ercan
|
|
|
N0.: 233 Tarih: 09.11.2009
Saat: 10:53
Kaleme alan: Ramazan
, arslan
Katıldığı
şehir veya ülke: DÜNYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ömer Eniştenin vefatından dolayı çok ama
çok üzüntülüyüm. Benim için çok değerli bir
insandı.
Ömer Enişteyle ilgili
çok şeyler yazmak istiyorum ama ne yeri ne de
sırası. Ne diyeyim topragın bol, mekanın cennet
olsun Ömer Enişte. Bacanağına çok selam
söyle.
Dinçer Ailesinin
başı sağ olsun...........selamlar........
|
|
|
N0.: 234 Tarih: 08.11.2009
Saat: 22:07
Kaleme alan: SİNAN
, ÖZDEMİR
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ömer Dinçer'e Tanrıdan rahmet tüm sevenlerine ve
akrabalarına başsağlığı dilerim
|
|
|
N0.: 235 Tarih: 08.11.2009
Saat: 12:24
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ömer Dinçer'e Allah'tan Rahmet Dilerim.Tüm
Sevenlerinin Başısağolsun
|
|
|
N0.: 236 Tarih: 07.11.2009
Saat: 23:04
Kaleme alan: Levent
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: İkitelli-İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ömer Dinçer'e Tanrıdan Rahmet, ailesi ve tüm
sevdiklerine başağlığı dilerim.
|
|
|
N0.: 237 Tarih: 07.11.2009
Saat: 12:40
Kaleme alan: ümit
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Hakancığım , ne güzel yazmışsın eline yüreğine
sağlık , teşekkürler ...
|
|
|
N0.: 238 Tarih: 06.11.2009
Saat: 15:27
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Türk Olmak
Aslında
çok şeydir, Türk olmak.
Türk olmak,
Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın
borçla yaşayan evladı gibi.
Kosova'da ve
Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem
kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını
vermektir.
Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da,
Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp
karşılığında yapmadığın soykırımla
suçlanmaktır.
Türk olmak faşist olmaktır,
vatanına, milletine, tarihine sahip
çıktığında
Türk olmak demokrat ve çağdaş
olmaktır, vatanına, milletine, tarihine
sövdüğünde
Türk olmak lisanının Avrupa'da
yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini ve
derdini anlatamamaktır.
Avrupa'da hor görülmek
Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce
Viyana'yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir
tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün
Viyana'yı yakmadığın için.
Türk olmak
Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen
yeniçeri minberinin ve Malta'da papazın üzerine
bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden
geçmektir.
Türk olmak zordur, çetindir ve
eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük
yarımadada misafir muamelesi
görmektir.
Sayısız imparatorluk kurmak Türk
olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak
da Türk olmaktır.
Arabaya koşulan ilk atın
vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı
yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği
her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,
kalkınmak için yabancı sermaye
beklemektir.
Türk olmak; Truva'dan bu yana,
Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten
eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak
gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık
hafıza ile yaşamaktır.
Doğu Roma'yı da Batı
Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye
çalışmaktır Türk olmak.
Türk olmak, Mostar'da
köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da
Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır, Çukurova'da
pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık,
Trakya'da ayçiçeğidir.
Türk olmak Çanakkale'de
ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su
vermektir, onun yaralısını sırtında kendi
hastanesine taşımaktır. Düşmanın ardından rahmet
okumak, kanlısından helallik
almaktır.
Sabahları odana rahmet dolsun diye,
camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil,
evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar
için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.
Yağmura rahmet, kara bereket diye
bakmaktır.
Türk olmak, harap bir ülkede,
zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan
kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve
sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,
yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak
askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de
dönmeyeceğini bilerek.
Türk olmak, annenin
şehit oğlunun ardından 'Bir oğlum daha olsun, onu
da vatan için göndereceğim.' demesidir. Babanın
gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken
'Vatan sağ olsun!' demesidir.
Türk olmak 'Türk
çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile, 'Gusül
abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile
yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama
asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede
olmaktır.
Türk olmak, ecdadın yaşadığı
kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden
fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle
Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz
hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak.
Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine
vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte
yatırmaktır Türk olmak.
Türk olmak, milli
maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a
aşık olmaktır.
Türk olmak, aşkını ölesiye
sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir.
Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa
girmektir. En güzel aşk şiirlerini yüreğinde
hissetmektir. Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk
olmak.
Milletine sövmektir, ama başkasına
sövdürmemektir, Türk olmak.
Türk olmak Yunus'u
bilmektir, Aşık Veysel'i sevmektir. Mevlana'yı,
Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî -tek bir
satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk
olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövül
düğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin
derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen
Türküsü'nde... Hayatın sana verdiklerine 'Nasip',
vermediklerine 'Kısmet' demektir. Her işin
'Hayırlısına' inanmaktır ve ağlamamak için çok
gülmekten çekinmektir.
Türk olmak, Asya'da
batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir. Irk
sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan
ötürü sevmektir. Magazin programları ile dizilerin
arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü
toprağını atabilmektir.
Türk olmak, mahalle
maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken,
milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla
oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga
etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak,
buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar
yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek,
sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan
sandıkta kesmektir.
Türk olmak en zayıf
gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli
gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini
bilerek tevekkül göstermektir. Zor iştir Türk
olmak.
Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur
damlasına hamdetmek, her çıkan başak için
şükretmektir.
Türk olmak, medeniyetler
mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.
Ve
büyük önder Atatürk'ün kurduğu cumhuriyeti
ilelebet payidar kılıp; Ne mutlu Türk'üm
diyebilmektir.
|
|
|
N0.: 239 Tarih: 04.11.2009
Saat: 09:14
Kaleme alan: samed
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: ankara
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bölücü açılımını geniş anlamda 10 kasımda oturup
görüşecek olan hükümetimizin babalarının ve
kendilerinin düşüncelerinin özeti parantez
içindedir (Evet Mustafa Kemal geldikleri gibi
giderler dedin aynen öylede oldu ama bak yine
geldik ve senin bir ölüm yıl donumunde senin
ulkeni pay etmenin planlarını yapıyoruz. Ve senın
cok guvendıgın Turk mılletın ZEHIRLENMIS GIBI HIC
BIR SEY YAPMADAN DAMARLARINDAKI O KAN CEKILMIS
GIBI OTURUP BİZİ SEYREDİYOR.)Pekala sizce
öylemi.Biz öyle düşünmüyoruz nemi düşünüyoruz
(GERÇEK MÜSLİMANLAR GİBİ PEYGAMBER DUASIYLA
SİLAHIMIZI GÖMDÜGÜMÜZ YERDEN CIKARIP MUSTAFA
KEMAL IN BU KEZ CENNETTEN VERDİGİ VE BİZİM SU AN
AP ACIK DUYDUGUMUZ ŞU EMRİ DÜŞÜNÜYORUZ SİZE
SAVASMAYI DEGİL ÖLMEYİ EMREDİYORUM.
|
|
|
N0.: 240 Tarih: 03.11.2009
Saat: 23:58
Kaleme alan: LEVENT
, BOZDAG
Katıldığı
şehir veya ülke: İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Linç…
TÜRK Ordusu devleti yıkmak
istiyor… Ama PKK demokrasiyi kurtarmak
için
düğün-bayram çıkageliyor…
Türk
Silahlı Kuvvetleri suçlu…
PKK
suçsuz…
PKK militanları
serbest…
Ama askerler
yargılanmalı…
Öyle
mi?..
(………)
Hafta
başında; PKK’nın Apo posterleri, bayrakları,
üniformaları, sloganları ile
gelişini sevinçle
karşıladılar… Aynı haftanın sonunda Türk
Silahlı Kuvvetleri’ni
rejimin düşmanı
ilan ettiler…
Genelkurmay
Başkanı’nı almalı, komutanları atmalı,
karargâhtaki subayları içeri tıkmalı
diyorlar.
PKK?..
Atlamalıyız
boyunlarına…
Türkiye, askerine kurşun
sıkanları bağrına basmalı…
Asker
tehlikeli…
PKK
değil…
*
Niçin bu
linç?..
Nedir bu nefret?..
Askerlerin
TBMM’den geçmiş İç Hizmet Yasası gereği;
irticai faaliyetleri izlediğini, laik cumhuriyet
karşıtı oluşumları yakından gözlediğini ve bunları
kendi aralarında değerlendirdiklerini (kimisi
saçma sapan olsa da) bilmeyen var mı?..
Tabii
ki bu eleştirilebilir de…
Ama bu
aşağılama, bu hakaret, bu linç niçin?..
Bir
ülkenin aydınları ilk fırsatta kendi ordusuna
karşı bu kini, bu nefreti
niçin
kusar?..
*
PKK’y
ı dahi baş tacı edersiniz de, size dünyanın en
şanlı zaferlerini ve o zaferler üzerine kurulmuş
bu cumhuriyeti armağan eden ordunuzu
tekmelersiniz…
Ben anlıyorum aslında
sizi; Atatürk Türkiye’sini bitirme-tüketme,
yerine din
referanslı devlete dönüşme
projesinin parçasıdır bu.
Ondandır bu
linç…
Bekir Coşkun
28 Ekim
2009
|
|
|
N0.: 241 Tarih: 03.11.2009
Saat: 23:47
Kaleme alan: LEVENT
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: İSTANBUL
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Cumhuriyet kadınları…
SEN
oradasın…
Kimi zaman durakta görürüm
seni.
Fabrikada, atölyede, tezgâhta,
bilgisayar başında, okulda, masanın arkasında,
çarşıda-pazarda, yaşamın orasında ya da
burasında… O dimdik-mağrur duruşunun sana ne
kadar çok yakıştığını düşünürüm.
Son
zamanlarda gözlerinde endişe ve hüzün
var…
Anaçlığın sana verdiği kaçınılmaz
duygudur o; aydınlık güzel günler tehlikeye
girdiğinde, ufukları kara bulutlar sardığında,
medeniyete giden pırıltılı yollar kapandığında,
anaçtır, önce kadınların canı
yanar…
Olsun…
Sen
oradasın ya…
Çocuklar okul dönüşü ekmek
arasına peynir-domatesi severler, en çok da senin
elinden…
Onlara söyle:
Bugün
Cumhuriyet Bayramı…
Korkmadan
kutlasınlar…
Onlara Mustafa
Kemal‘i hatırlat… Bu cumhuriyetin
nasıl kurulduğunu, bir gece meşalelerini yakıp
yola çıkan bir avuç yürekli-yiğit insanın
aydınlığa doğru büyük yürüyüşünü, bu ülkenin nasıl
var olduğunu…
Ve bugünleri; ihaneti
anlat…
Ben, cumhuriyet kadınlarının
yobazlığa-ilkelliğe-karanlığa asla
yenilmeyeceklerine inanırım her
zaman…
Onları orada-burada gördüğümde
yüzüm güler…
Kendimi yüreğiyle o
kadınlardan birine bağlı erkek, aynı zamanda başı
okşanmayı bekleyen bir çocuk gibi hissederim. Bu
duygu bana, “Asıl olan; kadınlar
yenilmedikçe savaşın kaybedilmeyeceğini”
söyler.
Bugünler zor
günler…
Cumhuriyetimize kasteden bir
karşı devrimin tam ortasındayız…
Ve
bugün hüzünlü bir Cumhuriyet
Bayramı…
Olsun…
Sen oradasın
ya…
Başın dimdik, gözlerinde cumhuriyet
kadınının çağdaşlık-aydınlık sevdası
var…
Söyleyeceğim herkese; sen oldukça
korkmasınlar…
Bekir
Coşkun
29 Ekim 2009
|
|
|
N0.: 242 Tarih: 02.11.2009
Saat: 15:23
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
BİR KADIN ÇEKİP GİTTİĞİNDE.....
Onlar,bir gün çekip gittiklerinde,
peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok
olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun
içindeki eski düğmeler, özenle
saklanmış
küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki
kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan
gelen tıkırtılar susar, yetim
kalmıştır
tabaklar.
Bir kadın gittiğinde
hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu
büker "sarıkız".
O teki kalmış eski
bardağın anlamını bilen olmaz Değerini kimse
anlayamaz
krom hac tasının.
Balkon artık
sessizdir
Koridor kimsesiz.
Bir kadın
gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi
gider aslında; Bir ağır işçi, bir
temizlikçi,
bir bakıcı, bir bahçıvan, bir
muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir
dost...
Bir arkadaş...
Bir
sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın
gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın
gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar,
dualar
yetim kalır.
Kapı eşiğindeki
"Dikkat et..." duyulmaz, Annesi
gitmiştir "geç
kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük
boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın
gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında Ve bir
kadın gittiğinde
pek çok "yetim"
bırakmıştır arkasında.
HAYATINIZDAKİ KADINI YİTİRMEMENİZ
DİLEĞİYLE.......
Bekir
Coşkun
|
|
|
N0.: 243 Tarih: 02.11.2009
Saat: 09:41
Kaleme alan: Yusuf
, köksal
Katıldığı
şehir veya ülke: Albstadt / ALMANYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Türkiye'nin kaç yüzü var
Birinci yüz
New York’ta 5’inci caddede bir resim
galerisi...
Uğur
Cebeci’yle içeri girince, duvardaki bir
resme çarpılıyorum...
Bir
nü...
Karakalem bir kadın... Müthiş bir
hüzünle uzanmış..
Karşısında uzun süre
kalınca galerinin sahibi geliyor.
*
Hoşgeldiniz.
Nerelisiniz?
“Türkiye”
dedikten sonra soruyorum:
* Bu resim ne
kadar?
Bu defa galerici
soruyor:
* Siz bu resmi alabilir
misiniz?
Şaşırıyorum:
* Ne demek
alabilir miyim? Nasıl
yani...
“Yani” diyor
galerici; biraz da utanarak;
“Siz
Müslüman bir ülkesiniz
de...”
Uğur’la bakışıyoruz...
Aslında ne çok şey anlatabiliriz. Mustafa Kemal
deriz. Demokrasi deriz. Laiklik
deriz...
Boş verip susuyoruz... Terk eder
gibi çıkıyoruz orayı... Yalnızca Uğur şöyle
diyor:
“Bu muyuz biz yahu?”
İkinci yüz
Atlantik üzerindeyiz.
Yanımda
dünyayı gezen bir Alman kadın oturuyor.
Tokyo’dan Münih’e gelmiş, New
York’a geçiyor. Orada üç gün kalacak. Sonra
Singapur...
Uzun sohbetin en vurucu
cümlesi şuydu:
“October
Fastivali’ni yapamadık. Çünkü “Taliban
alarmı” verildi... Müslümanlar neden böyle
bir teröre sapıyorlar...
Ne çok sözüm
vardı... İslam’ın nasıl bir “insan
sevgisi” olduğunu, Yunus’u,
Mevlânâ’yı, Mesnevi’yi,
Hallaç’ı, dinin aslında bir insan kalbi
olduğunu, İslam’ın çiçeğin açışında, suyun
toprağa dokunuşunda olduğunu
söyleyebilirdim...
“Yanılıyorsunuz&
#8221; dedikten sonra sustum. İçimdeki fırtınayı
Atlantik’e bıraktım...
Üçüncü yüz
Uçakta
gazeteler dağıtıldı Bir
manşet:
“Türkiye yüzünü
Doğu’ya mı dönüyor...”
Bir
başkasında yorum:
“Türkiye
Batı’dan kopuyor mu?”
Nereden
çıkıyor bunlar...
Aniden bir kampanya
sanki...
Bu durum, İsrail’in medya
üzerinden Türkiye’yi kuşatması olabilir
mi?
Çünkü aniden başladı. Gerilen
ilişkiler. Oysa daha düne kadar Türkiye’nin
Ortadoğu’da oynadığı rol
övülüyordu.
Rapordaki
yüz
Egemen Bağış’ı
aradım. AB’den sorumlu bir bakan olarak.
Dostça sordum. O da açıkça cevap
verdi...
Bakın Avrupa Birliği’nin
ilerleme raporunda Türkiye’nin Doğu-Batı
arasındaki çizgisi nasıl anlatılıyor:
*
Türkiye, Kürdistan bölgesel yönetimi de dahil
olmak üzere, Irak makamlarıyla yakın resmi
temaslarını korumuştur. Genel olarak ikili
ilişkilerde iyileşme sürmüştür.
*
Türkiye, Irak ile Suriye arasındaki gerilimlerin
azaltılması çabalarında önemli bir rol
oynamıştır.
* İran ile ilişkiler
konusunda, Türkiye, sadece ikili düzeyde değil,
aynı zamanda bölgesel istikrar açısından
İran’ı bölgede önemli bir ortak olarak
görmektedir. Türkiye, İran’ın nükleer
programıyla ilgili AB tutumunu desteklemektedir.
* Türkiye Cumhurbaşkanı, İranlı muadili
ile mart ayında Tahran’da yaptığı görüşmede,
İran’ı bölgede yapıcı bir rol oynamaya ve
nükleer anlaşmazlık konusunda uluslararası toplum
tarafından önerilen fırsatları değerlendirmeye
davet etmiştir.
* Türkiye, Ortadoğu barış
sürecinde oynadığı yapıcı rolü sürdürmüştür.
Aralık 2008’e kadar Türkiye, Ocak
2009’daki Gazze çatışmalarını takiben sona
eren İsrail ile Suriye arasındaki dolaylı
görüşmelerde arabuluculuk yapmıştır. Türkiye,
arabuluculuk çabalarını sürdürme isteğini beyan
etmiş, ancak taraflar görüşmelere yeniden
başlamayı kabul etmemişlerdir.
* Gazze
çatışmaları sırasında, Türkiye, İsrail’in
askeri operasyonlarıyla ilgili endişelerini güçlü
bir şekilde ifade etmiş ve bir ateşkese
varılmasında aktif rol oynamıştır.
*
Türkiye, diplomatik faaliyetler ve UNIFIL’e
katılımı vasıtasıyla Lübnan’da istikrarın
tesisine katkıda bulunmayı
sürdürmektedir.
* Türkiye, Afganistan ve
Pakistan’ı yakınlaştırmaya yönelik değerli
çabalarını sürdürmüştür.
Belgedeki yüz
Evet
AB’nin Türkiye raporu böyle
diyor.
Ben Türkiye’nin
Ortadoğu’da barış trafiğinin büyük bölümünü
yakından izledim.
Dışişleri bakanı Ahmet
Davutoğlu ve Müsteşar Feridun Sinirlioğlu ile
bölgenin “diplomasi labirentlerini”
birlikte gezdim...
Türkiye sınırlarında
“sıfır problem” için bir politika
geliştiriyor.
Bunu yaparken
“dondurulmuş sorunları” ısıtıyor. Ve
elbette sancılı oluyor.
Ve
Ortadoğu’da Batı’nın “barış
hattı”nı kurmaya çalışıyor.
Belki
de Ortadoğu’yu Batı’ya anlatmaya
çalışıyor.
Ama bunu yaparken çatlamalar
oluyor. İsrail işte böyle bir
çatlamadır.
Bana öyle geliyor ki,
pompalanmaya çalışılan, “Türkiye
Batı’dan kopuyor” baskısı bir
“kuşatma politikası”nın
ürünü.
Öyle olmasa bu raporu okuduktan
sonra hep birlikte sorabiliriz:
Hangi
Türkiye... Ya da Türkiye’nin kaç yüzü
var?
Belge olan rapordaki
Türkiye’dir. Bu nedenle inanılması gereken
yüz de odur.
Bu yazi Fatih
Cekirge´den !!!!
|
|
|
N0.: 244 Tarih: 01.11.2009
Saat: 17:26
Kaleme alan: Hakan
, BOZDAĞ
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA - Keçiören
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Ne olur,,,,,, benim gibi safları daha fazla
zorlamayın......
Ellerini kollarını sallaya
sallaya ülkeye giren 34 PKK’lının 29’u 10’ar
dakikalık savcılık sorgusunun ardından, 5’i de
çıkarıldıkları “seyyar” mahkeme tarafından
“suçsuz” bulundular.
Bunların
hiçbiri PKK üyesi olduklarını inkâr
etmediler.
İfadelerinde bölücübaşından
“önder” diye söz ettiler, onun verdiği talimatla
geldiklerini itiraf ettiler.
“Dağa
çıkmaktan, devlete karşı faaliyetler göstermekten
dolayı pişmanız” falan da demediler.
Türk
Ceza Kanunu’nun 307, 309, 311, 312, 313 ve
314’üncü maddesine muhalefet ettiklerini kabul
ettiler.
Devleti, hükümeti yıkmak ve Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne zarar vermek için kurulan
örgütün üyesi olduklarını göğüslerini gere gere
açıkladılar...
Ama
sonuçta...
Defalarca ağırlaştırılmış
müebbet hapis istemiyle yargılanmaları gerekirken,
serbest bırakıldılar!
***
Gelelim Silivri’deki duruşmaya:
Önce
çeşitli suçlara karıştıkları belirlenen bazı
“mimli” isimler tutuklandı.
Sonra bunlara
emekli komutanlar, rektörler, öğretim üyeleri,
hukukçular, sendikacılar, iş adamları, gazeteciler
eklendi.
Çoğu birbirlerinden “bir kaşık
suda boğabilecek” kadar nefret eden bu “karma
topluluk”tan “Ergenekon Terör Örgütü” isimli bir
örgüt ortaya çıkarıldı.
100’ü aşkın
şüpheli tutuklandı, özgürlükleri ellerinden
alındı.
Sorgulamaları PKK’lılar gibi
10’ar dakika değil, aylarca
sürdü.
Evleri, iş yerleri hallaç pamuğu
gibi atıldı.
Yine de doğru dürüst bir
delile ulaşılamadı.
Bunca insanın
yargılanmasına gerekçe olan iddialar, çoğu PKK
üyesi “gizli tanıklar”ın verdiği ifadelerle
sınırlı kaldı.
***
Kısacası; açıkça “Ben terör örgütü
üyesiyim” diyenin serbest bırakıldığı bu
ülkede...
“Ben öğretim üyesiyim, bu
örgütün adını bile ilk kez duyuyorum”, “Ben emekli
askerim, hayatım PKK’yla mücadeleyle geçti” , “Ben
gazeteciyim, tek suçum iktidar yandaşı olmamak”
diyen insanlar hâlâ
cezaevinde...
***
PKK’lılar “suçsuz” olduklarına göre; demek ki
neymiş?
Bu ülkede 30 yıldır işlenen bütün
cinayetlerin arkasında Ergenekon
varmış!
Dağlıca baskınını terörist Sinan
Aygün’ün başında olduğu tim
gerçekleştirmiş...
Aktütün’ü terörist
Mustafa Balbay ve arkadaşları
basmış...
Üzümlü’yü basanların başında
terörist Prof. Dr. Mehmet Haberal
varmış...
Mayınları terörist Tuncay Özkan
döşemiş...
Öğretmenleri terörist İlhan
Selçuk öldürmüş...
Mühendisleri terörist
Hurşit Tolon kaçırıp, kurşuna
dizmiş...
***
Hukukun
üstünlüğüne, hukuk devletine ve adalete güvenmek
istiyorum...
Ne olur... Benim gibi “saf”ları daha fazla
zorlamayın!
Not:Bu yazı Atatürkçüler adlı
bir gruba ait Fecebook sayfasından
alıntıdır.
*****
|
|
|
N0.: 245 Tarih: 31.10.2009
Saat: 10:28
Kaleme alan: Tuğba
, ÇİMEN (ŞAHİNOĞLU)
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
HOŞGELDİN " TOSUN " BEBEK SEMRA VE RASİM
ÇİFTİNE HAYIRLI OLSUN DİYORUM GÜLE GÜLE BÜYÜTÜN
SEMRACIM ÖPÜYORUM SENİ ANKARADAN SEVGİLER...
|
|
|
N0.: 246 Tarih: 31.10.2009
Saat: 08:46
Kaleme alan: mehmet
, özdemir
Katıldığı
şehir veya ülke: almanya
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
yegenim serife ve akif tosun ,un bir erkek
torunlari olmus gözünüz aydin olsun derim yüce
mevlam hayirli ömür versin anne ve baba siyla bir
ömür mutluluk lar dilerim
selamlarimi bildiririm
hüsne ve mehmet özdemir
|
|
|
N0.: 247 Tarih: 29.10.2009
Saat: 16:25
Kaleme alan: Hacı
, Ercan
Katıldığı
şehir veya ülke: Hollanda
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı.
En büyük
bayramdır tüm yurttaşlarımıza kutlu olsun...
|
|
|
N0.: 248 Tarih: 29.10.2009
Saat: 13:43
Kaleme alan: Tuğba
, ÇİMEN (ŞAHİNOĞLU)
Katıldığı
şehir veya ülke: ANKARA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
29 ekim CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
|
|
|
N0.: 249 Tarih: 29.10.2009
Saat: 10:46
Kaleme alan: Tacettin
, SAPMAZ
Katıldığı
şehir veya ülke:
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
Tüm Milletimizin
Cumhuriyet
Bayramı Kutlu Olsun
|
|
|
N0.: 250 Tarih: 28.10.2009
Saat: 20:34
Kaleme alan: HASAN
, TOSUN
Katıldığı
şehir veya ülke: ANTALYA
» e-Mail adresi »
Internet sitesi
CUMHURİYTİMZİN 86``CI YLLI KUTLU OLSUN.
|
|
|